20 Kasım 2018 Salı Saat:
16:25
04-10-2018
  

Gina ve Musiki

Hz. Ali (a.s) şöyle buyurur: “Sonunda cehennem olan keyiflerde bir hayır yoktur.”

Facebook da Paylaş

 

 

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

“İnsanlardan öylesi vardır ki, bilgisizce Allah yolundan saptırmak ve o yolu eğlenceye almak için, eğlencelik asılsız ve faydasız sözleri satın alır. İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır.”

Lokman/6

 

        İslam bakışına göre; fısk, fücur ve günah ortamlarına uygun ve şehvet kuvvetini harekete geçirecek musiki haramdır. Ancak yukarıda açıklanan fasit özelliklere sahip olmayan müzik için ünlü fukaha dinlenmesinde sorun yoktur demişlerdir.

 

        İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: “Ğina, Allah’ın ateş vaat ettiği günahlardandır.” İmam daha sonra bahsi geçen ayeti tilavet ettiler: “İnsanlardan öylesi vardır ki, bilgisizce Allah yolundan saptırmak ve o yolu eğlenceye almak için, eğlencelik asılsız ve faydasız sözleri satın alır. İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır.”[1] Öyleyse ğina, büyük günahlardandır,  çünkü büyük günah, Kur’an’da cehennem azabının vaat edildiği günahlar olarak kabul edilir.

 

        Hac suresinde şöyle geçer: “…tezvir sözden sakının.”[2] İmam Cafer Sadık (a.s) şöyle buyurur: “Tezvir sözden kastedilen müzik ve ğinadır.”[3]

 

        İmam Cafer Sadık (a.s) ve İmam Rıza’dan (a.s) nakledildiğine göre Lokman suresinde geçen ‘lehvu’l hadis’den yani boş sözden kastedilen ğinadır.

 

Bu hususta rivayetlerde şöyle geçer:[4]

 

* Ğina, nifak ruhunu güçlendirir, fakirlik ve bedbahtlık getirir.

 

* Kadın ses sanatçılarına, onlara ücret ödeyenlere ve bu ücreti kullananlara lanet edilmiştir. Kadınların müzik öğrenimi de yukarıda izah edildiği üzere haramdır.

 

* Ğina ve fasit müzik çalan bir ev, ölümden, musibetten ve acıdan güvende değildir. O evde yapılan dua kabul edilmez ve melekler o eve girmezler.[5]

 

Ginanın Tahrip Edici Etkileri

 

1 – Ahlaki fesadın yayılması, takva ruhundan uzaklaşılması, şehvete ve büyük günahlara yönelme hususunda Ben-i Ümeyye’nin büyüklerinden biri (bu kirliliği sahip olmasına rağmen) şöyle bir itirafta bulunur: “Ğina hayayı azaltır, şehveti arttırır. İçkinin insana yaptığı gibi insanın şahsiyetini silip yok eder.”

 

        Kimi insan alkol kullanarak, eroin ve morfin enjekte ederek kendisini umursamaz ve lakayt bir dünyanın içine sokar. Kimisi de batıl sözleri duyma yoluyla ve şehveti arttıran bir sanatçının sesiyle gayret duygusunu görmezlikten gelir ve lakayt bir dünyada savrulup durur.

 

2 – Allah’tan, sorumluluktan, zor durumda olanlardan, gelecekten, imkânlardan ve yeteneklerden, düşmandan, nefisten ve şeytandan gaflet etmek. Bugünün insanı tüm bu teknolojik ve bilimsel gelişmişliğe rağmen gafletinden kaynaklanan ateşte yanmaktadır.

 

        Evet, Allah’tan gafil olmak insanı hayvanlık sınırına hatta daha da aşağıya çekmektedir. “… İşte bunlar hayvanlar gibi, hatta daha da aşağıdadırlar. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir.”[6] Bugünün sömürgecileri, genç nesli uyutabilmek ve oyalamak için insanî değerleri kaybettiren müzik gibi yollardan istifade etmektedirler.

 

         İnsanların şehvetlerini harekete geçiren müptezel müziğin ruh sağlığı üzerindeki etkisi kimseye gizli değildir. Müziğin Ruh ve Sinirler Üzerindeki Tesiri kitabında, müzisyenlerin hayatlarının kötü bir son ile bitmesi, çalgıcıların akıbetlerinin fena olması ve çeşitli psikolojik hastalıklara duçar olmaları, aniden gelen kalp ve damar hastalıkları ve kalp krizleri, istem dışı hareketler gibi önemli nükteler zikredilmiştir. Bunlar görüş sahibi kimselerin üzerinde dikkatle duracağı ve teveccüh edeceği hususlardır.[7]

 

          Değerli okuyucu; Allah, dünyayı beşeriyet ve beşeriyetin tekâmülü, rüştü ve manevi yakınlığa ulaşabilmesi için yaratmıştır. O, yaratmış olduğu dünyayı insanın tasarrufuna sunmuştur ve melekleri de işlerimizin yürütülmesiyle görevli kılmıştır. Peygamberler ve evliyaullahı hidayetimiz için göndermiştir ve onlar bu hususta ölüme ve şehadet haddine kadar direnmişlerdir. Melekleri, Hz. Âdem (a.s) için secde etmeye mükellef kılmıştır. İlahi ruhu insana üflemiş ve en iyi suret ve düzeni insana bağışlamıştır. Rüşd kabiliyetini sınırsız olarak insana emanet etmiştir. İnsanı akıl, fıtrat ve çeşitli yeteneklerle mücehhez kılmıştır, “Biçim verenlerin en güzeli olan Allah’ın şanı ne yücedir.”[8] Acaba adeta bir gül sepeti içine yerleştirilmiş gibi ve tüm bu maddi ve manevi imtiyazlara sahipken kendisini başkalarının iradesi altına altına sokması mı gerekiyor? İmam Musa Kâzım (a.s) şöyle buyurmuştur: “Her sese kulak verirsen, onun kulu olursun.” Acaba malum bir şarkıcıya kul olmak kendimize yazık etmek değil midir?

 

          Acaba her sesi sahip olduğunuz cd ve diske kaydetmek ister misiniz? Peki nasıl oluyor da her sesi beyin diskimize kaydediyoruz? Allah bize ömür, fikir ve beyin gibi emanetleri ancak kendisinin belirlediği yollarda kullanmamız için emanet vermiştir. Eğer bu emanetlerden bir tanesini dahi ilahi olmayan yollarda kullanırsak, ona ihanet etmiş oluruz ve kıyamet gününde de bunun hesabını vermemiz gerekir.

 

          Kur’an İsra suresinde açıkça şöyle buyurur: “… Kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur.”[9] Evet, insan gözü, kulağı ve kalbinin koruyucusu olmalıdır ve her sesin bu emanetlerle buluşmasına izin verilmemelidir.  Hadiste şöyle der: “Kalp, Allah’ın haremidir. Allah’tan başka birinin oraya girmesine izin vermeyin.”[10]

 

         İslam, yorgunluğun atılması ve dinlenilmesi için uygun ve doğru yolları bize sunmuştur. Bize gezip görmek, spor yapmak, çeşitli faydalı işler, görüşmeler ve ziyaretler, ilmi sohbetler, tecrübelerin paylaşımı, eğitmenlerle münasebet ve bunlardan daha önemlisi Yaratıcı ile irtibat ve O’nun hatırlanması gibi kalbi sakinleştiren yolları göstermiştir. Neden sonunda zillet ve ateş olan lezzet ve eğlencelerle kendimizi avutalım ki?

 

Hz. Ali (a.s) şöyle buyurur: “Sonunda cehennem olan keyiflerde bir hayır yoktur.”[11] “Her kim günah ve günah yoluyla keyiflenmeyi arıyorsa, Allah da onu aşağılık ve zelil yapar.”[12]

 

 


[1] - Usul’u Kâfi, c.6, s.431    

[2] - Hac, 30

[3] - ‘zur’ – ‘tezvir’ batıl, yalan ve haktan sapmadır. Ğina ise batılın mısdaklarından bir tanesidir.

[4] - Bu rivayetler ‘Mekasib’u Muharreme’ ve bazı rivayet kitaplarının ğinanın haram olma babında gelmiştir.

[5] - Mizanu’l Hikme

[6] - A’raf, 179

[7] - Tefsir-u Numune, c.17, s.19 – 27

[8] - Mü’minin, 14

[9] - İsra, 36

[10] - Biharu’l Envar, c.67, s.25

[11] - Divan-ı İmam Ali (a.s) s.204

[12] - Ğureru’l Hikem, 3565

 

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler