17 Kasım 2018 Cumartesi Saat:
13:41

Hatay Gadir-i Hum Bayramı Konuşması

30-08-2018 21:09


 

 

 

 

Değerli misafirler, sevgili Hataylı kardeşlerim, aziz Ehl-i Beyt dostları ve Ali aşıkları!

 

Velayet bayramınız mübarek olsun. Bu velayet gününde ve kardeşlik bayramında bizleri buluşturan Rabbimize şükrümüzü ve bu buluşmaya vesile olan bütün kardeşlerimize, bilhassa EHDAV VAKFI Başkanı ve değerli ekibine şükranlarımı sunuyorum.

 

Bizler bugünün sahibi İmamımız, velimiz ve mevlamız, hayat önderimiz Hz. Aliyyel-Murtaza’dan (a.s) aldığımız terbiyeyle bütün insanları insanlık kardeşimiz ve şehadeteyni getiren herkesi din kardeşimiz olarak görmekteyiz. Bize bir barış eli uzatana iki elimizi uzatırız. Bize doğru bir adım atana biz koşar adımlarla gideriz. Bize kardeş diyene can deriz. Bize bir lokma uzatana soframızı açarız. Seyyid-i Kainat Hazreti Muhammed Mustafa’nın (s.a.a) ve onun can u cananı Aliyyel-Murtaza’nın öğrettiği Müslümanlık da bu değil mi? “Müslüman, başkalarının onun elinden ve dilinden güvende olduğu kimsedir.” buyuran onlar değil mi?

 

Bizler daima mazlumun yanında zalimin karşısındayız. Bunu bize öğreten Emirü’l-Müminin Hz. Ali’dir (a.s). Son anlarında şehadet yatağında Hasan ve Hüseyn’ine şöyle vasiyet etmedi mi? “Hasanım, Hüseynim! Kûna liz-zalimi hasmen ve lil-mazlumi avna. Daima zalimin karşısında ve düşmanı ve mazlumun yanında ve yardımcısı olun!” Dolayısıyla zalim kim olursa olsun bizim düşmanımız, mazlum kim olursa, hangi ırktan, hangi dinden ve mezhepten olursa olsun biz onun yanındayız. Amerika’da, Afrika’da ırkçı ve faşist saldırı ve tahkirlere uğrayan Hristiyan zencinin de yanındayız, Filistin’de Siyonistlerin zulmü altında inleyen Sünni kardeşlerimizin de, Bahreyn’de, Yemen’de yine Amerika ve uşaklarının baskı, zulüm ve bombaları altında inleyen Şii kardeşlerimizin de, Suriye’de zulme uğrayan Alevi ve Sünni kardeşlerimizin de. Kısacası zalim zalimdir, kim olursa olsun karşısındayız. Mazlum da mazlumdur, kim olursa olsun sonuna kadar yanındayız. Bilhassa ülkemiz, cennet vatanımız Türkiye’de Ali dostları ve Ehlibeyt Mektebi mensuplarından hangi vatandaşımız, bu bahsettiğimiz özelliklerden farklı bir şey görmüştür? Evet, bu vatan, bu bayrak, hepimizin. Hepimiz kardeşiz, vatandaşız, Kimsenin kimseye bir üstünlüğü, ayrıcalığı yoktur, olmamalıdır.

 

Evet, Ali dostlarından kimse dostluk, insanlık, kardeşlik, sadakat ve samimiyetten başka bir şey göremez. Yeter ki bu güzel hasletler ve duygular karşılık bulsun. Uzatılan el geri çevrilmesin. İzzet ve onurları çiğnenmesin. Mukaddesatları ve değerleri saldırı ve saygısızlığa maruz kalmasın. Hayat haklarına kastedilmesin, düşünce özgürlükleri çiğnenmesin.

 

Etrafındaki insanlara karşı bunca toleranslı tutumlarının karşılığında, Ehlibeyt dostları ve Ali aşıkları, başkalarından da kendi inanç ve değerlerine karşı aynı tutum ve davranışı beklerler. Ve de bu inanç ve değerlerine sımsıkı sarılmakta, sahiplenmekte ve onları yaşatma ve korumada hiçbir özveri, fedakârlık, himmet ve gayretten de geri durmazlar. Delil, bilgi, basiret ve yakinle elde ettikleri inançlarından asla taviz vermez ve ne pahasına olursa olsun kimseye onlara dil uzatma hakkı tanımazlar.

 

İşte Gadir-i Hum bu değerlerin başında gelen ve adeta Ehlibeyt mektebinin alamet-i farikası sayılan önemli bir olaydır. Nitekim en önemli ve en büyük delili Gadir-i Hum olayı olan İmamet ve velayet konusu bu mektebin mihenk taşıdır.

 

Ehlibeyt mektebine göre, Gadir-i Hum bir bayramdır, hem de en büyük bayram! Neden zira Kur’an ve hadislere göre bugün hakiki ve önemli bir bayramın bütün özelliklerini fazlasıyla içinde barındırmaktadır.

 

O kadar önemlidir ki Resulullah’ın 23 yıllık risaletine eşdeğerdir. Öyle ki Rabbimiz “Eğer bu emri tebliğ etmezsen “Fe mâ belleğte risâleteh-  peygamberliğini yerine getirmiş sayılmazsın.” buyurmaktadır.

 

Öyle bir gündür ki, o günde İslâm’ın yok olması için gün sayan İslâm düşmanları artık umutlarını yitirmiş ve Ali velâyetiyle İslâm’ın ebediyen yaşayacağını anlamışlardı. Öyle bir gün ki Rabbimiz o günde dini kemale erdirmiş ve nimeti anlayan, idrak edenlere tamamlamıştır.

 

Öyle bir gün ki, o günde iblağ edilen velayet emriyle Rabbimiz İslam’ın insanlar için kamil bir din olmasına rıza göstermiştir. Bütün bunları Resulullah’a (s.a.a) inen en son sûre olan ve hiçbir ayeti neshedilmeyen Maide sûresinin 3. ve 67.ayetlerinden anlamaktayız. Bu ayetleri de kafamıza göre anlamış değiliz. Müslümanların tefsir ve hadis kaynaklarında nakledilen müşterek nakiller, hadisler ve belgeler uyarınca böyle anlamakta ve tefsir etmekteyiz. Dolayısıyla Resul’ün risalet ve tebliğinin adeta kabul mührü niteliğinde olan İslam düşmanlarının umudunun suya düştüğü, dinin kemale erdiği, nimetin tamamlandığı, İslam’ın din olmasına ilahi rıza mührünün konduğu bir günden bayram olmaya, kutlanmaya daha layık hangi gün olabilir? Bu büyük olaydan, ilahi lütuftan ve eşsiz nimetlerden dolayı her yıl, hatta sürekli şükredilmeye daha layık daha önemli hangi nimet gösterilebilir?!

 

Elbette bazı kardeşlerimiz bu ayetlerden böyle bir çıkarım yapmayabilir. 110 veya bazı araştırmalara göre 120 civarında sahabinin naklettiği Gadir-i Hum Hutbesi içinde Resulullah’ın “Ben kimin mevlası isem, Ali de onun mevlasıdır.” sözüne başka bir yorum getirebilir. Bu bizi ilgilendiren bir durum değildir. Herkes kendi düşünce ve emelinin sorumlusudur. Ama eğer bahsettiğimiz ayetler ve Gadir Hutbesi’ni yukarıda bahsettiğimiz şekilde anlayan kimselerin böyle bir günü bayram etmemeleri ve kutlamamaları, önemsememeleri anormal olmaz mı?

 

İşte biz Ehlibeyt mektebi mensuplarının bu anlayışına saygı gösteren ve bizlerin mutluluk ve sevincini paylaşmak için bugün bu mahfili dolduran veya tebrik mesajları gönderen insanı veya dini kardeşlerimize can-ı gönülden şükranlarımızı sunuyoruz.

 

Rabbim bütün Müslümanlara birbirlerine karşı, saygılı, merhametli, samimi ve sadık olmaya muvaffak kılsın ve İslam’ın yeminli düşmanlarına karşı saflarını birleştirmeyi ve aralarına fitne tohumları ekmek isteyenlere asla prim vermemeyi nasip buyursun ve İslam düşmanlarının şerlerini ve şeytani planlarını kendi başlarına geçirsin.

 

Amin!

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
  • Çetin kotancı   01-09-2018 14:36

    Konuşmayı internet üzerinden izledim. Gerçekten çok güzel ve anlamlı bir makale ve konuşmaydı. Gadiri Hum bu kadar güzel anlatılabilir di. İçimizden geçenlere tercüman oldunuz teşekkür ederim.Allaha emanet olun.Çetin kotanci/Kars