19 Kasım 2017 Pazar Saat:
23:43
05-05-2017
  

Çocuğunuzu Sevginizi Gösterin

Sevgi, güzel davranış ve ahlakın köküdür.

Facebook da Paylaş

 

Ehlader Araştırma Bölümü



İnsan, muhabbet ve sevgiye susayan bir varlıktır. Sevgi, kalplere hayat verir. Her insan, kendini sever ve başkaları tarafından da sevilmek ister. Sevilme hissi kalbi şenlendirir. Hiç kimse tarafından sevilmediğini bilen bir şahıs, kendisini, bu kargaşa dolu dünyada yalnız ve kimsesiz sayar. Bunun için devamlı perişan ve solgun olur. Çocuk da küçük bir insan olmakla birlikte büyüklerden daha fazla sevgiye muhtaçtır. Yemeğe ihtiyaç duyduğu gibi muhabbet ve sevilmeye de ihtiyaç duyar. Çocuk, dağda mı, sarayda mı yaşadığını bilmez; ama, başkaları tarafından sevilip sevilmediğini çok iyi bilir? Sevildiğini hissederse rahat ve huzur içinde gelişmesini sürdürebilir ve yüce insani sıfatlara ulaşabilir.

Sevgi, güzel davranış ve ahlakın köküdür. Sevgi ışığıyla çocuğun his ve atifelerini iyi bir şekilde terbiye etmek ve onu yararlı bir insan haline getirmek mümkündür. Sevgi ve muhabbet gören bir çocuk, şen bir ruha ve esenlik dolu bir kalbe sahip olur. Mahrumiyet hissetmediği için ters tepkide bulunmaz. İyimser, temiz kalpli ve güven sahibidir. O, normal bir insandır ve ruhi kompleksi yoktur.

Hayırsever ve insanları seven biri olarak yetişir. Muhabbettin tatlılığını tattığı için bu hayat suyunu başkalarına ikram etmeye hazırdır. O, kendisine davranıldığı gibi insanlara davranır. Şefkat ve muhabbet dolu bir ortamda yetişen bir çocuk, erginlik dönemindeki korkunç zorluk ve hadiseler karşısında dayanaklı olur, cismi ve ruhi değişimlerle iyi bir şekilde mücadele edebilir. Ev ortamında baba ve annesi tarafından muhabbet görmüş ve bu bakımdan tatmin olan bir kız, gençlik döneminde mahrumiyet ve yalnızlık hissetmediği için gönül eğlendiren bir gencin bir kaç kelime güzel sözü karşısında kendisini kaybederek geleceğini zayi etmez. Şefkat ve sevgi merkezinde yetişmiş bir genç, mahrumiyet kompleksine kapılmadığı için, kendisini rahatlatmak amacıyla fesat ve tehlikeli alışkanlıkların bulunduğu ortamlara ihtiyaç hissetmez ve içkiye sığınmaz. Psikolojik açıdan, muhabbetten yeteri kadar faydalanmış olan çocukların genelde bakım evlerindeki çocuklardan daha salim ve daha zeki oldukları kanıtlanmıştır.

Gerçi bakım evlerindeki çocukların beslenme ve sağlık durumu daha iyidir. Ama soğuk ve atifesiz bir ortamda yetişmiş, baba ve anne muhabbetinden yoksun biri, razı ve normal bir insan olmayacaktır. Muhabbet lezzetini tatmamış biri, nasıl onu diğerlerine verebilir?

Böyle yoksun bir insandan insanları sevmesi beklenemez. Baba ve anne sevgisinden yoksun veya onların muhabbetinden iyi bir şekilde tatmin olmamış bir çocuk aşağılık, yoksulluk ve mahrumiyet kompleksine kapılır ve her türlü sapmaya hazır olur. Çoğu kızgınlıklar, öfkeler, inatçılıklar, kötümserlikler, zulümler, hassasiyetler, ümitsizlikler, solgunluklar, inzivalar ve uyumsuzluklar muhabbet yoksunluğundan kaynaklanır.

Muhabbetten mahrum kalmış biri, hırsızlık yapıp cinayet işleyerek kendini sevmeyen toplumdan intikam almaya kalkışabilir. Hatta yalnızlık ve sevilmemenin acısından kurtulabilmek için intihar bile edebilir. Çoğu hırsız ve caniler bu gibi sevgiden mahrum kimselerdir. Ev, şehir ve diyarından kaçan küçük çocuk ve gençlerin çoğu kaçmalarının sebebini, baba ve anne tarafından sevilmemeleri olarak belirtmişlerdir. Gazete ve dergilere müracaat ederek onların durumlarını okuyup ibret almak mümkündür.

Çocukları koruma kurulunun psikoloji bölümünün müdürü doktor Hasan Ahedi 500 suçlu üzerinde yapmış olduğu bir araştırma sonucu bu fertlerin ilk suçlarını 12 ila 13 yaşlarında işlediklerini ve bunun ailedeki muhabbet azlığı ile ilgili olduğunu göstermiştir...

Çocukları koruma encümeninin sağlık komisyonu müdürü meşhur psikolog ve sosyolog şöyle diyor: Çoğu ruhi hastalıklar çocukluk dönemlerinden kaynaklanır. En zeki çocukları bile rahatsız eden şey onların atifi beslenmelerinin niteliğidir.1

...Mektubunda şöyle yazıyor: "Küçük kasabalardan birisinde, fakir bir ailede dünyaya geldim. Benim ve kız kardeşlerimin geçimini temin etmek için babam ve annem hayli zorlanıyordu. Bundan dolayı büyükannem beni kendi yanına götürdü. Onların durumu bizden çok iyi idi, beni seviyorlardı, bana en güzel elbiseleri alıyor ve ihtiyaçlarımı gideriyorlardı. Ama bu güzel ve rengarenk yaşantı, baba ve anne muhabbetine susamış kalbimi sakinleştiremiyordu. Bir şeyi kaybetmiş gibiydim. Bazen, bir köşeye çekilerek saatlerce ağlıyordum. Üçüncü sınıfa gittiğim sıralarda, babam beni görmeğe geldi ve bana kendi evimize gitmemizi önerdi. Ben büyük bir sevinçle evimize gitmek için hazırlandım ve kaç yıllık sıkıntım bir anda yok oldu. Burada, bütün baba ve annelere şunu tavsiye ediyorum ki; hiç bir zaman ve hiç bir şart altında çocuklarınızı kendinizden uzaklaştırmayın.

Şu nükteye dikkat etmeniz gerekir ki, baba ve anneden uzaklık ve onların sevgisinden mahrum olmak çocuklar için çok zor ve zararlıdır ve hiç bir şey onu telafi edemez."

... Mektubunda şöyle yazıyor: "Ben baba ve anne muhabbetinden mahrum idim. Bundan dolayı kompleks sahibi ve kıskanç biriydim. Korkak ve sinirliydim. Okuldan kaçıyordum, zor ve baskı ile orta birinci sınıfa kadar okudum."

Mukaddes İslam dini terbiye konusuna oldukça önem vermiş ve muhabbet hakkında çok fazla tavsiyelerde bulunmuştur. Bu tavsiyeleri hadis kitaplarında bulabilirsiniz. Örnek olarak: İmam Sadık (a.s) şöyle buyuruyor: "Allah, kulunu, çocuğuna karşı olan şiddetli muhabbeti vasıtası ile merhametine şamil kılacaktır."2

Yüce Allah Hz. Musa'ya şöyle buyurdu: "Çocukları sevmek en üstün amellerdendir. Zira onların yaratılışı, Allah'a tapma ve O'nun birliğine iman üzerinedir. Eğer çocuklukta ölecek olurlarsa cennete gireceklerdir."3

Peygamber efendimiz şöyle buyuruyor: "Çocukları sevin ve onlara şefkatli davranın."4

Yine Resulullah (s.a.a) buyuruyor ki: "Çocuklarınızı çok öpün. Zira her öpücük karşısında, cennetteki dereceniz yücelir."5

Biri, Resulullah'a (s.a.a), "Şimdiye kadar hiçbir çocuğu öpmedim" dedi. O adam gittikten sonra Resulullah ashabına: "Bence, bu adam cehennem ehlidir" buyurdu.6

Resul-i Ekrem (s.a.a) şöyle buyurur: "Çocuklara şefkat ve büyüklere saygı göstermeyen kimse bizden değildir."7

Hz. Ali (a.s) vasiyetinde, "Çocuklara sevgi ve büyüklere saygı göster" buyurmuştur.8


Sevgi Gösterme

Evlat sevgisi, fıtri bir duygudur. Çocuğunu kalpten sevmeyen çok az baba ve anne bulunur. Ama, çocuğun isteklerini doyurmak için sadece kalpteki sevgi yeterli değildir.

Çocuk, baba ve annenin davranışlarında etkisini gösteren sevgiye muhtaçtır. Çocuk, hareket ve davranışlarda kendini ortaya koyan sevgiye muhtaçtır. Çocuk, okşanma, öpülme, kucağa alınma, yüzüne gülümsenmeden, hatta baba ve annenin muhabbet dolu sözlerinden sevildiğini hisseder.

Çocuk, hatta bazen babası ve annesi ile oynamak ister ve bunu, sevildiğine dair delil sayar. Onlarda gördüğü öfke, kötü davranış ve asık suratı, sevilmediğine delil sayar. Çocuk, hatta baba ve annenin bakışından ve konuşma tarzından kendisini sevip sevmediklerini anlar.

Bazı baba ve anneler, çocuk küçük olduğu zamanlar ona sevgi gösterirler, ama biraz büyüdü mü yavaş yavaş sevgi göstermeyi azaltırlar. Erginlik ve gençlik çağına ulaştığı zaman da, sevgi göstermeyi tam olarak keserler. Derler ki: "Artık büyüdü ve sevildiği takdirde şımarık olur. Esasen, büyük insanın sevilmeye ihtiyacı yoktur." Ama bu görüş doğru değildir. Zira evlat, ömür boyu sevgiye muhtaçtır.

Baba ve anne sevgisi ile mutlu ve onların şefkatsizlikleri ile solgun olur. Özellikle, ruhsal krizlerin baş gösterdiği erginlik ve gençlik dönemlerinde, baba ve annenin merhamet, sevgi ve tesellilerine diğer vakitlerden daha çok ihtiyaç hisseder. Bu sevgi yoksunluğundan dolayı, çoğu gençler intihar eder ve bazıları evinden, şehrinden ve diyarından uzaklaşırlar.

Burada, 16 yaşındaki bir kızın hatıra defterine bakmak kötü olmasa gerek. 16 yaşındaki bu sevimli kız hatıra defterinde şöyle yazıyor: Gerçekten de annemi ve babamı düşündüğüm zaman gülesim geliyor. Gerçi onların durumu gülünç olmamakla birlikte çok da üzücüdür. Annem, kendi dünyasında, temizliği ve "ne bileyim"leri ile meşguldü. Bütün aşk ve ilgisi halam, Zerri ve Hamide hanımla oturup saatlerce konuşmaktı. Onlarla konuşmaya oturduğunda eğer benim veya kardeşlerimin onunla bir işimiz olsaydı canı sıkılır ve sinirlenirdi. Hanımlarla oturup başkalarının dedikodusunu yaptığında veya ayakkabıdan, şapkadan konuştuğu zaman kalbim yuvasız bir kuş gibi derbeder olurdu. Dertlerimi anlatacak ama sonrası küçümsemeyecek, kınamayacak bir dost arzusu taşırdım. Bu arzuyla kalbim, göğsümün duvarını delecek olurdu. Babam ve annemin işi, birbirleriyle tartışmak, arkadaşları ile oturmak veya evden dışarı çıkmaktan ibaretti. Ben de sabahtan akşama kadar okuldayım ve bazen selam vermek için bile olsa birkaç gün babamı göremiyorum...

Edebiyat öğretmenimiz bir psikologdu. Bir ara babanın, kız çocuğunun hayatındaki rolü hakkında sohbet etti. Sözleri, nasıl kalbime oturdu anlatamam. Hepimizin kalbine oturdu. Doğru söylüyordu. Ben, bugün büyük bir kız görünmeme rağmen her zamankinden daha fazla babama, tecrübeli ve şefkatli bir kişinin yol göstermesine ve bana yardım etmesine muhtaç olduğumu hissediyorum. Doğru söylüyorum; babamın güzel okşamalarına kaç yıl öncesinden daha çok ihtiyacım var. Bazen dizleri üzerine alarak bana masal anlatmasını istiyorum. Kendisiyle herkes ve her şey hakkında konuşmama müsaade etmesini istiyorum. Varlığımın derinliklerinde ona karşı hissettiğim samimiyeti açığa vurmama izin vermesini arzuluyorum...

Ama babam çok sert ve asık suratlı biri. Öyle ki, 16 yaşındaki kızının, onun sıcak şefkatine 6 yaşındaki çocuktan daha çok muhtaç olduğunu aklından bile geçirmiyor. Ona söylemek istediğim sözlerim var. Akıllı bir kişinin iyi bir şekilde anlayacağı dertlerim var. Ama o, sanki yaşantısında bizim hiçbir yerimiz yokmuş gibi benden ve diğer kardeşlerimden uzaklaşıyor. Eğer evde misafir olmazsa ya kitap, gazete okur veya kendisini hastalığa vurarak of-puf eder. Bize hiç ilgi göstermez. Neden şu babalar ailenin yiyecek ve içeceğini temin ettikten sonra, başka vazifeleri olmadığını zannederler?

Neden çocukların büyüdükçe fazla yemeğe ihtiyaçları olduğu gibi, aynı ölçüde fazla ve makul muhabbet ve ilgiye de muhtaç olduklarını anlamak istemezler?

Neden babalar ve anneler, 16 yaşındaki kızlarını bazen okşamak veya ona güzel bir söz söylemek yahut onunla, nasihat ve öğüt olmaksızın bir arkadaş gibi konuşmanın babalık ve annelik makamlarını zedeleyeceğini zannederler?

Ben, güzel bir evde iyi bir odam olmasına, iyi bir okula kayıtlı olmama, kılık-kıyafetimin ve maddi durumumun çok iyi olmasına rağmen yoksulum ve hüzünle doluyum. Babam, bunların hepsini temin etmek için çok rahat para harcıyor ve bu yolda bir çok zahmete göğüs geriyor. Ama hiç masrafı olmayan ve en az zahmeti olan ilgi ve muhabbetini bizden esirgiyor.9

Çocuğun terbiyesi için, özellikle yaşantısının ilk yıllarında en münasip yer ev ortamıdır. Zira çocuk, o muhitte baba ve annenin sevgi ve ilgisinden daima istifade edebilir. Onun için baba ve annelere, mümkün olduğu kadar çocuklarını yurtlara teslim etmemeleri tavsiye olunur. Çünkü bu yurtlar, çocuğun sağlığı ve beslenmesi açısından iyi olmasına rağmen çocuk için soğuk ve sevgisiz bir ortamdır.

Çocuk yurdu, sevgi ve ilgiye muhtaç bir çocuk için güzel suyu ve havası olan bir zindan ve sürgün yeri gibidir. Güzel su, hava ve yemek ruhi huzur, sevgi ve muhabbetin yerini veremez. Resulullah (s.a.a) şöyle buyuruyor: "Birini sevdiğiniz zaman ona karşı sevginizi açığa vurun. Sevgiyi açığa vurmak, sulh ve sefa oluşturur ve sizleri birbirinize yakınlaştırır."10

 Peygamber efendimiz (s.a.a) her sabah çocuklarını ve torunlarını okşardı.11

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

1- Ruzname-i Keyhan, sayı:10042.
2- Vesail-uş Şiâ, c.15, s.98.
3- Mustedrek-ul Vesail, c.2, s.615.
4- Bihar-ul Envar, c.104, s.92.
5- Bihar-ul Envar, c.104, s.92.
6- Bihar-ul Envar, c.104, s.99.
7- Bihar-ul Envar, c.75, s.137.
8- Bihar-ul Envar, c.75, s.136.
9- İttilaat Gazetesi, sayı:14113, Bihar-ul Envar, c.104, s.92; Hordad ayı, 1352.
10- Mustedrek-ul Vesail, s.2, s.67.
11- Bihar-ul Envar, c.104, s.99.

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler