20 Kasım 2017 Pazartesi Saat:
15:16
22-09-2017
  

Camlıkahve Ehlibeyt Mescidi'nde Muharrem

Kerbela’da yaşanan katliam neredeyse her gün karşılaştığımız bir kazadan daha mı önemsiz...

Facebook da Paylaş

 

 

Hz. Hüseyin (a.s) ve vefalı yarenin Kerbela'da şehit edildiği ay olan Muharrem Ayı'nın girmesiyle Kerbela katliamını anmak için dünyanın birçok yerinde olduğu gibi ülkemizde de matem merasimleri düzenlenmeye başladı.

 

Camlıkahve Ehlibeyt Mescidi’nde düzenlenen anma ve matem programı, kılınan akşam namazının ardından Ali Turan hocanın okuduğu "Aşura Ziyareti" ile başladı.

 

 Aşura Ziyareti'nin ardından kürsüye çıkan Ehlader Genel Başkanı Kadir Akaras hoca, Hz. Hüseyin'in ve Kerbela Kıyamı'nın 14 asır sonra bile neden hala gündemde tutulduğunun sebeplerine değinirken;

 

"Kerbela'yı neden sürekli gündeme getiriyorsunuz diye soranlara sormak istiyoruz;

 

* İnsan ölümüyle sonuçlanan bir trafik kazasında bile "Kaza nasıl gerçekleşti, kazada kaç kişi öldü, kazanın boyut, kazanın suçlusu?" kim gibi sorularla en ince detayına kadar araştırma yapılıyor.

 

Kerbela'da da insan ölümüyle sonuçlanan bir vakıa yaşanmıştır. Bu vakıayı araştırmak gerekmez mi? Yaşanan hadisenin sebebi neydi? Taraflar kimlerdi ve neden karşı karşıya geldiler? Katliamın boyutu ne? Kaç kişi hayatını kaybetti?

 

Kerbela'da yaşanan tarihin en acı ve en vahşi katliamı neredeyse her gün karşılaştığımız bir kazadan daha mı önemsiz?

 

En basitinden; Kerbela vakıasının boyutuna bakalım. Henüz 6 aylık bir bebekten (Hz. Ali Asğer) tutun 75 yaşında (Habib bin. Mezahir) bir ihtiyar insana varıncaya kadar 70'in üzerinde insan hunharca katledildi. Bu bile Kerbela'nın araştırılmaya değer bir hadise olduğunun en açık kanıtıdır." şeklinde konuştu.

 

Konuşmasının devamında Muharrem Ayı'nın bayram değil matem ayı olduğuna vurgu yapan Akaras hoca sözlerine şöyle devam etti;

 

"En yakın arkadaşınız evladını kaybetse ona başsağlığı dilemeye gitmez misiniz, gidersiniz. Çünkü gitmezseniz arkadaşınızın size kırılacağını hatta gönül koyacağını çok iyi bilirsiniz. Hatta kırılmasa veya gönül koymasa bile gidersiniz. Çünkü insanlık, sevgi, dostluk ve gönül bağı bunu gerektirir.

 

Şimdi  "Anam-babam sana feda olsun" dediğimiz Fahr-i Kâinat Hz. Muhammed'in (s.a.a) omuzlarının ziyneti olan biricik torunu Hz. Hüseyin (a.s) Kerbela'da vahşice katledilmiş, kızları ve gelinleri esir edilmişken bazıları bırakın Peygamber'e başsağlığı dilemeye gitmeyi bu ayı bayram havasında yaşıyor, tebrik mesajları gönderiyor!

 

Hz. Hüseyin'e (a.s) bizzat Peygamber'in (s.a.a) kendisi ağlamıştı. Hal böyleyken bu büyük musibetten dolayı Peygamber'e (s.a.a) başsağlığı dileyen, Hz. Fatıma'nın (s.a) gözyaşlarına ortak olan bizleri ölüyü ağlamak bidattir diyerek suçluyorsunuz. Ama Peygamber hicretten sonra yaşadığı 10 yıl boyunca 1 kez olsun hicri yılbaşını kutlamadığı halde Peygamberin sünneti adı altında hicri yılbaşını kutluyor ve bunu bidat kabul etmiyorsunuz! Bu nasıl bir yaklaşımdır."

 

Program, Ali Turan hocanın okuduğu mersiye ve sinezenilerin ardından edilen dualarla son buldu.

 

Programın videosunu izlemek için linke tıklayabilirsiniz.

 

http://www.mihrap.tv/2-muharrem-ehlibeyt-camii_i9706.html

 

Ehlader HABER

 

 

 

 

 

 

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler