01 Aralık 2020 Salı Saat:
01:06
02-11-2020
  

Çocuğun Özgürlüğü

Hz. Peygamber namaz kılarken bile çocukları sırtına binmeleri hususunda serbest bırakıyordu. Hatta bundan dolayı secdesini uzatıyordu.

Facebook da Paylaş

 

 

 

 

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

 

Çocukluğun başlangıç yılları, çocuğun henüz iyi ve kötüyü, fayda ve zararı, ne yapıp ne yapmayacağı gibi konuları kâmil olarak kavrayamadığı yıllardır. Ama bu dönemde çok meraklıdır, sürekli eşyaları inceleyerek tanımaya çalışır, eline geçirdiği her şeyi duyularıyla, bakarak ve dokunarak inceler ve test eder. Onu ağzına koyar, yere vurur ve türlü üsluplarla incelediği şeyin yaptıklarına karşı nasıl bir tepki göstereceğini ve mahiyetini öğrenmeye çalışır.

 

Merak, özellikle çocukluk döneminde, insanın özelliklerindendir. Bu dönemde çocuk henüz eşyalar hakkında pek bir bilgiye sahip değildir ve eşyaları incelemek, bilgi edinebilmesi için kullanabileceği tek yöntemdir. Bu yüzden eğitimciler ve ebeveynler, eşyayı tanıma yolunu çocuğa kapatmamalıdırlar; zora sokarak, yersiz emir ve yasaklarla çocukların gelişimine ve bilgi edinmesine engel olmamalıdırlar.

 

İslâm, çocukları bu yaşta nasıl istiyorlarsa öyle davranmaları için serbest bırakır. Çünkü bunun dışında bir yol, çocuğun tabiatına aykırıdır ve makul ve mantıklı bir eğitim hareketi sayılmamaktadır. Bu yüzden İslâm’da çocuklara mükellefiyet, emir ve yasak yoktur. Aksine şöyle denir: (Yedi yaşına kadar) İlk çocukluk dönemi, çocuğun emir verme ve hüküm sürme dönemidir ve ebeveynlerin çocuğun emrine itaat etmesi gerekir.

 

“Çocuk yedi yaşına kadar hâkimdir.”[1]

 

Hâkime bir şey emredilip yasaklanabilir mi? Yoksa ona itaat mi edilmelidir? Mâsûmlar (a.s) amelen bu noktaya özel teveccühte bulunmuş ve gereksiz yere çocukların eşyaları incelemesini ve araştırmasını engellememişlerdir. Böyle yapan kimseleri de bundan sakındırmışlardır. Ümmü Halid şöyle diyor:

 

“Üzerimde sarı bir gömlek varken babamla beraber Peygamber’in (s.a.a) huzuruna vardım. Peygamber (s.a.a) “Sene, sene” diye buyurdu ki bu Habeşçe ne güzel anlamına gelmektedir. Ben bu sırada Peygamber’in (s.a.a) yüzüğüyle oynamaya başladım. Babam sertçe bunu yapmamı engelledi. Peygamber (s.a.a) ise buyurdu ki: “Onu bırak (oynasın.)”[2]

 

Bu durumda çocuğu serbest bırakmak, kendisine veya başkasına bir zarar vermesine yol açmıyordu ama babaya göre bu yapılan, çocuğun edebine ve Peygamber’in (s.a.a) yüceliğine ve konumuna uygun değildi. Bu yüzden de çocuğunu Peygamber’in (s.a.a) yüzüğüyle oynamaktan alıkoydu ama Peygamber (s.a.a) “Onu serbest bırak” diye buyurdu.

 

Açıktır ki Peygamber’in (s.a.a) sakındırmasının veya serbest bırakmasının sebebi, çocuğun yaptığı işin iyi ya da kötü olduğunu bilmemesindendir. Çocuk tabiatı gereği özgür olmayı sever, eşyaları inceler ve istediği şeyleri yapar. Bu yüzden Peygamber (s.a.a) diyor ki: Onu özgür bırak ki bu yolla hem eşyaları tanısın, hem yeni işlere girişerek keşfetsin, yaratıcılığı gelişsin ve hem de neyin iyi neyin kötü olduğunu anlasın.

 

Peygamber (s.a.a) namaz kılarken bile çocukları sırtına binmeleri hususunda serbest bırakıyordu. Hatta çocuklar sırtına bindikleri için secdesini uzatıyordu. Peygamber’in (s.a.a) İmam Hasan’a (a.s) ve İmam Hüseyin’e (a.s) böyle davrandığı birçok kaynakta fazlasıyla geçmektedir.

 

 

 

 


[1]     Hurru’l-Âmilî; Vesâilu’ş-Şia, C. 15, s. 195, Hadis 7.

[2]     Buharî; Es-Sahih, C. 4, s. 36.

 

 

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler