01 Aralık 2020 Salı Saat:
00:44

Cennetteki Huri Nimetine Kur'an ve Ehl-i Beyt Işığında Yeni Bir Bakış

18-11-2020 19:04


 

 

 

 

 

 

  
 
 
 
Hûr kelimesi, iri gözlü erkek anlamındaki ahver ve iri gözlü kadın anlamındaki havrâ kelimelerinin ortak çoğuludur.¹ İyn ise eril a'yen (büyük ve iri gözlü erkek) ile dişil aynâ (büyük ve iri gözlü kadın) kelimelerinin ortak çoğuludur.²
 
"Hum ve ezvâcuhum" (Yasin/56) "Onlar ve eşleri" anlamındadır ve hem erkekleri, hem de kadınları kapsar. Dolayısıyla hadislerden birindeki "kullu mu'minetin havrâ'un aynâ" (her mümin kadın, iri gözlü bir huridir)³ tabirinden, mümine kadınların da bu kapsamda olduğunu anlayabiliriz. Zira Arap lügatinde dendiğine göre, karı anlamındaki zevce fasih Arap grameri açısından yanlıştır ve asıl doğru tabir, her iki cinsin bireyi için zevc tabirinin kullanılmasıdır.
 
Nisâ suresinin birinci ayetinde "ondan eşini yarattı" sözünde de zevc tabiri vardır. İmam Sadık'ın (a.s) sahih senetle nakledilen Hasan ibn-i Süleyman el-Hillî'nin eş-Şifâ'u ve'l-Cilâ kitabında geçen rivayetinde, Hz. Adem'in çocuklarının eşleri için geçen bir tabir vardır. İmam (a.s) o rivayette onların evlendiği huri ve cinler için, "havrâ" (huri kadını) veya "cinniyye" (cin kadını) tabirini kullanmakta, bu iki tabire "fî sûreti insiyyetin", yani insan şeklinde tabirini eklemektedir.⁴ Bu kelimenin başka nerede geçtiğine baktığımızda, "Fatıma (s.a) insan şeklinde bir huri olarak yaratılmıştır"⁵ hadisi karşımıza çıkmaktadır. Hz. Fatıma'nın böyle vasfedilme sebebi, Peygamber Efendimiz'in (s.a.a) kırk günlük itikâfından sonra yemiş olduğu cennetten getirilen meyvelerle alâkalıdır.⁶ Yani Hz. Fatıma'nın nütfesi cennet meyvesiyle oluşmuştur. Yine bütün peygamber kızları ve huriler gibi o da kadınlara has durumları görmemektedir. Böyle bir durumu, peygamber kızlarından sadece Hz. Sâre, 90 yaşında Hz. İshak'ın doğacağı müjdesine bir delil olsun diye görmüştür. Böylece, "biz onları yeni bir yaratılışla yarattık" (Vâkıa/35) ayetinden hareketle, hurilerin de gerçekte Adem neslindekilerle birlikte Hz. Adem'den önceki yedi çeşit insan sınıflarının kadın ve erkekleri olduğunu diyebiliriz. İmam Bakır'ın (a.s) Hz. Adem'den önceki yedi çeşit insan neslini anlatırken, aynı hadisinde hemen peşi sıra "Hayır! Allah'a andolsun ki, cennet yaratıldığından beri mü'minlerin ruhlarından boş kalmadı" tabirinden bunu anlayabiliriz.⁷
 
Çünkü cennetin ilk yaratılışı da, ruhani yaratılış olmuştur.
 
Hadislerde cehennemde asiler için yaratılan yeni beden hakkında, kerpiçin kırılıp üzerine su dökülerek işlem yapılması ve sonra eski şekline döndürülerek onarılmasına benzediği buyrulmakta, onarılan kerpicin tamamen eskisiyle aynı olamayacağı buyrulmaktadır.⁸ Dolayısıyla, hadislerde hurilerin yaratıldığı madde, cennetin toprağı olduğundan,⁹ yaratmanın tekrarını, dünyadaki topraktan yaratılma gibi, bu sefer ise cennet toprağından yeniden yaratılma veya ona uygun şekilde şekil değiştirme olarak bilebiliriz. İmam Sadık (a.s) hurilerin önceden dünyada mı yaratıldığını, yoksa cennetteki ayrı bir varlık mı olduğunu soran Ebû Basir'i, bu konuda sormaması için uyarmakta, ona namazlarına özen göstermeyi tavsiye etmektedir.¹⁰ İmam Ali'nin (a.s) sahih bir hadisinde, Nesnas hakkında, onların iyilik yapmayı ve inancı meleklerin yanına uğrayan ve onlardan dini öğrenen cinlerden öğrendiği, sonradan isyan ettikleri nakledilmektedir.¹¹ Dolayısıyla onlar için de teklif (sorumluluk) ve ceza ile mükafat (cennet ile cehennem) bulunduğunu anlayabiliriz. Bu şekilde, Kur'an ve rivayetler üzerinden, hurileri eski insan nesillerinden ve günümüz insanından oluşan cennet ehli olarak bilmemize imkan verilmektedir. 
 
Kur'ân'da hurilerin vasıfları geçerken, sadece kadınlardan bahsedilmesi, kadınların tabiatının erkeklerden bahsedilmesine uygun olmadığı içindir. Dolayısıyla, hadislerden şöyle bir sonuç çıkmaktadır: Hz. Âdem'in çocuklarının eşleri için hadislerimizde geçen huri ve cin tabiri, büyük ihtimâlle Şiilerdeki gibi Ehl-i Sünnet'in de o hadisleri kabulüne imkan vermek için buyrulmuştur ve müteşabih (benzerlik gösteren) hadislerdir. Çünkü Ehl-i Sünnet o zamanlarda Hz. Adem'den önce insana benzer bir varlığın yaşamış olacağını kabul etmiyorlardı. Adem'in oğullarına verilen hurilerden maksat, onların Hz. Adem'den önceki insan türlerinin cennete yerleşenleri ve sonradan onlar için insan suretinde yere inenler olduklarıdır. Cinlerden ise maksat ile ilgili iki ihtimâl söz konusudur: 
 
1- hadislere göre Nesnas cinlere benzediği için, onlardan dünyada geriye kalan insandansa cine ve maymuna daha çok benzeyen insansı tür
 
2- cinlerden insan şeklini almış ve Âdemî insan bedenine bürünmüş, bu yüzden Adem nesliyle çocuk sahibi olabilecek kimseler veya kadınlar
 
Nisâ suresinin birinci âyetinde "yalnızca o ikisinden yaydı" veya "o ikisinden, başkasından değil" gibi bir tabir geçmediği için, bir şeyin ispatı, ispat olunan şeyle sınırlayıcı kesin bir ifade bulunmadığı sürece başka bir şeyi reddetmek sayılmadığı için ayet Hz. Adem'in evlatlarının kardeşleriyle evlenmediği yorumuna açık olmaktadır. Böylelikle İmam Sadık'ın (a.s) buyurduğu tefsir imkan kazanmaktadır.
 
Dolayısıyla ayetlerdeki iki cinsiyeti de kapsayan çoğul eklerinden, cennette erkeklerin de kadınlar gibi huri olduğunu diyebiliriz.
 
Aradaki fark şudur ki, erkeğin tabiatı çok eş edinmeye elverişli olduğundan, kendi eşinin rızasıyla, eski insan türlerinin bekâr kadınlarıyla evlenebilecek, Adem'den önceki yedi insan türünün erkeklerinin hepsi için de bu geçerli olacaktır. Kadınlar ise, tabiatları bu işe elvermediğinden ve cennette fıtrata aykırı bir şey bulunmadığından dolayı, eski insan türlerinin veya Ademîlerin içinden kendilerine evlenmemiş bir erkeği veya kendi kocalarını seçebilecek, onu cennete ait olan diledikleri bir şekil ve surette mülakat edebileceklerdir. Mümin kadınların hurilerden hadislere göre kat kat daha güzel olmasını ise,¹² Hz. Adem neslinden olan mümin kadınlarla ilgili doğru bilebiliriz. Veyahut her bir insansı veya cin türünün karısı, ona diğer türlerin kadınlarından ve kendi türünün diğer kadınlarından çok daha güzel gelecektir. Hadîsin başında "entumu't-Tayyibûne ve nisâikum ut-Tayyibât" (siz temiz erkeklersiniz, eşleriniz ise temiz kadınlar), sözünün geçmesi bu ihtimali kuvvetlendirmektedir.¹³ Hattâ, "ve kullu Muminin Sıddîkun" (her mümin dosdoğru sözlüdür) ifadesi, mümin erkeklerin Hz. Yusuf-i Sıddık kadar güzel şekilde haşredileceklerini vurgulayan bazı hadisleri bize hatırlatmaktadır. Böylece her erkek cennette kendi eşiyle de yetinme imkânına veya mukarreb ise, hurileri sadece hizmetçi olarak alma iznine sahip olacaktır. İnsan suresinin Allah'a en yakın mukarreplerden olan Ehl-i Beyt'in cennetteki nimetlerini anlatan bölümünde hurilerden eş olarak veya herhangi bir şekilde bahsedilmediği, ama hadislerde bazen hurilerin onların erkekleri hususunda da geçtiği gibi. Erkek hurilerden Kur'ân'da bahsedilmeyişini kadınların Hz. Yusuf-ı Sıddık'tan bahseden Yusuf suresini öğrenmesinin bazı hadislere göre mekruh olmasından anlayabiliriz.¹⁴ Bizce böyle hadislerde İmamlarımızın (a.s) asıl amacı, kadınların Hz. Yusuf suresinde o Hazret'in güzelliği ve onu seven kadınlarla ilgili konuların üzerinde düşünmesinden sakındırmaktır.¹⁵ Fıkhımızda da böyle hükümler vardır. Örneğin kasap olmanın fakihlere göre mekruh olmasındaki amaç da, insanın kendi gönlünü o mesleğe alıştırmamasıdır.¹⁶ Yani böylece erkek, dilerse sadece dünyadaki eşiyle de cennette yetinebilecektir.
 
Dolayısıyla fıtrata aykırı bir şey vuku bulmayacak, erkekler ve kadınlar diledikleri şekilde cennette yaşayacaklardır.
 
Yani kadınların cennette çok eşli olacağına dair herhangi bir nass yoktur ve bu onların tek eşli olacağını gösteriyor. Cennetteki huri erkeklerden maksat ise, bu cennet kadınlarının kocaları olan sıddıklardır ki, dünyada lanetlenen ve çirkin olan her tür ilişki orada da çirkin ve cennet ehlinden uzaktır.
 
 
 
 
 
-----------------------------------------------------------------------
 
1)Râğıb Isfahânî, el-Müfredât, 1383 Şemsî baskısı, hûr kelimesi
2)Farsça Amîd sözlüğü, 1363 Şemsî baskısı, c. 1 s. 811
3)Kuleynî, Ravzatül-Kâfî, c. 8 s.365, müvesseka (güvenilir senetli) bir hadis,
4) Bihâr ul-Envâr c. 11 s. 226, muteber bir hadis
5) Delâil ul-İmame c. 1 s. 145, bir çok başka rivayetle doğrulanan bir hadis
6)Meclisî, Bihâr ul-Envar c. 16 s. 87
7)el-Hisâl, c. 2 s. 358, sahih senetli bir hadis
8)Meclisî, Bihâr ul-Envâr, c. 7 s. 39
9)Tefsîr-i Kummî, c. 2 s. 82
10) Himyerî, Kurb ul-İsnad, s. 36-37
11)Meclisî, Bihâr ul-Envâr, c. 54 s. 322
12) Feyz-i Kâşânî, Tefsîr-i Sâfî, c. 5 s. 80
13) hadisteki bu ifade, 
(ٱلۡخَبِیثَـٰتُ لِلۡخَبِیثِینَ وَٱلۡخَبِیثُونَ لِلۡخَبِیثَـٰتِۖ وَٱلطَّیِّبَـٰتُ لِلطَّیِّبِینَ وَٱلطَّیِّبُونَ لِلطَّیِّبَـٰتِۚ أُو۟لَـٰۤىِٕكَ مُبَرَّءُونَ مِمَّا یَقُولُونَۖ لَهُم مَّغۡفِرَةࣱ وَرِزۡقࣱ كَرِیمࣱ)
[Nûr Suresi 26]
"Kötü kadınlar kötü erkeklere, kötü erkekler kötü kadınlara; iyi kadınlar iyi erkeklere, iyi erkekler de iyi kadınlara yaraşır. Bunlar onların dediklerinden uzaktırlar. Bunlara bağışlanma ve üstün bir rızık vardır."
Ayetine atıf kabul edilirse daha iyi anlaşılır.
14) Kuleynî, el-Kâfî, Dâr ul-Kutub ul-İslâmiyye 1407 Hicrî Kamerî baskısı, c. 5 s. 519 ve İbn-i Babeveyh, Men lâ Yahduruh ul-Fakîh, Defter-i İntişarat-ı İslâmî Hicrî Kamerî 1413 baskısı, c. 1 s. 374
15)Bu konuya dikkat edildiğinde, Ravza tül-Kâfî'den kaynağını dipnotta zikrettiğimiz bu hadiste, okunması kadınlara tavsiye olunan Nur suresi ile, okunması tavsiye olunmayan Yusuf suresine birer atıfta bulunulduğu gözlemlenmektedir
16) Kuleynî, El-Kâfî c. 5 s. 114, 5. Cüz Maişet kitabı, Sanâât babı,
 
 
 
Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !