17 Ekim 2021 Pazar Saat:
12:00
24-01-2021
  

Diyanet Ne İster!..

Diyanet’te her inanç mensubuna söz ve yer hakkı tanınırken maalesef Caferî ve Alevî inanç sahipleri bunlardan mahrum ve nasipsiz bırakılıyoruz.

Facebook da Paylaş

 

 

 

 

 

 

 

Atalay Sever

 

Ülkemizde bir Diyanet Kurumu var. Kısaca özetlersek görevi; Toplumu din konusunda aydınlatmak; dinî birlik ve bütünlüğü, toplumsal kaynaşmayı ve huzura katkıyı sağlamaktır.

 

Acaba Diyanet bugün, yukarıda ifadesini bulan “dini birlik ve bütünlüğü, toplumsal kaynaşmayı ve huzuru” sağlayabilmiş midir (!).

 

Bana, daha doğrusu benim inancımda olanlara göre, HAYIR!

 

Bugün ülkemizde ortalama 20 milyon hatta üstü nüfusa sahip Şia, Caferî ve Alevî halkı (Müslümanı) dini inanç konusunda Diyanetin baskısı altında olduğu, icraatlarıyla ortadadır. Aşağılanıyoruz.

 

Camilerimiz ve Cem evlerimiz diğer bir tabirle ibadet yerlerimiz, baskı ve tehdit altına alınıyor ve diğer camilere tanınan haklardan mahrum bırakılıyor. Diyanetin, hiçbir destek ve yardımından nasiplenemeyen Ehlibeyt camilerinin ve cem evlerinin ibadeti dâhil hiçbir faaliyetine karışmaya hakkı ve yetkisi olmamalıdır.

 

Diyanet’te her inanç mensubuna söz ve yer hakkı tanınırken maalesef Caferî ve Alevî inanç sahipleri bunlardan mahrum ve nasipsiz bırakılıyoruz.

 

Müslümanız, inanç bütünlüğümüz var. Günlük 5 vakit namazımızı eda ederken Cuma namazlarımızdan geri kalmıyoruz. Bizim, Diyanet’in nazarında benimsenmeyen eli açık namaza durmamızın ve secdede (İmamlarımızın mezar toprağıyla yoğrulan) mühür’e anlımızı koymamızın yadırganması bizim Müslüman olmadığımız anlamına gelmez ve

 

Müslümanlığımızı da elimizden almaz. Bu mühür’e alnı koymak; topraktan geldik, ahirete giderken toprakla haşır-neşir olacağız, anlamı taşır.

 

Bizler vatandaşlık görevimizi yapıyor, vergilerimizi ödüyor, bütün vecibelerimizi yerine getiriyoruz. Eğer, vergisini ödeyen, vatanı için askerlik görevini layıkıyla yerine getiren ve TC vatandaşı isek diğerleri gibi bizlerde bütün haklara sahip ve ortak olmalıyız.

  

Haksızlıklara ve zulme karşıyız. Yıllardır süre gelen kangren olmuş, Caferi ve Alevi düşmanlığından vazgeçilmeli, dostluk ve kardeşlik içinde herkes kendi görüş ve inancı doğrultusunda ibadetini yapmalı ve buna gereken saygı duyulmalıdır.

        

Zalim olmamalıyız. Zalimin zulmüne karşı mazlumunda Allah’ı var.

 

Zalimlikle Kûfeli olmaya gerek yoktur, diye düşünüyoruz.

 

Tarikatçılık, Fetö’yü aratır hale getirmemeli, Anayasal güvence altına alınan din ve inanç özgürlüğüne müdahale edilmemelidir. Halkımız provoke edilmemeli kutuplaşmaya çanak tutulmamalı. Kendi imkân ve olanaklarıyla inşa ettiği mescit-camilere diyanetçe zoraki imam ataması yapılmamalıdır. Diyanet’in ortaya koyduğu böylesi gayret ve çabası; hukuken de, dinen de doğru değildir.

 

Eğer bunları anlatabildik ve anlamayanların da kafasına “dank!” edecek derecede derç’edebildikse mutluyuz, demektir.

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler