11 Aralık 2017 Pazartesi Saat:
02:15
13-04-2017
  

En Küçük Şehrimiz; Aile

Aile, bir gemi misalidir. Kimse kimseden kopuk değildir.

Facebook da Paylaş

 

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü


Aile bir vücuttur ve aile fertleri de onun azaları. Eğer azalardan biri hasarlı ve hasta olursa; doğal olarak diğer azalara da hasar verecektir. İnsanın dişi ağrırsa uyuyamaz yani bedeninden bir uzvu sorunlu olursa vücudun diğer organlarını da yıpratır ve sorunlu hale getirir. İşte aile de böyle bir vücuttur.

 

Anne, baba, çocuklar bu vücudun azalarıdır. Ailede uyuşturucu bağımlısı bir genç varsa, bu günahın etkisi ailenin diğer fertlerine de yansır. Mesela kız kardeşi evlenmek istediğinde o kızdan "bağımlının kız kardeşi" diye bahsedilir. Kimse abisinin bağımlı olmasının kardeşinden ayrı bir durum olduğunu söylemez. Bu olay kız kardeşini ilgilendirmez diyemez. Bu durum, her ne kadar farklı azalar olsa da; dişin ağrımasıyla uyuyamamanın arasındaki alaka kadar derindir.

 

Bir kız çocuğu ahlaki olarak yetersiz bir ailede yetişmişse ya da genç bir oğlan laubali bir şekilde yetiştirmişse; doğal olarak onların kuracağı aileler de kötü huylarının etkisi altında kalacaktır. Bir ailede anne ve baba ne kadar imanlı ve dindar olursa toplumda sağlam bir yer bulur ve o aileyi hiç bir güç parçalayamaz, ayrıştıramaz.


Aile, bir gemi misalidir. Acaba biri kalkıp da gemide bir delik açıp sonra da; “Bu sizi hiç ilgilendirmez; sizin değil, kendi oturduğum yere delik açtım ben!” diyebilir mi? Zira geminin batmasına sebep olacak su, açılan o delikten girecek ve gemideki herkese zarar verecektir.

 

Aile içerisinde uyuşturucu ve alkol bağımlısı ebeveynler ve laubali çocuklar olursa; ailenin harap olup, yıkılma ihtimali pek de uzak değildir. Halkın, o aileye bakış açısı mutlaka farklı olacaktır. Ailedeki iyi bir ferdi ayrıştırmak da mümkün olmayacaktır. Çünkü bütün aile fertlerine bakış açısı aynı olacaktır.

 

Bir ailede anne-babanın ayrılması yüzünden aileden kaçan bir çocuk varsa, babanın; "Ben eşimi kendi isteğimle boşadım, bu çocukları ilgilendirmez!" demeye hakkı yoktur. Çünkü çocuklar bu boşanmadan etkilenir ve darmadağın olurlar. Hem psikolojilerinde hem de yaşantılarında olumsuz etki yaratır. Çocuklar anne-babanın davranışlarının yansıması ve aynasıdır. Boşanma ailedeki sevginin, muhabbetin yok olmasına sebep olacaktır.

 


 Ailede İçindeki En Büyük Huzursuzluk; Kusur Aramak


Aile içerisinde büyük sorunlara sebep olan mutlu, huzurlu ve samimi ortamı bozan sebeplerden bir tanesi de ayıp aramaktır.

 

Genelde şöyle söylenir; nişanlılık döneminde ve evliliğin ilk yıllarında erkeklerin eşlerine olan alakası daha fazladır. Zaman geçtikçe ilgi azalır. Zamanla çocuk sahibi olur, saçlar beyazlar, eşler birbirlerinin kusurlarını görür ve aradaki muhabbet evliliğin ilk yıllarına oranla çok daha azalır. Bu, birbirlerinin kusurlarını arama ve eksikliklere takılı kalmaktan kaynaklanır.

 

Hz. Peygamber (saa): "Allah’ım! Kurnaz arkadaştan sana sığınırım." demiştir. Peki, kurnaz arkadaş kimdir? Eğer sende bir iyilik görse onu gizler açığa çıkmaması için uğraşır. Ama tam tersi bir eksiklik ve kötülük görürse onu açığa vurur ve duyurmaya çalışır.

 

Bazı erkekler eşlerinin evlilikte fedakârlıklarını görmezden gelir. Kadın bir söz söylerse ya da bir yanlış yaparsa erkek eşinin fedakârlıklarını bir kenara atar ve hatlarını göz önünde tutar. Aynı şekilde erkekler içinde bu olay söz konusudur. Kadınlar erkeğin fedakârlıklarını göz ardı eder ve hatalarını göz önünde tutarlar.

 

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur:

 

"İnsanların eksikliklerini bulan ve araştıran kimse, kendisinden uzak durulması ve öfkelenilmesi gereken kimsedir."


Örneğin sinek güzel elbiseler giyinmiş güzel kokular sürmüş bedeni sağlıklı bir insanın yüzündeki küçücük yaraya konar. Güzel ve beyaz bir suratta gidip o küçücük yarayı bulur. En uzak duracağın ve mümkün mertebe uzak kaçacağın insanlar senin ayıplarının ve kusurlarının peşinde olsun. Otuz yıl ortak hayat yaşadığınız ve her an mutluluk duyduğunuz eşinizin bir kusuru veya zaaf noktası varsa onu görmezden gelin. Çünkü kusur aramak sağlam bir aile ilişkilerinin önündeki en büyük engellerden biridir.

 

"Kusur Aramak" ile "Eleştirmek" Arasındaki Fark


Konuyu biraz daha incelersek; eleştirmek ile kusur aramak arasındaki farkı ayırt etmemiz gerekecektir. Bunların ikisi de birbirinden farklı şeylerdir. Eleştiri, insan iyi işlerle kötü işleri birbirinden ayırır ve birinin kusurunu ve yanlışını söyleyecekse bile onu tatlı dille ve iyi bir şekilde söyler.

 

İmam Cafer-i Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur;

 

"Eğer bir arkadaşınızın yanlış yaptığını görürseniz, engel olma ihtimaliniz varsa ve engel olmazsanız ona ihanet etmiş olursunuz."

 

Yazarlardan biri şöyle der; İnsanlar üç kısımdır, bazıları sadece iyiliği görür, her zaman methederler. Onların yaşantısında eleştiri yoktur ve bu doğru değildir. Diğer grup ise sadece kötülüğü ve kusuru görür. Örneğin; bir âlim sohbetinde eleştirel bir söz söylerse onu insanlar içinde rencide eder ve toplumda yayar ve herkesin bu konudan haberdar olmasını sağlar. Bu olaylar yayıldıkça âlimlere olan güven azalır ve düşmanların yararlanıp âlimleri küçük düşürmesine sebep olur.

 

Bazıları sadece iyilikleri görür ve bazıları sadece kötülükleri görür bu iki grup hatalara sebep olur. Üçüncü grup iyilikler karşısında teşvik eder övgüyle bahseder, kötülükler karşısında tepkisini doğru bir metotla gösterir. Uyarıcı ve ikaz eden olur. İşte bu üçüncü grup doğru davranış sahibidir.

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler