09 Nisan 2020 Perşembe Saat:
09:18
21-03-2020
  

Ebu Talib Hakkında Alimlerin Görüşü

İbn-i Ebi-l Hadid şöyle diyor: Babası Mekke'nin seyyidi, Kureyş'in şeyhi ve Mekke'nin reisi olan birisi hakkında ne söyleyeyim?

Facebook da Paylaş

 

 

 

 

Ehlader Araştırma

 



İbn-i Ebi-l Hadid, Emir'ül-Müminin Ali'nin (a.s) fazileti hakkında şöyle diyor: "Babası Mekke'nin seyyidi, Kureyş'in şeyhi ve Mekke'nin reisi olan birisi hakkında ne söyleyeyim!"[1]
 
Meşhur Arap şairi Sabit b. Cabir'e "Arapların efendisi kimdir?" diye sorulunca, "Ebu Talib'dir" diye cevap verdi.
 
Arapların Fasih ve büyüklerinden olan ve hilim ve hikmetiyle bilinen Ahnef b. Kays-i Tamimi'ye, "Bu hilim ve hikmeti nerede buldun?" diye sorulunca şöyle dedi: "Asrın hikmeti en çok hilimli ve bilgini Kays b. A'sım'dan."
 
Kays b. Asım'a; "İlim ve hilmi kimden aldın?" diye sorudular, o da "Eksem b. Sayfi-i Temimi'den" diye cevab verdi. Eksem'e "Bu hikmet, riyaset, hilim ve siyadeti kimden öğrendin?" diye sorunca o da "Ebu Talib'den" diye cevap verdi.[2]
 
Eksem'e; "Sen zamanımızın en bilgili ve sabırlı insanısın" denilince şöyle dedi: "Ben uzun süre Ebu Talib, Abdulmuttalib, Haşim, Abdumenaf ve Kussa ile yaşadım. Niçin böyle olmayayım ki? Onların davranışlarını örnek aldım ve onlara tâbi oldum."
 
Ebu Osman Amr b. Bahr (Cahiz) Ebu Talib hakkında şöyle diyor: "Ebu Talib Resulullah'ın (s.a.a) hamisi, yardımcısı ve seveniydi. Onun kefili, eğiticisi ve nübüvvetini ikrar eden biriydi. Menkıbeleri hakkında birçok beyitler inşad etmiştir. Kureyş'in de büyüğü idi."[3]
 
Şeyh Saduk şöyle diyor: Ebu Talib mümin idi. Ama Resululah'a (s.a.a) tam manasıyla yardımcı olmak için imanını gizlemiş, şirki zahir kılmıştır.
 
Allame Seyyid Muhsin Emin ise şöyle diyor: Resulullah meb'us olunca Ebu Talib ona iman etti, sözlerini onayladı. Ama bunu aşikar etmiyordu. Peygambere yardımcı olabilmek için imanını gizledi. Aksi takdirde Resulullah'ı (s.a.a) ve İslam dinini gereğince savunamazdı. O, imanını gizleyerek bu önemli görevi yerine getirdi. İmanını açığa vurmuş olsaydı Kureyş'in nefretini kazanırdı. Kureyş onu sadece yeğenini savunmakla suçluyordu. Ama imanını açığa vursaydı artık kendisine saygı göstermezlerdi. Ebu Talib'i sadece yeğenini koruyor diye mazur görüyorlardı."
 
Aslı Olmayan İsnatlar
 
Ehlibeyt mektebine muhalif olanlardan bir grup, "Onları Peygambere yaklaşmaktan vazgeçirmeye çalışır, hem de kendileri ondan uzaklaşırlar." ayetinin Ebu Talib hakkında nazil olduğunu iddia etmişlerdir. Zira müşrikleri Resulullah'a (s.a.a) eziyet etmekten alıkoyar, ama kendisi iman etmezdi.
 
Ebu Tâlib'in şahsiyet ve sözleri ve Ehl-i Beyt imamlarının açıklamalarından anlaşıldığı üzere bu gibi isnatlar Beni Ümeyye'nin Ehlibeyt'e olan düşmanlıkları neticesinde hadis olarak uydurdukları iftiralardır.
 
Taberi ayet hakkında üç görüşü naklettikten sonra şöyle yazıyor:
 
"En iyisi 'Onlar Resulullah'a (s.a.a) itaatten alıkoyuyor kendileri de ona tabi olmuyorlar' şeklinde tefsir edilmesidir. Zira önceki ayetler Resululllah'ı tekzip eden ve ondan yüz çeviren müşrikler hakkındadır."[4]
 
Bu ayetin Ebu Talib hakkında nazil olduğunu söyleyen rivayetler ise birçok açıdan reddedilmiştir. (bu husuta el-Gadir kitabına müracaat edilebilir.)
 
Bazı rivayetlerde şöyle yer almıştır: "Ebu Talib ölmek üzere olduğunda Resulullah (s.a.a) yanına giderek; "Ey Amca, la ilahe illallah de ki, Allah nezdinde hüccet olsun." dedi. Orada hazır olan Ebu Cehil ve Abdullah b. Ebi Umeyye; "Ey Ebu Talib, sen Abdulmuttalib'in dininden yüz mü çeviriyorsun?" dediler. Ebu Talib de bunun üzerine "Ben Abdulmuttalib'in dini üzereyim." dedi. O zaman da Resulullah şöyle buyurdu: "Ben de nehyedilinceye kadar senin için dua edeceğim. " O zaman da şu iki ayet nazil oldu: "Yakınları bile olsa kendilerine (hak) açıklandıktan sonra müşrik olanlar için Peygamber ve Allah'tan yarlıganma dilemesi (doğru) olmaz. "
 
"Sen sevdiklerini hidayete erdiremezsin. "
 
Ebu'l-Futuh Razi bu rivayete cevap olarak şöyle yazıyor: "Bu rivayet batıldır. Zira bu ayetler Resulullah'ın (s.a.a) vefatına yakın bir zamanda nazil olmuş, Ebu Talib ise çök önceleri ölmüştü."[5]
 
Kaldı ki, bu hadisin ilk bölümüyle son bölümü arasında çelişki vardır. Zira; hadis Abdulmuttalib'in dini üzere olduğunu söylemiştir. Abdulmuttalib ise Müslüman idi.
 
Zeyni Dehlan şöyle yazıyor: "Ahmed b. Hanbel, Tirmizi, Teyalisi, İbn-u Ebi Şeybe ve Nesai'nin Hz. Ali'den rivayet ettikleri üzere bu ayetin nüzul sebebi şuydu ki, insanlar müşrik olan babaları için dua ediyorlardı. Bu yüzden mezkur ayet nazil oldu. Bu hususu açıkça tasrih eden bir hadisi İbn-i Abbas rivayet etmiştir."[6]
 
Zemahşeri de ayetin Ebu Talib hakkında nazil olduğunu kabul etmiyor ve şöyle diyor: "Ebu Talib hicretten önce ölmüştür. Bu ayetler ise Medine'de nazil olan son ayetlerdendir."[7]
 
Ehlisünnet yoluyla nakledilen bazı rivayetlerde yer aldığı üzere Resulullah'a (s.a.a): "Acaba Ebu Talib'e bir yararın dokundu mu? Zira o seni himaye ediyor ve senin için müşriklere gazap ediyordu" diye sorulunca şöyle buyurdu: "Evet Ebu Talib topuklarına kadar ateşten bir çukur içindedir. Eğer benim şefaatim olmasaydı, muhakkak o cehennemin en derin gukurunda bulunurdu."[8]
 
Bu hadis de önceki hadis gibi uydurulmuştur. Seyyid Fehhar'ın naklettiği dört rivayette İmam Rıza (s.a) ve İmam Sadık (a.s) bu hadisi reddetmiş ve onun yalan olduğunu açıklayarak Ebu Talib'in iman etmiş olduğunu söylemişlerdir.
 
Bu hadisin senedini Ehlisünnet alimlerinin çoğu da kabul etmemişlerdir. (bkz. el-Gadir, c.8, s.23)
 
Bu hadiste şefaat meselesi söz konusudur. Rivayetlerden de anlaşıldığı üzere şefaat muvahhitlere yani müminlere mahsustur. Yani şefaat şahadete bağlıdır. Dolayısıyla kafirlere şamil olmaz.[9]
 
Buna binaen tevhidi şahadet olmadığı takdirde Peygamber kimseye şefaat edemez ve azabının azalmasını istemez. Dolayısıyla bu hadisi kabul etmek mümkün değildir.
 
EbuTalib'in Cenaze Namazı
 
İbn-i Hacer şöyle yazıyor: Eğer Ebu Talib Müslüman olsaydı, Resulullah (s.a.a) cenazesine namaz kılardı."
 
Halbuki Zeyni Dehlan gibi birçok Ehlisünnet alimlerinin de kabul etttiği üzere o zamanlar henüz cenaze namazı teşri olmamıştı.
 
Bü yüzden Resulullah Hz. Hatice için de cenaze namazı kılmadı.
 
İbn-i Sa'd şöyle nakletmektedir: "Ebu Talib, Resulullah'ın (s.a.a) zamanında vefat etti. Cafer ve Ali ona vâris olmadı. Ama Akil ve Talib ona vâris oldular. Zira Müslümanlar kafirlerden ve kafirler de Müslümanlardan miras alamaz."
 
Abdulcelil-i Kazvini buna cevap olarak diyor ki: Bu iddia doğru bile olsa, Ehlibeyt mektebine göre kafir Müslümana vâris olamazsa da mü'min kafirden miras alabilir. Zira küfür miras almaya engel olur, ama iman engel değildir. Dolayısıyla Ali (a.s) Ebu Talib'e vâris olmuştur. Kaldı ki, Ebu Talib'in kendisi de mü'min idi.

 

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

  [1]- Şerh-u Nehcül Belağa, c.1, s.29.

 [2]- el-Hüccet-u Alâ'z-Zahib, s.334.

 [3]- Yenabi'ul-Mevedde, s.152.

 [4]- Tsfsir-i Taberi, c.7, s.110.

 [5]- Tefsir-i Ebu'l-Futuh, c.6, s.126.

 [6]- Esne'l-Metalib, s.18.

 [7]- Tefsir-ül Keşşaf, c.2, s.315.

 [8]- Sahih- Buhari, c.5, s.130.

 [9]- et-Tergib-u ve't-Terhib, c.4, s.437.

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler