16 Temmuz 2018 Pazartesi Saat:
11:18

Gadir-i Hum Bayram Mıdır?

22-09-2016 12:03


 

 

 

Bismillah…

 

Gadir-i Hum, Mekke ile Medine arasındaki bir bölgenin adıdır. Peygamber Efendimiz (s.a.a), bu bölgede veda haccı dönüşünde, Allah-u Teâlâ’nın emriyle, yüz binden daha fazla olan sahabeye, kendisinden sonraki imamları ve halifeleri bir kez daha açıklamıştır. Resulullah (s.a.a) özellikle "Ben size Kur'an'ı ve Ehlibeytimi emanet bırakıyorum, bunlara sarıldığınız sürece asla doğru yoldan çıkmaksınız. Ben kimin mevlası isem, Ali de onun mevlasıdır." diye meşhur olan hadisini, işte bu yerde de buyurmuştur. Bu hadis, hem Ehlisünnet hem de Şia alimleri arasında mütevatir bir hadistir. Araştırma yapmak isteyen kişiler dipnota baksınlar lütfen.[1]

 

Hâkim Haskanî, Suyutî, Alusî, İbn Kesir, Hatib Bağdadî, İbn Asakir, Kunduzî Hanefî gibi birçok Ehlisünnet âlimine göre; Peygamberimiz bu tebliğ görevini de yerine getirdikten sonra, yüce Rabbimiz Kur'an'ın son ayet-i kerimesini de nazil kılarak şöyle buyurmuştur:[2]

 

الْيَوْمَ أَكْمَلْتُ لَكُمْ دينَكُمْ وَ أَتْمَمْتُ عَلَيْكُمْ نِعْمَتي‏ وَ رَضيتُ لَكُمُ الْإِسْلامَ ديناً.[3]

 

"Bugün sizin dininizi kemale erdirdim, size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam'a razı oldum."

 

Bu ayetin nazil olmasından sonra Peygamberimiz (s.a.a) şöyle buyurmuştur:

 

"Allah-u Ekber ki din kemale ermiş, nimet tamamlanmış, Rabbim benim risaletime ve benden sonra da Ali'nin velayetine razı olmuştur."[4]

 

Dipnotlara dikkat edilirse Ehlisünnet âlimlerinin en meşhurlarının Gadir-i Hum olayını kabul ettiklerini ve kitaplarında naklettiklerini anlarız. Zaten bizler Ehlibeyt mektebini onların kitaplarında naklettikleri bu ve buna benzer hadislerle tanıdık. Aslında Gadir-i Humhadisesini reddeden meşhur bir Ehlisünnet âlimi göstermek mümkün değildir. Varsa açıklasınlar da biz de öğrenelim. Bu hadiseyi reddeden sadece tekfirciler ve vahhabilerdir. Bunlar ise Ehlisünnet değillerdir. Reddetmelerinin nedeni ise Resulullah'a (s.a.a) ve Ehlibeyte olan düşmanlıklarıdır…

 

Acaba Gadir-i Hum bir bayram mıdır?

 

Şimdi bu sorunun cevabını birkaç tahlille cevaplayacağız:

 

1- Bayram, Arapçada "عیدyani "Îd" kelimesiyle ifade edilir. Îd; belli aralıklarla tekrarlanan şey demektir. Oruç açma ve Kurban günleri, her yıl tekrar edilmektedir. Her yıl tekrar edildikleri için bayramdırlar.[5]

 

Gadir-i Humda her yıl Zilhicce ayının 18. günü tekrar tekrar anılmaktadır. İşte bu bakımdan onu ananlar için bir bayramdır.

 

2- Îd; sevincin ve mutluluğun olduğu her türlü günle ilgili kullanılır.[6] Dolayısıyla sadece Ramazan bayramı ve Kurban bayramı ile sınırlı değildir. Çünkü insan başka günlerde de sevinebilir veya sevinmeye hakkı vardır. İşte bundan dolayı Cumhuriyet Bayramı, Zafer Bayramı, Çocuk Bayramı gibi birçok millî bayramlarımız da bulunmaktadır. Ayrıca dinî bakımdan da mutlu ve sevinçli olunması gereken başka günler de vardır. Örneğin;

 

a) Cebrail (as), Allah-u Teâlâ'nın emri gereğince, Peygamberimize (s.a.a) şöyle söylemiştir:

 

"Cuma günü, senin ve ümmetin için, kıyamet gününe kadar bayramdır."[7]

 

b) Peygamberimiz (saa) Cuma günü hakkında şöyle buyurmuştur:

 

"Şüphesiz ki bu günü, Allah, insanlara bir bayram günü yapmıştır. Şu hâlde kim cumaya gelirse yıkansın!"[8]

 

b) Müminlerin Emiri Ali (a.a) şöyle buyurmuştur:

 

"Asıl bayram günü, içinde Allah'a isyan edilmeyen gündür."[9]   

 

Gadir-i Humgünü de müslümanlar için sevinç ve mutluluk günüdür. Çünkü Allah-u Teâlâ dinini kemale erdirmiş, nimetini tamamlamış, İslam’a razı olmuş, bundan dolayı kâfirler tamamen meyus ve umutsuz olmuşlardır.[10] Müslümanlar böyle bir günde sevinmeyecekler de ne zaman sevinecekler? Müslümanlar böyle bir günü bayram kabul etmeyecekler de neyi kabul edecekler?

 

3- Ayrıca Peygamberimizden (saa) ve mutahhar Ehlibeytinden (a.s) nakledilen hadislere baktığımız zaman, direkt olarak Gadir-i Hum gününü bayram ilan ettiklerini görmekteyiz. Örneğin;

 

a) Peygamber Efendimiz (s.a.a) şöyle buyurmuştur:

 

"Gadir-i Hum günü, ümmetimin bayramlarının en üstünüdür. O gün, Allah-u Teâlâ'nın bana kardeşim Ali bin Ebi Talib'i ümmetim için hidayetçi olarak tayin etmemi emrettiği gündür. İnsanlar benden sonra onunla hidayet bulacaklar. O gün; Allah-u Teâlâ'nın dini kemale erdirdiği, ümmetime nimetini tamamladığı, onlar için din olarak İslam’a razı olduğu gündür."[11]

 

b) Hasan bin Raşit şöyle söylemiştir:

 

İmam Cafer Sadık'a (a.s) "Müminlerin Ramazan Bayramı, Kurban Bayramı ve Cuma günü bayramından başka bir bayramları var mıdır?" diye sorunca şöyle buyurdu:

 

"Evet, onların bu günlerden daha büyük bir günü vardır. O gün, Müminlerin Emiri Ali (imameti) seçilmiştir. Resulullah (saa) onu Gadir-i Hum'da erkeklerin ve kadınların boyunlarındaki velayete seçmiştir."[12]

 

4- İşte bundan dolayı Gadir-i Hum vakıası, Ehlibeyt imamları ve onlara iman eden kişiler arasında, o günden bu güne kadar her yıl anılmakta ve büyük bir coşkuyla kutlanmaktadır.

 

5- Kaynak kitaplarında bulunmasına rağmen, Gadir-i Hum bayramının Ehlisünnet kardeşlerimizin arasında meşhur olmamasının ve kutlanmamasının nedeni şudur: Ehlisünnet hocaları Gadir-i Hum hadisesini ya bilmiyorlar ya da bilmelerine rağmen gizliyorlar ve halka anlatmıyorlar.

 

Rabbimiz bizleri Kur'an'dan, Peygamberden, Ehlibeytinden ayırmasın. Bizlere onlarla yaşamayı, ölmeyi, mahşur olmayı nasip etsin.



[1]Köksal İslam Tarihi: Veda Haccı, Peygamberimiz Aleyhisselamla Müslümanların Medine Yolunu Tutmaları(8/194–195);el-Bidaye Ven Nihaye: 5. Cilt, 7. Bölüm, Hz. Peygamber'in Gadir-i Hum Denen Yerde Hutbe İrad Etmiş Olduğuna Dair Nakledilen Hadisler; Tefsir-i Kebir: 9/158, Mâide suresi 67. ayetin tefsiri; Müsned-i Ahmed: 4/367; Sahih-i Müslim: Sahabelerin Faziletleri 4–2408; Kütüb-i Sitte Tercüme ve Şerhi: 13/57, Fezail Bölümü, Ehl-i Beyt'in Faziletleri, 6–4497; Sünenu'l-Kübra: 2/148; Şerh-i Sahih-i Müslim: 15/180 (Nevevî); Nezmu Dureri's-Simtayn: 231; Camiu's-Sağir: 1/244; Kenzu'l-Ummal: 13/641; Tefsir-i Salebî: 8/40; Tefsir-i İbn Kesir: 3/494; Ruhu'l-Maani: 22/16; Umdetu'l Kari: 18/206.

[2]Şevahidu't-Tenzil: 1/200; ed-Dürrü'l-Mensûr: 2/259; Ruhu'l-Maani: 3/234; Tefsir-i İbn Kesir: Mâide Suresi, 3. ayetin tefsiri; el-İtkan Fi Ulumi'l-Kur'an: 1/60; Tarih-i Bağdad: 8/284; Tarih-i Dımışk: 42/233; el-Bidaye ve'n-Nihaye: 7/386; Yenabiu'l-Meveddet: 1/341.

[3]Mâide: 3.

[4]Şevahidu't-Tenzil: 1/201; Ruhu'l-Maani: 6/61; Menakıb: 232; Yenabiu'l-Meveddet: 1/347.

[5]Müfredat: 1062 (Pınar yay.)

[6]Müfredat: 1063 (Pınar yay.)

[7]Bihar: 86/280

[8]Sahihi Müslim: Cuma Bahsi 844

[9]Nehc’ul Belağa: 551 (Salihi)

[10] Maide: 3

[11] Emali: 125 (Saduk)

[12]Sevab-ul Emal: 75

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !