19 Kasım 2017 Pazar Saat:
23:44
17-12-2015
  

Hayatın En Hassas Dönemi

Çocuğun kalbi bitkisi olmayan bir araziye benzer, ona ne verilirse kabul eder...

Facebook da Paylaş

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

Hayatın en önemli ve en hassas dönemi çocukluk dönemidir. Herkesin gelecekte sahip olacağı şahsiyet ve karakter bu dönemde şekillenir ve temel kazanır. En ufak bir yanlışlık veya ciddiyetsizlik çocuğun gelecekteki şahsiyetinde telafi edilmez hasarlar meydana getirebilir. Özellikle hayatının ilk üç yılı çok hassas ve değerli bir dönemdir. Belki de halkın hepsi veya çoğunluğu çocuğun süt içme döneminden tamamen gafildirler ve o dönemin hiç bir değeri olmadığı kanısındadırlar. Derler ki:

 

"Çocuk, özellikle dünyaya yeni gelen bebek hiç bir şeyin farkında değildir, ne konuşabilir, ne de anlayabilir. O kadar acizdir ki, hatta idrar ve dışkısını bile kontrol edemez. O halde onun talim ve terbiyeye kabiliyeti olamaz."

 

Böylece çok hassas olan çocukluk dönemi, tam bir itinasızlıkla geçer.

 

Hâlbuki bu, çok büyük bir hatadır. Çocuğun hayatının ilk dönemleri, yaşantısının en hassas ve en değerli dönemlerindendir. Bu çok sade görünen dönemde çocuk şekil kazanır ve onun ahlaki, toplumsal ve dini şahsiyetinin temeli atılır.

 

Çocuk bu üç yıl zarfında yüzlerce kelime öğrenir ve onların manalarıyla tanışır. İyilik ve kötülük, dostluk ve düşmanlık, muhabbet ve gazap, güzellik ve çirkinlik, küçüklük ve büyüklük, çeşitli renkler ve değişik tatlar ve bunun gibi birçok şeyleri çok iyi anlar ve idrak eder.

 

Görme, duyma ve konuşmayı öğrenmiş ve düşünme tarzını elde etmiştir. Emekleme, oturma, yürüme, gülme, ağlama ve onlarca buna benzer işleri öğrenmiştir. Eşyalar ve şahısları tanır. Onlarca yeni alışkanlık kazanmıştır. Bu üç yıl zarfında binlerce iyi veya kötü olay onun hassas ve latif ruhunda tesir bırakarak gelecekteki yolunu tayin etmiştir.

 

Bütün bunlara rağmen, çok az insan, ömrünün ilk üç yılındaki olaylardan bir şeyler hatırlar. Unutkanlık ve gaflet perdesi onların üzerini kapamıştır. Ama bütün bunlar çocuğun tabiatında etki etmiş ve onun geleceğine yönelik yolunu bir ölçüde açıklığa kavuşturmuştur. Çoğu ruhsal hastalıklar o zamandaki olaylardan kaynaklanmaktadır. Psikologlardan biri şöyle yazıyor:

 

"Eğer çocuğun şahsiyeti, hayatının bu ilk yıllarında gerektiği gibi şekillenmezse, kendi sorumlulukları ile karşılaşmaya güç yetiremeyecek ve çeşitli ruhsal düzensizliklerin hücumuna maruz kalacaktır. Bunun içindir ki, genellikle ruhsal rahatsızlıkların temel sebeplerinin, hayatının ilk üç veya dört yılındaki olaylardan kaynaklandığı müşahede edilmektedir. Her zaman bir psikolog, herhangi bir sinir hastasındaki ruhsal sebepleri dikkatle araştırdığında yaklaşık olarak her defasında o hastanın sorunlar karşısında gösterdiği acizliğin, hayatının ilk dönemlerindeki bazı olaylardan kaynaklandığını teşhis etmiştir."1

 

Doktor Celali şöyle yazıyor: Çocuğun toplumsal hareketinin temeli, hayatının ilk yılında atılır ve onun birleşmeye eğilimi olup olmaması da bu dönemde ortaya çıkar.

 

Öyleyse, sorumluluklarının bilincinde olan baba ve anneler doğumun paha biçilmez ve hassas başlangıç dönemini göz ardı edemez ve çocuğun talim ve terbiyesini geciktiremezler. Eğitim ve öğretim doğumdan itibaren başlar. Bilginlerden bazıları şöyle yazıyor:

 

"Çocuğun terbiyesi doğumun başlangıcından itibaren başlar. Büyüklerin çocukla olan irtibatları, onların davranış tarzları ve çocuğa karşı ilgileri terbiyenin ilk yoludur. Aynı şekilde çocuğun görmüş olduğu şeyler, duyduğu sesler ve beş duyu organı vasıtasıyla, sinirlerine ve beynine olaşan tesirler onun terbiye tarzında etkili olur. Çocuğun gelecekte sahip olacağı ahlak ve alışkanlıklarda rolü olan çoğu bilgi ve tecrübeler, onun hayatının ilk döneminde ortaya çıkar. Büyüklerin, doğumun başlangıcında çocuğa karşı olan davranışlarının onun bilgi ve tecrübesinde önemli etkileri vardır ve bunlar talim ve terbiye faktörleri sayılır."2

 

Russel yazıyor ki:

 

"Ahlaki terbiyeye başlamak için en doğru ve münasip zaman, doğum anıdır. Zira bu dönemde ümitsizliğe kapılmadan işe başlamak mümkündür. Ama eğer terbiye bu dönemden sonra başlarsa bu durumda kötü alışkanlıklarla savaşmak zorunda kalırız."3

 

Hz Ali (a.s), oğlu İmam Hasan'a (a.s) şöyle buyurur:

 

"Çocuğun kalbi bitkisi olmayan bir araziye benzer, ona ne verilirse kabul eder. Bundan dolayı ben, kalbin katılaşmadan ve başka şeylerle meşgul olmadan seni terbiye etmeye başladım."4

 

_____

1- Revanşinasi-i Kudek, s. 302

2- İlm-un Nefs-i Terbevi, c.1, s. 19

3- Der Terbiye, s. 79.

4- Vesail-uş Şiâ c. 15 s.197

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler