22 Eylül 2018 Cumartesi Saat:
08:43

Gafletten Uyanış!

01-08-2015 10:05


Geçiyor ömrüm yavaş yavaş
Gaflet uykusuna yatmış kışım bahar
Aldanmış sahte, yalan dünyaya
Unutmuş gerçek baharı beka diyarında


İnsan hem unutkan hem cahil hem de kendi haddini aşan bir varlık olarak bu âlemde yaratılmıştır. Kendisine çok güvenen her şeyi herkesten daha iyi bilen yeri geldiğinde başkalarına nasihat eden işte gördüğünüz bu mahlûk, insandan başka biri değildir. Aslında aynanın diğer yüzünden bakar isek kendimizden ayrı bir kişi değildir.

Fakat ne yazık ki kendi gaflet dünyasından habersiz, ömrünün sürüp gittiğinin farkında bile değil. Ansızın hayat damarlarının kuruyacağı, tüm dünyasının alt üst olup, değişeceği ve korkusundan ismini bile ağzına almadığı ölüm melekleri ile karşılaşacağı andan gaflettedir.

Bir başka açıdan insan bu dünyada gece gündüz demeden, çalışıp didinmekte, ömrünü hayatını bu dünyayı kazanmaya adamakta, canını, malını, zamanını hatta yeri geldiğinde sevdiklerinden bile ödün vermekte olan bu insan değil mi. Aynanın diğer tarafından bakar isek bizim kendimiz değil miyiz?

Hal böyle iken gök âleminden bir nida ile insanoğlu uyarılıyor: Deki: Gerçekten de ondan kaçıp durduğunuz ölüm yok mu; hiç şüphe yok ki size ulaşacaktır o da sonra gizliyi de, görüneni de bilen mabudun tapısına götürüleceksiniz, derken size, bütün yaptıklarınızı haber verecek. (Cuma 8)

Verilmek istenen mesajda açıkça insanın ne kadar gaflet içerisinde olduğu, asıl yaratılış gayesinin sadece dünya hayatı olmadığı, gerçek kurtuluşun ölümü görerek yaşamak olduğu gözler önüne sermektedir.

Bazen insan Allah tarafından elçiler veya melekler vesilesi ile uyarılmaktadır. Fakat insan kendisini bu dünyaya o kadar kaptırmıştır ki Allah tarafından gelen hidayet yollarını bile kendi yüzüne kapatmıştır.

Hatta tabir yerinde olursa bu asırda yaşayan tüm insanoğlunun bir diğer özelliği ise zamanımızdaki insanların bir önceki asırlarda yaşayan kesime göre daha bilgili, daha bilinçli, araç gereç yönünden de daha donanımlı olduğunu unutmamak gerekmektedir. Eskiden insanların bilgisinin eksikliğinden kaynaklanan hata ve günahlar her zaman bahane edilirdi. Fakat günümüz teklonoji sayesinde basın ve internet aracılığıyla istenilen bilgilerin çok hızlı bir şekilde elde edilebileceğini aklımızın bir köşesinde bulunduralım.

Tüm bunlara rağmen elbette şuur ve bilinçli bir Müslüman hiçbir zaman dünyanın kendisi için bir hedef olmadığının bilincindedir. Bundan dolayı onun süslü görünmesine aldanmaz ve gönlünü geçici olan heveslere kaptırmaz.

Konuyla ilgili kaynaklarda şöyle nakledilir: Hz. Yakup (a.s) ile Azrail (a.s) kardeş gibi görüşürlerdi. Bir gün ölüm meleği Hz. Yakub’u (a.s.) ziyaret etti, bu sırada Hz. Yakup (a.s) ona dedi ki;


“Ey Ölüm meleği, ziyaretime mi geldin, yoksa ruhumu mu alacaksın?”


Ölüm meleği: “Sırf ziyaret için geldim.” Dedi.


Hz. Yakup (a.s): “Senden bir isteğim var.”


Ölüm meleği: “Nedir o?”


Hz. Yakup (a.s): “Ecelim yaklaşıp, canımı alacak olduğun zamanı bana bildirir misin?”


Ölüm meleği: “Peki, sana iki veya üç elçi gönderirim.” Dedi ve ayrıldı.


Hz. Yakub’un (a.s) eceli geldiğinde kendisine ölüm meleği geldi. Yakup (a.s.) ona şöyle dedi: “Beni ziyaret için mi geldin, yoksa canımı almak için mi?”


Ölüm meleği: “Canını almaya geldim.”


Bunun üzerine Hz. Yakup (a.s.): “Sen bana, daha önce iki veya üç haberci göndereceğini söylememiş miydin?”


Ölüm meleği : “Ben söylediğimi yaptım. Sana gönderdiğim haberciler şunlardır:”


1-Önceden saçların siyah iken bugün artık beyazlaştı


2-Vücudun güçlü, kuvvetli iken şimdi ise zayıf düştü


3-Vücudun dimdik iken daha sonra kamburlaşması


Ölüm Meleği: “İşte Ey Yakup benim, âdemoğluna ölümden önce gönderdiğim habercilerim bunlardır.”


Peki, ne yapmak gerekir ki kendimizi bu gaflet uykusundan bir an önce uyandıralım ve bu uyanıklığı her zaman koruyabilelim? Bu konuda da yine yer ve gök aleminin en mükemmel insanı olan Hz Peygamber efendimizin (s.a.a) sözlerine kulak verelim.

Bir adam, Hz. Peygamber’in (s.a.a) yanına gelerek: Ya Resulallah! İnsanların en akıllısı ve en dirayetlisi kimdir?

Hz. Peygamber (s.a.a); Ölümü en çok hatırlayan, ölüme en çok hazırlanandır. İşte bu kimseler hem dünya hem de ahret şerefine nail olmuşlardır. (Taberani)

Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.a) diğer hadislerinde ise inananları şöyle uyarıyor:


“Günahlarını azalt ki, ölüm sana kolay gelsin.”


“Müslüman kişinin verdiği sadaka ömrünü uzatır, kötü ölümü önler.”


“İyilik yapmak kötü ölümlerden korur.”


“Yoksula yardım etmek kişiyi kötü ölümden korur.”



Rabbim tüm Müslüman alemine ve özelde Ehlibeyt dostlarına şuurlu ve bilinçli bir hayat yaşamayı nasip etsin.

 

Oğuz Uçum

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !