11 Aralık 2017 Pazartesi Saat:
05:58
21-11-2017
  

Eş Seçiminde İstişare ve İstihare

"Ey Peygamber, işlerinde müminlerle istişare et. Bir karar verdiğin zaman ise Allah'a tevekkül et."

Facebook da Paylaş


 

İstişare'nin rolü

 

İstişarenin İslâm'da yüksek bir değeri vardır.

 

Allah Teala Kur'ân'da peygamberine hitaben şöyle buyuruyor:
 

"Ey Peygamber, işlerinde müminlerle istişare et. Bir karar verdiğin zaman ise Allah'a tevekkül et." (1)
 

Müminler için de şöyle buyuruyor:
 

"Müminler, işlerini istişare ile yaparlar." (2)

 

İstişare, hadislerde de vurgulanmıştır. Aşağıdakiler buna örnektir:
 

Allah'ın Resulüne (s.a.a) şöyle soruldu: "İhtiyat nededir?" Hz. Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdu:
 

"Görüş sahipleriyle istişare edip onları izlemektedir." (3)
 

Hz. Peygamber, Hz. Ali'ye olan vasiyetinde şöyle buyurmaktadır:
 

"Hiçbir destek, istişareden daha sağlam değildir. Hiçbir akıl, sonrasını düşünmek gibi değildir." (4)
 

Allah'ın Resulü (s.a.a) şöyle buyurmaktadır:
 

Akıllı ve hayırlı düşünen kişilerle istişare etmek, berekete, hidayete ve Allah'tan gelecek başarıya sebep olacaktır. O hâlde akıllı ve hayırlı düşünen kimselerle istişare ettiğinde onlar sana yol göstermişse, onların görüşlerinin aksine davranmamaya çalış. Yoksa bu helak getirir. (5)
 

Akıllı insanlarla yapılan istişare, onların paha biçilmez değerdeki tecrübelerinden yararlanma imkânı verir. İşlerinde başkalarıyla istişare edenler, hataya ve pişmanlığa daha az düşerler. Fakat istişare edilecek kişilerin öncelikle bir şeyler bilen akıllı insanlar olması gerekir. Zira cahil ve bilgisiz insanlar, gerçek doğrunun ne olduğunu bilmedikleri için bunu kendileriyle istişare eden kişiye sunamazlar. İkinci olarak dindar olması gerekir; zira dinsiz birine güvenilemez.
 

Ayrıca maslahatları din açısından ölçemeyeceği için istişare eden kişiyi, din ve ahlâk karşıtı bir uçuruma yöneltebilir.
 

ççüncü olarak, insanın dostu olmalı ve iyiliğini istemelidir. Onun iyiliğini istediği ya da dost olduğu kesinleşmedikçe, onun görüşlerine güvenilemez. Bu şekildeki birinin istişare edeni saptırması ya da ona ait sırları yayması mümkündür.
 

İmam Cafer Sâdık (a.s) şöyle buyurmaktadır:
 

"İstişare konusunda dört şarta riayet edilmelidir. Aksi takdirde onun zararı yararından fazla olacaktır:
 

Birincisi, İstişare edilen taraf akıllı olmalıdır. İkincisi, özgür ve dindar olmalıdır. Üçüncüsü dost ve kardeş olmalıdır. Dördüncüsü, kendine ait bilgileri ona sunmakla ondaki bilgilerin de seninki kadar olmasını sağladığın bu kişinin senin sırlarını tutan bir kişi olması gerekir.
 

Zira akıllı ise onunla istişareden yararlanırsın. Eğer özgür ve dindar biriyse, senin iyiliğini düşünme konusunda ciddiyet gösterecektir. Eğer dost ve kardeş olursa senin sırlarını gizleyecektir. Eğer kendine ait tüm bilgileri ona sunarsan, daha iyi istişare etmiş olursun ve o da senin maslahatını daha iyi bir şekilde ortaya koyar." (6)
 

Binaenaleyh, insan önemli işlerinde özellikle de çok önemli ve kader tayin edici nitelikteki evlenme konusunda bilgili, tecrübeli, dindar ve iyilik isteyen kişilerle istişare etmelidir.
 

Gençlerin evlilik konusunda istişare etmeleri gereken en iyi kişiler, akıllı ve bilgili olmaları şartıyla anne ve babalarıdır. Anne ve baba çocuklarının iyiliğini düşünme konusunda en güvenilir kişilerdir. Kızların ve erkeklerin, evlilik konusunda kendi anne ve babalarıyla istişare etmemeleri doğru değildir. Anne ve baba, bu hassas ve hayatî konuda iyi bir yol gösterici ve danışman olabilir. Zira danışmanlık ve yol göstericilik yapmaları ve kararı çocuklarına bırakmaları, kendi verdikleri kararı çocuklarına dayatmamaları şartıyla hem bu konuda bilgi ve tecrübe sahibi olmaları, hem de güvenilir olmaları sebebiyle istişare edilecek en iyi kişiler anne ve babadır.
 

Anne ve babadan sonra dede, nine, abla, ağabeyi, amca, dayı, hala, teyze de gerekli şartları taşıyor olmaları durumunda istişare edilebilecek kişilerdir. Tabii bunların da karar verici değil, danışman ve yol gösterici rolü oynamaları gerekmektedir. Bunlardan başka, dostlardan ve tanıdıklardan, dindar ve güvenilir başka kişilerle de istişare yapılıp onlardan yararlanılabilir.
 

Burada, istişare edilecek kişilere de bazı tavsiyelerde bulunmamız gerekiyor. Sizinle istişare edenler, sizi, emin görmüş ve size güvenmiştirler, sizin dinî, insanî ve vicdanî göreviniz, danışılan konuya iyi dikkat etmenizi ve görüşlerinizi, tam bir dürüstlükle ve hiçbir eksiltme ve çarptırmaya başvurmadan olduğu gibi onlara sunmanızı gerektirmektedir. Eğer danışmada ihanet gösterirseniz, Allah katında hesaba çekilirsiniz. Danışılan kişi, kendinin, yakınlarının ya da arkadaşlarının zararına da olsa, hakkı söylemelidir.
 

Emirü'l-Müminin Ali (a.s) şöyle buyurmaktadır:
 

"İstişarede Müslümanlara ihanet eden kişilerden ben uzağım." (7)

İstihare'nin Rolü

 

Birçok aile, kızlarının ve oğullarının evliliği konusunda istihareye başvurmaktadır. Kızlarını istemeye geldiklerinde ya da oğullarına kız istemeye gittiklerinde istihareye başvurmaktadırlar.
 

Öncelikle şunu hatırlatmalıyım ki, istiharenin yeri, araştırma ve istişare safhasından sonradır. Kız, erkek ve onların aileleri, eşi tanımak için gerekli araştırmaları yaparlar, tereddütleri gitmezse, bilgili ve güvenilir kişilerle, istişare ederler. Eğer bundan bir sonuç alırlarsa ona göre davranırlar.
 

Araştırma ve istişare yapıldıktan sonra kişi hâlâ bocalama içerisindeyse, böylesi bir durumda istihareye başvurabilir.
 

Hadislerde iki tür istihareye işaret edilmektedir. Birincide, önemli bir işi için karar verme aşamasında olan bir kişi, iki rekât namaz kılar ve namazdan sonra Allah'a dua ederek ondan kendisinin hayrına ve maslahatına olan şeyleri önüne çıkarmasını ve bunun vesilelerini hazırlamasını ister. Bu tür istihare, bir çeşit duadır ve her durumda, hatta araştırma ve istişare aşamalarından önce de yapılabilir. çzellikle de evlilik gibi son derece önemli ve kader tayin edici olan bir meselede, insanın Allah Teala'dan hayır talep etmesi çok iyi bir şeydir.
 

Hadislerde belirtildiğine göre, Emirü'l-Müminin Ali (a.s) istihare için iki rekât namaz kılar, namazı takiben yüz defa, "estehîrullah." der; daha sonra da şu duayı ederdi:

"Allahumme innî kad hememtu bi-emrin kad alimtehu, fe-in kunte te'lemu ennehu hayrun lî fî dînî ve dunyaye ve ahiteretî fe-yessirhu lî ve in kunte te'lemu ennehu şerrun lî fî dînî ve dunyaye ve ahiteretî fesrifhu annî, kerihet nefsî zalike ev ahebbet. Fe-inneke te'lemu ve la elemu ve ente allamu'lğuyûb."

 

Yani: Allah'ım senin bildiğin falan işi yapmak istiyorum, eğer dinim, dünyam ve âhiretim için bu işi bana uygun görüyorsan, bu konudaki vesileleri benim için hazırla. Eğer benin dinim, dünyam ve âhiretim için kötü olduğunu görüyorsan, ister bu konuda kerahet duyayım isterse alaka duyayım onu benden uzak et. Zira gerçek maslahatları sen bilirsin, ben bilmem, sen kaybı bilensin. (8)

Kuran İle İstihare

 

Ravî, İmam Cafer Sâdık'a (a.s) şöyle dediğini söylüyor:

 

"Bir iş yapmayı istiyorum ve Allah'tan da hayır talep ediyorum; ama bu işi yapayım mı yapmayayım mı diye tereddütte kalıyorum. Bu durumda o işi yapayım mı yapmayayım mı?"
 

İmam şöyle buyuruyor:
 

"Şeytan namaz sırasında insana diğer bütün hâllerinden çok daha fazla uzaktır. Namaz sırasında zihnine nasıl gelirse öyle yap. Kur'ân'ı aç, gözüne çarpan ilk ayete dikkat et, kalbinde ne doğarsa o şekilde yap." (9)
 

Adından da anlaşılacağı üzere istihare bir çeşit dua ve hayır talep etmektir. İnsan, tereddüt anında dua için ellerini kaldırıp dini, dünyası ve âhireti için iyi olanı, önüne çıkarıp bu konuda vesile yaratması için Allah'a yalvarır. Allah'a tevekkül edip, tereddüt hâlinden kurtulması için duasının kabul olunacağını umarak ona göre davranır. Böylesi bir durumda gerçekten dünyası ve âhireti için iyi olanın karşısına  çıkacağından emin olmalıdır.
 

Sonuç olarak araştırma ve istişarenin istihareden daha öncelikli olduğunu hatırlatmak isterim. Bazıları yaptıkları her işte istihareye başvurmayı bir alışkanlık hâline getirmişlerdir. Hâlbuki bazen yersiz istihareler, insanı şaşırmışlık içerisinde bırakmakta ve işe engel olmaktadır.

 

 

Ayetullah İbrahim Emini

 

Kaynaklar

 

1- Âl-i İmrân Suresi, 153. ayet
2- şurâ Suresi, 38. ayet.
3- Mekarimu'l-Ahlâk, s.261
4- Mekarimu'l-Ahlâk, s.368

5- Mekarimu'l-Ahlâk, s.367

6- Mekarimu'l-Ahlâk, s.367

7- Biharu'l-Envar, c.75, s.99

8- Mekarimu'l-Ahlâk, s.369

9- age. s.374

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler