11 Aralık 2018 Salı Saat:
22:37

Gazneli Mahmut Kimin Eşeği?

23-09-2014 14:23


                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                   

 

قُلْ لَنْ يُصِيبَنَا إِلَّا مَا كَتَبَ اللَّهُ لَنَا هُوَ مَوْلَانَاۚ وَعَلَى اللَّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ

 

            "De ki: "Allah, bizim için ne yazmış, ne takdir etmiş ise ancak o, bize ulaşır. Bizim sahibimiz O'dur. İnananlar Allah'a tevekkül etsinler." Tevbe/51

            Miladi 1000 yıllarında Orta Asya'nın yegâne gücü olmayı başaran Türkmen boylarından olan, Hazar Denizinden Hint Okyanusuna değin topraklarını genişleten, Gaznelilerin ilk Müslüman hakanı Mahmud-i Gaznevi'nin saray kapısı önünde karşılıklı oturan iki dilenci varmış. Bunlardan biri o kadar yalaka o kadar yağcıymış ki; vezir geçtiğinde onu övgüler yağdırır ve mutlaka bir-iki sikke kaparmış. Sadrazam, komutan ne zaman üst rütbeli birisini görse yağ çeker ve hepsinden bir şeyler kopartırmış. Saray kapısının öteki başında oturan dilenci de kötürüm, iş göremez, sessiz sakin köşesinde durur, ağzını dahi açmazmış. Saray kapı görevlisi de bu dilenciyi ne zaman böyle görse:

            - Aç ağzını, oynat dilini de sen de şu dostun gibi bir şeyler Kazan! Heh şuna bak önünde yalnızca bir sikke var. Sen açlıktan ölürsün be adam! dermiş. Dilenci de ne vakit böyle şeyler duysa hemen şunu tekrar edermiş: 

کار خوبه خدا درست کنه سلطان محمود خر کیه؟

 

(Kar hubi Hüda dorust koneh, Soltan Mahmud hari kiye?)

 

İyi olan iş Allah'ın düzelttiğidir, Sultan Mahmut da kimin eşeğidir!

 

Gel zaman git zaman bu olay Gazneli Mahmud'un da dikkatini çekmiş ve vezirine:

- Derhal gidin ve bu sefilin halet-i ruhiyesini öğrenin, bakalım ne diye sessiz-sedasız kapı önünde oturur! demiş. Vezir kısa bir araştırmadan sonra Sultan Mahmud'un huzuruna vararak:

- Ey Yüce Hakan! Bu rezil dilenci durmadan şunu tekrar edermiş; "İyi olan iş Allah'ın düzelttiğidir, Sultan Mahmut da kimin eşeğidir!" der. Bu sözler Gazneli Mahmud'un oldukça gücüne gider ve hiddetle vezirine dönerek:

- Hemen o sırnaşık dilenci için büyük, leziz bir tavuk pişirin. İçerisine de Hindistan seferinde ganimet olarak aldığımız o büyük elması koyun ki; anlasın bakalım Sultan Mahmud kimin Eşeği imiş.

Ertesi günün öğle vakti Sultanın dalkavuk dilenci için hazırlattığı hediyeyi büyük bir sini içerisinde dilencinin önüne koymuşlar ama bu konudan habersiz olan Sadrazam 15-20 dakika önce o dilenci için güzel bir hindi yollamış ve o da onu yediği için küfeyi devirip çoktan yan gelip yatmış. Siniyi önüne koyduklarında geri çeviremeyeceği için sultanın hediyesini kabul etmiş ama daha yeni hindi yediği için zerrece iştahı da yokmuş.

Sessiz sakin oturan dilenciye dönerek sormuş:

- Bak hele! Şanslı günündesin yine, kaç sikke kazandın bugün söyle!

 - Üç sikke kazandım. demiş.

- İyi, o üç sikkeyi ver bana, bu saray mutfağından gelme leziz tavuğu vereyim sana.

- Yok sağol. Yiyemeyeceğin, akşama kadar dursa bozulacak yemeğin için sana üç sikkemi veremem.

- İyi bari al iki sikke olsun.

- Sağol almayayım.

- Bir sikke peki? İyi iyi al öleceksin açlıktan acıdım sana, al senin olsun hepsi.

Sessiz dilenci acıkan karnını doyurmak için ilk lokmayı koparıp tam ağzına atmış ki neredeyse yumruk büyüklüğündeki o elması görmüş. O dalkavuk dilenciye dönerek:

 - Kardeşim, belki yarından itibaren birbirimizi bir daha göremeyeceğiz. Hakkını helal et. demiş ve yerinden kalkıp oradan uzaklaşmış.

Ertesi sabah Sultan Mahmut, saray önüne indiğinde hala o sırnaşık dilencinin kapısının dibinde dilendiğini görünce sinirlenmiş:

- Sen hala dilencilik mi yapıyorsun be adam!

- Aman Sultanım, evde çoluk çocuk aç biilaç bir şeyler bekler. Ne yapayım başka? Gazneli Mahmud şaşkınlık içerisinde sorar:

- Ya Hu Adam! Ben sana dün çok güzel bir hediye yolladım, peki onu ne yaptın? Dilenci cevap vermiş:

- Sultanım öncelikle bana lütfettiğiniz o güzel hediye için sizlere minnettarım, sizden önce Sadrazam hazretleri bana hindi yollamıştı onu yediğim için bir hayli toktum. Ben de dostumun haline acıdım ve sizin hediyenizi ona verdim.

Bunları duyan Mahmud-i Gaznevi deliye döner ve nöbetçilerine dilencinin ellerini ve ayaklarını bağlamalarını emredip, sarayın içine getirmelerini söyler. Tahtının önüne getirilen dilenciye:

- Söyle, "İyi olan iş Allah'ın düzelttiğidir, Sultan Mahmut da kimin eşeğidir!"

Dilenci korkudan söyleyemez. Sultan onu falakaya yatırtır ve ben de söyleyeceğim sen de söyleyeceksin der:

 

کار خوبه خدا درست کنه سلطان محمود خر کیه؟

 

"İyi olan iş Allah'ın düzelttiğidir, Sultan Mahmut da kimin eşeğidir!"

 

قُلْ لَنْ يُصِيبَنَا إِلَّا مَا كَتَبَ اللَّهُ لَنَا هُوَ مَوْلَانَاۚ وَعَلَى اللَّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ

 

"De ki: "Allah, bizim için ne yazmış, ne takdir etmiş ise ancak o, bize ulaşır. Bizim sahibimiz O'dur. İnananlar Allah'a tevekkül etsinler."

 

Yüce Allah'a tevekkül edip, sırtını O'na dayayıp helal bir işe koyulmak mutlaka olumlu, hoşnut edecek bir sonuç vermelidir.

 

"Hareket sizden bereket benden" ibaresi ile "Başkaları üzerinden hesap yapmayın" cümlesini bir bütün olarak gördüğümüzde "Allah'a tevekkül etmek" sonucuna ulaşmaktayız

.

Lokman Hekim oğluna şöyle buyurdu: "İnsanların en akıllısı olman için Hakk'a itaat et; dünya derin bir denizdir, birçok insan onda boğulup gitmiştir. Bu denizde gemin takva, o geminin yükü iman, yelkeni tevekkül, kaptanı akıl, kılavuzu ilim, demiri ise sabır olmalıdır."

 

Yani âlem-i maddiyatta yan gelip yatmak yerine, gemiyi akıllıca yüklemeli, ilim ile planlar yapıp, basiretli davranmalı ve sabır ile yelkene değecek İlahi rüzgârları yani tevekkülün sonuçlarını beklemeliyiz.

 

Bir adam, "Kim Allah'a tevekkül ederse O, ona yeter." ayetinin manasını İmam’a sordu; İmam da şöyle buyurdu:

 

- Tevekkülün dereceleri vardır. Bir derecesi; bütün işlerinde O'na güvenmen, O’nun tüm işlerine razı olman, hiçbir hayır ve hususta senin hakkında haksızlık etmediğini ve verilecek hükmün de O'nun elinde olduğunu bilmendir. Öyleyse O’na tevekkül et ve işleri O'na bırak. Diğer bir derecesi de..."

 

Ne de güzel demiş değil mi dilenci;

 

کار خوبه خدا درست کنه سلطان محمود خر کیه؟

 

(Kar hubi Hüda dürüst koneh, Soltan Mahmud hari kiye?)

 

İyi olan iş Allah'ın düzelttiğidir, Sultan Mahmut da kimin eşeğidir!

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !