01 Ekim 2020 Perşembe Saat:
15:05

Dizleri titremeyen adam!

16-02-2015 11:53



Bir siyasi lider; dünya genelinde, elitler arasında, iktidar merkezleri nazarında yalnızlaştırılmayı umursamıyorsa, bu umursamamayı cesaretle her platformda söyleyebiliyorsa, daha da ötesine gidip; iktidar elitlerini rahatsız edecek cümleler sarfetmeyi göze alabiliyorsa bu, Türkiye için alışık olmadığımız, dünyada da sayısına az rastladığımız bir özgüven göstergesidir.

Sadece özgüvenin ifadesi değil; ülkesine, milletine, tarihine güvenen, o güç ve zenginlikten beslenen, o birikim üzerinden gelecek hayali kuran, bir hesabı olan, o hesabı milletle birlikte yürüten, derin tarihi idrakle ülkenin ve milletin önüne bir yol haritası koyan bir liderin mücadele biçimidir.

Bu mücadele zordur. Yüz yıldır ezilen, sindirilen, uysallaştırılan, yılgınlaştırılan, gözleri kör edilen, zihinleri rehin alınan, birbirine boğazlatılan bir topluma ezberlerini bozdurmak zordur. Onları yeniden ayağa kaldırmak, harekete geçirmek, bir dava etrafında kenetlemek, yüzyılın hesabını sorup defterini dürecek bir toplumsal dalgayı beslemek zordur. Vesayetle yönetilen bir ülkeyi, bütün vesayet merkezlerini etkisizleştirip özgürleştirmek, yerlileştirmek, bu mücadeleyi yürütürken içeride ve dışarıda acımasız bir savaşa göğüs germek zordur.

Yeni toplumsal sözleşme ve vesayetçi uysallar..

Çünkü bu mücadele, bir siyasi parti mücadelesi değildir. Bir iç iktidar mücadelesi değildir. Konjonktürel bir hesaplaşma değildir. Bu mücadele, Birinci Dünya Savaşı sonrasında oluşturulan statükoyu yıkmaktır. Meydan okumaktır. Ülkeyi ve toplumu dönüştürmek, doğru yöne yönlendirmektir. Yeni bir toplumsal sözleşme ile, yeni bir kuruluş sözleşmesi ile ülkeyi ulus devlet sınırlarının ötesine taşımaktır, Anadolu sınırlarına hapsolmuş ülkeye yeni ufuklar sunmaktır.

En çetin savaştır bu. En acımasız saldırılara direnmektir. Bir tür bağımsızlık mücadelesidir. Bu yönüyle yeni bir ülke inşa etmek için yeniden kurtuluş savaşı vermektir. Bu bir zihinsel özgürlük mücadelesidir. Bu mücadele, sadece içerideki vesayetçi uysallara karşı değil, içeride on yıllardır tortulaşmış köhne iktidar ortaklarına karşı değil, siyasi düşüncesi Soğuk Savaş dönemini aşamayanların korkularına karşı değil, Türkiye’nin kendine gelmesinden ürken her ülkeye ve güce karşıdır.

Bu yüzdendir ki, şu an Türkiye’nin öne çıkmasına karşı sanki Birinci Dünya Savaşı dönemindeki gibi bir sessiz ittifak vardır. Türkiye’nin bu yükselişine, öne çıkışına, kendini bulmasına, özgürleşmesine, kendisiyle birlikte coğrafyayı hareke geçirmesine karşı sinsi ve müthiş yıkıcı bir operasyon yürütülmektedir. Bir had bildirme, bir bileğini bükme, bir boynunu kırma savaşıdır Türkiye’ye karşı yürütülen. Bu ülkenin iyiliğine, çevresiyle birlikte ortak geleceğine atılan her adıma hışımla karşı çıkılmakta, içeride kontrol altında tutulan çevreler harekete geçirilmekte, Türkiye nefes alamaz hale getirilmek istenmektedir.

Türkiye, Birinci Dünya Savaşı’ndan bu yana dondurulmuş bir tarih yaşamaktadır. Bu tarih, varolanı korumak, daha fazla zayiat vermemek, vesayeti bilmek fakat ona karşı çıkmamak, korku ve ürkeklik üzerine sabitlenen bir tarihtir.

Tam yüz yıl sonra yeni Kurtuluş Savaşı

Coğrafyanın tek siyasi otoritesini paramparça eden Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasından tam yüz yıl sonra, tam yüz yıllık korku ve sabırdan sonra, siyasi tarihin önümüze çıkardığı aralıktan sıyrılıp çıkmaya çalışan bir ülkeyiz biz. Şükür ki, bu tarih aralığında vesayetçi kadroların değil, bu siyasi hesaplaşmanın bilincinde olan bir anlayışa, liderliğe, kadroya, toplumsal desteğe sahibiz.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan sonra yakaladığımız tek mucizedir bu. İşte bu mucize, yeni bir Türkiye’nin inşa edilmesidir. Devletin yeniden formatlanması, sistemin yeni döneme hazır hale getirilmesi, toplumsal hafızanın yeniden canlandırılması, Türkiye’nin tarih yapıcı misyonuna yeniden döndürülmesidir. İşte bu yüzden tanık olduklarımız Yeni Türkiye’nin kurtuluş mücadelesidir.

İşte bu yüzden savaş çok şiddetlidir. İşte bu yüzden küresel vesayet Türkiye’yi elinden kaçırmamak için saldırgandır. İşte bu yüzden Türkiye’yi dönüştüren kadrolar, o kadrolara sahip çıkan toplumsal taban ve ülkenin kendisi cezalandırılmak istenmektedir. İşte bu yüzden 17 Aralık benzeri müdahale senaryoları uygulanmaktadır.

 

yazının devamı için linki tıklayınız...

http://www.yenisafak.com.tr/yazarlar/ibrahimkaragul/dizleri-titremeyen-adam-2007901

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !