26 Ocak 2022 Çarşamba Saat:
07:35
08-12-2014
  

Fatıma'dan Bir Zeynep Doğar

Başıboşluk yoktur hayatta, her şey bir yasaya muhtaçtır...

Facebook da Paylaş



 

Züleyha olur aşkının arkasında durur. Meryem olur apak iffetine sükût giydirir diline. Firavun'un kraliçesi olur "asiliğe asilik yapmanın asiyelik" olduğunu yazdırır vahye. Birde Hatice olur şefkatin, sabrın, fedakârlığın sınırlarını zorlar, "seven bir kadınım" ile bir notta o düşer tarihe.

Ve tüm bu terbiyelerden geçmiş Fatıma'dan bir Zeynep doğar ki o 'işte kadın budur'a koyar noktayı…

Kız çocuklarının diri diri gömüldüğü dönemlerde, en yakınlarını bile karşısına alma cesareti gösteren, tüm cahiliye tabularına Allah'ın oluruyla mücadele başlatmış peygamber dedesinin izinde yürüyen onurlu kadın Zeynep kadının adını yeniden yazdırıyordu tarihe.

Hüseyin'in göz bebeği Hz. Zeynep erkek gibi kadın klişe sözlerinden beri kadınca yüreğiyle adamlığın tarihine çizgi çekerken mertliğin cisimde değil namerde karşı durulan cesarette olduğunu gösteriyordu.

Elbette kadının yeri kendi evidir yuvasının idarecisidir. Fakat öyle durumlar olur ki ister istemez kadın mücadelenin içinde buluverir kendini.

Başıboşluk yoktur hayatta, her şey bir yasaya muhtaçtır. Hak verilmiyorsa almak zorundasındır. Haksızlığa susan dilsiz şeytandır hadisi ışığında, vazgeçemezsin de. Emir büyük yerdense, itaatin mutlak sahibi sahiplen diyorsa kendini öteleyip ona tabi olmak en asli vazifedir. Yaratılış amacı kimine makamdan kimine sıradanlıktan verilir. Büyük insanların imtihanı da büyük olur. Varlığın imtihanı yokluğun imtihanından daha zordur. Hazım ister sorumluk ister bilinç ister,  olur olmazın taşıyacağı türden değildir.

Ciddi işler kirli ellerde oyuncak edilirken ehil ellerin onu sahiplenmemesi de zulme evet demeye gelir. Bir an önce hak sahiplerine teslim edilmelidir. Misalen; Bir cenaze nereye kadar bekletilebilir? Bekletilse ne değişir?  İcap edileni yapacak o işe muktedir kimse kalmasa da yine de o sorun bir şekilde çözülmelidir. İşte kadınında bu gibi açmaz durumlarla yüzleşmesiyle boyunu aşan gücünü tanımak zorunda kaldığı anlar vardır.

İşte onlardan bir tanesi, keşke bunları görmez olaydım dedirten gözlerin sahibi, Hz. Zeynep. Annesi babası ve kardeşi Hasan’ında dünyadan ukbaya göç etmeleri ile kardeşi Hüseyin’e olan sevgi bağı daha güçlenmişti. Çetin bir imtihanın eşiğindeydi. Bir de ehlibeyt ailesinden olmaları hasebiyle hilafet sorumluluğunun abisi Hüseyin'in üzerine getirdiği ağır yükü çok iyi bilmekte, duruma daha bir hassasiyetle yaklaşması bu nedenle idi.

Gördük ki sıradan insanların sıradan hayatları olmazmış.

***

"Şüphesiz bu oğlum (Hüseyin), Kerbela denilen bir yerde öldürülecektir. Sizden her kim o gün orada olursa, ona yardım etsin." buyurmuşlardı âlemlere rahmet Hz. Peygamber.

Çünki İmam Hüseyin'in (a.s), Yezid'in aleyhine olan kıyamı dünyevi makamlara ulaşmak için değildi.

İmamın kardeşleri, amcaoğulları ve O'nu seven dostları, Hazretin Kufe'ye hareketine mani olmak için şöyle diyorlardı:

"Size onca mektup yazıp davet eden Kufeliler, vefasızlıklarıyla meşhurdurlar. Yıllardır bu memlekete kök salmış Beni Ümeyye'nin kudreti ve çirkef Yezid'in saltanatıyla baş edemezsiniz. Çünkü hak ehli çok azdır. İnsanlar dünyanın kölesi olmuşlardır. Onların dünyası Beni Ümeyye ile uyuştuğu için Beni Ümeyye'nin etrafında toplanmışlardır. Galip gelmeyeceksiniz. Bu yolculuktan vazgeçin. Eğer Hicaz'da kalmak istemiyorsanız, o zaman Yemen'e gidin. Çünkü orada sizi seven çoktur. Oranın halkı gayretlidir. Sizi yalnız bırakmazlar. Ömrünün sonuna kadar da rahatça orada kalabilirsiniz."

İmam Hüseyin (a.s) gerçeklerin hepsini herkese anlatamıyordu; bu yüzden O'nun bu hareketine mani olmak isteyenlere kısa cevaplar verip geçiyordu. Ama kardeşi Muhammed bin Hanefiyye'ye, amcası oğlu Abdullah bin Abbas gibi yakınlarına ve sırdaşlarına şöyle buyurdular:

"Zahirde galip olmayacağımı ben de biliyorum. Zafer ve fetih için de gitmiyorum. Ben ölmeye gidiyorum. Mazlumiyetin gücüyle zulüm ve fesadın kökünü kazımak istiyorum."

İşte bu sebeple haklı davaları karşısında her zaman olduğu gibi Zeynep abisini yine sahipsiz bırakmayacak sevgi ve şefkatiyle sarıp sarmalayacak, elinden geldiği kadar hele de bu kez en kararlı haliyle yanında duracaktır.

Bu yola çıkmak zorundaydılar. Hz. Hüseyin'in başta kardeşi Zeynep ve beraberindekilerle haklı davası böylece başlamış oldu.

İnsana bir kardeş bu kadar mı sevgili olur, bu ne bilinçtir Ya Rabbi?

-Vahyin terbiyesinde inşa edilen insan böyle güzel olur elbette.

Konuşan zulme karşı susturulan hakikatin sesiydi. İslam kadınının idolu oldu Zeynep. Çaresizlik sukutuna sığınmamayı, kadın olmanın ne büyük ehemmiyete sahip olduğunu, bilinmiyorsa bir değer bildirtmeyi öğretti. Diri diri gömen zihniyetin fukaralığını, asıl dirilişin menbaının kadın olduğunu. Körü körüne cinsiyet üstünlüğünün reddini, hiçbir zalime meta olmamayı, doğruları için savaşmayı. Hakları yok yok sayılan birinin ölüden ne farkı kalırdı ki? Hem de bunu bizzat yaşayarak öğretiyordu tüm insanlığa.

Bir bir ailesinin katline şahit olurken gösterdiği metanet görülmeye değerdi. Bu kadar gücü nereden alıyordu, diyesi geliyor insanın. Ama biz biliyoruz ki o dünyanın var olan düzensizliğine devrim yapan tarihi bizzat yazdıranlarla büyümüştü. Yürekli bir kadındı. Önce kendisine duyduğu saygıdan sonra da haklılığından aldığı güçle gösteriyordu kadın liderliğini de.

Haklıydılar, çünkü çıkan bu fitne ateşini masumiyetin serinliğiyle söndürmek gerekiyordu. Siz peygamber torunu idiniz, sırtınıza giydiğiniz peygamber hırkasının hakkını vermekle mükelleftiniz…

 

Zehra Asuman (ekrangazetesi)

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler