06 Haziran 2020 Cumartesi Saat:
16:20

Hasretle Bekleyenin

10-04-2020 00:50


 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ey gözlerimin önünden ayrılmayan gönül gerçeğim, hakikati senin gözlerinde gördüğüm gün bu dünyaya gözlerimi açtım ben. Sendedir her âlemde yürüdüğüm yollar.

 

Bezm-i Elest’te sevdana talip oldum ben..

 

Sen İbrahim’in ateşinin güle dönüşme emriydin,

 

Sen Tur Dağı'na tecelli eden, “Lenterani” nidasıydın.

 

Meryem’in kucağındaki İsa nefesi, Muhammed’e vahyedilen “Oku!” sesinin ta kendisiydin..

 

Ama şimdi gurbet-i diyarsın bana ey Yar.. Söyle, bana hangi iklimlerin koynunda sabahlamaktasın?

 

Sana hasreti anlatan kalem hayâ eder oldu. Didarına müştak olan gözlerim, gönlüm hasretinde bitap düştü. Meftunluğunun sarhoşluğunda hangi dille anlatılır bu yara? İbrahimi ateşleri sinemde tutuşturan Allah’a yemin ederim ki, senin olduğun her ateş gül bahçesine dönüşür. Hangi ateşi yüklendin ey Can’ım ki senin bağrından çıkan ateşler beni tutuşturuyor.

 

Yokluğunda iliklerime kadar işlenen hasret, beni canımdan bizar etti. Her halde yâdımdasın. En güzel çiçekleri sen diye koklarken, gecenin o ölüm kokan serinliği gelip durduğunda gözlerimin önünde çaresiz ve avareliğim yine damlıyor hecelerime.

 

Hani derler ya hasret çekilir diye, senin hasretinin her anı benim için gönülden dökülen bir zikirdir ey Yar. Zikrinde Zakir oldu gönlüm, yürek bu dayanamaz hasrete. Sermest olmuş iken aşkından nasıl sığsın bu âleme? Nasıl değişsin senin tek bir bakışını milyonlarca Âdeme? Ah-u demden bir Âdem oluyorum birden. Sensizlik var mı gerçekten, ben bilmiyorum..

 

Her anımda olansın ey Can’ım, bu yeryüzü bizim mahfilimiz değil. Arzdan arşa bir seda yükseldi Gök kubbenin altında, baktığım her şey sen oldu sonra. Sonra her saniye yasak meyve gibi durdu boğazımda. A’raf’ta durmuş yudumluyorum vuslat dolu sabahları. Uzanmasın karanlıklardan o el diye gece ve gündüz dua ediyorum. Sensiz her anı kendime haram biliyorum.

 

Kim bilir gönlümün derininde yatan sırrım nedir? Kim bilir benim gönül kıblem nedir? Bilsem ki sana olan sevgiyi anlatacak bir dil var, yemin ederim hiç susmam, ama sence bir dil yok. Sana dair her söz bir ihanet gibi deliyor yaralı yüreğimi.

 

Bakma bu sözlerdeki cüretime, sözlerim seni değil, sensizliğin ah-u figanlarıdır. Sensizlikte çatlayan bir çöl gibi durmuşlar gözlerimin önünde.

 

Zulüm çoğalmış, karanlıklar aydınlığa galip gelmiş, gam gönülleri kefenlemiş ve her zamankinden çok ihtiyacımız var artık sana.

 

Zinde tut gönlünde yeşerttiğin aşkını ne olur, çeşm-i giryan, bir yâre-i sûzan ile canımda biriktirmiş nar-ı aşkın. Yorgun ve esir olmuş gözyaşlarım, semanın kalbinden her yağmur damlası sana olan bir hasreti düşürürken toprağa, ey melekleri kıskandıran âşık, neredesin şimdi?

 

Sen ey Allah’ın kutlu çehresi,

Sen ey enbiyaların sevgilisi,

Sen ey Rahman’ın mihrabı,

Sen ey arz ve arşın sultanı

 

Dördüncü cemre de düştü. Ne zaman geleceksin, bahar gibi bir müjdeyle?

 

Bir gelişle gel ki, bekleyenin vuslat bulsun, vuslata varanlar edeple huzurunda dursun.

 

Bir gelişle gel ki Kur’an yeniden hayat bulsun.

 

Bir gelişle gel ki bütün gelişler anlam bulsun.

 

Hasretle bekleyenin..

 

 

 

 

  

 

 

 

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
  • Misafir   13-04-2020 16:30

    Şu sitede belki de yazılarını en yakından takip ettiğim, okuduğum tek kişi, bu kızın yazıları. İnsanı içine çeken bir üslubu, akıcılığı ve kendine özgü tarzıyla harika gerçekten. Bu yazıyı da yeni gördüm ve yine muhteşem.