23 Temmuz 2019 Salı Saat:
10:55
25-01-2019
  

Dünyayı Üç Talakla Boşa

Dünya kötü bir eştir; peşinden geleni kim olursa olsun umursamaz...

Facebook da Paylaş
 
 
 
 
 
 
 
Ehlader Araştırma Bölümü
 
 
 
Hz. Ali'nin Allah'a Tevekkülündeki İhlâsı:
 
Senetli bir şekilde İmam Cafer-i Sadık’tan (a.s) şöyle nakledilmiştir:
 
Hz. Ali'nin (a.s) hizmetçisi Kamber, onu çok seviyordu. Ali (a.s) dışarıya çıktığında, Kanber de elinde kılıç onun ardından çıkardı. Hz. Ali (a.s) bir gece onu görünce şöyle buyurdu: 
 
"Ey Kanber ne oluyor sana?"
 
Kanber: 
 
"Ey Emire'l-Müminin, sizin arkanızdan yürümek için geldim" deyince, şöyle buyurdu:
 
"Yazıklar olsun sana, beni gök ehlinden mi koruyacaksın, yer ehlinden mi?" Kanber "yer ehlinden" dedi. Bunun üzerine şöyle buyurdu: 
 
"Şüphesiz yer ehli, Allah'ın izni olmadan bana hiçbir şey yapamazlar; dön geriye dön."(1)
 
Hz. Ali'nin Güzel Ahlâkı
 
Bir gün Emirü'l Müminin (a.s) bir hizmetçisini birkaç kere çağırdı; ama o cevap vermedi, İmam (a.s) (onu bulmak için) dışarıya çıktığında onu evin kapısında buldu ve "Neden bana cevap vermedin?" diye sordu. Tembellik ve halsizlikten cevap vermedim; ayrıca beni cezalandırmayacağınızdan da emindim. "Bu cevabı duyan Ali (a.s) şöyle buyurdu: 
 
 
"Allah'a hamd olsun ki beni yaratıklarının, kendilerini emniyette gördükleri kimselerden karar kılmıştır." Ardından köleye hitaben;
 
"Hadi git artık, sen, Allah rızası için azatsın!"(2)
 
İmam Cafer-i Sadık’tan (a.s) şöyle nakledilmiştir:
 
Emirü'l-Müminin (a.s), bir gün zimmî(3) bir kâfirle yol arkadaşı oldu. Zimmî, İmâm'a (a.s) "Ey Allah'ın kulu, nereye gidiyorsun” diye sorunca, “Kûfe'ye” buyurdu. 
 
Yollarının birbirinden ayrıldığı noktaya geldiklerinde, İmam (a.s) onun gittiği istikamette yürümeye devam etti. Zimmî "Hani sen Kûfe'ye gideceğini söylemiştin?” deyince, İmam (a.s) "Evet, doğrudur" dedi.
 
Adam, "O zaman yanlış istikamete gidiyorsun" dedi. İmam (a.s) "Hayır dedi, yolu biliyorum!" "Peki, neden benim gittiğim yöne döndünüz?" dedi zimmî adam. İmam (a.s) şöyle devam etti: 
 
"İyi bir yol arkadaşlığının adabından birisi de ayrılış sırasında yolcunun arkadaşıyla bir miktar yürüyüp onu uğurlamasıdır. Bizim Peygamber'imiz (s.a.a) bize böyle emretmiştir."
 
 Zimmî şaşırarak şöyle dedi: "Bunu gerçekten Peygamber'iniz mi söylemiş?" İmam (a.s) "Evet" buyurdu. Zimmî adam bu durumu ve bu sözleri duyup görünce, şöyle dedi: 
 
"Hiç şüphesiz, bunu yapanın (bu işi) değerli amellerindendir (güzel ahlakındandır); ben şahadet ediyorum ki senin dinindeyim artık!"(4)
 
Hz. Ali'nin Tevazusu
 
İmam Ali'nin (a.s) dostları ve arkadaşlarından olan, Sa'saa b. Sûhân ve diğer bazıları İmam (a.s) hakkında şöyle demişlerdir: 
 
"O bizim aramızda, bizden birisi gibiydi. Oldukça yumuşak ve mütevazı idi ve herkesi kendine cezp ediyordu. (Buna rağmen) biz elleri bağlı başında kılıç sallanan bir esir gibi ondan çekiniyorduk"(5)
 
Yine şöyle rivayet edilmiştir: 
 
"Hz. Ali (a.s) bizzat pazara giderdi; hurma, un, tuz ve benzer eşyayı bazen elbisesinde bazen de elinde, (evine) taşırdı ve şöyle derdi: 'Ailenin ihtiyacı olan şeyleri, onlara taşımak kâmil insanın kemalinden bir şey eksilmez."(6)
 
İmam Cafer-i Sadık’tan (a.s) şöyle rivayet edilmiştir:
 
"Emirü'l-Müminin (a.s) (bir gün) bir bineğe bindiği hâlde ashabının arasına çıktı. Onlar İmam’ın (a.s) arkasından yürümeye başladılar; bunu gören Ali (a.s) onlara dönüp 'Bir ihtiyacınız mı var?' diye sordu. 'Hayır, ya Emire'l Müminin' dediler; 'Ancak seninle birlikte yürümek hoşumuza gidiyor.' Bunu üzerine şöyle buyurdu: 'Gidin. Hiç şüphesiz yaya birisinin binekli birisiyle yürümesi, binekli kimsenin (ahlakının) bozulmasına, yaya kimsenin zilletine yol açar…"(7)
 
Hz. Ali'nin Tahammülü
 
Resulullah (s.a.a): "Ali tahammül açısından insanların en üstünüdür."(8)
 
İbn. Abbas Resulullah'tan (s.a.a) nakletmiştir; bu-yurdu: "Eğer tahammül bir insan şeklini alsaydı, Ali olurdu."(9)
 
Hz. Ali'nin Sabrı
 
Hz. Ali (a.s), hilâfetin elinden alınması ve bu konudaki tavrı hakkında okuduğu meşhur "Şıkşıkıyye" hutbesinin bir bölümünde şöyle buyurmuştur:
 
"…Düşündüm; kesilmiş elimle hamle mi edeyim; yoksa bu kapkaranlık körlüğe sabır mı edeyim? Hem de öylesine bir körlük ki ihtiyarları tamamıyla yıpratır; çocuğu kocaltır; inanan da Rabbine ulaşıncaya dek bu zulmette zahmet çeker. Gördüm ki sabretmek daha doğru; sabrettim; ettim ama gözümde diken vardı, boğazımda kemik; mirasımın yağmalandığını görüyordum…"(10)
 
Hz. Ali'den (a.s) nakledilmiştir; Resulullah (s.a.a) buyurdu:
 
"Ya Ali, insanlar ahirete meyilsizleşip dünyaya yöneldiğinde, miras malını sınır tanımaz bir şekilde yediklerinde ve malı bir yığma tutkusu ve hırsıyla yediklerinde, Allah'ın dinini aldatma vesilesi haline getirdiklerinde ve Allah'ın malını elden ele (haksız yere) dolaştırdıklarında ne yapacaksın?!"
 
Ben, "Ya Resulallah dedim, onları ve yaptıklarını bırakıp Allah'ın ve Resulü'nün (bana) seçtiğini ve ahiret yurdunu seçerim. Allah'ın meşiyyetiyle sana kavuşuncaya kadar dünya musibetleri ve arzularına karşı sabrederim."
 
Bunun üzerine Resulullah (s.a.a) "Doğru söyledin ya Ali" buyurdu ve şöyle dua etti: "Allah'ım, bunları Ali'ye nasip buyur."(11)
 
Hz. Ali'nin Zühdü
 
Kumeysa b. Câbir'den şöyle nakledilmiştir: "Ben dünyada Ali b. Ebî Tâlib'den daha zahit (dünyaya meyilsiz) birisini görmedim!"12
 
Resulullah'ın (s.a.a) Hz. Ali'ye (a.s) hitaben şöyle buyurduğu nakledilmiştir:
 
"Ya Ali, Allah seni öyle bir süs ile süslemiştir ki kullar Allah katında ondan daha sevimli olan bir süsle süslenmemiştir; bu süs Allah, indindeki iyilerin ziyneti olan dünyadaki zühttür (dünyaya meyilsizlik). Allah sana öyle bir hal vermiştir ki dünya senden bir şey azaltmaz, sen de dünyadan. Allah sana miskinlerin sevgisini vermiştir; sen onların izleyicilerin olmalarına, onlar da senin İmamları olmana razı olurlar."(13)
 
Senetli bir şekilde İmam Muhammed Bakır’dan (a.s)  şöyle buyurduğu nakledilmiştir:
 
"Allah'a yemin olsun ki, Hz. Ali (a.s) köleler gibi yer, köleler gibi otururdu; o, iki gömlek aldığında, onların en güzelini hizmetçisine verir, kendisi öbürünü giyerdi."(14)
 
Yine şöyle rivayet edilmiştir: 
 
"Ali (a.s), yamalı elbise giyerdi ve ayakkabıları hurma lifinden idi."(15)
 
İmam Cafer-i Sadık'tan (a.s) senetli bir şekilde şöyle nakledilmiştir:
 
"Hz. Ali (a.s), ayakkabının bir tekiyle yürür ve diğerini yamamaya çalışırdı ve bunda bir beis görmezdi."(16)
 
Yine şöyle rivayet edilmiştir: 
 
Hz. Ali'nin (a.s) kendisi elbisesini yamardı ve şöyle buyururdu:
 
"Yamalı elbise giymek, kalbe huşu verir ve müminin onu izlemesine yol açar."(17)
 
Hz. Ali'den (a.s) şöyle nakledilmiştir:
 
"Allah beni yaratıklarına İmam olarak tayin etmiş ve bana kendimi, yememi, içmemi ve elbisemi insanların zayıflarına uygun bir şekilde uyarlamamı farz kılmıştır ki fakir benim fakirliğime uysun ve zengini zenginliği azdırmasın."(18)
 
Senetli bir şekilde Zeyd b. Hasan'dan şöyle nakledilmiştir; İmam Cafer-i Sadık'tan (a.s) duydum ki şöyle buyuruyordu:
 
"Ali’nin  (a.s), yemeği Resulullah'a (s.a.a) en çok benzeyen kimseydi; onun kendisi ekmek, sirke ve zeytinyağı yerdi; ama insanlara ekmek ve et yedirirdi."(19)
 
Hz. Ali'ye Göre Dünya
 
Hz. Ali'den (a.s) şöyle nakledilmiştir:
 
"Sizin dünyanız benim yanımda, cüzamlı bir kimsenin elinde bulunan bir domuz kemiğinden farksızdır!"(20)
 
Yine Hz. Ali'den (a.s) şöyle nakledilmiştir:
 
"Ey dünya, ey dünya, kendini bana mı sunuyorsun? Ya da bana mı hevesleniyorsun? Zamanın asla gelip çatmasın. Heyhat! Benden başkasını aldatmaya çalış; benim sana ihtiyacım yok! Hiç şüphesiz ben seni dönüşü olmayan üç talakla boşamışım."
 
Şu şiir de İmam’dan (a.s) nakledilmiştir: 
 
"Dünyayı üç talakla boşa. Ondan başka bir eş seç kendine. Dünya kötü bir eştir; peşinden geleni kim olursa olsun umursamaz."(21)
 
Abdullah b. Abbas’tan şöyle nakledilmiştir:
 
Zîkâr bölgesinde Ali’nin (a.s) yanına vardım; İmam (a.s) ayakkabısını yamıyordu. Bana "Bu ayakkabının sence değeri nedir?" diye sordu. Ben, "Onun bir değeri yoktur" dediğimde, şöyle buyurdu:
 
"Vallahi bu, size emirlik yapmaktan daha değerlidir benim için. Bir hakkı ayakta tutar veya bir batılı defedersem, o başka!..."(22)
 
________
1- El-Kâfî, c.2, s.64
2- Bihârü'l-Envâr, c.41, s.48.
3- İslam devletinin hâkimiyeti altında yaşayan kâfirler.
4- Hilyetü'l-Ebrâr, c.1, s.468, Bihârü'l-Envâr, c.41, s.53.
5- İhkâkü'l-Hak, c.18, s.152.
6- İhkâkü'l-Hak, c.18, s.153, Bihârü'l-Envâr, c.41, s.54 (az farkla).
7- Bihârü'l-Envâr, c.41, s.55, Câmi-ü Ehâdîs-iş Şîa, c.16, s.880 (az farkla).
8- İhkâkü'l-Hak, c.15, s.410.
9- El-Fusûlü'l-Mie, c.4, s.184, Ferâidü's-Simtayn (Hemvînî), c.2, s.68.
10- Nehcü'l-Belâğa, Hutbe: 3, El-Müsteksâ, C.1, S.393, Zımahşerî (Meşhur Sünni Müfessir), Kitâbu'l-Cemel, S.62, Mecmeü'l-Emsâl, C.1, S.197, 
11- İhkâkü'l-Hak, c.8, s.614.
12- Keşfü'l-Ğumme, c.1, s.165.
13- İhkâkü'l-Hak, c.4, s.490, Keşfü'l-Yakin, s.85, El-Meheccetü'l-Beyzâ, c.4, s.190, Keşfü'l-Ğumme, c.1, s.170 (az farkla).
14- El-Emâlî (Şeyh Sadûk), s.232, Ravzatü'l-Muttakîn, c.13, s.262 (az farkla).
15- İhkâkü'l-Hak, c.8, s.301.
16- El-Kâfî, c.6, s.477.
17- İhkâkü'l-Hak, c.8, s.303.
18- Hilyetü'l-Evliyâ, c.1, s.340.
19- El-Kâfî, c.6, s.331.
20- Gurerü'l-Hikem, s.582.
21- Menâkıb-u Âl-i Ebî Tâlib, c.2, s.102.
22- Nehcü'l-Belâğa, Hutbe: 33, Tezkiretü'l-Havâs, s.110 (az farkla).
 
 
 
Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler