25 Ağustos 2019 Pazar Saat:
14:36

Gerçek Bayram Hasreti

09-06-2019 16:51


 

 

 

 

 

Kadir gecesi bugünlerin gündemi değil. Ta Zer âlemine dayanır. O gün Levhu Mahfuz’dan teslim edilir peygamberlere… Orada ahd edilen sadece yüce Allah’a verilmiş misak değildir. Aynı zamanda peygamberlerin velayeti ve onların vasilerini takip etme de vardır.. Ellerindeki kitapları tasdik etme ve yüce Allah’ın yeryüzünde gerçekleştirmek istediği meramında onlara yardımcı olma da. Yani tüm yeryüzü Allah’ın nuruyla dolsun ve insan da bu yolda halis ve kâmil olsun…

 

Bu nedenle kader tayini orada başlar. Tüm kitap orada nazil olur. Ve her yıl bu gece yaşanarak gelir bugünlere ve kıyamete kadar da… Niçin? Kitap tamamen orada verildiyse neden her yıl…

 

Çünkü zaman biz kullar için. Bir kemalat yolculuğu var. Tüm kitap bir kereden açığa vurulamaz. Hem aşamalar gerekiyor hem de layık olmak gerekiyor. Her ilahi kitap birbirini tasdikleyerek geldiği gibi en son mührü kuran koydu. Ancak kuran da daha tam hayata dökülmüş değil…  Tüm peygamberleri Hz. Muhammed (saa) tasdikledi, ancak onun adına son mührü son hüccet İmam Mehdi (as) koyacak. Böylece kemalat süreci tamamlanmış ve bitmiş olacak.

 

Bu nedenle kadir geceleri çok boyutlu olarak görmemiz gerekir. Her yıl yaşandığına göre hem kitabı, hem hücceti hem de insanları görmek gerekir.

 

Kuran açısından baktığımızda; Rabb’imizin yürürlükte takip edilmesi gereken iradesi ellerimizin arasında olan Kur’an dır. Ramazan ayı Kur’an ayı iken acaba insanların Kur’an ile ilişkisinin durumu sorulmaz mı? Ku’an zer âleminden beri tasdiklenerek ve kemalata uğrayarak önümüze gelirken ve her yıl gündeme gelirken acaba bu vurgu ve gündem insanların hayatında ne kadar canlıdır… Her ayet ile imtihana girilirken acaba hayata ne kadar getirilmektedir.

 

Kuran’ın lafız olarak ellerimizin altında iken tevili nerededir? Yoksa Kuran ellerimizin altında olmasına rağmen mahcur mu bırakılmıştır? Yoksa paramparça edilmeye çalışılan polemik ve kişisel görüşlerle anlam verilmeye çalışılarak din tarumar mı edilmiştir?

 

İşte asla ve asla hüccetsiz olmayacak bir durum. Kitap varken asla taşıyıcısız olamaz. Hele Kadir gecesi derken hüccetsiz asla olamaz. Melekler ve ruh nereye, kime inecek?

 

Her dönemin hücceti var. Ve her yıl melekler ve ruh o dönemin hüccetine iner. Yoksa kader nasıl takdir olunabilir. İnsanlık âlemi büyük bir aile. Ve bu ailenin bir sorumlusu var. İşte kadir gecesi o sorumlu ile ilgilidir. İnsanlığın o yıl ki takdiri ona sunulur.

 

Bu nedenle insanlar kadir gecesine ilgi göstermese bile kendilerini ilgilendirir. Takdir gecesine duyarsız kalınmamalıdır. Şimdi bizim için yeni bir yıl başlıyor demektir. Kemalat yolcusu olan insan bu yıl nasıl adımlar atacak, hangi imtihanlara girecek, nereler de gezecek… Çok meseleler vardır buralarda…

 

İnsan hedef, yol, hüccet, kitap sorunu yaşıyorsa bu denilenleri anlamak ve birbiriyle buluşturmak çok zor olacaktır. Ancak insan hedefini biliyorsa ki bu kendini var eden yaratıcısına yakın olmak, O’nun rıza ve hoşnutluğunu kazanmaktır. Bu gayeyi görüyorsa, önderini tanıyor, onun hedef, yol ve izini takip edebiliyorsa, kendisine teslim edilen ilahi kitap Kur’an’ı dört elle tutup onu yaşamak için çırpınıyor, onu ikame ediyorsa kadir gecesini gerçekten bir diriliş olarak geçecektir.

 

Bu konuda büyük tabloyu görmek gerekiyor. Allah rızası ahrete kalmış bir umut başlığı değildir. Bu dünyada da karşılığı var olan bir gerçektir. Kemalat döngüsü yeryüzünü kaplayacak nurun bir parçası olmak. O döngünün çarkında bir diş olmak. Belki de dünyada iken ahirete en yakın olmanın anları… Rabb’imizin başından beri istediği adalet ve rahmet atmosferini teneffüs etmek… Bu yolculuk Rabb’imizin rızasının somut göstergesi. Bu nedenle her nefes, her adım, her kuruş, her kalori yerini bulmalı. Boşa harcanmamalı. Hüccet eşliğinde, Kur’an rehberliğinde. Bu yüzden kadir gecesi atlatılamaz. Es geçilemez. Bu amaçta ve bu yolculukta hüccete yardım etmek bizim vazifemiz. Rabb’imizin rızasının tüm yeryüzünü kuşatması için.

 

Her peygamber kendi çevresindekilerini çağırır, bu amaçta yol alabilmek için.

 

Hz. İsa (as) havarilerine şöyle demişti…

 

Saf/14 – “Ey inananlar, Allah’ın yardımcıları olun. Nitekim Meryem oğlu İsa da havarilere: “Allah’a (giden yolda) benim yardımcılarım kimdir?” demişti. Havariler: “Allah (yolun)un yardımcıları biziz.” dediler. İsrail oğullarından bir zümre inandı, bir zümre inkâr etti. Biz de inananları, düşmanlarına karşı destekledik, onlar üstün geldiler.”

 

Havarilerden bir kısmı gerçekten sözlerinde durdular. Ancak bir kısmı sözlerinde durmadılar.

 

Hz. Musa (as) da kavmi israiloğullarına haber vermişti.

 

Maide/20 – 21 “Musa kavmine şöyle demişti: “Ey kavmim! Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. O, içinizden peygamberler çıkardı. Sizi hükümdarlar yaptı. Ve âlemlerde hiçbir kimseye vermediğini size verdi. Ey kavmim, Allah’ın size yazdığı kutsal toprağa girin, geriye dönmeyin, yoksa kayba uğrarsınız.”

 

Ancak onlar Hz. Musa(as)’nın çağrılarına cevap vermedi. İki kişi hariç.

 

Maide/24 – "Kavmi Musa’ya: “Ey Musa! Onlar orada olduğu sürece biz oraya asla girmeyiz. Sen ve Rabb’in gidin savaşın. Biz burada oturacağız” dediler."

 

Aynı çağrıyı peygamber Hz. Muhammed(saa) de yapmıştı.

 

Aynı çağrıyı Hz. Hüseyin de yapmıştı.

 

Onlardan da çok az kısmı olumlu cevap vermişti. Hatta İsrail oğullarının Hz. Musa’ya dediğini biz sana demeyeceğiz demişlerdi. Şimdi sıra biz de. Hz. İmam Mehdi (as)’ye ne cevap vereceğiz?

 

İşte kadir gecesini geçirirken ve o yılını yaşarken, bir daha ki kadir gecesinin takdirlerini de beklerken bu süreci bir daha düşünelim.

 

Bayram mübarek olsun. Gerçek yeryüzü bayramı herkesin hakkının kendisine verildiği, Kur’an’ın tam olarak hayat bulduğu hüccetle beraber ilahi rızaya vakfe durduğumuz günler olacaktır. Bu bayram ise, insanlığın kendi talebiyle olacaktır. İşte o günlere koşabilmek ümidiyle, İmam Mehdi (as)’inin yanında olmak ve ilahi rıza onuruyla gerçek bayramlara… 

 

Allah’a emanet olunuz.

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !