01 Aralık 2020 Salı Saat:
15:55
28-11-2012
  

Fatıma Binti Hüseyin'in Konuşması

Ey Kûfe halkı, ey hilekâr ve düzenbazlar! Allah bizi sizinle ve sizi de biz Ehlibeyt'le sınadı...

Facebook da Paylaş

 

 
Zeyd b. Musa b. Cafer (a.s), babalarından şöyle rivayet eder:
 
Fatıma-ı Suğra (s.a) Kûfe'ye girdikten sonra bir konuşma yaptı ve şöyle dedi:
 
 
Hamd ediyorum Allah'a
 
Kum ve çakıl taneleri adedince, yerden arşa kadar olan şeyler ağırlığınca.
 
O'na hamd ve iman ediyor ve O'dur dayanağım. Allah'ın birliğine ve şeriki olmadığına şehadet getiriyorum. şehadet getiriyorum ki Muhammed (s.a.a), O'nun kul ve peygamberidir; onun evlatları da suçsuz oldukları hâlde Fırat kenarında öldürülüp başları kesildi.
 
Allah'ım! Sana yalan ve iftira yakıştırmaktan sana sığınırım. Peygamber'ine (s.a.a), 'Kendi vasi ve halifen Ali b. Ebutalib (a.s) için insanlardan biat al!' buyruğunun aksine bir şey söylemekten sana sığınırım. Oysa ki Ali b. Ebutalib'in (a.s) hakkı gasbedildi ve suçsuz yere öldürüldü.
 
Dün de onun oğlunu, sözde Müslüman ve kalben kafir olan bir topluluk Kerbela'da öldürdü. 
 
Ona yönelen zulüm ve haksızlıkları, canlarını verme pahasına da olsa defetmeleri gereken insanlar, bu görevlerini ifa etmediler. Eyvahlar olsun onlara da, büyüklerine de! Nitekim sen onu yüce menkıbeleri ve temiz tabiatıyla, herkesçe bilinen yücelik ve görülen erdemleriyle katına aldın.
 
Allah'ım! O, hiçbir kötüleyicinin yermesine aldırış etmeden sana kulluk sundu. Allah'ım!
 
Sen onu, çocukluk çağında İslâm'a yönelttin ve büyüdüğünde de üstünlüklerini övdün. O hep senin yolunda ve Peygamber'inin (s.a.a) hoşnutluğu için ümmeti nasihat etti ve zamanı geldiğinde de onun ruhunu kabzettin. O, dünyaya asla itina etmedi ve bütün varlığıyla ahirete yöneldi.
 
Senin yolunda düşmanlarınla savaştı ve cihat etti. Sen ondan razı olup seçkin kıldın ve doğru yola hidayet ettin.
 
Ey Kûfe halkı, ey hilekâr ve düzenbazlar! Allah bizi sizinle ve sizi de biz Ehlibeyt'le sınadı.
 
Bizim karşılaştığımız belayı güzelleştirip ilmini bizde karar kıldı. Biz Allah'ın ilim ve hikmetinin mahzeni, yeryüzünde de kanıtlarıyız. Allah lütfederek şehirleri ve kulları arasında bize ikramda bulundu ve peygamberi Muhammed (s.a.a) ile de bizi yarattıklarının bir çoğundan açık bir şekilde üstün kıldı. Siz ise bizi ya-lanladı ve tekfir ettiniz. Bizimle savaşmayı helal saydı ve malla rımızı yağmalamayı câiz gördünüz.
 
Türkistan ve Kâbul esirlerine davrandığınız gibi bize davrandınız.
 
Dün de ceddimizi öldürmüştünüz. Biz Ehlibeyt'in kanı kılıçlarınızdan halen damlamaktadır.
 
Allah'a iftira ettiniz ve yaptığınız hile ile gözleriniz parladı, kalpleriniz ferahladı. Bilesiniz ki, hileleri en güzel şekilde bozan Allah'tır. Kanımızı akıttığınızdan ve mallarımızı yağmaladığınızdan dolayı sevinmeyin. çünkü bu musibetler, gerçekleşmeden önce Allah'ın kitabında yazılmıştı:
 
"çyle ki, elinizden çıkana karşı üzüntü duymayasınız ve size (Allah'ın) verdikleri dolayısıyla sevinip-şımarmayasınız. Allah, büyüklük taslayıp böbürleneni sevmez."
 
Ey Kûfe halkı, yazıklar olsun size! şimdi çok yakında gökten inecek Allah'ın lanet ve azabını beklemeye koyulun! Yaptığınız işlerden dolayı azap edileceksiniz. Birilerinizi diğerlerinin canına salarak intikam alacaktır. Bizim hakkımızda yapmış olduğunuz zulümlerden dolayı da, kıyamet günü cehennemin elim azabında ebediyen kalacaksınız.
 
Bilmiş olun, Allah'ın laneti zalim toplulukların üzerinedir!
 
Eyvahlar olsun size, ey Kûfeliler! Bilir misiniz, hangi elle bize ok atıp kılıç salladınız; hangi nefesle bize karşı savaştınız ve bizimle savaşmak için hangi ayakla geldiniz? Andolsun Allah'a, kalpleriniz taşlaş mış, yüreğiniz katılaşmış, kalpleriniz ilimden nasibini almamış, göz ve kulaklarınız görmez ve duymaz olmuş.
 
Ey Kûfe halkı! şeytan sizi aldatmış, doğru yoldan saptırmış ve gözlerinizin önüne cehalet perdesi çekmiştir. Siz artık hidayet olmazsınız. Kahrolasınız, ey Kûfeliler! Allah Resulü'nün (s.a.a) kanı sizin boynunuzdadır, biliyor musunuz? Peygamber (s.a.a) hem onu sizden isteyecek ve hem de kardeşi Ali b. Ebutalib'e (a.s), evlatlarına ve ailesine yapmış olduğunuz düşmanlıkların hesabını soracaktır.
 
İçinizden bazıları, "Ali'yi ve evlatlarını mızraklarla ve Hint kılıçlarıyla biz öldürdük; Türk esirleri gibi esir aldık kadınlarını ve öyle bir tosladık ki meydanın dışına attık." diyerek işlediği bu cinayetle kıvanç duysun.
 
Ey Allah'ın, her türlü pislikten arındırdığı insanları öldürmekle iftihar edenler, ağızlarınız taşla ve toprakla dolsun! Ey habis, öfkenle patlayasın! Baban nasıl yerinde oturduysa, sen de köpek gibi yerinde otur! şüphesiz herkes yaptıklarının ve ahiret yurduna gönderdiklerinin sahibidir.
 
Yazıklar olsun size! Allah'ın bizi üstün kıldığı şeye haset mi ediyorsunuz?
 
Bu Allah'ın bir fazlıdır, onu dilediğine verir. Allah büyük fazl sahibidir.
 
Allah kime nur vermemişse, artık onun için nur yoktur."
 
Fatıma'nın (s.a) konuşması buraya varınca, insanlar yüksek sesle ağlayıp dediler:
 
"Ey yücelerin ve masumların kızı, yüreklerimizi ve göğüslerimizi dağladın. Ciğerlerimizi hüzün
ve ıstırap ateşiyle yaktın. Yeter artık!"
 
 
Ehlader-Kültür/Araştırma
Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler