19 Haziran 2018 Salı Saat:
09:40
11-12-2017
  

Fedek'in Özellikleri

Peygamber Neden Fedek'i Kızına Bağışladı?

Facebook da Paylaş

 

Halife seçimi yolunda Sakife'deki çekişmeler sona erdi ve Ebubekir hilâfeti ele geçirdi. Ali (a.s) vefalı dostlarından bir grupla hükümet sahnesinin dışında kaldı; fakat fikirlerin aydınlatılması ve kamuoyunun bilinçlendirilmesinden sonra, vahdetin korunması için muhalefet etmedi ve Kur'an'ın yüce mefhumlarının talim ve tefsiri, doğru hüküm verme, kitap ehli âlimleriyle ilmî mübahaseler yapmak gibi yollarla ferdî ve toplumsal hizmetlerine devam etti.


Ali (a.s), Müslümanlar arasında rakiplerinin onun elinden alması mümkün olmayan birçok faziletlere sahipti. O, Peygamber'in (s.a.a) amcasının oğlu, damadı, bilafasl vasisi, şöhretli bir mücahit, İslâm'ın büyük kahramanı ve nübüvvet ilminin kapısı idi. Hiç kimse O'nun İslâm'daki önceliğini, geniş ilmini, Kur'an, hadis, dinin füru ve usulüne ve ilâhî kitaplara eşsiz ihatasını inkâr edemezdi; ya da bu faziletleri O'ndan alamazdı.
Bu arada o Hazretin, ileride hilâfet erki için güçlük çıkarması mümkün özel bir imtiyazı vardı ve bu imtiyaz, Fedek'in sağlayacağı iktisadi kudret idi.


Bu sebepten hilâfet makamı, bu gücü Hz. Ali'nin elinden almayı uygun gördü; zira bu imtiyaz, diğer imtiyazlar gibi elinden alınamayacak türden değildi.


Fedek'in Özellikleri


Hayber yakınlarında, Medine'den yaklaşık 140 km. mesafede bulunan ve Hayber kalelerinden sonra Hicaz Yahudilerinin dayanaklarından sayılan bol verimli ve müreffeh bölgeye Fedek deniyordu.


Resul-i Ekrem (s.a.a) Hayber, Vadi'ul-Gurra ve Tîmâ'daki Yahudi güçlerini yok ettikten sonra Medine'nin kuzeyinde bulunan büyük araziyi İslâm askerleri ile doldurdu ve bu topraklar üzerindeki Yahudilerin kudretlerini yok etmek için "Muhit" adındaki bir elçiyi, Fedek'in ileri gelenlerinin yanına gönderdi. Zira bu topraklar İslâm ve Müslümanlar aleyhine tehlike oluşturuyordu. Bu köyün ileri geleni olan Yuşa b. Nun, sulh ve teslim olmayı, savaşmaya tercih etti ve Fedek sakinleri, her yılki mahsullerinin yarısını Peygambere vermeye, artık İslâm bayrağı altında yaşamaya ve Müslümanlar aleyhine entrika çevirmemeye söz verdi. İslâm'da, askeri savaş yolu ile alınan topraklar, tüm Müslümanları ilgilendirir ve bu toprakların idaresi şer'i hâkimlere aittir. Fakat savaşılmadan ele geçirilen topraklar, Peygamber'i ve sonraki İmamı ilgilendirir. Ve bu gelir, İslâm kanunlarında belirtildiği şekilde bazı özel durumlarda kullanılır. Bu özel durumlardan biri de, Peygamber (s.a.a) ve İmamın kendi yakınlarının yasal ve meşru ihtiyaçlarını şerefli bir şekilde karşılayabilmeleri içindir.


Fedek; Peygamber'in, Kızına Verdiği Hediye


Şia müfessir ve hadisçiler ve bazı Ehlisünnet âlimleri şöyle yazmaktalar: "Akrabaya, yoksula, yolda kalmışa hakkını ver." ayeti nazil olunca Peygamber (s.a.a) kızı Fatıma'yı (s.a) yanına çağırdı ve Fedek'i ona bağışladı."Bu olayı, Peygamber'in (s.a.a) yakın ashabından biri olan Ebu Said el-Hudri nakletmiştir.


Tüm şia ve Sünnî müfessirler, bu ayetin Peygamber'in (s.a.a) akrabaları hakkında indiğini ve "zi'l-kurba (akraba)" için Peygamber'in (s.a.a) kızının en açık örnek olduğunu kabul etmektedir. Hatta şamlı bir şahıs, Hz. Zeynelabidin'den kendisini tanıtmasını isteyince, kendini tanıtmak için yukarıdaki ayeti okudu. Bu konu Müslümanlar arasında o kadar biliniyordu ki, şamlı şahıs, tasdik edercesine başını sallayarak şöyle dedi:
"Peygamber (s.a.a) ile aranızdaki özel yakınlık ve akrabalık bağınızdan dolayı Allah, Peygamber'e (s.a.a), hakkınızı vermesini emretmiştir."


Özetle, bu ayetin Hz. Zehra ve evlâtları hakkında nazil olduğu konusunda tüm Müslümanlar aynı fikirdedir. Bu ayet nazil olduğu zaman Peygamber'in (s.a.a) Fedek'i kızına bağışladığını da tüm şia âlimleri ile bazı Sünnî âlimleri kabul etmektedir.


Peygamber Neden Fedek'i Kızına Bağışladı?


Peygamber (s.a.a) ve hanedanının hayatının açıkça gösterdiği ve hepimizin de bildiği gibi, onların dünyaya ve dünya malına asla bağlılıkları olmamıştır. Fakat bununla birlikte Peygamber'in (s.a.a), Fedek'i kızına bağışladığını ve Hz. Ali soyuna tahsis ettiğini görüyoruz. Burada insanın aklına şöyle bir soru geliyor: "Öyle ise Peygamber (s.a.a) Fedek'i neden kızına bağışladı? Bu soruya cevap olarak aşağıdaki maddeler zikredilebilir:


1- Peygamber'in (s.a.a) vefatından sonra hilâfet, Peygamber'in (s.a.a) tasrih ettiği şekilde Hz. Ali'nin hakkıydı. Böyle bir makamın ise yüklü bir hazineye ihtiyacı vardı. Ali (a.s) hilâfet makamına bağlı olan işlerin idaresinde Fedek'ten elde edilen geliri en iyi şekilde kullanabilirdi. Peygamber'in (s.a.a) bu fikrinden haberdar olan hilâfet makamı ise daha ilk günlerinde hiç vakit kaybetmeden Fedek'i Peygamber hanedanının elinden aldı.


2- Peygamber (s.a.a) ailesinin, yani biricik kızı ve gözünün nuru Hasan ve Hüseyin'in (a.s), Peygamber'in (s.a.a) ölümünden sonra şerefli bir biçimde yaşayabilmeleri, Peygamber ve ailesinin onur ve haysiyetinin mahfuz kalması için Peygamber (s.a.a) Fedek'i kızına bağışladı.


3- Peygamber (s.a.a), bazı kimselerin Hz. Ali'ye karşı kalplerinde kin ve nefret beslediklerinden haberdardı. Zira onların yakınlarının çoğu cihat meydanlarında Hz. Ali'nin kılıcı ile öldürülmüştü. Bu kimselerin kalplerindeki kini arıtmanın bir yolu da mali yardımlar ile onların kalbini kazanmak ve aynı zamanda tüm yoksul ve acizlere yardım etmekti. Böylece hilâfet yolu üzerindeki tüm duygusal engelleri ortadan kaldırmış olacaktı.


Peygamber (s.a.a) her ne kadar zahirde Fedek'i Hz. Zehra'ya bıraktıysa da, geliri, kendi zaruri ihtiyaçlarını karşılaması ve bu geliri İslâm ve Müslümanların yararına harcaması için velâyet sahibinin elinde idi.


Fedek'in Geliri


Tarihe bakıldığında, yukarıda zikrettiğimiz üç sebep insanın zihninde daha da kuvvetlenmektedir. Zira Fedek bol verimli bir yerdi ve Hz. Ali'nin hedeflerine ulaşmasında ona büyük yardımı ve faydası olabilirdi.


Meşhur tarihçi Halebî şöyle yazıyor:


Ebubekir, Fedek'in, Hz. Peygamber'in kızına ait olmasına razıydı. Hatta Hz. Fatıma'nın bu mülkiyetini bir belge ile tasdik etmişti. Fakat çmer, bu belgenin Hz. Fatıma'ya verilmesine engel oldu ve Ebubekir'e: "Yarın Fedek'in getirdiği gelire çok ihtiyacın olacak. Zira müşrikler Müslümanlar aleyhine kıyam ederse, savaş için gerekli olan masrafı nereden karşılayacaksın? dedi.


Bu cümleden açıkça anlaşılıyor ki, Fedek'in geliri savaş masraflarını karşılayacak kadar çoktu. Bu yüzden Peygamber'in (s.a.a) bu iktisadi gücü Hz. Ali'ye bırakması gerekliydi.


İbni Ebi'l-Hadid şöyle diyor:


Ben, İmamiye mezhebinden olan âlimlerden birine Fedek hakkında şöyle söyledim: "Fedek köyü o kadar da büyük değildi. İçinde sadece birkaç hurma ağacının bulunduğu küçük bir arazinin o derece ehemmiyeti yoktu ki Fatıma'nın muhalifleri ona tamah etsinler." O bana şöyle cevap verdi: 'Sen bu konuda yanlış düşünüyorsun. Orada bulunan hurma ağaçlarının sayısı şimdi Kûfe'de bulunan hurma ağaçlarından daha az değildi. Bu verimli toprakların, Peygamber ailesinin elinden alınmasının tek sebebi, Hz. Ali'nin, buranın gelirini hilâfet makamı ile mücadele etmek için kullanmasını engellemekti. Onlar sadece Fatıma'yı Fedek'ten mahrum etmediler, tüm Haşimoğulları'nı ve Abdulmuttalib'in evlâtlarını yasal haklarından (ganimetlerin humsundan) nasipsiz kıldılar.


Sürekli zaruri ihtiyaçlarını karşılama durumunda olan ve muhtaç kalan kimseler, akıllarında hâkim sınıfla savaşma fikrini asla besleyemezler


İmam Musa b. Cafer (a.s), Fedek'in sınırlarını bir hadiste şöyle belirliyor: Fedek, bir taraftan Adn, bir taraftan Semerkant, bir taraftan Afrika ve bir taraftan denizler, adalar ve Ermenistan... ile çevriliydi.


Hayber'in bir bölümü olan Fedek'in sınırları kesinlikle böyle değildi. İmam Musa Kazım'ın buradaki maksadı şuydu: "Onlardan gasp edilen tek yer Fedek değildi. Hakikatte dört tarafı İmam Musa Kazım tarafından tayin edilmiş olan büyük İslâm topraklarının hâkimiyeti Ehlibeyt'ten alınmıştı."


Kutbuddin Ravendi şöyle yazıyor: Peygamber (s.a.a) Fedek'i 24.000 dinara kiraladı. Bazı hadislerde bu miktar 70.000 dinar olarak nakledilmiştir. Bu konudaki ihtilâf, Fedek'in her yılki gelirinin farklı olmasındandır.


Muaviye hilâfete geçtiğinde Fedek'i üç kişi arasında paylaştırdı. ççte birini Mervan b. Hakem'e, aynı orandaki diğer bölümünü Amr b. Osman'a ve üçüncü bölümünü ise oğlu Yezid'e verdi. Mervan, hilâfete geçtiği vakit tamamına el koydu


Bu tip bir paylaştırmadan açıkça görünen şu: Fedek, göz alıcı bir yerdi. Muaviye, burayı büyük kabilelerin reisleri olan üç kişi arasında taksim etmişti.


Hz. Fatıma, Ebubekir ile Fedek hakkında konuşup ona iddiasının doğruluğu hakkında deliller getirdiğinde, Ebubekir Peygamber'in (s.a.a) kızına şöyle cevap verdi: "Fedek, Peygamber'in (s.a.a) şahsi malı değil, tüm Müslümanlara aitti. Peygamber (s.a.a) her hâlükârda Fedek'in geliri ile ya orduyu donatıp düşman üstüne gönderirdi ya da bunu Allah yolunda harcardı.


Peygamber'in (s.a.a) Fedek'in gelirini bir orduyu donatmada kullanması veya bu geliri Haşim oğulları, yoksullar ve acizler arasında paylaştıracak olması, Hayber'in bir kısmı olan Fedek'in gelirinin çok olduğunu göstermektedir.


Ömer, Arap yarımadasını Yahudilerden temizlemeye karar verdiğinde, topraklarını İslâm devletine bir bedel karşılığında teslim etmeleri ve Fedek'i boşaltmaları için bir duyuru yaptı.


Peygamber (s.a.a) daha ilk günden Fedek'in yarısının kendilerine bırakılması yönünde Fedek Yahudileri ile anlaşmıştı. Bu yüzden Halife, Fedek'in gasp edilmiş bölümünün değerini belirledikten sonra Yahudilere vermesi için İbn-i Teyhan, Fervet, Habbab ve Zeyd b. Sabit'i Fedek'e gönderdi. Bu şahıslar, Yahudilerin payını 50.000 dirhem olarak belirledi ve Ömer, bu meblağı Irak'tan elde edilen maldan ödedi."

 

alevicaferi.com

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler