18 Kasım 2017 Cumartesi Saat:
16:06
10-03-2017
  

Dünyanın Yaratılışı

Büyük patlama teorisi hali hazırda dünyanın kaynağı ve oluşması hakkında geniş bir şekilde kabul edilen bir teoridir.

Facebook da Paylaş

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

Kur’an-ı Kerim’de bir çok ayet, yalnızca hayat ve yaratılış biçimine işaret etmekle kalmayıp, bunların sürecini de açıklamıştır. Fussilet suresinin 9 ile 12. ayetlerinde Kuran Kerim, dünyanın yaratılışının 6 kademesine değinmiştir.
 
İki etap göklerin yaratılışı, iki etap yer kürenin yaratılışı ve iki kademe de yer ve gökler arasındaki yaratılış için. Bilim adamları eskiden beri güneş, ay, yıldızlar ve yer kürenin nasıl yaratıldığını merak ediyorlar. Düşünebildikleri en doğal yol ise dünyayı oluşturan parçaları araştırıp keşfetmektir. Onlara göre bir nesnenin bileşenlerinin analizi sayesinde, o maddenin ilk kurucu unsuruna ulaşılabilir.
 
Bu yüzden bazı eski bilim adamlarının su, hava, ateş ve toprağı, dünyayı oluşturan ana temel maddeleri olarak kabul ediyorlar. Fakat bazıları da tanınmamış gizemli bir unsurdan bahsederek, dünyanın yaratılış anahtarı olduğunu belirtiyorlar. Söz konusu gizemli unsurun, aslında yıllar sonra bilim adamlarının labaratuvarlarda buldukları atom olduğu söylenebilir. Atom da kendisi bir çok parçadan oluşuyor ve yaratılışın ilk ögesi olduğu söylenebilir.
 
İlahi kitap Kur’an-ı Kerim kendi ayetlerinde “yaratılış” gibi düşündürücü ve ilginç olaylara değiniyor. Dünyanın oluşması, yaratılışın aşamaları, perakende bir şekilde Kur’an-ı Kerim’in bazı ayetlerinde yer alıyor. Söz konusu ayetlerde bazen “dohan” yani duman ve gaz ve bazen de “suya” değinilerek onların yerler ve göklerin ilk öğeleri olarak tanıtılıyor. Abdulkani Hatip, “Kuran ve günün bilimleri” adlı kitapta şöyle yazıyor: allah önce duyu yarattı ve onunla birlikte diğer unsurları da. Daha sonra suya yüksek derecede sıcaklık verdi ve buharlaştırdı... bu buhar tıpkı bir duman, koyu ve karanlıktı.
 
Daha sonra yüce Allah söz konusu buharı sıkıştırarak, ona çeşitli şekiller verdi. İmam Muhammed Bakır (as) da bu konuya değinerek şöyle buyuruyor: Her şey önce suydu ve ilahi arş onun üzerine kurulu idi. Daha sonra Allah suda bir patlama oluşturdu ve ardından, alev ve ateşi söndürdü ve ardından bir gaz oluştu ki göklerin yaratılış maddesi oldu. Fussilet suresinin 11. ayetinde göklerin gazdan yaratılışına işaret ediliyor ve şöyle diyor: Sonra duman halinde olan semaya yöneldi. Sonra da ona (semaya) ve arza: “İsteyerek veya istemeyerek gelin.” dedi.
 
İkisi de: “İsteyerek geldik.” dediler. Kur’an-ı Kerim mufessiri Ayetullah Mekarim Şirazi bu ayetin yorumunda şöyle yazıyor: “Duman halinde olan semaya” cümlesi, göklerin geniş ve muazzam bir gaz kütlesinden yaratılmaya başladığını belirtiyor, nitekim bu konuda yapılan son ilmi araştırmalar da bu konu ile uyum içinde. Hali hazırda da birçok yıldız sıkışık bir gaz kütlesi halindeler.
 
Bazı müfessirler de Naziat suresinin 27 ila 32. Ayetlerinde önce gökyüzünü, ondan sonra yeri ve yerdekileri yarattığı bildirilmektedir. Nitekim günümüzdeki bilim de bu konuyu vurgulamakta. Naziat suresinin söz konusu ayetlerinde şöyle okuyoruz: Sizi yaratmak mı daha zordur, yoksa göğü yaratmak mı? Ki onu Allah bina edip yükseltmiş ve ona şekil vermiştir. Gecesini karanlık yapmış, gündüzünü aydınlatmıştır. Ardından yeri düzenlemiştir. Suyunu ondan çıkarmış ve otlak yer meydana getirmiştir. Dağları yerleştirmiştir. Rus fizikçi Georeg Gamov da yıldızları oluşturan ilk maddenin gaz olduğunu belirterek şöyle yazıyor: nücumdaki kanıtlar bizi bir gerçeğe hidayet ediyor ve o da gökteki tüm yıldızların bir başlangıcı olması ve tümünün çok sıcak gazlardan oluşmasıdır.
 
Kur’an-ı Kerim ayetlerinden ilk etapta anlaşılan şu ki yerler ve gökler, Kur’an’da “dahan” olarak adı geçen etapta oluşmuştur ve dahan’dan önce ise suyun önemli rolü olan bir diğer aşama yaşanıyormuş. Bazı yorumcular dünyanın yaratılışında “Ma’a” kelimesini , “su” olarak tercüme ediyorlar, fakat diğer bazıları ise onu sıcak ve yoğun gazlar saçan lav gibi çok sıcak bir sıvı olarak tanıtıyorlar. Ardından söz konusu gazlar sıkışarak katılaşıyor ve diğer gezegenler, yıldızlar ve saman yollarını oluşturuyorlar. Bu konu herkes tarafından bilinen “büyük patlama” (big Bang) teorisi ile önemli oranda uyum içinde.
 
Fakat dünyanın yaratılışı ile ilgili bir çok teorinin gündemde olması ve hiçbirinin şimdiye kadar kesin olarak ispatlanmaması nedeni ile sözkonusu teorilerin hiçbiri Kur’an ile bağdaştırılamaz. Büyük patlama teorisine göre yaklaşık 14 milyar yıl önce belirli bir zamanda evrendeki tüm kütle ve enerjiler çok küçük bir zerrede yoğunlaşmış olurken büyük bir patlama yaşanır. Aslında evrendeki tüm varlıklar yani en uzak galaksilerden yer küredeki tüm zerre ve taneciklere kadar olan her şey, inanılmaz sıcak bir noktada çok sıkışmış bir durumda bulunurken, düşünülmez büyük bir patlama yaşanır.
 
Fizik adamlarına göre söz konusu patlama çok enerjik ve sıcakmış. Bu büyük patlama sayesinde yoğun parçacıklar muazzam gaz kütlelerine dönüşüyorlar. Ardından söz konusu gaz kütlelerinin her biri de parçalanarak, yıldızları oluşturuyorlar. Birinci kuşak yıldızlar o zaman evrende bulunan gazlar olan Hidrojen ve Helyumdan oluşuyor. Böylece gazların bir kitle oluşturması ve uzun bir sürecin ardından galaksiler, yıldızlar ve yerküresi gibi gezegenler meydana geldi. Büyük patlama teorisi hali hazırda dünyanın kaynağı ve oluşması hakkında geniş bir şekilde kabul edilen bir teoridir.
 
Fakat ondan önceye gidecek olursak ne söylemeliyiz? Bing Bang’dan önce ne varmış? Hangi güçler onu oluşturdu? Kur’an-ı Kerim’de bir çok ayet, hayat ve yaratılış biçimine işaret etmekle kalmayıp, sürecini de açıklamıştır. Fussilet suresinin 9 ila 12. Ayetlerinde Kuran Kerim, dünya yaratılışının 6 kademesine değinilmiştir. İki etap göklerin yaratılışı, 2 aşama yer kürenin yaratılışı ve iki kademe de yer ve gökler arasındaki yaratılış için. Yüze allah söz konusu ayetler ve diğerlerinde detaylara, dönemlerin sürecine ve özel gelişmeleri ile ilgili detaya girmiyor.
 
Fussilet suresinde şöyle okuyoruz: “De ki : Siz yeryüzünü iki günde yaratan Allah’ın tek ilâh olduğunu inkâr edip, O’na bir takım eşler, ortaklar mı uyduruyorsunuz? Halbuki bütün bunları yapan O, âlemlerin Rabbidir." "O, yerin üstünde sabit dağlar yarattı, orayı bereketli kıldı. Orada arayıp soranlar için gıdalarını, bitkilerini ve ağaçlarını tam dört günde takdir edip düzene koydu." "Sonra iradesi bir gaz halinde bulunan göğe yöneldi. Ona ve yere şöyle buyurdu: “İsteyerek de olsa istemeyerek de olsa emrime gelin!” Onlar da: “İsteyerek geldik” dediler." "Böylece iki gün içinde gökleri yedi kat olarak şekillendirdi.
 
Her bir göğe, kendisine ait işi vahyetti. Biz, dünya semasını kandillerle, yıldızlarla süsledik, bozulup yıkılmaktan koruduk. İşte bu, her şeye gâlip olan, her şeyi bilen Allah’ın takdiridir” Kur’an-ı Kerim’in büyük yorumcularından Ayetullah Mekarim Şirazi bu ilahi kitaptaki ayetler ve bilimin ulaştığı başarılara dayanarak, yaratılışın muhtemel yaratılış süreci hakkında şöyle bir açıklamada bulunuyor: ilk etapta dünya bir gaz kütlesi halinde idi.
 
İkinci etap, muazzam parçaların söz konusu gaz kütlesinden ayrılması ve merkez kütle çevresinde dönmesidir. Üçüncü aşamada ise güneş ve yerkürenin içinde bulunduğu güneş sistemi oluşturuldu ve dördüncü dönemde ise yer küresi soğutulmaya ve üzerine hayatın başlaması için hazırlandı. Beşinci etapta ise yeryüzünde çeşitli bitkiler ve ağaçlar yeşermeye başladı ve son aşamada yani 6. etapta ise insanlar ve hayvanlar yeryüzünde yaşamaya başladılar.
 
Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler