23 Ocak 2021 Cumartesi Saat:
16:39
02-12-2020
  

Hazreti Fatıma’nın Bizlere Mirası

"Allah'ım bir şeyler yap ki, tüm derdim tasam dünya için olmasın."

Facebook da Paylaş

 

 

 

 

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

Üstat Reifî

 

Resulü Ekrem (saa) Hz. Fatıma için şöyle buyuruyor:

 

“Fatıma, bedenimin dalı, vücudumun bir parçası, kalbimin neşesidir!”

 

“Yeryüzündeki bütün kadınlarından üstündür.”


Nitekim İmam Ali de (as) şöyle buyuruyor:

 

“Ben Fatıma'yla ve babası Allah Resulü ile iftihar ediyorum.”



İslamî İftiharlar


Nehcû’l Belağa'nın 28. mektubuna bir bakınız. Müminleri Emiri İmam Ali (as) İslam'ın iftiharlarını saydığı kısımda şöyle buyuruyor:

 

“Dünyadaki en üstün kadınlardan Zehra Merziye bizdendir.”


Aynı şekilde Allah Resulü de şöyle buyuruyor:

 

"Tüm iyilikler tasvir edecek olursanız, Fatıma'yı tasvir etmeniz gerekecektir. İffet, takva, keramet.. yeryüzündeki tüm mukaddes özellikleri tek tabloya çizmelisiniz. Fatıma onlardan üstündür."


İşte bu akşam bu nurani toplantıda böylesine yüce bir Hanımefendinin matemi için bir araya gelmiş bulunmaktayız.


İmam Ali (as) şöyle buyuruyor:

 

“Bir gün eve gittiğimde, Peygamberin bize misafir olduğunu ve oturduğunu gördüm. Bir tarafında Hasan diğer tarafında Hüseyin karşısında da Zehra oturuyordu. Peygamber ve Ehl-i Beyt'in bu üç delili yan yana karşılıklı oturuyorlardı. Ben de aralarına katıldım, Allah Resulü buyurdu:

 

“Ey Hasan ve Hüseyin! Siz İslam terazinin iki kefesi gibisiniz. Fakat anneniz bu terazinin kendisidir. Sizin de bildiğiniz gibi terazinin kefesi ancak teraziyle anlam bulur. Nübüvvet ve vilayet ilişkisi Fatıma'yla anlam bulur. Aslında Nübüvvetin devamı İmamların neslindedir."

 

Fatıma (sa) böyle bir şahsiyettir. Benim gibi biri bunun üstüne daha ne diyebilir ki? Hazreti Peygamberin, Hazreti Ali'nin ve pak İmamların ondan övgüyle bahsettikleri bir şahsiyet hakkında ne diyebilirim..

Siz değerli kardeşlerim, kıymetli gençler; Hazreti Fatıma'nın ömrü kısaydı. Tarihteki kusurlar yüzünden Hazreti Fatıma'dan bize kalan miras, yaklaşık 70 dua, 2 hutbe, birkaç hadis ve hayatıyla ilgili birkaç rivayettir. Bu rivayetlerin bazılarını Fatıma'nın evlatları nakletmiştir. Fakat bu kadarı bile bizim için yeterli ve çok kıymetlidir. Nitekim onu verimli ve stratejik hale getirip bugün toplumumuzda uygulamalıyız.

Bizler Hazreti Fatıma'nın evliliğini, aile hayatını, desteğini, tevhidini... vb. bugünkü  toplumumuzda uygulayıp, strateji haline getirebilirsek eğer; dini sanatsal bir çalışma yapmışız demektir. Mevcut durumu ve teknolojiyi koruyarak, bu çalışmaları ve dünyada gördüğümüz gelişmeleri, bu yaygın ağlar ve bu kitle iletişimleriyle nasıl Müslüman olunur? Bugün aynı modeli yerelleştirip toplumda uygulamak, bu onlarca oturumda ele alınması gereken bir konudur.


Hazreti Fatıma’nın (sa) Dini Bilgisi

 

Benim konum Hazreti Fatıma'nın dini bilgisiyle ilgilidir. Din bilgisi inançların, itikatların ve ameli gereksinimler anlamına gelir. Hazreti Zehra’nın (sa) tevhit, mead, İmamet ve çeşitli itikadi konular hakkındaki görüşü nedir? Bir bakalım. Yazarların ve konuşmacıların Hazreti Zehra'nın hayatının bu yönüne değindikleri çok nadir görülmüştür.



Hazreti Zehra’nın (sa) Duası


Önce size dua okuyacağım. Daha sonra din bilgisi konusunu Hazreti Zehra'nın anlatım ve davranış modelini kullanarak anlatacağım. Acılar çeken, musibetler gören, zorluklar ve fakirlik gören Hazreti Zehra'nın dualarından biri şudur:

 

"Allah'ım bir şeyler yap ki, tüm derdim tasam dünya için olmasın."

 

Bugün bizlerin tüm derdi, tasası maalesef dünya olmuştur.

 

"Allah'ım bir şeyler yap ki, inançlarıma halel gelmesin… Dinimi ıslah et."

 

Temel, esas ve dayanak olan dindir. Efendi! Dünya tüm rızkı, ihtişamıyla geçicidir.


Hikâye


Mümin Zengindir


Birisi İmam Cafer-i Sadık’ın (as) huzuruna gelir. İmam ona ‘filanca nasıldır?’ diye sorar. O kimse bir süredir İmamın yanına gelmemişti, İmam da onun durumunu arkadaşına sorar. Soru sorulan kişi İmamın arkadaşının cismi ve maddi durumunu kastettiğini sanarak; ‘Maddi durumu iyi değil’ der. İmam sorar:‘Sana onun nasıl olduğunu soruyorum, cebinde parası olup olmadığını değil. Maddi durumu iyi midir, değil midir? Sana onun dinini soruyorum.’
Adam şöyle cevap verir: ‘Elhamdülillah, dini mahfuzdur, sizin istediğiniz gibidir. Ancak ekonomik ve maddi sorunları var.’ İmam şöyle buyurur: ‘Parasının olmamasının bir önemi yok! Allah'a andolsun ki, o zengindir.’

 

Cennet Nerede?


İmam Sadık’ın (as) yanında oturan birisi İmama; ‘Ne zaman cennete gideriz? Cennet nerede?’ diye sorar. İmam şöyle buyurur: "Şimdi cennettesin. Cennette ne arıyorsun? Nehir mi, saray mı? İmam Sadık'ın yanında oturuyorsun. Tüm dünyayı sana verip, vilayeti senden almalarını ister misin?”

Dini-Ahlaki Tavsiyeler


Dindarlık kaygısı, gençlerin inançlarını koruma kaygısı, dini temellere dayanarak çocukları yetiştirme kaygısının kolay ve basit yönleri vardır. Atalarımızın bu tür kaygıları çoktu. Abdülazim Hasanî, Ömer b. Haris ve Ebi’l Carut İmamın karşısında diz çöküp, şöyle derlerdi: "Ey Allah Resulünün oğlu! Dinimizi arz edebilir miyiz? Doğru olup olmadığını buyurursunuz: " Gençlerin Hamd ve diğer sureleri tanıdıklarının birinin yanında okumalarının ne gibi bir mahsuru olabilir? Namazını bir beyefendiye gösterse, akrabalarımız arasında tahsilli, alim, din adamının olması ne iyidir. Haftada bir kez onun etrafında toplanıp, düşüncelerimiz doğru mudur, değil midir, baksak, sorularımızı sorsak,  şüphelerimize cevap arasak.

Nehcül Belaga'yı tanımanızı tavsiye ediyorum. İmam Ali (as)'ın bu değerli mirası, elhamdülillah Farsça güzel şerhleri de yapılmıştır.  Bu değerli kitabı unutmayın. İmam Ali (as) Nehcül Belaga'nın 156. Hutbesinde şöyle buyuruyor : "Bir gün Allah Resulünün yanındayım  ve ona Ya Resulüllah
أَحَسِبَ النَّاسُ أَن يُتْرَكُوا أَن يَقُولُوا آمَنَّا وَهُمْ لَا يُفْتَنُونَ
ayetinin anlamı nedir diye sordum.
Allah Resulü şöyle buyurdu:" Bu ayetin manası şudur:"İman ettik dediğinizde bitti diye düşünmeyin. Bu bir yanılgıdır.  Sizin imtihan olmanız gerekir. Sınav vermeniz gerekir. Dikkat edin! Bu hutbenin beyanı çok ilginçtir. Hazreti Ali (as,  ey Allah'ın Resulü bu fitneler ne zaman gerçekleşecek? diye sorar. İnsanlar ne zaman imtihan olunacaklar? İmam Ali'nin kendisi şöyle buyurdu:"Peygamber toplumun arasındayken her halükarda insanların içi rahattı. Tüm gruplar O Hazretle görüşme imkanına sahiptiler. Kimse İnner recul demiyordu. Bu tabirle dediğim gibi değil ama hutbe de buna benzer tabir geçer. Ben bu fitnelerin çoğunun Peygamberden sonrasına ait olduğunu biliyorum. Buna rağmen yine de Peygambere sordum.   Ali can imtihanlar, fitneler benden sonra başlayacaktır.

İmtihanın Üçlü Konuları

Resulü Ekrem (saa) şöyle buyurdu: "Benden sonra insanlar üç şeyle imtihan edileceklerdir." Bu üç şey bugünkü toplumumuzun sorunları mıdır, değil midir? Peygamber Efendimiz şöyle buyurdu: "Benden sonra toplumda üç şey ortaya çıkacaktır ve insanlar onlarla imtihan olunacaklardır.” ve böyle de olmuştur!

-Ya Resulüllah o üç şey nedir?


1. Mal

 

Peygamber Efendimiz (saa) şöyle buyurdu: "İmtihanların biri dünya malı vesileyle olacaktır. Düşünün! Abdurrahman b. Afv'lar öldüklerinde yazar ki; altın külçeleri baltayla taksim edilirmiş. Merhum Allame Eminî el-Gadir kitabının 8. cildinde Peygamberden sonra mala tapmanın toplumda nasıl kol gezdiğini yazmıştır.

2. Dinde Minnet Etmek


İnsanlar minnetle dinlerini korumak istiyorlar. Allah'a minnet ediyorlar! Dindarlığı vazife olarak görmüyorlar. Allah'tan alacaklı oluyorlar. Hala bu tür insanlara rastlanıyor.


Duamız neden müstecap ve kabul olmuyor? Mümin olan benim halim neden böyle? Neden inançlı olan benim çocuğum hasta da, o kâfirin çocuğu sağlıklı?
Bu kötü zanlarda neyin nesi? Bütün meseleler bu dünyada mı çözülecek sanıyorsun? Yüce Allah’ın Kendisi buyuruyor: "Bazen bu kâfirlere o kadar çok servet veririz ki,   çokluğuna kendileri bile şaşırsınlar diye.” Zengin olmaları iyi oldukları anlamına mı gelir? Sırf namaz kıldıkları, dindarlıkları yüzünden Allah'a minnet edenlere bizzat ben de şahit oldum.


Allah bu yollarla insanların inançlarını imtihan ediyor.

3. Günaha Yönelme

İmtihanın üçüncü konusu toplumumuzun da sorunu olan günaha yönelmedir.

 

Buyruluyor ki: "Haramı şüpheyle karıştırıyorlar. Rüşvetin adını hediye koyuyorlar. Günahın başlıklarını değiştiriyorlar.” Hazreti Ali (as) Resulü Ekrem’in (saa) öngörüsünü bu hutbede ne güzel anlatıyor: “Mal perestlik, dini minnetle korumak, günaha yönelmek, Peygamberimizin bizi uyardığı belalardır.”

 

Dinin Tanımı

Müsaade ederseniz konudan uzaklaşmayalım. Konumuza Hazreti Zehra (sa) ve onun dini bilgisiyle devam edelim. Önce dinin ne olduğunu bilmeliyiz. Din bir dizi itikatlar ve inançlardan ibarettir. Ali (as) şöyle buyuruyor: "Din kökleri olan bir ağaçtır, aslı ve temeli teslimiyet ve rızadır.” Bu ne anlama geliyor? Cananın sevdiği şeyleri severim. Dert verse kabul ederim. Derman verse kabul ederim. Fakirlik verse kabul ederim. Dindarlığın anlamı budur. Şimdi sizlere Hazreti Zehra’nın (sa) hayatından bazı örnekler vereceğim.

 

Hazreti Fatıma’nın (sa) Eş Seçiminde Dindarlık Kriteri

 

Gençler, Hazreti Ali (as) Hazreti Fatıma’yı (sa) istemeye geldi. Hazreti Fatıma'nın birkaç isteyeni daha vardı. Bunlardan biri de ağır mihriye teklif eden Abdürrahman b. Afv'tı. Ancak Resulü Ekrem (saa) Hazreti Ali (as) girer girmez, Ali'nin teklifini Hazreti Fatıma'ya söyledi. Genç bir kız olan Fatıma'nın ilk sorusu şuydu: -ülkenin neresinde olursanız olun, sesimi duyuyorsanız buraya dikkat edin- “Babacığım Allah razı mıdır? Siz razı mısınız?” ‘Ali'nin neyi var?’ diye sormadı. ‘Evi nerede, eşyaları nasıl, imkânları nasıl?’ diye sormadı. Sadece: "Allah ve Resulü razıysa ben de razıyım." dedi.

Ülkede evlilik yaşı neden arttı? Ben tebliğ için köylere ve şehirlere çok gidiyorum. Allah biliyor ki, bu bize defalarca söylenen endişelerden biri. Neden?

 

Kız kardeşlerim, kıymetli aileler! Bir beyefendi istemeye geldiğinde; o kişi dindar biriyse, kızınızı, kardeşinizi ona verin.  

 

Beklentiler düşük olmalıdır. Ben minberde defalarca dile getirdim. Çeyiz olarak alınan bazı eşyalar ömür boyu kullanılmıyor, vitrinde süs olarak kalıyor! Maddi yükü ağırdır. Gelinin ya da damadın ailesinin belini büker. Kardeşlerim, kız kardeşlerim, gelin hanımlar! Beklentilerinizi biraz düşürün. Hazreti Zehra (sa) hangi çeyizle evlendi? Çeyiz miktarına bir bakın! Onun gibi olun demiyorum size, ama Allah da biliyor ki, beklentiler düşük tutularak, masraflar azaltılarak, örnek alınabilinir.

 

Evlilikte Dindarlık Kriteri

 

Bu konuyu daha çok siz hanımlara arz etmek isterim. İmam Ali (as) eve geldi ve kapıyı açtı. Bu çeşitli kaynaklarda yazılmıştır. Fatıma’nın (as) evinde iki gündür yemek yoktu. Elbette Medine'nin yoksulluğu geneldi. Mikdad, Salman onların da maddi durumları iyi değildi. Gerçi daha sonra durumları düzeldi ama İmam Sadık (a.s) dönemine kadar durumlar değişti. Ancak özellikle İslam'ın ilk dönemlerinde Müslümanların ve Peygamber Efendimizin ve Hazreti Ali'nin Medine'de ekonomik durumu pek iyi değildi. Hazreti Ali eve geldi; “Fatımacığım! Neden bana çocuklar için yemek hazırlamamı söylemedin?” Hazreti Zehra'nın cevabını ve dinleyin:

“Ey Ebe'l Hasan!”Bu karı-koca arasındaki karşılıklı saygıdır.“Varlığım, hayatım sana feda olsun! Nereye gidersen git peşinden geleceğim.”

Bu edebiyattan da anlaşılacağı gibi Hazreti Ali Hazreti Fatıma'yı defnettiğinde yüzünü hanımının torağına koyup ağlıyor.Neden ağlamasın bu Fatıma'ya? Neden “Ben de seninle gitseydim!” demesin? Bu hayat o kadar sağlam ve derin ki, Hazreti Fatıma şöyle söylüyor:

“Ya Ali! Sana neden söylemedim biliyor musun? Senden gücünün yetmeyeceği bir şey istemek hususunda Allahtan korktum.”

 

Bu nasıl bir sözdür? ‘Arabam bu model olmalı, şu model olmalı!.’ Bir köyde adamın biri yanıma gelip, şöyle dedi: “Torunum doğdu, ama ben hala kendi kızımın düğün taksitini ödüyorum.” Bakınız! Bu toplumumuzda doğru kültürün olmadığını gösterir.“Ya Ali! Senden gücünün yetmeyeceği bir şey istemek hususunda Allahtan korktum.” Ben seni düşündüm.

 

Kız kardeşlerim! Allah rızası için kanaat edin ki, sevabına nail olasınız. Allah rızası için evlenin, sevap kazanın. Genç! Allah rızası için eşine gülümse ki, sevap kazanasın. Hazreti Zehra’nın (sa) hayatında, aile ortamında dindarlığın ne anlama geldiğini gördünüz. İmam Ali (as) ile Hazreti Fatıma’nın (sa) evliliklerinin üzerinden iki-üç gün geçmemişti ki, Allah Resulü (saa) evlerine gitti, değerlendirme yapmak için. Büyükler! Genç çiftlerin hayatlarını değerlendirin ama onlara karışmayın. Zayıf noktaları hatırlatın. Sonuçta bu iki gencin hayatlarının nasıl gittiğini görmek gerekir. Peygamber sevgili kızının ve damadının evine geldi. Önce Hazreti Ali'ye sordu; “Fatıma nasıl bir eştir?” İmam Ali şöyle cevap verdi: “Allah’a itaat konusunda en iyi yardımcıdır.”

 

Ne mutlu o hanıma ki; kocasına namaz, mescit, humus, vilayet ehli olmasında yardımcı olsun. Onu haramlardan sakındırsın. “Fatıma Allah'a itaat etmemde bana yardımcıdır!” Fatıma'ya da soruldu; “Ali nasıl bir eştir?” Hazreti Fatıma şöyle cevap verdi: “İyi bir eştir.” Bu din bilgisine de bakın! Fırsatım olsaydı Hazreti Fatıma'dan bize ulaşan yetmiş kadar duasını sizlere okurdum. Bu dualar bizlere değerli birer mirastır. Keşke uygun bir şerh yazılmış olsaydı. Tevhidi, din bilgisini, Hazreti Zehra'nın hayatında Allah'ın rızasını gözettiğini anlatan büyük ve anlamlı dualardır.

 

Hazreti Zehra’nın (sa) Ahiret Bilinci

 

Konuşmama başka bir boyut açmama müsaade edin. Bizim dini itikatlarımızdan biri de mead ve ahiret inancıdır. İnsanın kıyamete olan inancı ne kadar çok olursa; o kadar az günah işler. Kur’an şöyle buyuruyor: “Sahi onlar, yeniden diriltileceklerini hiç akılarına getirmezler mi?” Kıyamet ve kıyamete olan inanç, insandaki günah oranını düşürür. Hazreti Fatıma bu yüzden şöyle buyuruyor: “Allah'ım beni dinimde musibete uğratma!”

 

Hazreti Zehra'nın mead bilgisi hakkında bazı örnekler vereceğim. Ta ki Hazreti Zehra'nın kıyamet, berzah, kabir kaygısının ne ölçüde olduğunu görün.

 

Merhum Şeyh Saduk'un ‘Amalî’ adında çok güzel bir kitabı vardır. O, Amalî'nin 46. oturumunda şöyle nakleder: “Bir gün Hazreti Zehra ağlayarak Peygamberin yanına geldi ve şöyle dedi: ''Baba! Ya Resulullah! Kıyamet günü seni nerede arayayım?” Kaygısına, babasıyla konuşma tarzına bir bakın. Peygamber şöyle buyurdu: “Cennetin kenarında Şiilerime şefaat etmek için bekleyeceğim.” Hazreti Zehra buyurdu: “Baba orada bulamazsak?” Peygamber Efendimiz buyurdu: “Orada bulamazsanız Kevser havuzunun yanında Şiilerime ve takipçilerime su verirken bulacaksın.” Hazreti Fatıma tekrar buyurur: “Baba, orada da yoksan?” Resulü Ekrem buyurdu: “Cehennemin kenarında.” Hazreti Zehra; “Neden cehennemin kenarında?” dedi. Allah Resulü şöyle cevap verdi: “Ümmetimden şefaate nail olan günahkârlara şefaat etmek için ve Allah'ım bunlar benim ümmetim demek için.” Hazreti Fatıma Allah Resulünden duyduğu habere sevinerek, gülümsedi.

 

Bu, Hazreti Zehra’nın (sa) kaygısıdır. Ben Hazreti Zehra'nın Peygamber Efendimize sorduğu soruya benzer alıntılarda defalarca gördüm. Bazen gelip şöyle derdi: “Babacığım! Kıyamet ne zamandır?” Resulü Ekrem şöyle cevap verirdi: “Kızım, babanın oğlunu unutacağı, dostun dostu unutacağı tüm bağların kopacağı bir gündür.” Fatıma (sa) ağlıyor ve şöyle diyordu: “Babacığım! Eyvahlar olsun o güne ve o olaylara!”

 

Gençler, kardeşlerim! Hicr Suresinin 43. ayetinde şöyle buyruluyor: “Şüphesiz onların tümü için vaadedilen yer cehennemdir. Cehennem'in yedi kapısı vardır. O kapıların her birinden girecek suçlular ayrılmış, belirlenmiştir.”

 

Diyorlar ki, bu ayet nazil olduğunda Resulü Ekrem (saa) çok ağladı. Haber Hazreti Zehra'ya ulaştı ve dedi ki: “Babacığım ne oldu?” Peygamber cevap verdi: “Kızım! Azap ayeti indirildi.” Peygamber ayeti okur okumaz Hazreti Zehra haykırdı: “Cehenneme gidenlerin vay haline!” dedi ve bayıldı. Hazreti Ali ayeti duyunca; “Keşke dünyaya gelmeseydim ve bu ayeti duymasaydım!” diye buyurdu.

 

Şeyh Abbas-i Kummî'den Bir Not

 

Merhum Hacı Abbas Kummî'nin oğlu şöyle derdi: “Babam bir gece Yasin suresini okuyordu. ''İşte bu size vaadedilen cehennemdir.” ayetine gelince o kadar çok ağladı ki, surenin devamını okuyamadı.”

 

İnananlar, ancak onlardır ki Allah anılınca yürekleri titrer, onlara ayetleri okununca da inançlarını arttırır ve Rablerine dayanırlar.”(Enfal/2)

 

Din bilgimizi güçlendirmeliyiz; din bilgilerimizi, inançlarımızı, amellerimizi, teslimiyetimizi, rızamızı, meada olan inancımızı kısacası İmamlarımızın vurguladığı, kaygılandıkları her şeyi. Oysa Resulü Ekrem şöyle buyurmamış mıydı? “Dini hafife almanızdan korkuyorum.” Dinin oyuncak olduğu zamandan elaman! İmam Hüseyin’in (as) tabiriyle: “Bazıları için din dillerindeki lakırdıdan ibarettir.” Hazreti Zehra’nın (sa) ‘Fedekiye’ hutbesindeki tabiriyle “Din hayat kaynağıdır.” Din hayat veren, canlandıran, mutluluk veren, ama belirleyendir. Din, insanı boşluktan, hiçlikten, depresyondan ve endişeden uzak tutar. Tek kelimeyle din, insanın dünyasını korur. Buyurduğu gibi: “Dinlerini dünya için feda edenler, hem dinlerini hem de dünyalarını mahvedeceklerdir.” Nitekim böyle de olmadı mı? Nasıl da yok olup gittiler? Nasıl da zelil ve zayi oldular?

 

Hikâye

 

Said b. Musayyib dedi ki:“Abdülmelik Mervan ölürken sarayının penceresinden dışarı bakıyordu. -Önceden şimdiki gibi gasilhane olmadığı için ölüler nehir kenarlarında yıkanırlarmış.- Ölü yıkayıcı, cesedi yıkayıp, kefenlemiş yakınlarının ve akrabalarının gelip cenazeyi götürüp, onun ücretini vermesini bekliyordu. Gecikmişlerdi, kendisi de cenazenin yanına uzanmıştı. Abdülmelik acıyla kıvranıyordu. Sarayın penceresinden ölü yıkayıcıya bakıp keşke benim de bu adamınki gibi bir işim olsaydı da, ben de onun gibi huzurlu olsaydım.” Zalimlerin huzurları olmaz. Said dedi ki: “Şükürler olsun ki bunlar hayatlarının sonunda biz müminlere gıpta ediyorlar!”

 

Hazreti Ali (as) şöyle buyurdu:Yönetimde adaletin tesisi güzeldir ve hükümet politikasına yön verir.”Beyler! Kardeşlerim! Tüm kıtalar, gezegenler ve güneş sistemi vb. ile tüm dünya üst üste yığıldığında, Kur’an şunu söyler:“Dünyadaki nasibini de unutma çünkü ahireti kazanmanın vesilesidir.”(Kasas/77) Hazreti Zehra'nın varoluşsal boyutlarından biri, kıyamete ve ahirete olan olağanüstü ilgisiydi ve bu ilgi onun olağanüstü manevi davranışlarına neden oldu.

 

Sözün Özü

 

Özetleyecek olursam eğer, dini kaygımız olmalı, dine ehemmiyet vermeliyiz. Pak İmamlardan, Hazreti Zehra'dan dindarlık dersi almalıyız. Hazreti Fatıma bugünlerde İmam Ali'ye vasiyet ediyor: “Ya Ali! Beni yalnız bırakma, mezarımda Kur’an oku.” diyor. Kabir başında dua et.

Bunların yanında çocuklarıyla ilgili, gerçi kişisel ve mali vasiyetleri de var. Ancak vasiyetini açtığınızda şöyle yazdığını göreceksiniz: “Daima işinizin akıbetinden korkun.” Elbette korkulmalı çünkü birçoğu hayatlarının son dakikalarında acı çekip düşmüşlerdir. Tarih, insanların bu dakikalarda düşüşünü gösterdi ve göstermeye de devam ediyor.

 

Allah'ın Yüce peygamberi ve bir başına tek millet olan Hazreti İbrahim çocuklarına tavsiyeler eder. Çocukları kimdi? İsmail, İshak, Yakup, torunları ve onların torunları. Kur’an'a göre Hazreti İbrahim (as) çocuklarına şöyle talimat vermiştir: “Siz de artık ancak Müslüman olarak ölün.” (Bakara/132)

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler