18 Kasım 2017 Cumartesi Saat:
16:09
05-06-2015
  

Devlet Dairelerinde Namaz Kılmak

Ayetullah Seyit Ali Hamanei'nin fetvaları...

Facebook da Paylaş

 

Soru: Memurların mesai saatinde cemaat namazı kılmaları caiz midir? Eğer caiz değilse, bu durumda namaz kılmak için geçirdikleri ve çalışmadıkları süreyi mesai saatinden sonra çalışarak telâfi ederlerse, bu durumda mesai saatinde cemaat namazı kılmaları caiz olur mu?


Cevap: Günlük namazların önemi, yine namazı ilk vaktinde kılma hususunda masumlardan ulaşan tavsiye ve vurgulamalar dikkate alındığında ve cemaat namazının fazileti göz önünde bulundurulduğunda, farz namazlarını ilk vaktinde ve cemaatle en kısa zamanda kılabilmeleri için memurlara uygun bir ortam hazırlanmalıdır. Fakat öyle bir yöntem izlenmelidir ki, cemaat namazını ilk vaktinde kılmak, devlet dairesine müracaat eden halkın işlerini geciktirmeye sebep ve bahane oluşturmamalıdır.


Soru: Bazı eğitim ve öğretim kurumlarında, idarî bölümlerden birinde görevli olan bir öğretmenin veya müdürün, mesai saatinde çalıştığı dairenin sorumlusunun muvafakatiyle başka okullarda ders verdiği ve bunun karşılığında aylık maaşına ilâveten ücret aldığı gözlenmektedir; acaba bu iş ve bunun karşılığında ücret alınması caiz midir?


Cevap: Bir memurun doğrudan bağlı olduğu sorumlu müdürün izniyle mesai saatinde okullarda ders vermesi, sorumlu kişinin kanunî yetkilerinin sınırlarına bağlıdır. Fakat devlet memurunun mesai saati içinde çalışması karşılığında maaş alması durumunda, aynı mesai saatinde herhangi bir okulda ders vermesi karşılığında ayrı bir maaş alma hakkı yoktur.


Soru: Devlet dairelerinin resmî çalışma saatinin bazen yarım saatlik bir süre kadar uzadığı dikkate alındığında, acaba bu süre içinde dairede bir öğün yemek yemenin hükmü nedir?


Cevap: Eğer fazla vakit almaz ve idarî işlerin tatil olmasına sebep olmazsa, sakıncası yoktur.


Soru: Eğer bir memurun çalıştığı dairede bolca boş vakti olur ve boş vaktinde başka bölümlerde çalışmasına izin verilmezse, acaba bu boş vakitlerinde özel işleriyle uğraşabilir mi?


Cevap: Bir memurun, dairenin çalıştığı bölümünde mesai saatinde özel işleriyle uğraşabilmesi, kurallara ve ilgili sorumlunun kanunî iznine bağlıdır.


Soru: Memurların devlet daireleri ve kurumlarında mesai saatinde cemaat namazı kılmaları caiz midir?
Cevap: Dairede işleri olanların haklarını zayi etmemek şartıyla namaz için cemaat oluşturmak, özellikle mübarek ramazan ayında ve diğer ilâhî günlerde namaz için toplanıldığında, İslâmî hüküm ve öğretileri öğretmenin sakıncası yoktur.


Soru: Biz askerî bir kuruluşa bağlı iki ayrı iş yerinde çalışıyoruz. Bu iş yerlerinden birinden ötekine giderken bazı kardeşlerimiz yol boyunca çok vakit alan şahsî işleriyle uğraşıyorlar; acaba onların bu işleri için izin almaları gerekiyor mu?


Cevap: Kararlaştırılmış mesai saatinde şahsî işler yapmak için, buna izin verme yetkisi olan üst sorumludan izin almak gerekir.


Soru: Dairemizin yakınında bir cami var; mesai saatinde cemaat namazına katılmak için oraya gitmemiz caiz midir?


Cevap: Dairenin kendisinde cemaat namazı kılınmıyorsa, namazı ilk vaktinde camide cemaatle kılmak için daireden çıkmanın sakıncası yoktur; fakat namazı cemaatle kılmak için mesai saatinde daireden mümkün olduğu kadar az bir zaman için ayrı kalacak şekilde namazın ön hazırlıklarını yapmak gerekir.

 

Devlet Kanunları ve Malları


Soru: Eğer bir memur her ay 30 veya 40 saat kadar fazla mesai yaparsa, çalıştığı daire müdürünün, memurları teşvik için onların iş saati dışında yaptıkları mesaiyi iki kat fazla göstermesi, örneğin 40 saati 120 saat olarak göstermesi caiz midir? Eğer caiz değilse, daha önce bu şekilde fazla mesai için alınan ücretin hükmü nedir?


Cevap: Gerçeği olmayan raporlar vermek ve mesai yapılmayan fazla saatler karşılığında ücret almak caiz değildir; dolayısıyla memurun hak etmediği hâlde aldığı fazla paraları iade etmesi farzdır. Fakat daire müdürünün, memurların fazla mesai saatlerini iki kat fazla yazmasına müsaade eden bir kanun varsa, daire müdürünün bunu yapması ve memurların da müdürün vermiş olduğu fazla mesai raporuna uygun olarak ücret alması caizdir.


Soru: Bir işçi, uzman sorumlunun yokluğunda onun işini üstlenir ve böylece o işte uzmanlaşırsa, acaba bu uzmanlığını ispatlayıp avantajlarından yararlanmak için üst yetkililere müracaat ederek yazılı bir sertifika alması caiz midir?


Cevap: İş tecrübesi ve uzmanlık avantajlarından yararlanmak ve yetkililerden tasdikname almak suretiyle bunu ispatlamak, konuyla ilgili kanunî kurallara tâbidir; fakat yetkililerin tasdiknamesi gerçeği yansıtmazsa veya kanunî kurallara aykırı olursa, böyle bir tasdikname almaya çalışmak ve ondan yararlanmak doğru değildir.


Soru: Ticaret Bakanlığı'na bağlı ticaret odası, devletin belirlediği fiyattan satılması için mağazalardan birine halı, buzdolabı vs. gibi bir miktar ev eşyası bırakmıştır. Fakat talep, satışa sunulan eşyalardan çok olduğu için mağaza sorumlusu bu eşyaları kurayla satma kararı alarak kura kartları bastırmış ve elde edilen parayı hayır işlerde harcamak amacıyla kartları belli bir fiyata satmıştır. Acaba bu eşyaların kurayla satışı veya satışa sunulan bu eşyalar için basılan kura kartlarının satışı şer'i açıdan sakıncalı mıdır?


Cevap: Mağaza sorumlularının, eşyaları, onları kendilerine teslim eden ilgili sorumluların koştukları şartlara uygun olarak satışa sunmaları gerekir; satış şartlarını değiştirmeye ve kendilerinden başka şartlar koşmaya hakları yoktur. Kartların satışından elde edilen kârları hayır işlerde harcamayı amaçlamak da eşyaların satımında başka şartlar ileri sürmeye cevaz oluşturmaz.


Soru: Devletin sübvanse ederek fırıncılara verdiği unu satmak caiz midir?


Cevap: Devlet tarafından un satma ruhsatı olmayan fırıncının sübvanse edilmiş unu satması ve halkın da ondan un satın alması caiz değildir.


Soru: Dükkândaki mevcut eşyanın fiyatı doğal olarak veya beklenmedik bir şekilde artarsa, onu şimdiki fiyatına satmak caiz midir?


Cevap: Devlet tarafından ona belli bir fiyat konulmamışsa, onu şimdiki adilane fiyatı üzerinden satmanın sakıncası yoktur.


Soru: Sahipleri razı olmadığı hâlde devletin halkın bayındırlaştırdığı araziyi kamulaştırması örneğinde olduğu gibi, kanununun şeriat hükmüyle çeliştiği durumlarda satın alma ve sahiplenmenin hükmü nedir?


Cevap: Devlet ve belediyenin umumî projeler için ihtiyaç duyduğu arazileri satın alma ve kamulaştırmayla ilgili yasaya istinaden özel kanun ve kurallara uygun olarak başkalarının emlâkini kamulaştırmanın caiz olması, sahiplerinin mülkiyetlerinin saygınlığıyla veya şer'i ve kanunî haklarıyla çelişmemektedir.


Soru: Birisi, birine işi ve emeği karşılığında bir antika verir ve onun ölümünden sonra bu antika evlâtlarına miras kalırsa, acaba bu şer'i olarak onların mülkü sayılır mı? Bu antikanın devletin tasarrufuna bırakılmasının daha iyi olacağı dikkate alındığında, acaba mirasçılar bu antikayı devlete vermek karşılığında devletten bir şey isteyebilirler mi?


Cevap: Bir şeyin antika ve tarihî eser oluşu, birinin özel mülkü olmasıyla çelişmez ve meşru bir yolla elde edilmiş olduğu takdirde şer'i sahibinin mülkiyetinden çıkmasına neden olmaz; bu mal onun mülkiyetinde kalır ve ona özel mülk muamelesi yapılır. Ancak sanat eserlerini ve tarihî eserleri korumak için devletin özel kanunları varsa, bunu uygulamak için tarihî eserin sahibinin şer'î haklarını gözetmek de farzdır. Fakat kişi, bu tarihî eseri gayrimeşru bir yolla ve İslâm devletinin uyulması farz olan kanunlarına aykırı olarak elde etmişse, onu sahiplenemez.


Soru: Üst sorumlunun sakıncasız olduğunu iddia ettiği ve yapılmasını istediği, fakat memura göre kanuna aykırı olduğu ileri sürülen işleri yapmanın hükmü nedir?


Cevap: Hiç kimse devlet dairelerine hâkim olan kanun ve kuralları ihmal edip onlara aykırı davranamaz ve müdür de memurdan kanuna aykırı bir şeyi yapmasını isteyemez; bu konuda müdürün görüşü geçerli olmaz.


Soru: Devlet dairelerindeki memurların, müracaat edenlerden bazıları hakkında birinin tavsiyesini kabul etmeleri caiz midir?


Cevap: Memurların kanun ve kurallar çerçevesinde müracaat edenlerin isteklerine cevap vermeleri ve işlerini yapmaları farzdır ve memurların kanuna aykırı olan veya diğerlerinin hakkının zayi olmasına sebep olan bir konuda birilerinin tavsiye ve yönlendirmesini kabul etmeleri caiz değildir.


Soru: Bazı yabancı ülkelerde, üniversitedeki yabancı öğrenciler uyruklarını değiştirerek o ülkenin uyruğuna geçmeyi talep edecek olurlarsa, öğrenci öğrenim süresi boyunca yerli öğrencilere sunulan bütün avantajlardan yararlanabiliyor; bu devletin kanunlarına göre, kişi istediği zamanda uyruğunu değiştirerek tekrar eski uyruğuna dönebiliyor; acaba bu işin şer'î bir sakıncası var mı?


Cevap: Uyulması gerekli olan kanunlara aykırı olmadığı, herhangi bir fesada sebebiyet vermediği ve İslâm devletine hakaret ve ihanet edilmediği takdirde, İslâm ülkeleri vatandaşlarının uyruk değiştirmelerinin sakıncası yoktur.


Soru: Yabancı şirketlerde çalışan veya onlarla muamele yapan kişilerin bu şirketlerin kurallarına aykırı hareket etmeleri özellikle bu iş İslâm ve Müslümanlara karşı kötü bir zihniyet oluşmasına sebep olacaksa caiz midir?


Cevap: Bütün mükelleflere, gayrimüslim olsalar bile başkalarının haklarını gözetmeleri farzdır.

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler