15 Aralık 2018 Cumartesi Saat:
11:32
24-10-2018
  

Eş Seçiminde Dindarlık Kıstası

İslam'ın evlilik konusundaki yasalarının genelini incelendiği zaman, şu sonuca ulaşılır...

Facebook da Paylaş

 

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü


Evlilik niyetinde olan kız ve erkek bütün gençler; birbirlerine uygun olan, birbirlerine benzer ölçülere sahip olan ve birbirlerine yakışan eşler seçmelidirler. Eğer bu şartlar gerçekleşir ve bu uyumluluk sağlanırsa, öteki sorunlar kolayca halledilebilecektir. Eğer bu aşamalarda yanlış yapmazlarsa, öteki aşamaları geçmek daha da kolaylaşacaktır.


"Ortak yaşam" içinde gerçekleşen sorunların en önemlileri, kız ve erkeğin seçim konusunda yanlış yapmalarından ve kendileri için uygun olan eşi seçmediklerinden dolayı kaynaklanmaktadır.


İslam'ın evlilik konusundaki yasalarının genelini incelendiği zaman, şu sonuca ulaşılır:


İslam dini evlilik müessesesine bağlı olan mihr, çeyiz, takı, örf, adap, tören vb. benzer konularda kolaylaştırmayı ve sadeliği emretmektedir. Ancak eş seçimi konusunda dikkatli olmayı emretmektedir. Evlendirme konusu hakkında şöyle buyurmaktadır:


"Kolaylaştırınız, çok dikkat etmeyiniz, evliliklerin en hayırlısı, en kolay olanıdır, eşlerin en iyileri, mihrleri en az olanlardır…

 

Eş seçimi ve eş seçiminin ölçüleri konularına gelince şöyle buyurmaktadır:


"Dikkat ediniz, çöplükte büyümüş olan gülden sakının, boynuna taktığın gerdanlığa iyi bak…"


Bu nedenle iki farklı yasa olan "evlilik" ve "eş seçimi" birbirleriyle karıştırılmamalıdır.


Kız ve erkek, "nasıl bir eş istemektedirler"," eşler hangi özelliklere sahip olmalıdır" gibi konular hakkında bazı kıstaslar ve ölçüler vardır. Örnek olarak; yolculuğa çıkmak isteyen bir kimse, öncelikle gideceği yeri belirlemeli sonra yolculuğa çıkmalıdır. Ancak yolculuğa çıkması gerektiğini bilir de, gideceği yeri göz önünde bulundurmazsa; şaşkın bir halde oradan oraya savrulup durur.


Eş seçimi konusunda göz önünde bulundurulması gereken kıstaslar, ölçüler, değerler ve özelliklerin en önemlisi eşlerin dine ve dini öğretilere verdiği önem yani dindarlıktır.


Dini olmayan bir insan her şeye sahip olsa bile hiçbir şeyi yok demektir. Dinsiz bir insan, hakikatte "yaşayan bir ölü" gibidir. Yaşamın en asli konusu olan dine bağlı olmayan bir insanın, hayatını paylaştığı kimsenin ve eşinin haklarına saygı göstereceğine dair hiçbir garanti bulunmamaktadır.


Dini değerlere önem veren insan, dini emirleri önemsemeyen bir eşle anlaşamaz ve mutlu bir yaşam sürdüremez. Dindar bir insan, eşinin öteki eksikliklerine tahammül edebilir ancak "Dinde laubalilik" gibi eksikliklere tahammül edemez.


Elbette "Dindarlık"tan kast edilen şey; hakiki anlamda dindar olmaktır. Yani İslam'a sıkı sıkıya bağlı olunmalıdır. İslam, kalpten kabul edilmelidir. Yasalarına amel edilmelidir. Dindarlık'tan kasıt, yüzeysel ve amelsiz bir dindarlık değildir.


Bir adam, eş seçimi konusunda bilgi edinmek için Peygamber efendimizin  (s.a.a.) yanına gelir. Hz. Muhammed (s.a.a) ona şöyle buyurdu:


"Dindar bir eş seç."


Yine başka bir yerde şöyle buyurmaktadır:


"Yüce Allah, bir kadınla serveti nedeniyle evlenen kimseyi kendi haline bırakır. Bir kadınla yalnızca güzelliğinden dolayı evlenen kimse, kadında hoş olmayan şeyler görecektir. Bir kadınla dindar olduğu için evlenen kimseye ise bütün güzellik ve nimetlerini sunar."


Bir Soru ve Eleştiri:


Bu noktada akıllara şöyle bir soru ve eleştiri gelebilir:


Eğer "Dindar olmak" mutluluğun asli kıstası ve ölçüsü ise, niçin yaşamları güzel olmayan hatta perişan olan birçok dindar aile görmekteyiz?


Cevap:


İlk olarak; Dindarlık ile kast olunan şey, hakiki dindarlıktır. Yani bütün amellerinde, sözlerinde, ahlakında, davranışlarında ve uygulamalarında İslam'a uyan kişiye "Dindar" denir. Böyle bir insan, kesinlikle örnek bir kişidir. İslam dini, yüce Allah'ın insanların mutluluğu için yasalaştırdığı kanunlar bütünüdür. Eğer yüce Allah'ın emrettiği gibi uygulanırsa kesinlikle mutluluk nedeni olacaktır.


İkinci olarak; Sorun, başka şeylerden kaynaklanabilir. Yani kişi hakiki dindar olabilir. Ancak ortak bir yaşamda mutluluk şartları olan öteki özelliklere ve sıfatlara sahip olmayabilirler. Örneğin; eşler fikirsel ve ahlaksal bakımdan aynı değerlere sahip değildirler. Dolayısıyla "Dindar olmak" asli kıstas olsa da, eş seçiminde göz önünde bulundurulması gereken başka kıstasların da var olduğu unutulmamalıdır.


Üçüncü olarak; Bazen sorunun kaynağı insanın farkın olmadığı bir neden olabilir. Yani dindar olduğunu sandığınız kişi aslında dindar değildir.


Dördüncü olarak; Eşlerden biri veya her ikisi de zaman içerisinde farklı etkenlerden dolayı ruhsal ve sinirsel sorunlara sahip olabilirler. Maalesef bu tür hastalıklar, ortak bir yaşamda birçok soruna neden olur.

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler