10 Ağustos 2022 Çarşamba Saat:
03:04
13-11-2015
  

Evliliğin ve Evlilerin Fazileti

Evlenip aile kurun, çünkü evlilik rızkınızın çoğalmasına vesiledir....

Facebook da Paylaş



Resulullah (s.a.a) şöyle buyuruyor:


"Allah katında hiçbir bina, evlilik için kurulan ev kadar sevimli değildir."[1]


İmam Cafer Sadık (a.s), Resulullah'ın (s.a.a) şöyle buyurduğunu nakleder:


"Evleniniz ve bekârları evlendiriniz; iyi bir Müslüman’ın güzel sıfatlarından biri de bekâr kızı ev (koca) sahibi etmektir. Allah katında, İslâm döneminde evlilikle bayındır edilen ev kadar hiçbir şey sevimli değildir ve İslâm döneminde boşanmayla tahrip edilen ev kadar hiçbir şeye buğz edilmez."[2]


Bu iki hadis-i şeriflerden de anlaşıldığı üzere yüce Allah, evli kimselere ayrıcalık tanımış, onları bekârlara nazaran daha üstün kılmıştır.


Resul-i Ekrem (s.a.a) de hayırlı işler arasında en faziletlisi olarak evliliği vurgulamış; ayrıca, bu gibi işlerde iki gencin evlenip yuva kurabilmesi için yardımda bulunup, çaba sarf eden kimseleri de hayırlı müminler olarak nitelemiştir.


İmam Cafer Sadık (a.s) bir gün ashabıyla sohbet ederken kadının biri yanına varıp;


"Ben, dünyasını terk eden bir kadınım" dedi.


İmam Cafer Sadık (a.s); "Dünyayı terkten kastın nedir?" diye sordu.


Kadın, "Evlenmeyişimdir." diye cevap verdi.


Bu cevaba üzülen İmam Sadık (a.s) "Neden evlenmezsin?" diye sordu.


Kadın; "Allah'tan sevap ve mükâfat umarım. Arzum O'na daha fazla itaat edip daha fazla rızasını kazanmaktır." diye cevap verdi.


Duyduğu cevap karşısında İmam Sadık’ın (a.s) rengi değişti ve;


"Yalnız yaşamanın mükâfatı olsaydı eğer, dünya ve ahiret kadınlarının en üstünü olan Fatıma anamız evlenir miydi sandın?" diye buyurdu. [3]


Peygamber evli bir kadının faziletiyle ilgili de şöyle buyurmuştur:


"Hamile bir kadına oruçlunun ve namaz kılanın aldığı sevap kadar sevap yazılır."[4]


Diğer bir hadis-i şerifte de Resul-i Ekrem (s.a.a) her iki tarafın faziletiyle ilgili olarak şöyle buyurmuştur:


"Gök kapıları (rahmet), insan yüzüne dört vakitte açılır: Yağmur yağdığında, evlât babasının yüzüne gülümsediğinde, Kâbe'nin kapısı açıldığında, kız ve erkeğin nikâhları kıyıldığında."[5]


Mümin bir kimse, gençliğinin ilk çağlarında evlenince, melun Şeytan feryat edip şöyle der: "Ne yazık ki o, dininin üçte ikisini benim şerrimden korudu." Geri kalan üçte biri hakkında ise, Allah'tan korkup -sakınmalıdır.[6]


İmam Cafer Sadık (a.s) da bu konuda şöyle buyurmuştur:


"Mümin erkek ile mümin kadın evlendiklerinde gök âleminde bir melek, onların nikâhlarını diğerlerine müjdeler ve 'Ey melekler topluluğu, yüce Allah, falan kadını, falan erkekle evlendirdi' diye hitap eder."[7]


Resul-i Ekrem'den (s.a.a) şöyle nakledilmiştir:


"Evlenmek, sünnet olmak, diş fırçalamak ve güzel kokular kullanmak, benim ve benden önceki peygamberlerin sünnetlerindendir."[8]

 

Yukarıdaki hadislerden de anlaşılacağı üzere, ilâhî gayeye erişmede, Allah ve Resulünün sevdiği kimseler arasına girmede en mühim ve en güzel yol, nebevi sünnet, yani Allah'ın rızası doğrultusunda ve yalnız bu bina üzerine kurulan kutsal evlilikten geçer. İnsanı kemale eriştirecek ve buna vesile olabilecek en iyi yollardan biri evliliktir.


Evlilik, ilâhî bir nimettir.


Evlilik, peygamberlerin sünnetlerindendir.


Evlilik, insan için huzur ve saadettir.


Evlilik, anlamak ve inanmak demektir.


Evlilik, insana bir gönül bağıdır.


Evlilik, maddî ve manevî bir yakınlıktır.


Evlilik, bir şehvet ticareti değil, bir can ortaklığıdır.


Evlilik, sevgiyle örülen bir kalp düğümüdür.


Evlilik, sevgi yuvasının saadet tılsımıdır.


Evlilik bir nimet, bekârlık ise bir mihnettir.


Evlilik, birbirlerinin cazibelerine kapılan, seven ve anlaşan ruhların birliğidir.


Evliliğin Dünya ve Ahiret Etkileri


İmam Cafer Sadık (a.s) şöyle buyuruyor:


"Ensar'dan genç bir erkek, Resul-i Ekrem (s.a.a)'in mübarek huzuruna varıp kendi yoksulluğu için şikâyette bulundu. Resul-i Ekrem derdinin derman bulması için Ensar’dan olan gence; 'Git, evlen!' buyurdu." O esnada Ensar'dan bir başkası gence yanaşıp yavaşça; 'Benim de genç ve güzel bir kızım vardır, diye fısıldadı. Eğer arzu edersen onu seninle evlendirmek isterim.' Bir an evvel Resul-i Ekrem’in (s.a.a) buyruğunu yerine getirmek isteyen genç, şahsına gelen bu teklifi memnuniyetle kabul etti."[9]


Bir başka hadiste Resulullah (s.a.a) efendimiz şöyle buyuruyor:


"Evlenip aile kurun, çünkü evlilik rızkınızın çoğalmasına vesiledir."[10]


Evlilik, vücudun sağlığını koruma açısından, çok önemli bir etkendir. Tıpta birçok hastalıkların, ister bedensel ve ister ruhsal olsun, evlenmemekten kaynaklandığı tespit edilmiştir.


Evliliğin ahiret eserlerine gelince; manevî âlemde insanları tamamen olgunlaştıran evlilik, dairesi içerisine aldığı kişileri her türlü fesat ve fuhuştan koruduğu gibi yüce insaniyet makamına eriştirmede de en mühim rolü ifa etmektedir. Başka bir deyişle evlilik, Allah katında "efdal'ul-ibadet" yani ibadetlerin en güzelidir. Bakınız bu konuda Resul-i Ekrem (s.a.a) ne buyurmuştur:


"Kim Allah'la bütün günahlardan arınmış, tertemiz bir hâlde mülakat etmek istiyorsa evlenmiş ve bir eşe sahip hâlde Allah'ın huzuruna çıkmalıdır."[11]


Resul-i Ekrem'in (s.a.a) sözlerinden de anlaşılacağı üzere, hidayete açılan kapılardan biri evlilikten geçmektedir.


Hayırlı bir akıbet, temiz bir kalp ve tam bir iman sahibi olabilmek için evlilik şarttır.


Yüce Allah, evlilikle ilgili olarak şöyle buyuruyor:


"Yine O'nun (Rabbinizin) delillerindendir ki onda sükûn bulmanız için (kendilerine meyil ve ülfet edesiniz diye) size kendi nefsinizden (cinsinizden) eşler yarattı ve aranızda bir sevgi ve bir merhamet kıldı. Hiç şüphe yok ki bunda düşünen bir topluluk için deliller (ibretler) vardır."[12]


Ayetten anlaşıldığı kadarıyla, Nebevi sünnet olan evlilikten kaçınanlar, çok şey kaybetmektedirler. Ayette geçen sükûnet, hem bedensel, hem ruhsal, hem kişisel ve hem de toplumsal açılardan gerçekleşir. Bununla birlikte bekârların bedensel ve ruhsal huzursuzluklarla karşı karşıya oldukları herkes tarafından az-çok bilinmektedir.


Gerçekte evlilik hayatına atılan bir şahıs, ailevi meseleleriyle iç içe kaldığı vakit toplum içerisinde yeni bir şahsiyet kazanır. Topluma nazaran sorumluluk duygusu da artar.

______

[1]- Vesail'uş-Şia, Kitab'un-Nikâh, böl:1, b:1, h:4.
[2]- Vesail'uş-Şia, Kitab'un-Nikâh, böl: 1, b:1, h:10.
[3] - Furu-u Kâfi, c.5, s.509.
[4]- Mustedrek'ul-Vesail, Kitab'un-Nikâh, c.14, h:16340.
[5]- Bihar'ul-Envar, c.100, s.221, h:26.
[6]- Bihar'ul-Envar, c.100, s.221, h:34. Bazı rivayetlerde zikredilen oran, "dininin yarısını" şeklindedir. (Vesail'uş-Şia, Kitab'un-Nikâh, böl: 1, b:1, h:11)
[7]- Vesail'uş-Şia, Kitab'un-Nikâh, böl:2, b:1, h:5.
[8]- Mustedrek'ul-Vesail, Kitab'un-Nikâh, c.14, h:16353.
[9]- Vesail'uş-Şia, Kitab'un-Nikâh, böl:1, b:11, h:3.
[10]- Vesail'uş-Şia, Kitab'un-Nikâh, böl:1, b:10, h:3.
[11]- Vesail'uş-Şia, Kitab'un-Nikâh, böl:1, b:1, h:15.
[12]- Rûm / 21.

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler