22 Ağustos 2017 Salı Saat:
18:35

Hicret

12-07-2017 13:43


 

 

 

Hicret, yani insanın yaşadığı yerden ayrılması, vatanından kopup başka bir yere yerleşmesidir. İnsan, bazı hedeflerinden ve bazı amaçlarından dolayı hicret etmek zorunda kalabilir. Kimisi maddi gayelerinden dolayı ve kimisi de dini kaygılarından dolayı yaşadıkları yerden çıkarak başka bir yere yerleşir.

 

İnsanlar dünyalık olarak, genellikle daha kolay iş bulunan yerlere ve daha rahat yaşayabilecekleri beldelere hicret ederler. Ama hicret denince aklımıza daha çok bu işin dini boyutu gelmektedir.

 

İslam dünyasında ilk hicret, Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (s.a.a) zamanında Mekke’den Medine’ye gerçekleşmiştir. İslam Dinini kabul eden Müslümanlar, Mekke Müşrikleri'nin baskıları altında kaldıkları için vatanlarını terk ederek dini açıdan daha rahat yaşayabilecekleri Medine’ye hicret etmişlerdir. Allah’ın rızasını gözeterek yapılan hicretin O'nun katında değeri vardır ve Kur’an’da da geçmektedir:

 

اَلَّذٖينَ اٰمَنُوا وَهَاجَرُوا وَجَاهَدُوا فٖى سَبٖيلِ اللّٰهِ بِاَمْوَالِهِمْ وَاَنْفُسِهِمْ اَعْظَمُ دَرَجَةً عِنْدَ اللّٰهِ وَاُولٰئِكَ هُمُ الْفَائِزُونَ

 

“İman edip de hicret edip, mallarıyla, canlarıyla Allah yolunda çaba gösterenler, Allah katında en büyük dereceye sahiptirler. İşte bunlar murada ermiş olan mutlu kullardır.”Tevbe/20

 

 

Allah-u Teâlâ, kendi rızasını düşünerek bulunduğu ortamda dini yaşayamamasından dolayı bir başka yere göçen ve yerleşen kulların makamlarını yüceltmektedir. Sadece dinlerini daha iyi yaşayabilmek için değil, dine hizmet edebilmek içidir hicret. Yaşadığı yerde dinini çok iyi yaşayabilir, ama dine hizmet edebilmek için hicret etmesi gerekebilir. Bu yüzden hicret konusunda söylenecek tek söz; Allah’ın rızasını gözeterek, insanın bir yerden başka bir yere yerleşmesi değerlidir.

 

اِنَّ الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَالَّذٖينَ هَاجَرُوا وَجَاهَدُوا فٖى سَبٖيلِ اللّٰهِ اُولٰئِكَ يَرْجُونَ رَحْمَتَ اللّٰهِ وَاللّٰهُ غَفُورٌ رَحٖيمٌ

 

“İman edenler, Allah yolunda hicret edenler ve cihad edenler; şüphesiz bunlar Allah'ın rahmetini umarlar. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”Bakara/218

 

 

 

Kur’an-ı Kerim’de de 'Fi Sebilillah' tabiri geçmektedir. Allah’ın rızası doğrultusunda yapılan hicret değerlidir. Günümüzdeki en değerli hicretlerden birisi, dini ilimleri öğrenmek ve tahsil etmek için yapılan hicrettir. İnsanın vatanından, yaşadığı yerden göç ederek ilim merkezlerine gitmesinin Allah katında oldukça değeri ve önemi vardır. Hatta bunun kendisi farz-ı kifayidir. Yani yeterli din âlimine ulaşana kadar herkesin boynuna borçtur.

 

فَلَوْلَا نَفَرَ مِنْ كُلِّ فِرْقَةٍ مِنْهُمْ طَائِفَةٌ لِيَتَفَقَّهُوا فِى الدّٖينِ وَلِيُنْذِرُوا قَوْمَهُمْ اِذَا رَجَعُوا اِلَيْهِمْ لَعَلَّهُمْ يَحْذَرُونَ

 

“Niçin dinde derin bilgi elde etmek ve geriye dönünce kendi toplumlarını uyarmak için onların her kesiminden bir topluluk hareket etmiyor?! Olur ki (onların uyarmasıyla) sakınırlar.”Tevbe/122

 

Bu ayet-i kerime gereği; bir grubun dini ilimleri tahsil etmek için hicret etmesi gerekli ve zaruridir.

 

Bu konular hakkında söylenecek çok söz vardır; lakin bizim asıl değinmek isteğimiz nokta, günümüzde insanların yerleşim yerlerini, yaşacakları şehirleri seçmeleri hakkındadır.

 

Türkiye genelinde Ehl-i Beyt Ekolü'ne mensup birçok Müslüman çeşitli şehirlerde yaşamaktadır. Hepsi de farklı hedefler ve gerekçelerden dolayı kendilerine yaşayacakları bir şehir seçmektedir. Kimisi yetişip büyüdüğü şehirde kalmakta ve kimisi de başka şehirlere göçmektedirler. Genellikle bu konudaki asıl etken ekonomik şartlardır. İnsanlar iş bulma veya iş kurma gayesi ile kendi bulundukları şehirde bunu yapamadıkları için başka şehirlere göç ve hicret etmektedirler. Elbette bunda dahi eğer insan Allah rızasını gözetirse; bunun Allah katında değeri vardır. Sonuçta insanın helal rızık kazanması için mücadele etmesi gereklidir. Ama bütün bunların yanı sıra göz önünde bulundurmamız gereken bir nokta da; dini vazife ve görevlerimizi daha iyi yaşayabileceğimiz şehirleri tercih etmemiz konusudur. Bunun yolu da âlimlerimizin bulunduğu cami ve derneklerin olduğu şehirlerin tercih edilmesidir. Elbette insan rızkını kazanmak için iş imkânı olan yerleri göz önünde bulunduracaktır; ama bu konuya da bunun yanında değerlendirerek bir orta yol bulması gerekmektedir. Örneğin, âlimli bir toplumun olduğu bir şehirde aldığı maaş, âlimli bir toplumun olmadığı bir şehirde alacağı maaştan biraz az olsa da âlimli toplumun şehrini seçmesi gerekmektedir. Çünkü insan âlimli toplumun olduğu yerde dini bilgisini, dini basiretini ve maneviyatını daha çok artırabilir. Diğer taraftan İslam dini toplumsal bir dindir ve toplu yapılan amellerin sevabı daha çoktur. Örneğin cemaatle kılınan namazın sevabı, ferdi kılınan namazın sevabından kıyas edilemeyecek kadar çok fazladır. Bu ancak âlimli toplumun olduğu yerde mümkündür. Kadir Gecelerinde toplu yapılan ibadetler ve toplu edilen dualar âlimli toplumun olduğu yerlerde mümkündür. Kadir Gecelerinde insanların kaderleri belirlenmektedir ve toplu edilen dualarda eğer o toplumda bulunan bir kişinin duası kabul olsa, Allah onun hürmetine o toplumdaki herkesin duasını kabul eder. Bu ve buna benzer birçok ibadet, ancak âlimli toplumun olduğu yerlerde mümkündür. Sadece ibadet değil, insanın inancını ve imanını korumasında da âlimli toplum çok etkilidir.

 

Kısacası, âlimli topluma sahip şehirlerde yaşanması dini açıdan oldukça önemlidir. Böylesi bir toplumda yaşamanın dini açıdan çok daha fazla özellikleri ve faydası vardır ki; burada onları sıralamak sözü uzatır. Bir adım daha ileri gidersek Tövbe Suresinin 122’nci ayetinin son kısmına göre âlimli toplumun olduğu yerlerde yaşanması – zaruret durumları dışında – gereklidir.

 

فَلَوْلَا نَفَرَ مِنْ كُلِّ فِرْقَةٍ مِنْهُمْ طَائِفَةٌ لِيَتَفَقَّهُوا فِى الدّٖينِ وَلِيُنْذِرُوا قَوْمَهُمْ اِذَا رَجَعُوا اِلَيْهِمْ لَعَلَّهُمْ يَحْذَرُونَ

 

“Niçin dinde derin bilgi elde etmek ve geriye dönünce kendi toplumlarını uyarmak için onların her kesiminden bir topluluk hareket etmiyor?! Olur ki (onların uyarmasıyla) sakınırlar.”

 

Dedik ki; dinde derin bilgi edinmek için ilim merkezlerine gidilmesi farzdır. Ama ayetin devamında ilim merkezlerinde ders alan kimselerin geri döndüklerinde ne yapılması gerektiği de geçmektedir. Geri döndüklerinde kendi toplumlarını uyarmaları gerekmektedir. Bunun içinde bu âlim geri döndüğünde halkın onlara bu uyarma imkânını ve ortamını hazırlaması gerekmektedir.

 

İnsanlar âlimin olduğu şehirde olması gerekir ki; âlim de onları uyarabilsin. Âlimin uyarma işini yapabilmesi ve ders verebilmesi için cami ve dernek ortamlarının oluşturulması gerekmektedir. Bu görev de ilim merkezlerine göç etmeyenlerin üzerindedir. Kısacası bu ayetin bütününe baktığımızda âlimli toplumun oluşturulması gereklidir. Bunun için de birilerinin ilim merkezlerine ilim tahsil etmesi ve birilerinin de âlimin geleceği bir toplumu oluşturması gereklidir. Bu her iki görevde de; hicret etmek gerekli olmaktadır. Toplu hale gelerek güçlü olmak ve âlimli toplumu oluşturmak için hicret edilmesi zaruridir.

 

اِنَّ الَّذٖينَ تَوَفّٰيهُمُ الْمَلٰئِكَةُ ظَالِمٖی اَنْفُسِهِمْ قَالُوا فٖيمَ كُنْتُمْ قَالُوا كُنَّا مُسْتَضْعَفٖينَ فِى الْاَرْضِ قَالُوا اَلَمْ تَكُنْ اَرْضُ اللّٰهِ وَاسِعَةً فَتُهَاجِرُوا فٖيهَا فَاُولٰئِكَ مَاْوٰیهُمْ جَهَنَّمُ وَسَاءَتْ مَصٖيرًا

 

“Melekler, kendilerine zulmeden kişilerin canlarını aldıklarında, onlara, "Ne işte idiniz?" derler. Onlar da: "Biz yeryüzünde zayıf kimselerdik." derler. Melekler: "Allah'ın yeryüzü geniş değil miydi, siz de orada hicret etseydiniz ya?" derler. İşte bunların varacakları yer cehennemdir. O ne kötü gidiş yeridir.”Nisa/97

 

وَمَنْ يُهَاجِرْ فٖى سَبٖيلِ اللّٰهِ يَجِدْ فِى الْاَرْضِ مُرَاغَمًا كَثٖيرًا وَسَعَةً وَمَنْ يَخْرُجْ مِنْ بَيْتِهٖ مُهَاجِرًا اِلَى اللّٰهِ وَرَسُولِهٖ ثُمَّ يُدْرِكْهُ الْمَوْتُ فَقَدْ وَقَعَ اَجْرُهُ عَلَى اللّٰهِ وَكَانَ اللّٰهُ غَفُورًا رَحٖيمًا

 

“Her kim Allah yolunda hicret ederse; yeryüzünde gidecek çok yer de bulur, çok genişlik de bulur. Her kim Allah'a ve Peygamberine hicret etmek maksadıyla evinden çıkar da sonra kendisine ölüm yetişirse, kuşkusuz onun mükâfatı Allah'a düşer. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edendir.” Nisa/100

 

Sonuç olarak; yaşayacağımız yeri seçerken sadece iş imkânı daha iyi olan ve dünyalık olarak daha rahat bir ortam değil de, Allah rızasını da göz önünde bulundurmamız gerekmektedir. Hepsini değerlendirerek bir orta yol bulunmalıdır. Eğer biz bu niyette olursak Allah da işlerimizi ona göre tedbir edecektir. Sürekli edeceğimiz dua:

 

"Allah’ım, bizim için hayırlı olan yerde yaşamayı bizlere nasip et!"     

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !