17 Ağustos 2018 Cuma Saat:
12:10
28-11-2016
  

Gӧrev Așkının Bașarıya Katkısı

Beni ŞEHİD olarak gӧrmek isteyen Allah Zeyneb'i de ESİR olarak gӧrmek istiyor...

Facebook da Paylaş

 

 

Kerbelaˈnın Rabbinin Adıyla

 

         Dünya var olduğundan bu yana Allah-u Teala dinini sağlamlaștırmak ve yeryüzündeki tecellisi olarak yarattığı insanı kemala erdirmek ve eğitmek icin Hz. Adem'den (as) ta Hz. Muhammed Mustafa’ya (saa) en güzel din olarak seçtiği İslam dinini insanlara ulaștırsınlar diye 124 bin Peygamber gӧndermiștir.

 

         Daha sonra son Peygamber eliylede Nübüvvet makamının sonlanmasıyla dinin kıyamete kadar evrenselliğini koruması için Gadir-i Hum’da iki büyük emanetten Kuran-ı Kerim ve bir diğeride Natıg-ı Kuran olarak tabir edilen Ehl-i Beyt’ine (as) İmamet makamını devretmiștir.

 

         Bu devir teslimden sonra malesef Hz. Musa (as) Tur dağına çıkıp geri dӧndüğünde ümmeti nasıl gerisin geriye dӧndülerse, aynı șekilde İslam Peygamberi de bu emaneti bırakıp gittiğinden hemen sonra emanate sahip çıkmayarak o emanetleri kenara itip ӧz Muhammedi dinden gersin geriye dӧndüler.

 

         Zira Kuran-ı Kerim'de de Allah-u Teala șӧyle buyuruyor:

 

         …Muhammed, ancak bir Peygamberdir. Ondan önce nice peygamberler geldi geçti. Ölürse, yahut öldürülürse gerisingeriye mi döneceksiniz? Kim dönerse bilsin ki Allah'a hiçbir suretle zarar vermez ve Allah şükredenlerin karşılığını yakında verecektir. Ali-imran/144

 

         Bu gerisin geriye dӧnüșӧyle bir hal aldıki 50 yıllık süre içerisinde artık neredeyse İslam’dan eser kalmamıș İslam Peygamberinin makamında artık maymun oynatan, șarlatanlık yapmaktan, Allahˈın haramlarını açıktan ișlemekten haya etmeyen, haksızlık ve zulmü hat safaya çıkan Yezid gibi biri oturmuștu, işte bӧyle bir anda yani İslam’ın fatihasının okunması kaçınılmaz olan bu anda imam Huseyin (as):

     

      “Allah’ım! Sen biliyorsun ki, bizim tarafımızdan gerçekleşen kıyam, saltanat için yarışmak ve değersiz dünya mallarından bir şeye ulaşmak için değildir. Senin dininin (öğretilerini) öğretmek, ıslahat yapmak, mazlum kullarına emniyet ve güvence kazandırmak, İslam’ın farz ve Resulullah’ın sünnet ve hükümleriyle amel olunması içindir.” buyurarak üzerine düșen vazifesinin zamanının geldiğini hatırlatarak kıyam etmiș ve kanıyla tekrar ӧz Muhammedi İslam’ı canlandırmak için așk tohumları ekmiș ve kanıyla sulamıștır.

 

         Bu ӧlü toprağa ekilen tohumları yetiștirmek, bakımını üstlenmek ve evrenselleștirmek için tüm dünyaya duyurmak gerekiyordu; bu da Hz. Zeyneb (as) ve İmam Zeynelabidin’in (as) üstüne vazifeydi.

 

         Zira imam Huseyin (as) Medine’den Kerbela’ya yola çıkarken kardeși Muhmammed Hanefi ailesini çoluk çocuğunu neden beraberinde gӧtürdüğünü sorduğunda aynen șӧyle buyurmuştu:

 

         "Beni șehid olarak gӧrmek isteyen Allah Zeyneb'i de esir olarak gӧrmek istiyor."

 

         Yani ӧz Muhammedi dinin tekrar yeșermesinde șehidlik (Zibh-i A'zim/en büyük kurbanlık)  gӧrevi İmam Huseyin’e (as) ve en sadık dostlarına verilmiș, tabiki İmam Huseyin (as) ve yarenleri bu gӧrevi layıkıyla yerine getirmișlerdir.

 

         Yine Kerbela’nın, Kerbela’da kalmaması ve Yezidˈin hakkı ters düz etmesine engel olarak  onu çağlara ulaștırmak konusundada Hz. Zeyneb (sa) her gittiği yerde meclisler düzenleyerek hakikati anlatmıș ve bir onurlu gazetecilik (!) gӧrevini layıkıyla yerine getirmiștir.

 

         İște bu bağlamda Erbain gününü Așura’nın finali ve akıtılan kanların boșa gitmediğini ӧz Muhammedi dinin yücelmesi yeniden yeșertilmesi boyutunda gӧrev sahiplerinin bașarıya katkılarını gӧrüyoruz.

 

         Vazifeye sadık kalınmadığında ise kazanılan zaferlerin yenilgiye dӧnüștüğünü bizzat tarih sayfalarında gӧrmek mümkündür. Zira Uhud Savașı'nda Peygamber Efendimizin (saa) o stratejik dağ eteğine yerleștirdiği okçular gurubunun, zafer çığlıklarının ardından ve ganimet sevdası yüzünden yerlerini terketmesi sonucu kazanılmıș zaferin yeniden yenilgiyle sonuçlandığını tarih sayfalarında șahid olmaktayız.

 

         İște gӧrevin ne olduğu ne kadar küçük ya da ne kadar büyük olduğu çok da ӧnemli değil. Bașarılı sonuç almak için tüm gӧrevlerin, bir bütün olduğunu unutmamak gӧrevin en pasifinden en aktifine kadar birbirine bağlı ve orantılı olarak bașarıya hizmet ettiğini ve her bir gӧrevin kutsal olduğu gerçeğini gӧz ardı etmemek lazımdır. Aksi taktirde bașarıya ulașılmaz.

 

         Bugün Erbain’den dolayı milyonların  Kerbela’ya yürdüğü bu șanlı diriliș yürüyüșünde 20 ile 30 milyon kișinin bir araya geldiği bu mahșeri kalabalıkta bir kișinin dahi burnunun kanamaması, kimsenin aç ve susuz kalmadığı, kimsenin kimseyi itip kakmadığı, hiç bir devlet organizasyonunun olmadığı, gӧrevlilerin sadece gӧnüllülerden oluștuğu en üst düzey akademisyeninden en alt tabakasındaki gӧnüllü ve gӧrev așkı ile hareket eden bu İmam Hüseyin (as) așıklarının yapmıș olduğu organizenin nasıl bașarıya ulaștığının cevabı da İmam Hüseyin (as) yarenlerinin gӧrev așkı bilincine varmıș olmalarının sonucudur.

 

         Oysaki her yıl Hac mevsiminde bir araya gelen 2 ile 4 milyon arasındaki hacıların Mekke’de her yıl yüzler ve hatta binlerce hacının hayatını kaybettiğini biliyoruz.

 

         Hele Suud-i Arabistan gibi zengin bir devletin ve hükümet güçlerinin organizasyonda bizzat yer alması ve oraya giden her hacıdan yüzlerce dolar para almalarına karșın yine de gӧrevlerini iyi yapamadıkalarını gӧrüyoruz. Bu da onların ne Hz. Muhammed’i (saa) ne İmam Hüseyn’i (as) ne Mekke’yi ne de İslam’ı anlamadıklarının bir delilidir.

 

         Sorumluluk bilinci ve gӧrev așkından nasiplenmek ümidi ile...

 

Mehmet Yüksek

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler