20 Kasım 2017 Pazartesi Saat:
18:57
08-11-2017
  

Hesaplar Büyük

Sıra Suudiler'e, Ürdün’e, Katar’a, Bahreyn’e Lübnan’a geldi.. Tüm bölge ateş hattında.

Facebook da Paylaş

 

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

Banu AVAR


Bir gecede 11 kuzeni ve on küsur üst düzey politik/siyasi/askeri figürün tasfiye edildiği ve ne garip tesadüftür ki 1 prens ve yöneticilerin de aynı gün helikopter kazasına uğradığı bir depremle sarsıldı Suudi Arabistan.

 

Her şeye hükmeden adam sadece 32 yaşında olan eski kralın oğlu Muhammet Bin Salman.

 

Hanedan sallanıyor. İngilizler eliyle kurulmuş ve Amerikalılar eliyle kullanılan bu petrol topraklarında 1 rüzgarları esiyor.

 

Görevli bin Salman bir Trump’ın damadıyla sabahlıyor, bir İngiliz istihbaratının adamlarından fikir alıyor, Lübnan’ın Haririsi'ni ulak olarak komşu ülkelere yolluyor. Bu arada ortalık tutuklananlar, kazaya uğrayanlar, kafası uçurulan prens, bakan, imamdan geçilmiyor…


Genç Kral Bin Salman Suudi Arabistan’ı Yemen ve Katar krizine sokan isim olarak da biliniyor.

 

Son demecinde, Batılı akıl hocalarını memnun edecek İran çıkışını da yaptı: 'Biz İran devriminden etkilenip bu hale geldik. Ilımlı İslam’a döneceğiz.' diyor. Oysa 1979 İran İslam Devrimi'nden çok önce de Suudiler bu haldeydi.

 

Haziran 2017’de Savunma bakanlığından tahta geçiş yapar yapmaz, halkı ‘2030 Vizyonu’na kilitledi. Çöle kuracağı şehir projesi, turizm ve eğlence merkezi bir Arabistan hayali ülkeyi petrol gelirine bağlı olmaktan çıkarmayı hedefliyor. Modernleşme arzusu, televizyonlarda müzik yayınlarını başlatması, kadınların araba kullanmasına izin vermesi, eğitim sistemini kökünden değiştirmesi gibi yaklaşımlarla şimdiden baskıdan bitap düşen genç orta sınıfı hayale boğdu. Ama ülke 33 milyon ve yarısı 25 yaş altı. Ve genç nüfusun yarıdan fazlası işsiz. Vahabi geleneğin ruh sağlığını bozduğu bir toplumda bir yanda dünya zenginleri ve bir yanda işsiz gençlik: Küresel çetenin en sevdiği ‘Bahar’ reçetesi değil mi!?…

 

Yeni Kral büyük değişim rüzgarına hevesli ama sonuçta Suud Hanedan geleneğinin esiri.. Bir yanda bir ‘hukuk devleti’ isteyip bir yanda yolsuzluklarla mücadele komisyonu başına bir hukukçu yerine kendini atamak, bir yanda hanedan mensuplarının giderlerini kesip, varlıklarına el koyup, bir yandan 500 milyon dolarlık bir yat almak gibi ‘dertleri’ var.

 
Batının bölgedeki derdi ise malum… Bölgeyi en iyi tanıyan ‘Kurucu Baba’ İngiltere. Geçmişte olanlar bugüne ayna!

 

Geçen yüzyıl başında Osmanlı İmparatorluğu topraklarından nasıl fırladıklarına bakalım.

İlkel aşiretler Osmanlı’ya karşı İngilizlerin emrine girer. Kendi aralarında kıyasıya savaşırlar. İngilizler hem Mekke Şerifi Hüseyin’e arka çıkar, hem Suud Hanedanı'na. İkisi hem birbirleriyle savaşırlar, hem birlikte Osmanlıyla. İngilizler ‘Osmanlı’dan toprak koparın devletin garantisi benim’ der ve tüm savaşan taraflar cetvelle çizili petrol alanlarına baş yapılır.

 
Suudlar müttefikleri Şerif Hüseyin’i de tepeleyerek Mekke’ye el koymuşlar, İngilizler Hüseyin’i Ürdün’e, Faysal’ı Irak’a, Arabistan’ı Suudlara takdim etmiştir. O günden bu güne batının Ortadoğu'daki kalesi ve kendi aralarında düşman kardeşlerdir. Tüm devlet yapıları İngiliz ve ABD’nin istihbaratıyla örülüdür.

 

1930 yılında Müslüman olduğunu ilan ederek Şeyh Abdullah adını alan ünlü İngiliz casusu John Philby, Arabistan petrolünü Amerikan Standart Oil şirketine pazarlayan adamdır. 1933’de Amerikalılara çalışmaya başlamış, SOCAL adıyla kurulan şirket Suudi Arabistan petrollerinin çıkarılmasını 60 yıl süreyle üzerine almıştır.

 
1936’da Philby, Suudilerin danışmanı olarak Süveyş’in doğusunda kalan topraklardaki enerji kaynaklarının çıkarılma imtiyaz anlaşmasını hayata geçirmiş Arab-Amerikan Petrol Şirketi “ARAMCO” bu şartlarda kurulmuştur.

 

İkinci paylaşım savaşından sonra sahnede parlayan Amerika’dır.

 

Şimdi 3. bir paylaşımın içinden geçiyoruz ve Arap Baharı bu paylaşımın önadımıydı. Sıra Suudiler'e, Ürdün’e, Katar’a, Bahreyn’e Lübnan’a geldi.. Tüm bölge ateş hattında.

 

3. paylaşımda en büyük gırtlaklaşmalardan biri de İngiltere ile ABD arasında. Petrol şirketlerinin Irak’taki kapışması size fikir vermiştir. Geçen ay, 90’lardan beri Amerikan Exxon’un egemenliğindeki petrol alanı, Irak Merkezi Hükümeti tarafından İngiliz BP’ye sunulmadı mı?

 

İngiltere 1945’de teslim ettiği küresel krallık tacını, Amerika’dan geri istiyor. Amerikan damgalı Suudlara el altından “Yaşlı Avrupa’ya gel, Kurucu baban benim unutma!” diyor.


Chatham House analisti, Suudilere “Olan bitene Trump sessiz kaldı. Sadece Bin Salman’ın ‘ılımlı islam’ açıklamasını tebrik etti. Onun derdi, Suudi Arabistan’ın kalbi Aramco petrol şirketinin New York Borsasında yer alması…” yorumu, ‘onu alma beni al’ şarkısını hatırlatıyor..

Bu arada Chatham House deyip geçmeyelim Bölgeyi cetvelle çizen bu kurum, diğer adıyla İngiltere Kraliyeti Uluslararası İlişkiler Enstitüsü. Analistler ise Gertrude Bell’in torunları.

 

İsrail’e Filistin topraklarını veren, Sevr anlaşmasını önümüze diken, eski Cumhurbaşkanı Gül’e ‘Dizbağı nişanı’ yani kraliçeye hizmet madalyası takan ve ‘Ortadoğu’ adını bu coğrafyaya veren merkezden söz ediyoruz.


Chatham House’un Jane Kinninmont’u bölgeyi şöyle tasvir ediyor:

 
“Bölgede kutuplaşma had safhada. Şeytan ekseninden Şii Hilaline kadar. Araplar ve Arap olmayanlar Sünniler ve Şiiler, İslamcılar ve Laikler, Batıcılar ve Batı düşmanları… Bölge ülkeleri bu kartlarla işlerine geldiği gibi oynuyor. Liderler ve hükümetler çıkarlarına göre bazen ittifak yapıp bazen ayrılıyorlar.


Mesela Türkiye Suriye’de muhalif grupları desteklerken Amerika’nın yanında yer alıyor ama Kürtler konusunda aynı tehdidi aldığı İran’la ittifak yapıyor. İsrail Arap ülkeleriyle koordinasyon ve işbirliği içinde ama resmi düzeyde bunu saklıyor. İran ve Müslüman kardeşlerle itişiyor
Suudlar medyada İran’ı eleştiriyor ama Katar’la çatışırken düşman gördüğü İran’la temas kurmaktan kaçınmıyor. YANİ politika çok pragmatik eşittir FAYDACI.”


Chatham House yani İngiltere’nin en üst düzey istihbari merkezi analisti Suudilerin son 1-2 yıldır Rusya, Çin, Hindistan gibi ülkelerle artan ilişkilerini ise ‘eksen değiştirme’ ile ilgili görmüyor:

 

"Doğu ile ilişkilerin artışı, batı ile pazarlık payını yükseltmek için ve Washington’a ‘artık tek kral sen değilsin’ mesajı verme amaçlı. Suudlar'ın Rusya ile ilişkilerine ise bölgede güven arayışı damga vuruyor. Çünkü, İran Suriye ittifakında Rusya’yı dengeleyici güç olarak görüyorlar ve baş düşmanları İran ile müttefik olan Suriye’nin diğer müttefiki Rusya ile temasta olmanın verdiği güven duygusunu yaşıyorlar." (1)

 

Anlaşıldığı kadarıyla Bin Salman’ın darbesi batıyı memnun ediyor. Bölgenin Kurucu Babası İngiltere ‘Böl ve Yut’ taktiğinin verimli çalışması için Suudi Arabistan’da muhalefeti rahatlatacak ‘Ilımlı’ bir hava istiyor. Sonrası kaos ve çok muhtemelen bölünmüş çok başlı bir Arabistan. Bu süreç coğrafyada diğer örneklerde de görüldüğü gibi petrol şirketleri/özelleştirme kılavuzluğunda yönetilecektir.


Vahabi yobazlıktan, ‘modern’ yobazlığa geçmesi için Bin Salman’ın sırtı sıvazlanmakta özellikle Mısır, Ürdün ve İsrail sınırında kuracağı ‘Örnek Şehir’ projesi yeni kurulacak kukla bölgenin işareti sayılmalıdır.

 

 (1) http:// https://www.chathamhouse.org/…/mohammed-bin-salman-s-shakeu…

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler