19 Ekim 2017 Perşembe Saat:
21:21

Gurretu'ş-Şuhur (Ayların Aydınlığı)

27-05-2017 11:00


 

 

Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla

 

Gurretu'ş-Şuhur (Ayların Aydınlığı)

 

Kul-Allah ilişkisinin en bariz ve en yalın yaşandığı, Allah’ın rahmet ve feyz sıfatının en güçlü tecelli ettiği kutlu ay tüm şerafetiyle geldi.

 

En güzel biçimde yaratılıp, sonra aşağıların da aşağısına geri gönderilen insan için bir çıkış ve hidayet kaynağıdır Ramazan ayı.

 

“Biz insanı en güzel biçimde yarattık. Sonra onu aşağıların en aşağısına geri döndürdük.”[1]

 

Süfla’ya düşen insan için ise bulunduğu mekana uygun olarak zulmet (Nefis-Şeytan) ve hak çatışması kaçınılmazdır. Zira insanın geldiği bu mekan“Madde”dir ve maddenin özelliği ise “Tezahüm” yaratmak, yani kalabalık, sıkışıklık ve izdihamdır. Bu izdihamda insan, Fücur ve Takva arasında ona verilen irade ile ebedi hayatını şekillendirecek seçimler yapar.

 

“Andolsun nefse ve onu yaratıp düzenleyene, sonra ona kötülük ve iyiliğini ilham edene”[2]

 

Burada insan her ne kadar yaratılışı itibariyle hakka yönelecek ve fıtrat üzere bir hidayete sahip olacaksa da, bu izdiham içinde kendi kendine yeterli olacak, zulmeti ve karanlığı bir kenara itip nura ve hidayete tek başına gidecek bir gücü ve kapasitesi de yoktur.

 

Bu yüzden Allah Teala, tüm insanlığa şöyle hitap buyurur:

 

“Eğer benden size bir hidayet gelirse, benim hidayetime uyanlara ne bir korku vardır, ne de üzüleceklerdir onlar.”[3]

 

İnsan, madde ve zulmete eğilimli nefsani yönüyle günlerini aylarını geçirirken onu bu zulmetten kurtaracak, çekip çıkaracak, hakka ve hakikate hidayet edecek en büyük vesile de bu ayın rahmeti üzere indirilmiştir:

 

“Ramazan ayı ki, onda Kuran, insanlara yol gösterici, hidayetin ve hakkı batıldan ayırmanın açık delilleri olarak indirilmiştir.”[4]

 

Bunun yanı sıra Kuran’ın kime indiği de önemlidir. Zira bu hidayet kaynağını tefsir edecek, hakikatine bütünüyle vakıf olacak, insanları (onlardan biri olması hasebiyle de) o yola kılavuzluk edecek bir Natık’ın da olması Kuran’ın varlığı kadar değerli ve zorunludur:

 

“O gecede Rablerinin izniyle Melekler ve Ruh, her iş için (Peygamber ve İmam’ın huzuruna) inerler.”[5]

 

Burada zarif ve bir o kadar da ehemmiyet taşıyan güzellik şudur ki; hem Kuran Ramazan ayında bir bütün olarak indirilmiştir, hem de bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecesi ve devamında bu gecede Meleklerin ve Ruh’un nazil olduğu kimse bu geceye şerafet katmış ve Allah Teala tüm güzelliği, kemali, ziyafeti, kerameti, bereketi, rahmeti ve takdirini orada karar kılmıştır.

 

İşte bu yüzden ola ki İmam Sadık (a.s), Ramazan ayını tavsif ederken bu ay için Gurretu’ş-Şuhur ifadesini buyurmuşlardır:

 

“Allah’ın kitabında gökler ve yer yaratıldığında ayların sayısı on iki olarak takdir edilmiştir. Bu ayların ilki (efendisi, aydınlığı) ise Ramazan ayıdır. Ramazan ayının kalbi ise Kadir Gecesi’dir…”[6]

 

İşte bu ay madde ve nefsani elem ve arzularıyla boğuşan, kendi sırtına yüklediği kalabalıklardan, ağırlıklardan, günah ve çirkinliklerden arınmak, yüzünü batıldan çevirip hakka yönelmek isteyen biz zayıf kullar için bir çıkış yolu ve kurtuluşa atacağı adımın en değerlisidir.

 

Mevlana bu ayın azameti, yüceliği ve insana ders olacak vasıfları için şöyle der:

 

Geldi Siyam (oruç) ayı, Sultan’ın sancağı geldi

El çek bu katıktan, Can’ın sofrası geldi.

Can katılıktan kurtuldu, tabiattan ırak oldu,

Dalaletin kalbi kırıldı, iman ordusu geldi.

 

Çün nefis her şeye muhtaç iken, ruh Miraca gitmek ister,

Zindanın kapısı kırılmış, Can, Canan’a erdi.

Zulmet perdesi yırtıldı,  gönül eflaka uçtu

Çün gönül Maliktendi, tekrar Ona döndü.

 

Allah, daha iyi bilendir.

 

Selam ve dua ile…

 



[1] Tin suresi, 4-5

[2] Şems suresi, 7-8

[3] Bakara suresi, 38

[4] Bakara suresi, 185

[5] Kadir suresi, 4

[6] El-Kafi, c. 4, s. 66

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Yazarın Diğer Yazıları