26 Haziran 2017 Pazartesi Saat:
03:46
02-12-2016
  

Evlat Eğitiminin Önemi ve Zarureti

İnsan eğitiminin önemini ve zaruretini inkâr edecek hiçbir ekol, mezhep veya grup yoktur.

Facebook da Paylaş

 

Ehlader Kültür Araştırma

 

İnsan eğitiminin önemi ve zarureti hiç kimseye kapalı değildir. İnsan eğitiminin önemini ve zaruretini inkâr edecek hiçbir ekol, mezhep veya grup yoktur. İhtilafların hepsi eğitimin hedefleri ve yöntemleri konusundadır. Zira insanın özelliklerinden birisi eğitim alabilmesidir. Kitapların nazil olması, resullerin görevlendirilmesi insanın eğitimi ve hidayeti içindir. Tüm ekoller, mezhepler ve devletler, çeşitli sebeplerle çocukluk çağında eğitime özel bir önem vermişlerdir. İslâm da çocukluk çağında eğitimin üzerinde fazlasıyla durmuş, bunu ebeveynlerin vazifelerinden ve evlatların haklarından biri saymıştır.

Mâsûmlar (a.s) birçok rivayette, bu çağdaki eğitimin önemi ve zarureti üzerinde durmuşlardır. Bu rivayetlerden bazıları şöyledir:

Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdu: “Bir babanın evladını eğitmesi, her gün bir buçuk kilo yiyecek sadaka vermesinden daha iyidir.”[1]

 

Hz. Ali (a.s) şöyle buyuruyor: “Hiçbir baba evladına iyi eğitimden daha iyi bir hediye vermemiştir.”[2]

 

Aynı şekilde İmam Sâdık (a.s) evladın, babası üzerinde üç hakkı olduğunu buyurmaktadır ve bunlardan birisi eğitiminde ciddiyettir:

“Evladın babası üzerinde üç hakkı vardır; onun için uygun bir anne seçmek, ona iyi bir isim koymak ve eğitiminde ciddiyet göstermek.”[3]

 

Üç hak da evlat eğitiminde müessirdir, ama üçüncüsü tamamen eğitimseldir. Yine İmam şöyle buyuruyor: “Evladını oyun oynaması için yedi yıl serbest bırak, (ikinci) yedi yıl onu eğit ve (üçüncü) yedi yıl kendi arkadaşın ve danışmanın yap. Eğer hidayet olursa ne iyi, yoksa artık onda bir hayır yoktur.”[4]

 

Elbette İmam (a.s), hidayet olmadıysa 21 yaşından sonra onda hayır olmadığını buyururken bunun kesin olduğunu kastetmemektedir. Bu belki baskın bir bağ olabilir. Zira bir çocuğun 21 yıl eğitimi için uğraşıldığı hâlde eğitim ve hidayet kabul etmezse, artık onun hakkında pek ümitli olunamaz. Belki de kastedilen; artık, bu yaştan sonra babanın onun eğitimiyle ilgili bir vazifesi olmadığı ve eğitimin kendi uhdesine geçtiğidir. Peygamber’den (s.a.a) ve Hz. Ali’den (a.s) bu konuyu onaylayan iki diğer rivayet nakledilmiştir. Ebeveynlere ve evlatlarının eğitiminden mesul kimselere, bu yaştan sonra artık, onu özgür bırakmaları ve eğitiminden ellerini çekmeleri emredilmektedir[5]veya şöyle buyuruyor:

 

“Ebeveynler bundan sonrasında mâzurdurlar, çünkü kendi vazifelerine amel etmişlerdir.” [6]

 

Bununla birlikte rivayetlerde çocukluk, ergenlik ve ilk gençlik çağlarında evlat eğitimi üzerinde oldukça durulmuştur. Neden bu çağda eğitim bu kadar önemlidir? Bazı rivayetlerde bunun öneminin bazı sebepleri açıklanmış veya buna değinilmiştir. Hz. Ali (a.s) oğlu İmam Hasan’a (a.s) mektubunda sebebi şöyle anlatıyor:

 

“Çocuğun kalbi ekilmemiş tarlaya benzer, hangi tohum ekilirse büyür. Bu yüzden senin eğitimine çocukluğunda, kalbin katılaşmadan ve aklın başka şeylere yönelmeden başladım. Tâ ki sen, tecrübe ehlinin kendilerinde denediği şeylerden nasiplenesin ve tekrar denemeye ihtiyaç duymayasın.”[7]

 

Çocukluk çağında eğitimin öneminin ilk ve en önemli delili, “Rahman’ın arşı” olması gereken çocuk kalbinin bu çağda boş olması ve henüz günahların siyahlığı ve pisliğine bulaşmamış olmasıdır. Bu yıllarda çocuğun kalbi, henüz tohum ekilmemiş tarla gibidir ve ne ekilirse mahsul verecektir. Böylece, her türlü ahlâkî ve toplumsal sıfat çocukta geliştirilebilir. Boş olan bir kalbe hem sadakat, ihlas ve emanet ekilebilir hem yalan, riya ve ihanet; hem iman ve tevhit hem küfür ve şirk; hem onu Rahman’ın arşı hem şeytanın ini yapmak mümkündür.

 

İkinci delil şudur; çocukluk çağında, çocuğun zihni henüz faydasız öğretilerle, aile, evlat ve mal toplama gibi geçim ve dünyalık meselelerle meşgul olmamıştır. Çocuk, tüm bu düşüncelerden uzak olduğundan rahatlıkla gerekli öğretileri ve eğitimi kabul eder. Bu yüzden İmam (a.s), evladına şöyle buyuruyor:

 

“Ben senin eğitimine bu çağda başladım ki; sen, tekrar aynı tecrübeleri yaşamak zorunda kalmayasın ve tecrübelerin tekrarının zahmetine ve sıkıntısına tahammül etmen gerekmesin”.

 

Şu noktanın hatırlatılması zaruridir: İmam’ın çocuk kalbini boş tarlaya benzetirken kasdı mutlak boşluk değildir. Çünkü veraseti ve geçmiş etkenleri, İslâm’ı göz ardı etmemektedir. Bunlar çocuğun eğitiminde etkili olabilir veya daha iyi bir eğitim ortamı sağlayabilir. Kastedilen büyüyebilme ve büyüme kabiliyetidir. Nitekim her boş tarla, tarım için uygun değildir ve uygun olanlar da bir dereceye kadar hazırlığa ve kabiliyete sahiptirler. Örneğin; bazı tohumlar tuzlu topraklarda yetişmez veya gerektiği gibi gelişmezler. Ama diğer bazı tohumlar tuzlu topraklarda daha iyi yetişirler ve daha iyi gelişirler. Çocuklar da farklı kabiliyetlere ve ortamlara sahiptirler. Aynı zamanda çevresel öğretilerin tesirinden ve eğitiminden uzak oldukları için, onlara daha iyi ve daha kolay eğitim-öğretim uygulanabilir. Bununla beraber İmam’ın görüşü, John Locke’un “boş levha (tabula rasa)”, “yazılmamış levha” teorisinden farklıdır. Zira Locke, bu teoriyi sunarken eğitimde verasetin veya geçmişin etkenlerinin tesirlerini inkâr etmek veya en azından çok önemsiz göstermek istemiştir.

 

Emîru’l-Mu’minîn’in (a.s) mektubunun bu bölümünden elde ettiğimiz çocukluk çağında eğitimin önemine dair beyan ettiğimiz iki delile ek olarak üç başka delilden de bahsedebiliriz:

 

İlki şudur; insan eğitimi, hatta dinî eğitimin bir bölümü, bu dünyada daha iyi yaşamak içindir. Örneğin insan; yaşamında buna göre amel edebilmesi için kendisiyle, tabiatla, diğer insanlarla ve hatta Allah’la irtibatıyla münasip kişisel ve toplumsal davranışı bilmelidir. Eğitim ve öğretim için mümkün olan ilk zamanda çocuğun kendi ömrü ve yaşamından olabildiğince fazla ve iyi fayda sağlayabilmesi için eğitimi üzerinde çalışılmalıdır. Eğer bu eğitim daha sonraki aşamalara bırakılırsa, bazı imkânların ve eğitimi özümseme kabiliyetinin kaybedilmesinin yanı sıra, çocuğun ömrünün bir kısmı da doğru bir fayda sağlayamadan heba olacaktır. Bazı menfaatler kaybedileceği gibi bazı zararlara da uğranılacaktır.

 

İkincisi, insan çocukluk ve ergenlik döneminde daha çok ve daha derin şekilde başkalarının etkisi altında kalmaktadır. Örnek alma ve taklit ruhu daha kuvvetlidir. Ama yaş ilerledikçe örnek alma ve taklit ölçüsü azalmaktadır. Bununla birlikte çocukluk döneminde bu özellikten eğitim için rahatlıkla fayda sağlanabilir ve eğitime hız katılabilir.

 

Üçüncüsü, çocukluk ve ergenlik döneminde evlat, ebeveynin iradesi altındadır ve henüz görüş bağımsızlığı yoktur. Ebeveynler için, onun eğitimi imkânı daha fazladır. Yetişkin dönemde eğitim kabiliyeti, çocukluk kadar olsa bile (ki böyle değildir) ebeveynlerin iradesi daha az olduğundan eğitim imkânı daha azdır. Eğitimin ebeveynlerle ilgili olan kısmı daha çok çocukluk ve ergenlik dönemine aittir. Bu dönemden sonra evlatlar, genellikle bağımsız bir yaşam oluşturuyorlar, eğitimleri kendilerine bırakılıyor ve ebeveynlerin onlara karşı daha az vazifesi oluyor. İmam Sâdık (a.s) şöyle buyuruyor:

 

“Evladını altı yıl özgür bırak ve ondan sonra altı yıl ona Kur’ân ve okur-yazarlık öğret ve sonra yedi yıl artık onun eğitimiyle uğraş. Eğer eğitim alırsa ne iyi, aksi durumda onu eğitmeyi bırak.”[8]

 

Çünkü sen vazifeni yaptın, bundan sonrası artık kendi uhdesindedir. Bununla beraber anlatılan rivayetlere ve noktalara teveccühle, çocukluk döneminde (20 yaşlarına kadar) evlat eğitimi yüce bir öneme sahiptir ve ebeveynlerin evlatlarıyla ilgili bu mühim vazifeyi düzgün bir şekilde yerine getirmeleri gerekir.

 


[1]     Hurru’l-Âmilî; Vesâilu’ş-Şia, C. 15, s. 195, 8. hadis.

[2]     Tabersî, Mirza Hüseyin Nurî; Mustedreku’l-Vesâil ve Mustenbitu’l-Mesâil, C. 15, s. 165, 17872. hadis.

[3]     Meclisî, Muhammed Bâkır; Bihâru’l-Envâr, C. 78, s. 236.

[4]     Hurru’l-Âmilî; Vesâilu’ş-Şia, C. 15, s. 194, Hadis 4.

[5]     a.g.e., s. 195, Hadis 6.

[6]     a.g.e., Hadis 7.

[7]     Nehcü’l-Belağa, 31. Mektup.

[8]     Tabersî; Mekârimu’l-Ahlâk, s. 233.

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler
http://ehlibeytalimleri.com/imsakiye_I33.html