11 Aralık 2017 Pazartesi Saat:
05:58

Erbain Yürüyüşü ve Iraklı Çocuklar

20-11-2017 08:56



Erbain yürüyüşüne katılmak üzere yola çıktıktan sonra şahit olduklarımı kağıda dökmeliydim.  Zira zihnimdeki hatıralara karışıp tozlanmayacak kadar mukaddestiler...

Bu arada uzun zamandır ara verdiğim yazma işine Erbain vesilesiyle devam etmek de o yürüyüşün bereketlerinden yalnızca biri olsa gerek...

Yaklaşık iki haftalık Irak ziyaretimde tıpkı herkes gibi etkisinden uzun süre çıkamayacağım birçok olay yaşadım. Ancak yazımda acizane beni en çok etkileyen ve hüzünlendiren Irak’ın çocuklarına değineceğim.
Kendi ihtiyaçlarını bile tam anlamıyla karşılayamayan küçücük bedenlerin başka diyarlardan gelen Kerbela ziyaretçilerinin ihtiyaçlarını karşılamaya çabalamasına şahit olmak inanılmaz bir duygu. Nasıl bir Ehli beyt aşkıyla ve Ehli beyti sevenlere hizmet etmenin ne denli mühim olduğunun konuşulduğu bir evde yetiştikleri belliydi!

Küçücük elleri saatlerdir, günlerdir güneşin altında yürüyen Kerbela ziyaretçilerine su yetiştirmeye çalışıyor... Kiminin elinde hurma tepsisi... Kimi ise elinde parfüm, esans vs ile bekliyor, gelenin geçenin üzerine koku sürüyor....
Cennet kokulu eller ziyaretçilere koku dağıtıyordu...

Ehli beyt aşkının en pak, samimi, riyasız ve karşılıksız olanına şahit oldum Iraklılarda... Çocukların gözleri bu gerçeği yansıtıyordu.

Peki bu manzarada beni hüzünlendiren neydi?

Gözlerini açmış; biri benim parfümümden sıksın, biri benim suyumdan alsın dercesine etrafa bakınan çocuklara bizler Erbain yürüşüne katılanlar ne kadar teveccüh ettik?

Toz toprak içinde kalan kara gözlü Iraklı çocuğun suyundan alıp yüzüne bile bakmadan mı geçtik?

Bize hizmet için orada olan Arap çocuğuna bir tebessümle karşılık verebildik mi?

Batı Asya’mın savaşla büyümüş çocuklarına kaya muamelesi yapıp onların çocuk olduğunu mu unuttuk?
 
Hangi çocuğa gülümsediysem hayatında ilk kez bir tebessümle karşılaşmış edasıyla yanındaki arkadaşını dürtüp beni işaret etti, çünkü kimse daha önce çocuk olduğunu, dünyanın en masum ve sevilesi varlığı olduğunu hissettirmemişti ona.

Batı’da dünyaları versen de doymayan çocuklar... Benim coğrafyamda ise bir tebessümle dünyalara sahip olduğunu hisseden utangaç Iraklı çocuklar...


Hangi şekeri verdiysem geri çevirmeyen, hangi bisküviyi uzattıysam büyük bir iştah ve sevinçle kabul eden, minnettar gözlerle bakan Iraklı çocuklar...
 
 
Yalnızca çocuklar değil yetişkinlerde de aynı durum söz konusuydu. Verilen ikramlara Arapça teşekkür anlamına gelen “şükran” diyerek karşılık verdiğinizde yüzlerinde oluşan mutluluk görülmeye değer! Ya da “bizim için çok zahmet çektiniz Allah razı olsun” dediğinizde sizi bağırlarına basmaları, öpmeleri, “bizler ahirette Hz. Huseyn’e sizi iyi ağırlayabildik diye cevap verebilmeliyiz” demeleri insanı duygulandırıyor... Sadece bir teşekkür onları o kadar mutlu ediyor ki... Esirgemeyelim ey zairler!


Kerbela güzergahında sürekli ziyaretçiler için yemekler pişiyor, sular, şerbetler, tatlılar dağıtılıyor. Üstelik kapitalizmin en zirvede olduğu 21. yüzyılda ücretsiz!

Bir sonraki yemek dağıtılan yerde ‘hoop kardeşim bir önceki direkte de kebapları yemedin  mi sen’ diyen yok, her şey sınırsız!  

Birinin evine gittiğinde nasıl ‘bir şeyler ye’ diye ısrar ediyorlarsa işte bu yolda çok daha fazlası var. Iraklılar ziyadesiyle ev sahipliğini başarıyor. Çoğu zaman misafirlerini mahcup edecek derecede misafir perverlikte bulunuyor...

Peki bizler ? Iraklılara elleri boş değil de ülkemize has şeker çikolatayla gitsek fena mı olur? Adetimizden değil mi misafirliğe eli boş gitmemek?

Biliyor musun, sen Erbain yürüyüşün boyunca aç ve susuz kalma diye o bölgenin fakir Irak halkı bir yıl boyunca para biriktiyor, Erbain günlerinde o paralardan sana yemek pişirilsin diye bağışlıyor.... Çantamıza fuzuli doldurduğumuz kremler, deodorantlar, kıyafetler arasına bir tane de Iraklı kardeşlerimiz için bir hediyelik yer yok mu?

30 milyon ziyaretçi...  Herkes ufak bir hediye getirse kardeşine...

 Bir tebessümle, bir iltifatla yüzlerinde gülücükler açan savaşı yanı başlarında hisseden Irak halkı için fazlasıyla değer!

Sırt çantamızda bir çocuk pantolonu, bir oyuncak araba çok yer kaplamaz ama o çocuğun hayatında o hediyenin büyük yeri olacağı kuşkusuz...

Keşke imkanı olanlar bu güzel gönüllü insanların misafirperverliklerini gözleriyle görse...

Her yıl aynı aşk’la aynı adres’te...

İnsan Kerbela’ya varan yolda hiç beklemediği güzelliklere/kardeşliklere şahit oluyor...

 
Tesadufi karşılaştığım Sünnilerle ettiğim sohbetleri, “ne vesile oldu da ziyarete geldiniz” soruma, “vesileye ne gerek var, hepimizin peygamberinin evlatları bunlar!” cevaplarını unutamayacağım...

Adıyaman’dan gelen 60 yaşlarındaki sünni bir amca ise her yıl Adıyaman’dan 15-20 sünni yakınıyla beraber Kerbela’ya ve Hz. Masume’yi ziyaret için İran’ın Kum kentine geldiğini söyledi ve ekledi “bacım bunlar ne şii’nindir ne sünni’nin, bunlar hepimizin...”
Kum’a bir dahaki gelişlerinde mutlaka bizde konaklamalarını tembih ettiğim hacı amca, Türkiye’den istediğim birşey olursa çekinmeden söylemem şartıyla kabul etti ve numaramı aldı...

Dile kolay 30 milyona yakın insan birden Kerbela’ya akın ediyor. Elbette hava kirliliği çevre kirliliği vs oluşması normal. Çevrede somut olarak görünen kirliliğe bakmak yerine gözle görülmeyen ancak 30 milyonun kalbindeki ortak aşk’a, ortak hedefe, ortak yola bakmak bu ziyaretin amacına ulaşmasında bizlere yardımcı olacaktır.

Bu esrarengiz yolda güzellikleri bulalım!

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Yazarın Diğer Yazıları