11 Aralık 2017 Pazartesi Saat:
02:21
23-08-2017
  

Hac'la İlgili Birkaç Mesele

Gerçekte insan ihram elbisesini giymekle Allah'a kulluk elbisesini giymektedir...

Facebook da Paylaş


 

(İhram Halindeyken)

 

Kadınlar ve Erkekler İçin Müşterek Haramlar:


1- Safran, misk, kâfur ve amber gibi güzel koku kullanmak veya koku sürülmüş elbise giymek.


2- Aynaya bakmak.


3- Göze sürme çekmek.


4- Güzel kokusu olmasa dahi bedene yağ sürmek.


5- Süs için parmağa yüzük takmak, eğer sevap niyetiyle takılırsa sakıncası yoktur.


6- Çöl hayvanı avlamak.


7- Öpmek, şehvet ile dokunmak ve diğer cinsi meseleler gibi erkek ve kadın arasındaki her türlü cinsel ilişki.


8- İstimna.


9- Nikâh kıymak, nikâhı kıyılmak veya nikâha şahitlik etmek.


10- Kendi veya başkalarının, ister muhrim olsun veya olmasın bedeninin kıllarını temizlemek.


11- Diş çekmek.


12- El veya ayak tırnaklarını kesmek.


13. Füsûk, yalan söylemek ve küfretmek (diğerlerine karşı övünmek de füsûk sayılmaktadır).


14- Cidal (bir şeyi reddetmek veya ispat etmek için Allah'a yemin etmek; "yok vallahi" veya "evet vallahi" gibi şeyler söylemek veyahut bu manalara benzer kelimeler kullanmak).


15- İnsanın bedenine yerleşen (bit ve pire gibi) böcekleri öldürmek.


16- Silah taşımak.


17- Harem içerisinde biten ağaç veya bitkiyi yerinden sökmek.


18- Bedenden kan çıkarmak.


Sadece Erkekler İçin Haram Olan Şeyler:


1- Erkeğin başı üzerinde gölge oluşturması, ama bunun çocuk ve kadınlar için herhangi bir sakıncası yoktur. (Bunun haram olması yol kat etmeye[1] bağlıdır.)


2- Dikişli elbise giymek; gömlek vb.


3- Ayağın üzerini tamamen kapatan bir şey giymek. Bundan dolayı ayakkabı, çorap ve bunlar gibi ayakların üstünü kapatan her şey haramdır.


4.-Erkeğin başını her hangi bir şeyle örtmesi ve başını havlu, mendil ve benzeri şeyler ile kurulaması.


Sadece Kadınlar İçin Haram Olan Şeyler:


1- Süslenmek için herhangi bir süs eşyası takmak.


2- Peçe veya benzeri bir şeyle yüzü kapatmak.


Dolayısıyla ihrama bürünmüş kadın havluyu, yüzünü kapatacak şekilde kullanamaz.[2]


Bu şeylerin ihramlıya haram olmasının hikmetleri vardır. İmam Cafer Sadık (a.s) ihramda haram olan bütün bu şeylerin sır ve hikmetinin beyanı hakkında şöyle buyurmaktadır:


 وَ اَحْرِمْ عَنْ كُلِّ شَيْءٍ يَمْنَعُكَ عَنْ ذِكْرِ اللهِ عَزَّوَجَلَّ وَ يَحْجُبُكَ عَنْ طاعَتِهِ


"İhramlı bir kimse, ihram giydiği andan itibaren, onu Allah'ı anmaktan alıkoyan ve Allah'a itaat etmesine mani olan her şeyi kendisine haram etmelidir." [3]


Gerçekte insan ihram elbisesini giymekle Allah'a kulluk elbisesini giymektedir. Bundan dolayı ihrama bürünmüş kişi, Allah'ın gazabına neden olan yalan, küfür ve övünme gibi fiillerden uzak durmalıdır. Zira bu fiiller hac ve umrenin ruhuna aykırıdır. Hac ve umre adayları ihram elbisesini giymeleriyle, Allah'a doğru olan manevi seyirleri başlar. Bu yüzden onlar bu yolculukta, Allah'tan başkasıyla meşgul olmamak için cinsi ve hayvani lezzetlerden uzak durmalıdırlar. Hatta kendi bedenlerini dünyalık şeyler için kullanmaktan, vücutlarını veya ziynetlerini aynada görmekten bile sakınmalıdırlar.


Aynaya bakmanın haram olmasının sırrı, insanın kendinden geçmesi ve kendini görmemezlikten gelmesidir. Zira insanın kendini görmesi Allah'ı görmesini engeller.


İhrama bürünmüş kişi, insan ve âleme karşı nasıl davranması gerektiği konusunda alıştırma yapmak, herkes için emniyet ve huzuru talep etmek ve Allah'ın emirlerine nasıl kulak verildiğini ve O'nun büyük veya küçük emirlerine nasıl itaat edileceğini öğrenmek için silah taşımaz, hayvan öldürmez ve hatta Harem'in ağaçlarına bile zarar vermez.


Soru: Tavafın sırrı ve felsefesi nedir?


Cevap: Nakledilen rivayetlere göre, Hz. Âdem'in (a.s) yeryüzüne inmesinden iki bin yıl önce melekler, Allah'ın evini tavaf ediyor ve tavaf ederken şöyle diyorlardı:


 سُبْحانَ اللهِ وَ الْحَمْدُلِلَّهِ وَ لا إلهَ إلاَّ اللهُ وَ اللهُ اَكْبَر


(Subhânallâh, velhamdulillâh ve lâ ilâhe illallâh, vallâhu ekber )


Melekler Kâbe'nin inşa edilmesinden sonra Hz. Âdem'e (a.s) nasıl tavaf edileceğini öğrettiler. Onlar, Hz. Âdem (a.s) yedi tavafı bitirene kadar, onun önünde hareket ettiler.


Abdestli, gusüllü ve necasetten arınmış bir şekilde olmak tavafın şartlarındandır. Bu şartın tavaf şartlarından biri olmasının sırrı, tavaf eden şahsa, zahir ve batın temizlenmeden Allah'ın evini tavaf etmeye layık olmadığının anlatılmak istenmesidir.


Tavaf elbisesinin, hem mubah ve hem de helal maldan hazırlanmış olması gerekmektedir; zira hacı adayı hayatının diğer anlarında da sadece helal maldan yararlanmaya alışmalıdır. Aynı şekilde hacı adayının lüks yaşamdan, övünmekten ve gereksiz süslerden uzak durması gerektiğini öğrenmesi için ihram elbisesinin halis ipekten olmaması gerekmektedir.


Tavafta, Allah'a olan kulluk ve aşkın aşikâr olması ve tavaf eden kişinin, Allah'a kulluk sınırlarından dışarı çıkmaması gerektiğini anlaması için, 'Mutaf" yani tavaf edilmesi gereken sınırlardan dışarı çıkmaması ve tavafın şartlarına riayet etmesi gerekmektedir.


Bu amelin başlangıç ve bitiş noktası Hacer-i Esved'dir; ta ki insan, başlangıç ve sonunun Allah Teâlâ'da sonuçlandığını algılasın. Zira bu değerli taş Allah'ın bir nişanesidir.


Soru: Makam-ı İbrahim (a.s) arkasında namaz kılmanın hikmet ve felsefesi nedir?


Cevap: Bazı Kurân ayetleri esasınca Yüce Allah Kâbe'yi, insanların ayakta kalma sebebi olarak karar kılmıştır:


جَعَلَ اللهُ الْكَعْبَةَ الْبَيْتَ الْحَرامَ قِياماً لِلنَّاسِ


"Allah; Kâbe'yi, o saygıdeğer evi ayakta kalma (ve canlanma) sebebi olarak karar kıldı." [4]


Namaz dinin direğidir ve namazın kıblesi de Kâbe'dir. Bundan dolayı namaz ve Kâbe arasında sağlam bir bağ bulunmaktadır.


Makam, Halil İbrahim'in (a.s) nişanesini taşıyan bir taştır. Makam arkasında namaz kılmak, Allah'la vuslata ulaşmak için bir önder ve kılavuzun olması gerekliliğini beyan etmektedir.


Ebu Hamza şöyle der: İmam Bakır (a.s) Mescid-i Haram'da oturur halde tavaf edenleri izlemekteydi. Bana şöyle buyurdu: "Ey Ebu Hamza! Bu halk bir şeye mi emredildiler?" Ben, "Bilmiyorum" dedim. Bunun üzerine İmam Bakır (a.s) şöyle buyurdu:


 إِنَّمَا اُمِرُوا اَنْ يَطُوفُوا بِهَذِهِ الاَحْجارِ ثُمَّ يَأْتُونا فَيُعْلِمُونا وَلايَتَهُم


"Onlar, bu taşları tavaf ettikten sonra bizim yanımıza gelmeye ve bize olan velayetlerini sunmaya emredilmişlerdir." [5]


Dolayısıyla, Makam'ın arkasında namaz kılmak, imam ve rehberin arkasında durmak ve Allah'a doğru yönelmektir.


Soru: Safa ve Merve arasında sa'y yapmanın hikmeti nedir?


Cevap: Safa, Mescid-i Haram'ın güneydoğusunda ve Merve ise kuzeyinde bulunur ve ikisinin arasındaki mesafe 420 metredir. Tıpkı rivayetlerde nakledildiği üzere sa'y'in aslı, İbrahimî bir yöntem ve Hz. İsmail'in (a.s) annesi Hz. Hacer'in (s.a) çabalarının simgesidir.


Hz. İbrahim (a.s) Yüce Allah'ın emriyle, hanımı Hz. Hacer'i (s.a) ve oğlu İsmail'i (a.s) Mekke'nin kuru topraklarına bırakır ve gider. İsmail (a.s) susuz ve Hz. Hacer (s.a) ise su arayışı içindedir. O, önce Safa'ya doğru koşar ve şöyle seslenir:


هَلْ بِالْوادِي مِنْ اَنِيسٍ


"Acaba bu topraklarda dost ve arkadaşlık edecek kimse var mıdır?"


Daha sonra Merve'ye gider ve bu işi yedi defa tekrarlar. Sonra oğlu İsmail'in (a.s) yanına gelir ve onun ayaklarının altından bir suyun (Zemzem) kaynadığını görür.[6]


Safa ile Merve arasında sa'y etmekle, iman abidesi bir hanım olan Hacer'in (s.a) çabaları yâd edilmektedir. İnsan korku ve ümit arasında kalmaktadır. Bu iki dağ arasında sa'y yapan insan, aynı ilahi dergâha gidip gelen ve halisane hizmetlerini izhar eden bir kimseye benzer. Bu gidiş ve gelişler, âlemdeki bütün varlıkların iniş ve yükselişlerinin bir cilvesidir. Safa ve Merve arasında sa'y etmenin diğer bir felsefesini de İmam Sadık (a.s) şöyle beyan etmektedir:


"Safa'da durmak, insanı kıyamet günü ilahi mülakat için ruh ve zamirini hazırlar ve Merve'ye varmakla da insan, Allah için cömertlik ve kerem sıfatlarına bürünerek, kendinde olan kötü sıfatları yok etmelidir." [7]


Hatırlatılması gerektiği üzere, cahiliyet asrında müşrikler Safa dağının tepesine ismi 'Esâf' olan ve Mina dağının tepesine ise 'Nâile' isimli bir put yerleştirmişlerdi. Bundan dolayı Müslümanlar Safa ve Merve arasında sa'y etmenin güzel bir amel olmadığını sanırlardı. Bakara suresi 158. ayetinin nazil olmasıyla Yüce Allah, Safa ve Merve'yi ilahî nişaneler olarak tanıtmış ve cahillerin uygunsuz amellerinin, müminleri Safa ve Merve arasında sa'y yapmaktan alıkoymaması gerektiğini buyurmuştur.[8]


Sa'y'in bir bölümünde erkeklerin "hervele" (hızlı yürüme) yapmaları müstahaptır. İmam Cafer Sadık (a.s) bu konu hakkında şöyle buyurmaktadır:


"Bu bölümde, nefsanî heveslerden kaçarcasına onu ayaklar altına alarak, kendi güç ve gururundan kaçar gibi hervele yap." [9]


Soru: Arafat'ın hikmeti nedir?


Cevap: Arafat, 18 kilometrekare genişliğinde olan, Mekke'nin 22 km. güneydoğusunda (Mekke ile Taif yolu arasında) yer alan bir sahradır. Hacı adaylarının Zilhicce ayının 9. günü öğlen vaktinden güneş batıncaya kadar orada kalmaları farzdır. Ama bu toprakların 'Arafat' olarak adlandırılmasının felsefesine gelince; Cebrail (a.s), İbrahim'e (a.s) şöyle hitap etti:


 إعْتَرِف بِذَنْبِكَ وَ اَعْرِفْ مَناسِكَك


"Günahlarını itiraf et ve (hac) amellerini tanı."


İtiraf et denilmesinden ötürü bu mekâna Arafat ismi verilmiştir.[10]


Bazıları ise şöyle demektedir:" Hz. Âdem (a.s) ve Hz. Havva (s.a) bu topraklarda birbirlerini tanıdıkları için, Arafat denilmiştir."[11]


Bazıları ise şuna inanmaktadır: "Bu topraklara, Allah'ı tanımak için hazır bir ortam olmasından dolayı, Arafat denilmektedir."[12]


Arafat'ta vakfe yapmanın felsefesi ise; Arafat, Meş'ar ve Mina'da vakfe yaparak ve Allah'ın dergâhında nale edip gözyaşı döken beyaz ve sade iki parça beze bürünmüş farklı ülkelerden olan kalabalık insan selini görerek, hacıların mahşer, kıyamet ve Allah'ın karşısında duracakları günü hatırlamalarıdır.[13]


Hz. Ali'ye (a.s) "Neden Arafat, Mekke dışında karar kılınmıştır?" diye sorulduğunda İmam Ali (a.s) şöyle cevap vermiştir:


"Kâbe, Allah'ın odası ve Harem ise O'nun evidir. Misafirler onun menzil ve evine girmek istedikleri zaman, evin kapısında durarak ona doğru yakarıp, nale ederler." [14]


Dolayısıyla bu yerin diğer bir sırrı da, insanın bu güvenli ilahi Harem'e girebilmesi için hazırlıklı olması ve temizlenmesi gerektiğini öğrenmesidir.

 

(Kur'an Diyarında Gençlerin Bilmesi Gerekenler kitabından alıntıdır)
  _____________________________________
[1] Yol kat etmekten maksat, güneşli havada Medine'den Mekke'ye veya Mekke'den Arafat ve Mina'ya doğru hareket halindeyken, üstü kapalı araç veya şemsiye altında olunma-ması gerektiğidir.
[2] Bu konuların her birinin daha geniş açıklaması için bkz: Menasik-i Hac, s.193-254.
[3] Meheccetu'l-Beyzâ, c.2, s.207.
[4]Mâide, 97.
[5] Vesailu'ş-Şia, c.14, s.324; Usul-u Kâfî, c.1, s.393.
[6] Biharu'l-Envar, c.12, s.106, c.96, s.233; Vesailu'ş-Şia, c.13, s.470.
[7] Müstedreki'l-Vesâil, c.10, s.173.
[8] Tefsir-i Numune, c.1, s.537; Tefsiri Kummî, s.54; Biharu'l-Envar, c.99, s.235.
[9] Biharu'l-Envar, c.99, s.124.
[10] İlelu'ş-Şerayi, c.2,s.436.
[11] Tefsir-i Numune, c.2, s.60.
[12] a.g.e.
[13] Pertuyi ez Meş'ali Hidayet, Esrar ve Maarif-i Hac, s.22.
[14] Usul-u Kâfî, c.4, s.224.

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler