20 Temmuz 2018 Cuma Saat:
00:18

Doyumsuzluk...

27-01-2017 10:01


 

Doyumsuzluk duygusu doğası gereği doyum eksenli bir dizi davranışa yol açar. Bu davranış daha çok alma, daha fazla elde etme, birçok şeye sahip olma yönünde olur.

 

İnsan yaratılış itibariyle her şeye karşı açlığı vardır. Bu açlık hiçbir şekilde gerçek manada geçiştirilebilecek bir durum değildir. İnsan açtır makama, insan açtır paraya, insan açtır yemeğe ve hatta insan açtır sevgiye… Böyle sıralanıp gider açlık dosyası…

 

Peki, insanı doyuracak olan şey nedir? Bu açlığı nasıl önleyebilir. Bunun bir tedavisi var mıdır?

 

Hani Allah’ın buyurduğu gibi “Gerçektende insan kendi haddini aşan bir varlıktır” ilkesinden yola çıktığımızda insanın asla reel manada doyuma ulaşacağını düşünemiyorum. Yalnızca geçici olarak istekleri doğrultusunda doyum yaşayıp tekrardan açlık hissine kapılacaktır.

 

Bu açlığın asıl sebeplerinden biri olarak yine İslam Peygamberinin emirlerinde olduğu gibi kişi kendi nefsini tanımadığı için gerçek doyuma da ulaşamayacaktır. İnsanın gerçek doyuma ulaşması demek aslında kanaatkâr olması demektir. Aksi takdirde verilen her açlık mukabilindeki değer onu sadece bir müddet oyalamak anlamındadır. Ama tam aksine elindekine razı olmak ve kanaat etmeyi başarırsa işte o zaman insan gerçek doyuma ulaşmış olacaktır.

 

Burada bir örnek sunmak istiyorum; kişi vardır sevgi ve saygıda doyumsuzdur. Kendisine karşı yapılacak davranışlarda kendisini merkezde görmekte ve tüm etrafındaki insanların onu sevmesini beklemekte ve saygı duyulmasını istemektedir. Eğer bu şahsı ne kadar çok severseniz sevin ve ona dilediğiniz kadar saygı gösterin o kişi asla gerçek doyumu yaşayamayacaktır. Gerçek doyumu yaşayamadığı için sevgi ve ilgiye muhtaç konuma düşecektir. Aslında elindekinin farkında olsa ve ya kendisinin konumunda olup o sevgiye ulaşamayan insanları düşünse elindekilerin ne kadar değerli olduğunu anlayacaktır. Çünkü kişi kendisini tanımıyor ve istekleri nefsinin kontrolünde olduğu için asla doyum yaşayamıyor. Yaşayamadığı içinde mutlu olamıyor. Mutlu olamadığı içinde kendi etrafındakileri de mutsuzluğa itiyor. Zira hep bir beklenti içerisinde ve onlardan ilgi ve sevgi saygı beklemektedir. Fakat bundan gaflet içerisindedir ki ömür tükenmekte ve zaman su misali akıp geçmektedir. Birisinin bu kişiye bu beklentisinin yanlış olduğunu akli ve nakli kanıtlar ile göstermesi gerekir. Tabiri caiz olursa gaflet uykusundan uyanması gerekmektedir.

 

Bazen de insan maddi olan işlerde doyumsuzluk yaşamaktadır. Örneğin kişinin bir evi vardır bununla yetinmeyip bir de şahsına arabasının olmasını dilemektedir. Eğer bu şahsa araba bile verseniz, bu defa da gözü daha yukarıda olup apartman sahibi olmayı isteyecektir. Apartmanı dahi olsa kendisine ait site olmasını isteyecektir. Yani bu istek ve doyumsuzluk insanın var olma gücüne eşit değerde onunla birlikte hareket edecektir. Bu kişinin doyum oranı ancak elindeki imkânları hesapladığında ve kendisiyle eşit şartlarda yaşayan diğer insanlarda olmadığından dolayı dahi olsa kanaat ettiği müddetçe doyum hissini tadacaktır. Aksi takdirde dünyayı dahi verseniz emin olun ki uzayı sizden isteyecektir.

 

Sonuç itibariyle insan kendi haddini aşan bir varlık olma hasebiyle, hem kendi nefsine karşı cehaleti ve hem de kanaatkâr olmayışı yüzünden hiçbir zaman gerçek anlamda doyumu tadamayacaktır. Gerçek anlamda doyuma ulaşamayan kişiler hep bir huzursuzluk ve gerginlik içerisinde yaşarlar. Bunlar aslında mutlu olmayan insanlardır. Ancak Allah’a iman etmiş takvalı kullar bu söylediklerimizden istisnadır. Onlar her şeyden önce ellerindekilerin kendilerine ait olmadığına yakin etmişlerdir. Onlar ellerindeki tüm maddi ve manevi değerleri sadece Allah için ister ve Allah’a ulaşmak yolunda kullanırlar. Asla bu değerlere gönül bağlamazlar. Sadece Allah’a ulaşmak noktasında onlar için bu değerler araç ve gereçten öte bir şey değildir.

 

İmam Cafer Sadık (a.s) buyurduğu gibi; Kalbi dünyaya bağlanan kimse üç şeye bağlanmış olur : Bitmeyen bir hüzün , ulaşamayacağı arzular ve kavuşamayacağı ümitler . 

 

Oğuz Uçum

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !