12 Ağustos 2020 Çarşamba Saat:
03:41
18-02-2016
  

Emevî Camii İmamı ve Müezzini

Allah'ım! İslam ümmetini cehaletten kurtar; şerde yenilenmelerden uzak eyle!...

Facebook da Paylaş
 
 
Peygamberimiz (s.a.a) değerli ashabı Ammar bin Yasir'e hitaben şöyle buyurmuştu: "Ey Ammar! Seni azgın bir güruh öldürecektir." Ve bu hadisi ashabın çoğu biliyordu, hatta yeni kuşaklara bile anlatıyorlardı. İleride çıkacak bir savaşta Ammar'ın haklılık ölçüsü olduğu neredeyse herkes tarafından bilinmekteydi. Gel zaman, git zaman, derken Sıffin Savaşı vuku bulur ve o savaşta İmam Ali'nin (a.s) safında yer alan Ammar şehit olur. Böylece onun şahadet haberi Şam askerleri arasında büyük bir infiale yol açar. Bu etkiyi örtbas etmek için de Muaviye ile başdanışmanı Amr bin As şöyle bir hileye başvururlar: "Ammar'ı aslında Ali öldürdü; o yaşlı adamı çekip savaş meydanına getirmekle."
 
Bildiğiniz üzere bu hile etkili olur ve nihayet Kur'an sayfaları mızrak başında hakemlik olayını gündeme getirerek kendi saltanatlarının temellerini atmayı başarırlar.
 
Günümüze gelince; hani bizim şu İsrail uşaklığı yarışına giren dindar (!) kesim ve medya ile patronları var ya, halkı tam da akıl ve basiretten yoksun dişi deve ile erkek deveyi birbirinden ayırt edemeyen Muaviye'nin tebaasına benzeterek her gün yeni bir çamur ve hileyle kandırmak maksadıyla Müslüman aleyhine, Amerika-İsrail lehine türlü haberler yapıp Siyonistlerin hizmetinde olduklarını kanıtlamaya çalışıyorlar. Tam da Şam'daki Emevî caminin imamı Kral Muaviye ve müezzini Vezir Amr As zihniyetinde tipik bir Müslümanlar!
 
İster bir ülkedeki düzeni kabul et, ister reddet; o ülkedeki hâkim düzene karşı silahlı eyleme kalkışan her türlü girişim terör eylemi olarak tanımlanıyorsa, silahıyla bize saldıran nasıl oluyor da terörist oluyor; fakat topu, tüfeği, hatta uçaksavarı ile bir hâkim düzene saldıran yabancı menşeli çapulcular muhalif gruplar diye niteleniyor?! Gerçi biz terörü her yerde lanetliyor, kınıyoruz...
 
İnanın, eğer biz nefsimizi aldatıp komşuların iç işlerine sokmasaydık, nefs-i müdafaa etmek zorunda kalmayacaktık! Komşu ülkeye adalet ithal etmek bahanesiyle her türlü imkânı seferber etmekten geri durmayan, yani DAİŞ'in ana-baba vatanı olan Arabistan mı adil yönetimle veya demokrasiyle yönetiliyor, yoksa Mısır'a, Libya'ya demokrasi götüren kendi özgürlüklerini korumak için Müslümanların her şeyine göz diken kefere mi özgürlük peygamberleriler?!
 
Oysa bizim bildiğimiz bir şafak vardır dünya var olduğundan beri Allah'ın emriyle insanlığa aydınlık sunan. Yine yaptığımız tek bir akit vardır Allah ve Resulü ile bağlı kalınması gerektiğine inanılan. Eğer YENİ-lendiyse bir ŞAFAK veya YENİ-lendiyse bir AKİT, vardır bu yenilenmelerin içinde ve altında bir şeyler kesin; ne bu yepYeni olan Şafak Allah'ın emrinde hareket edip aydınlık saçan şafaktır, ne de bu Yenilenen Akit Allah ile yapılan akittir. Madem yenilenmek istiyordunuz, bari düne kadar yeryüzünün en kötü yaratığı bildikleriniz için yenilenmeseydiniz de müminlerin en azılı düşmanına haysiyetinizi, itibarınızı satmayaydınız!
 
Allah'ım! İslam ümmetini cehaletten kurtar; şerde yenilenmelerden uzak eyle!...
 
 
İlahiyatçı Musa Güneş
Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler