22 Ağustos 2017 Salı Saat:
18:35

Gönül İnsanının Soyu mu Tükeniyor?

07-08-2017 16:05


 

 

 

Ne demişti Hz. Ali (a.s): "Gönül, kendine benzeyen gönle akar."

 

Tükenmek üzere artık değerler. Ne oluyor acaba bizlere? Değerlerimizi neden kaybediyoruz? Sorunca derler; 'Eskiden çok mutluyduk!' Hâlbuki insan her yönden devamlı gelişmektedir. Bu gününün dünden daha iyi olması gerekmez miydi? Peki, insan neden mutsuz? Neden eski günlerini istiyor? Hatta hatıralarını canlandırdığında; 'Biz eskiden daha mutluyduk.' ve 'Daha bir bereket vardı eskiden.' tabirlerini kullanıyorlar.

 

Aslında hayatımızda kullandığımız tecrübe işlerinin diğer ismi de atasözleridir. Ne demişti atalarımız; 'Balık baştan kokarmış.' değil mi? Maalesef acı ama kanaatimce gerçek bu. Balık baştan kokmuş bir defa…

 

Yine de mücadelemize kaldığımız yerden devam etmemiz gerektiğinin farkındayım. En azından şunu çok iyi biliyorum; yanlış olan şeylerde aklımızı kullanarak, yanlış yapılan işleri düzeltmek yine bizlerin görevidir. Her şeyden önce yaşadığımız çağın özelliklerine vakıf olmamız kaçınılmaz bir realite. Bunun yanı sıra bu çağa ait araç ve gereçleri kullanma noktasında eksiklik kabul edilemez. Eğer bilinmiyor ise öğrenilmesi zaruridir.

 

Her şeyden öte yapacağımız ilk şeylerden birisi Samimiyet ve İçtenlik olmalıdır. Zira insanlar, davalarında ister haklı olsunlar ister haksız, kesinlikle samimi olduklarını gözlemlemekteyiz. O zaman bizim yapacağımız iş ve varmak istediğimiz hedef eğer Allah için olacak ise; hiç kuşkusuz bu işte samimi olmak ile mükellefiz.

 

Samimiyetten sonra ikinci olarak dikkat edilmesi gereken özelliklerden birisi de,  Mücadele ve Zahmet Çekme ilkesidir. İnsan, eğer bir mevki ve makama ulaşmak istiyorsa, o yolun üzerindeki tüm engelleri aşması gerektiğini bilir. Buna göre de muhakkak çaba harcamalıdır. Bizler, hedefimize ulaşmak için en başını düzeltmeye koyulursak; hedefe varmamız noktasında atılan ilk adım olarak kayıtlara geçecektir. Bu da, bu işin bir sonucu olduğunu bize gösterir ki, sonuçta eğer hedefe ulaşılırsa zafer elde edilmiş olacaktır.

 

Samimiyetin olması için gönlümüzün oldukça geniş olması gerekmektedir. Bu da ancak Allah’ı o gönle yerleştirmekle olacaktır. Çünkü Gönül Çalab'ın tahtıdır. Allahın olduğu yer, O ezeli ve ebedi olduğu için insan gönlünün de o doğrultuda olacağı kesindir. Hidayet İmamlarının buyurduğu gibi; 'İnsan kalbi Allah’ın evidir.' Eğer, o kalbe Allah yerleştirilir ise artık başka kimse orada barınamaz.

 

Yani gönlümüz Allah için bir yer haline gelirse en basitinden Şeytan ve arkadaşları oraya giremezler. Şeytan ve arkadaşları olmadığı zaman hayat bize hem kolay ve hem de güzel olacaktır. İki yönlü kazanmış olacağız. Hem bu dünyamızı gönlümüze göre yaşayacağız ve hem de ahretimizde bu güzel yaşantı karşısında ödül kazanacağız.

 

Sözlerimi Sadi Şirazi’nin şu cümlesiyle sonlandırmak istiyorum:

"Cahilin gönlü dünyaya, Arifin gönlü Allah’a bağlıdır."

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !