29 Eylül 2020 Salı Saat:
07:15

Büyük Türkiye devrimi

05-08-2014 12:35


Bazılarına fantastik gelebilir. Bazıları hayalci bulabilir. Bazıları kötü niyetle bu bakışı itibarsızlaştırabilir. Ama Birinci Dünya Savaşı bizim için yüz yıl sonra bitti. Yeni bir tarih başladı ve bu tarih yeni Türkiye'yi inşa ediyor.

Yüz yıl boyunca varolan vesayet sistemi, bu ülkeyi Anadolu sınırlarına hapsetmiştir. Kafasını her kaldırdığında ya bir askeri darbe ya ekonomik kriz ya da iç çatışma senaryolarıyla yeniden diz çöktürülmüştür.

İşte o vesayetçiler, bizim için yeni bir Yirminci Yüzyıl senaryosu yazdılar. İçeride, yıllarca kendilerinden beslenenlerle el birliği içinde yeni bir cephe kurdular. Türkiye'nin, Anadolu insanının, insanlarımızın büyük uyanışını, ayağa kalkışını engellemek için kirli bir savaş yürütüyorlar.

 

20. Yüzyıl boyunca Ortadoğu'daki rejimler gibi Türkiye de vesayetle yönetildi. Politikacılar, siyasi söylemler sadece dar alanlarında kendilerine tanınan iktidar kadar var olabildiler. Bir üst yönetim, bir uluslararası irade Türkiye'nin ekonomisinden iç politikasına, bölgeye ve geçmişine bakışından uluslararası ilişkilerine kadar her şeyini dizayn etti. Milyonlarca insanımız on yıllarca bu söylemlerle, bağımsızlık yalanlarıyla aldatıldı.

İşte Birinci Dünya Savaşı'nın bitişiyle, vesayetin kırılmasıyla yeni bir tarih başlıyor. Yeni bir Türkiye, geçmişin bütün birikimlerini bugüne çağıran yeni bir gelecek kuruluyor. Vesayetten beslenen Türkiye'nin geleneksel muhalefeti, Cemaat gibi yeni ortakları ve uluslararası irade bu yüzden çılgına dönmüş durumda.

 

YENİ TÜRKİYE, YENİ KİMLİK

Bu yüzden Türkiye büyük bir savaş yaşıyor. Sandığınızdan çok daha büyük bir çatışma, Türkiye için varoluş mücadelesidir bu. Güçlü, kendi geleceğini kurabilen, coğrafyası Anadolu insanının gönlü kadar geniş bir bakışın meydan okumasıdır.

Çünkü yeni bir devlet kuruluyor. Yeni bir Türkiye kimliği ortaya çıkıyor. Yüz yıllık tortulardan, kamburlardan kurtularak gerçekten bağımsızlığını ve gücünü ele geçirebilen bir Türkiye şekilleniyor.

Böyle bir Türkiye'den korkuyorlar. Ürküyorlar. Çünkü onların alanlarını daraltıyor. Türkiye kontrollerinden çıkıyor. Türkiye büyüdükçe coğrafyada onların etki alanı daralıyor, küçülüyor.

Kavga bu yüzden çok büyük.

 

Eski Türkiye'nin uzantıları, uluslararası bağlantılarıyla birlikte var güçleriyle bu büyük yürüyüşü durdurmaya, öncülerini tasfiye etmeye, bu meydan okuyuş yüzünden Türkiye'yi cezalandırmaya çalışıyor.

Daha önce böyle bir çatışmaya tanık olmadık. En son Osmanlı'yı dağıtan Birinci Dünya Savaşı'nda bunu yaşadık. O zaman kaybettik. Yüz yıl rehin kaldık. Şimdi tarih tersine döndü. Bu ülke kazanacak. Tarih de, coğrafya da dünyanın içinde bulunduğu konjonktür de bize böyle bir fırsat verdi. Bu fırsat, Soğuk Savaş'ın bittiği, küresel sistemin çöktüğü 1990'larda başladı.

Dolayısıyla Türkiye'nin ortak mücadelesidir bu. Siyasi kimliklerin, çevrelerin, ideolojik ayrımların ötesinde bir şeydir. Yüreği sağlam olanların meydanda olduğu bir hesaplaşmadır.

 

Yüreksizlerin, zihinlerini rehin vermişlerin, korkularını ideolojik kılıflar ve muhalefet söylemi arkasına kamufule edenlerin değil.

Bu bir siyasi parti meselesi, iç politika meselesi değil, Türkiye mücadelesidir. İçerideki vesayetçi oligarşiye, dışarıdaki vesayetçi ülkelere karşı Türkiye'nin yanında yer alma meselesidir.

 

KAHRAMANLAR ÇAĞI

Tarih, herkesin bugünkü pozisyonunu sorgulayacak. 'Kim nerede ne için yer aldı' sorusunun cevabını bütün açıklığı ile gelecek nesillere aktaracak. Kahramanlar çağında kişisel öfkelerine yenilenleri mahkum edecek.

İhanet edenleri yargılayacak.

Mücadelenin siyasi dili de daha önce gördüğümüz hiçbir siyasi kimlikle, hiçbir kalıpla örtüşmüyor. Varolan kalıplara göre pozisyon alanlar açığa düşecek. Çünkü bu yürüyüşün siyasi dili Türkiye'dir; bağımsızlıktır, güçlü olmaktır, yüz yıllık vesayetten kurtulmadır.

 

Bu bir Türkiye devrimidir ve siyasi tarihte yerini böyle alacaktır.

Dolayısıyla devrimi, büyük dönüşümü besleyenleri tasfiye edip ülkeyi yeniden dizleri üstüne çökmeye zorlayanlar, Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı siyasal otoritesini yok edenlerin mirasçıları olarak anılacaklardır.

Çünkü bu savaş, Birinci Dünya Savaşı'nın devamıdır. O tarihten bu yana tanık olmadığımız ihanet de bu yüzden çok ağırdır.

 

Onlar ihanet etseler de Cumhuriyet tarihinde ilk kez millet, onların siyasi ufuklarının çok ötesine geçmiş ve ülkesine sahip çıkmıştır. Bu ülkenin insanları, on yıllardır kendilerini yönetenlerin siyasi kimliklerini ve söylemlerini ayakları altında ezmiş, onlara ağır bir cevap vermiş, onların fersah fersah önüne geçip Türkiye'nin önünü açmış, büyük değişime sahip çıkmıştır.

Müthiş bir tavır, müthiş bir siyasi bilinç gösterisi yapmıştır.

Daha önce dar siyasi çevrelerle amaçlarına ulaşabilenler, kitlesel desteği, kitlesel uyanışı aşmayı bu sefer başaramamışlardır. Türkiye'yi durdurma mücadeleleri rezil bir şekilde başarısız olmuştur.

 

VESAYETÇİ KADRO İLK KEZ MİLLETE YENİLDİ

Cumhuriyeti yöneten, devlet iktidarını elde tutan dar ideolojik kadro ilk kez Anadolu insanına yeniliyor. Yıllarca horladıkları, ezdikleri, kişilikleriyle oynadıkları, tarihleriyle ve onurlarıyla alay ettikleri kitleler, tarihi hafızasını yenileyerek büyük mücadelede en sağlam yerde durmayı bildi.

İşte bu insanlar, aşağılanmışlığın hesabını soruyor şimdi. Bir tarihi sonlandırıp yeni bir tarih başlatıyor. O uluslararası statükonun, o yerli ortaklarının defterini dürüyor.

 

Onların kurduğu Türkiye projesini kafalarına geçirip yepyeni, güçlü, coğrafyayı da etrafına toplayan yeni Türkiye projesi için harekete geçiyor.

Ama mücadele devam ediyor. Durmayacaklar. Çok daha tehlikeli, çok daha acı senaryolar deneyecekler. Ellerinden gelse, kişisel, dar çevre çıkarları için, vesayetçi efendileri için Türkiye'ye çok daha ağır bedeller ödetecekler.

Cumhurbaşkanlığı seçimi Cumhuriyet tarihinin en önemli tercihidir. Cumhurbaşkanı

seçmek değil, yeni Türkiye projesine onay vermektir.

 

Etnik kimlik, mezhep kimliği, sığ siyasi anlayışlar, dar aşiret kavgalarını andıran siyasi hareketlere son verip yeni bir toplumsal sözleşme, yeni bir Türkiye sözleşmesi için referandumdur.

Artık ulus devlet kalıplarına, Anadolu sınırlarına sığmayan Türkiye'nin ortak çığlığıdır. Akrabalarını, kardeşlerini, eski komşularını yanına çağıran bir derin akıl, bir bilinç hareketidir. Coğrafyayı ve tarihi yeniden uyandıracak meydan okuyuştur.

Tıpkı bir bağımsızlık oylaması gibidir. Yeni Türkiye'nin bağımsızlık gösterisidir.

 

17 ARALIK ÇOKULUSLU MÜDAHALEDİR

Türkiye'nin geleneksel muhalefeti maalesef bu çığlığı duymadı, kendini yenileyemedi. Hiçbir söylem ve proje üretemedi. İnsanlarımızın çizdiği ufka bile ulaşamadı. Bu başarısızlığı, bu çaresizliği vesayetçi yeni cephede yer alarak örtmeye çalıştı. Kaybetti. Kaybetmekle kalmadı, tarihin ters tarafında yer aldı. Cumhuriyet tarihinin en büyük fiyaskosu olarak kayıtlara geçti.

 

Son bir yıldır, sokaklardan ve sistem içinden hareketle sahnelenen bütün yıkım projeleri bu yüzdendir: Türkiye'nin büyük dönüşümünü durdurmak, öncülerini tasfiye etmek, kelepçeleyip hapislere doldurmak içindir. Ama dikkat edin, hepsi milletin coşkulu desteğiyle başarısız oldu.

yazının devamı için tıklayın...

http://yenisafak.com.tr/yazarlar/IbrahimKaragul/buyuk-turkiye-devrimi/55172

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !