01 Ekim 2020 Perşembe Saat:
16:06

Esed’siz çözümde anlaşmaya varıldı”

30-12-2014 11:14




Arap-İsrail sorunu çözülmeden Ortadoğu’da hiçbir çözüme ulaşılamaz, normalleşme yaşanamaz. Bu, elli yıldır hep böyledir.

Irak işgali, bütün coğrafyanın temellerini sarstı. Ülke öyle bir çözülme yaşadı ki, Iraklı üst kimliği diye bir şey kalmadı. Bu ülkeyi bir daha bir araya getirme, bütünleştirme umudu hiç bu kadar zayıflamamıştı.  Böyle giderse çözülme, bölgesel şartların izin verdiği ilk fırsatta bölünmeye dönüşecektir. Irak meselesini çözmeden de Ortadoğu’da işleri artık yoluna koymak mümkün değildir.

Suriye, Irak’tan çok daha vahim bir çözülme ve kaos yaşıyor. Irak’ta olduğu gibi Suriye‘de de etnik ve mezhep eksenli ayrışma hiçbir zaman olmadığı kadar derinleşti. Buna bir de Hristiyanların durumunu eklersek Suriye’nin yıllarca toparlanamayacağını söyleyebiliriz. Suriye meselesi Irak’tan çok daha fazla “uluslararası” sorun haline geldi. Bu yönüyle Suriye, Irak’tan çok daha karmaşık ve zor bir sorundur.

Irak ve Suriye artık tek cephe

İşin gerçeği bütün bu sorunlar birbirini besliyor. Filistin meselesi İsrail’in bütün bölgeyi çözmeye yönelik girişimlerine, ABD’yi bu yönde provoke etmesine yol açarken, Irak bunun ilk örneğini oluştururken şimdi Irak’taki çözülme Suriye’nin çözülmesini tetikliyor. Sadece IŞİD örneği bile Irak ve Suriye’nin artık tek mesele, tek cephe haline geldiğinin göstergesidir.

Bu çözülmenin devamı Suudi Arabistan’ın ve Körfez ülkelerinin, Yemen’in de çözülmeye doğru sürüklenmesi ile sonuçlanabilir. Lübnan’ı yeniden ateşe atabilir. Arap-İsrail savaşının boyutlarını değiştirebilir. Mesela Irak’ın çözülmesi Türkiye’nin güvenlik stratejilerini altüst etti.

Suriye’nin çözülmesi Türkiye’nin toplumsal ve siyasal yapısında şimdiden ciddi izler bırakmaya başladı. ABD ve müttefiklerinin Irak’ta, Rusya ve İran’ın Suriye üzerindeki operasyonları Türkiye’nin bölgesel pozisyonuna çok ağır darbe vurdu. Özellikle İran’ın Suriye’deki tutumu, Türkiye içinde etnik ve mezhepsel bir reaksiyonu besler hale geldi.

Bugün düşünülecek tek bir konu var: Çözülme Süreci başka ülkelere de yayılmadan bir yerde durdurulabilir mi? Kriz Irak ve Suriye içine hapsedilebilir mi? Etnik ve mezhepsel savrulma bölgesel savrulmaya dönüşmeden kontrol altına alınabilir mi?

‘Kaos coğrafyası’ tezi Türkiye’yi de kapsıyor

Bu yönde azami gayret sarfetmek, Türkiye dahil, her ülke için ertelenemez bir durum. Çünkü bölgedeki hiçbir sorun bölge içi dinamiklerle sınırlı değil ve hızla küresel bir hal alıyor. Böyle olunca da çözümü zorlaşıyor, her geçen gün yeni cepheler açılıyor. Atlantikçi bakışın “kaos coğrafyası” tezi gerçektir ve bu tez, Türkiye dahil bir çok ülkenin çözülmesini kapsamaktadır.  Türkiye’de son on yıldır güçlü siyasi irade olmasaydı, bugün bu çözülme dalgalarının Türkiye’yi çok daha şiddetle vuracak hale gelmiş olacağını hepimiz biliyoruz.

Nuri El Maliki döneminde Irak ile çok ağır sıkıntılar yaşadık. Maliki’nin Tahran eksenli yapılanması, tamamen mezhepsel bakış açısı hem Irak’a hem de bölgeye ciddi zararlar verdi. Bağdat neredeyse İran’ın bir garnizonu haline geldi. Tahran-Bağdat ve Şam ekseni bölgesel bir cepheye dönüştü ve çözümü hızlandırdı.

Yeni Irak yönetiminin hem Kuzey Irak’la hem de Türkiye ile ilişkilerini normalleştirmeye yönelik görüntüsü, Irak Başbakanı’nın Ankara ziyaretinde “sıfır sorundan da öte” bir ilişkiye talepkar görünmesi umut vericidir. Ne kadar gerçekleşir, ne kadar İran ve Batı etkisinden bağımsız bir yakınlaşma söz konusu olabilir elbette bilemiyoruz. Ama bugünlerde umuda oldukça fazla ihtiyacımız var.

Türkiye ve Rusya’nın iki jeopolitik müdahalesi

Peki Suriye ne olacak? Hiç mi bir umut ışığı yok? İki yüz bin insan hayatını kaybetti. Yedi milyondan fazla insan evlerinden oldu. Ülke harabeye döndü. Şam yönetimi Rusya ve İran’ın desteğiyle, Batı’nın göz yummasıyla ayakta duruyor. Bu rejimin ülkeyi bir daha yönetemeyecek halde olduğunu herkes biliyor. Ancak Suriye halkı tamamen kaderine terkedilmiş, kimsesizliğe mahkum edilmiş durumda. Artık Şam yönetiminden söz etmek bile mümkün değil ve Suriye ordusu dediğimiz yapıyı tamamen İran yönetiyor.

Daha önce burada Türkiye-Rusya ilişkilerini tartışırken bir konuya dikkat çekmiştim: Rusya ve Türkiye aslında Batı’nın bölgesel hesaplarını bozan iki jeopolitik müdahalede bulundu. Rusya Ukrayna’da Türkiye ise Suriye’de. Ancak iki ülke de birbirinin müdahalelerinde tamamen karşı cephelerde yer aldı.

Rusya’ya yönelik ağır yaptırım, Moskova’yı diz çöktürmeye ayarlı. Vladimir Putin’in Ankara ziyaretinde Türkiye’ye yakın durma telaşının sebebi köşeye sıkışmışlık halidir. Ekonomik alanda Türkiye ile alabildiğine güçlü ilişkiler kuran Moskova, Türkiye’nin en hassas olduğu Suriye konusunda geri adım atar mı?

Esed bir ay içinde gidecek iddiası

Moskova’nın Beşşar Esed’i gözden çıkarması gibi bir durum olabilir mi? “Esed’siz bir çözüm”e ikna edilmiş olabilir mi? Bu günlerde en çok bu sorunun cevabı aranıyor. ABD’nin ve Avrupa ülkelerinin de destek verebileceği böyle bir tablo, Suriye için köklü bir çözümün kapılarını aralayabilir.

Suriye yönetiminin muhaliflerle müzakere etme konusunda Moskova’nın önerisini kabul etmesi bunun ilk işareti olabilir. Çünkü bu konuda, Esed’siz çözüm konusunda bir takım adımların atıldığına, önümüzdeki ay ciddi gelişmelerin olabileceğine, Suriye meselesinin bir şekilde toparlanabileceğine dair güçlü işaretler var. Suriye’nin içinde bulunduğu içler acısı hali düşününce bu umut oldukça heyecan verici.

Bazı çevreler bu ihtimalleri bile aşıp, “tarafların Esed’siz bir çözümde anlaştığını, yerine geçecek isimler konusunun konuşulduğunu” bile iddia ediyor. Belki de IŞİD tehdidi, farklı pozisyonda bulunan birçok ülkeyi böyle bir çözüme zorladı, yakında göreceğiz.

Yakın çevremizdeki her olumsuzluğu Türkiye’nin suçu, beceriksizliği gibi sunanlar bundan hoşnut olmayacaktır. Suriye üzerinden Türkiye’nin burnunu sürtmeye çalışanlar da. Ama şimdiden söylemek gerekiyor ki, bölge genelindeki olumsuz rüzgarlar yerini sakin bir atmosfere bırakacak gibi. Irak’la normalleşme, Suriye’de ortak çözüm arayışı çözülme dalgalarını biraz olsun dindirecek gibi.

Ama şundan emin olun; Çözüm Süreci’ni boşa çıkarmaya dönük sabotajların çok daha fazlası Suriye meselesindeki çözümü boşa çıkarmak için de yapılacak. Her türlü entrikayı bekleyin. Kandan beslenenler bu kadar çok olunca, en az çözüm kadar bu çevrelerle de mücadele etmek gerekecek.

 

http://www.yenisafak.com.tr/yazarlar/ibrahimkaragul/esedsiz-cozumde-anlasmaya-varildi-2006878

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !