07 Temmuz 2020 Salı Saat:
18:12
04-10-2016
  

Dinin Bekası Marufu Emretmeye Bağlıdır

Ayetullah Safi Gulpaygani

Facebook da Paylaş

 

Hz Hüseyin (a.s) kardeşi Muhammed Hanefiye’ye bir vasiyet bıraktı. O vasiyette şöyle tabir geçmektedir:

 

اِنَّما خَرَجْتَ لِطَلَبِ الاِصْلاحِ في اُمَّةِ جَدّي مُحَمَّد صلّيالله عليه و آله وسلّم اُريدُ اَنْ آمَرَ بِالْمَعْرُوفِ وَ اَنْهي عَنِ الْمُنْكَرِ وَ اَسيرُ بِسيرَة جَدّي وَ اَبي عَلِي ابْنِ اَبي طالِب

 

Bu cümlelerde Hz Hüseyin (a.s) neden kıyam ettiğini ve nasıl bir yol gideceğini açıklamaktadır.

1- İslam ümmetinin ıslahı için,

2- İyiliği Emretmek için,

3- Kötülükten sakındırmak için,

4- Dedesi Resulullah (s.a.a) ve babası Hz Ali’nin (a.s) sünnetini ve yolunu takip etmek için.

 

İslam Şeriatının Bekası İyiliği Emretmek ve Kötülükten Sakındırmaya Bağlıdır

 

İslam dininin en önemli vacip ve farzlarından biri aklen ve şer’en hiç kuşkusuz iyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmak ilkesidir. Bu konuda oldukça fazla ayet ve hadisler bulunmaktadır. Hatta İslam dininin bekası aslında bu ilkeye bağlıdır.

 

Bu hüküm İslam dininin emirleri içerisinde en ulvi derecelere sahip ve devamlı toplum içerisinde açıkça uygulanması gereken hükümlerden biridir. Bu hükmün icra edilişi demek aslında İslamın haram kıldığını ve İslam kanunlarına muhalif olanları ortadan kaldırmak demektir. Bu hüküm aslında kişiyi vazifelendirmekte ve Allah'ın kanunlarını icra etme noktasında şâhısa sorumluluklar yüklemektedir. Hakikatte bu hüküm yerine getirildiği takdirde İslam dininin şeriatı hala icra edilmektedir, anlamındadır. Yani Müslümanların izzet ve haysiyeti korunmaktadır.

 

Hz Hüseyin (a.s) yaşamış olduğu toplumun siyasi ve toplumsal konumlarından haberdar olan bir insandı. Aynı diğer Müslümanlar gibi iyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmak noktasında kendisine vazife biliyordu. Hatta Müslümanlar arasında peygamber (s.a.a) evladı olduğundan dolayı sorumlulukları ve görevi daha ağırlaşmıştı.

 

O zaman da tüm Müslümanların gözü Hz Hüseyin’in (a.s) üzerinde idi. Zira Hz Hüseyin (a.s) tüm Müslümanların hem manevi ve hem de siyasi rehberiydi. Müslümanlar kendi aralarında şöyle konuşuyorlardı. Hz Hüseyin böyle siyasi bir arenada eğer sukut edecek olur ise diğer Müslümanların durumu nasıl olur. Çünkü hiç kimse Hz. Hüseyin’den daha bilgili ve daha basiretli değildi. O dönemde kim Hz Hüseyin’den (a.s) daha basiretli ve ferasetli olabilirdi?

 

Hz. Hüseyin (a.s) İslam alemini uyarmak için hem kendisi mükellefti ve hem de vazifesi kötülükten sakındırmak için kıyam etmiştir. Hz Hüseyin (a.s) ve dostları kendi canlarını Allah yolunda vererekten Beni Ümeyye oğullarını ve hükümetlerini yerle bir etmiştir.

 

Hz Hüseyin’in Ameli Müslümanlar İçin Hüccet Olmuştur

 

Eğer biri söylese ki, öyle bir ortamda Hüseyin (a.s) için iyiliği emretmek farz veya vacip değildi, o zaman yezid ve taraftarları hükümetlerinin yönetimine devam edecek ve yezid yapmış olduğu işlerden asla vazgeçmeyecekti.

Bizler İslam dininin esaslarını ve ahkâmın hükümlerini Hz Hüseyin’in (a.s) amelinden öğrenmekteyiz. Diğer bir ifadeyle Hz Hüseyin’in yezidin karşısındaki tutumu ve sözleri bizim için açık delil ve kanıttır.

 

İslam Dinine Karşı Tehlikeler ve Hz Hüseyin’in (a.s) Fedakarlığı

 

Hz Hüseyin’in (a.s) Kerbela da karşılaşmış olduğu siyasi ortamda, İslam dininin ve Kuran’ın hükümlerinin icrası noktasında ne kadar tehlikeyle karşı karşıya olduğunu çok iyi biliyordu. Eğer Hz Hüseyin (a.s) elini elinin üzerine bırakıp evinde oturmuş olsa idi, o zaman İslam’ın geleceği karanlığa dönüşecek, şirk ve cahiliyet yeniden hortlamış olacaktı. Böyle bir tehlike karşısında Hz Hüseyin (a.s) ayağa kalkmalı ve zamanın yezidine karşı mücadele etmeliydi. Zira İslam cephesi hiçbir zaman boş bırakılamaz. Her ne kadar kendisi ve ailesi hatta arkadaşları dahi bu yolda canlarını bile verecek olsalar dahi İslam dini için bu kıyam gerçekleştirilmeliydi. Hz Hüseyin (a.s) islam’ın bekasını kendi bekasından önemli saydı. Bundan dolayı canını İslam dinine feda etti.

 

Diğer bir açıdan ise Hz Hüseyin (a.s) yakin etmişti ki, yapacak olduğu kıyam hiç kuşkusuz İslam dinini yeniden diriltecek ve emevilerin kurmuş olduğu otorite ortadan kaldırılacaktı. Bundan dolayı da kendisini bu yolda feda etmekle Muhammediye dinini ayakta tutacaktı.

 

Hz Hüseyin (a.s) biliyordu kendisinin şahadeti ve ehlibeytinin esirliği beni ümeyye’nin İslam ile olan düşmanlığını özellikle Peygamber (s.a.a) efendimize karşı olduklarını ortaya çıkaracak ve beni ümeyyenin gerçek yüzünü İslam alemine tanıtacaktı. Hz Hüseyin’in (a.s) öldürülmesi islam’ın kökükü Müslümanların kalbine kazıyacak ve Müslümanlar emevilerden uzak duracaklardı. Hz Hüseyin’in (a.s) Allah yolunda öldürülmesi aslında halkın İslam dinine bağlılığını ve şuurunu ortaya çıkaracaktı.

 

Sonuç olarak Hz Hüseyin’in (a.s) iyiliği emretmesi ve kötülükten sakındırması islamın emirleri ve Kuran'ın ahkamı açısından farz ve vaciptir. Hz Hüseyin (a.s) ilahi olan bu emri yerine getirme noktasında kendi canından, evlatlarından, arkadaşlarından ve ehlibeyt’inden Allah yolunda vaz geçmiştir. Hz Hüseyin (a.s) tüm sevdiklerini islam’ın özü ve bekası ayakta kalsın diye bu işi yapmıştır.

 

Ehlader HABER

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler