03 Aralık 2020 Perşembe Saat:
06:24
27-12-2013
  

Hıristiyanlarda Hüseyni (a.s) Coşku

Kerbela'nın musibeti zaman ve mekan sınırlarını aşmış ve insani değerlerin odağına yerleşerek sadece şiiler için değil, tüm insanlar için muazzam bir örnek olmuştur.

Facebook da Paylaş

 

 

İnsan tarihi birçok muazzam hamasetler ve büyük olaylarla doludur. Söz konusu olayların bazıları coğrafi, ulusal, etnik, ırk ve din sınırlarını aşarak, küresel boyut kazanmıştır. çyle ki çeşitli din ve mezheplere inanan bilim adamları ve araştırmacıları kendine hayran bırakmıştır.

 

Bu küresel hamasetlerin doruğunda Aşura kıyamının parlak güneşi, hayat veren ışınlarını tarih boyunca tüm nesillere ve tüm asırlara yaymıştır. İmam Hüseyin'in, ister Müslüman, ister Hıristiyan, ister Hindu veya diğer dinlerdeki aşıklarının her biri, kendi bakış açısı ve algı gücü oranında İmam Hüseyin'i (a.s) övmüştür. Zira İmam'ın kendi kıyam ve şahadeti ile gerçekleştirdiği olay, insanoğlunu tüm Yüce insanlık değerleri ile aşina etmiştir.

 

Bu arada Hıristiyanların İmam Hüseyin bin Ali'ye (a.s) olan sevgi ve hürmeti, övgüye layıktır. "Baba, Oğul, Ruh-ul Kudüs" adlı kitap, Hıristiyan şairlerin Hz. Muhammed (s.a.a) ve Ehlibeyt'i için yazdığı şiirlerle doludur. Söz konusu kitabın araştırmacısı Muhammed Rıza Zairi kitabın önsözünde şöyle yazıyor: 'Bizim hadisler ve rivayetlerimizde şöyle naklediliyor "Cebrail'in ilahi yardımı olmaksızın kimse Ehlibeyt için şiir söyleyemez ".

 

Lübnan'ın Fransız üniversitesinde yeni bir bölüm olan "İslam ve Hıristiyanlık ilişkisinde" eğitim görmek bana, tarihi tecrübelerle daha fazla tanışma fırsatı verdi; ve eğer Hıristiyan şairler de çmmetin babası Hz. Ali (a.s) ve evladı Hüseyin (a.s) için şiir yazmışlarsa, hiç şüphesiz Ruh-ul Kudüs'ün lütfüne maruz kaldığı sonucuna vardım.

 

Muhammed Rıza Zairi, kitabından " Hıristiyan Yazarlar ve şairlerin Eserlerinde Ehlibeyt (a.s) hakkında şiirlerin bulunmasını Hüseyni Coşku ve Alevi Aşkın Tecellisi" olarak dile getirmektedir. Hıristiyan şairler ve yazarların İslam peygamberi (s.a.a) ve Ehlibeyt'ine olan aşk ve bağlılığını sergilemektedir.

 

Hüseyni Erbain ve hz. İsa'nın (a.s) veladeti nedeni ile bazı şiirleri sizler için seçtik. Birlikte dinleyelim.

 

"İnsanoğlunun yaşamında, tüm tarihi, bir yerde toplayarak resim edebilen çok ender günler vardır ve Aşura bu günlerden biridir. Aşura'yı somutlaştıran sadece şii tarihi değildir. Bu, şehitler tarihi ve şehadet tarihidir ki insanların canlarının derinliklerinde devam etmekte ve bilinçli her insan onunla gönül birliğinedir. Hüseyin'in imanı ve sahabelerinin sadakati, onların zulme karşı kıyamı ve ehlibeytin fedakarlıkları, kerbela'da somutlaşan değerlerdir. Kerbela'nın musibeti zaman ve mekan sınırlarını aşmış ve insani değerlerin odağına yerleşerek sadece şiiler için değil, tüm insanlar için muazzam bir örnek oluşturdu, ki her yıl onlara bir şeyler öğretsin ve onlar da ilham alsın."

 

Lübnan'ın 3 hükümetinde bakan olan seçkin Hıristiyan edip ve hukukçu Edmon Rezk'in bu sözleri, Hüseyin bin Ali'nin (a.s) kutsal zatına olan aşkın, hak talep eden her insanın özünde alevlendiğini gözler önüne sermektedir.

 

şu, Zeyneb'in (s.a) Yezid sarayında üzgün fakat bir o kadar güçlü olarak haykırışıdır, sanki hala kılıçlar birbirine değiyormuş gibi keskin sözleri ile haykırıyor: 'Ey yezid… bugün sana galip gelenlere savaşta galip gelmek mi istedin? Kendi hilelerini kullanarak, mağrur öne çıkıyorsun ve günahlarının ağır yükü tıpkı bir yılan gibi boynuna dolanmıştır. Canları ve vicdanları satın alıyor ve övüyorsun, fakat asla unutma ki ehlibeyte bir değer biçemezsin. Bizim vahiy ışığımızı asla söndüremezsin ve bizim şeceremizi kurutamazsın zira bizler, aşıkların gönlünde sonsuza kadar yaşayacağız. O büyük günde, iktidar tahtını sallayacağız. Bizlere Cennet nimetleri ve sana da bedbahtlık ve Cehennem ateşi nasip olacaktır.'

 

Bu sözler, Lübnan uygarlık tarihi ve Arap edebiyatı hocası George şekur'un şiirinden bazı beyitlerdi. Kendisi İslam Peygamberi (s.a.a) ve Ehlibeyt'i (a.s) ile ilgili bazı kitaplar yazan Hıristiyanlardan biridir. Bu doğrultuda 2001 yılında "Hüseyin Hamaseti" ve 2007 yılında da "İmam Ali Hamaseti" adlı kitaplarını yayınladı. şekur toplumların uyanışı ve gençlerin kahramanlıklarının, Hüseyin'in kanından coştuğunu belirterek şöyle diyor:

 

'Aferin sana ey Hüseyin, Kerbela'da hayatını, kanla yazılan bir hamasete sığdırdın ve kitaplar onu yazdılar. Kin yüzünden başını kestiler ve yarenlerinin başlarını da kestiler ve tıpkı meyve veren hurma ağaçları gibi mızraklara geçirdiler, kadınlar ve kızlar sanki ateşlerde yanıyor gibi yanaklarına göz yaşı döküyorlardı. Fakat ey felek gel şimdi gör ki onun torunları tıpkı çağlayan nehirler gibi coşku ile hareketteler. Hüseyin, direniş ve kıyamda sonsuzlaşarak ebedileşti ve mesajı tüm ciğerlerde kazıldı. Lübnan'ın mağdur edilerek çiğnendiği ve zalimlerin de bununla övündüğü günden beri, Hüseyin mektebinde yetişen çocuklar canlarının pahasına ve kahramanca bir inkılapla, gasp edilen toprakları özgürlüğe kavuşturdular ve onun sözünü dillerde dolaştırdılar ki "Hak asla zayi olmaz".

 

"Baba, Oğul, Ruh-ul Kudüs" adlı kitabın bir başka bölümünde şöyle okuyoruz: 'Hüseyin'in hamasetini ona göz yaşı dökmekten daha âlâ görüyorum ve hakkı yenileyen böyle bir şahadet için mutlu olmak ve saygı duymak gerekir. Onun kanı hala vicdanları ateş gibi yakıyor. şehit Hüseyin'in kanı kerim ve bağışlayandır, bu kan zayii olmamıştır, hatta her zaman hakka ve hakikat nuruna hidayet için ışık saçıyor, ve şahadet tadını, sitem gördüklerinde ayağa kalkacak ve intikam alacakları için yemin eden büyüklerden başkası tatmayacaktır… en doğru söz ciddiyet ve ısrarla şöyle demekten başkası değildir: 'Meğer Hüseyin, Peygamber tarafından yetiştirilmedi mi? Meğer onun atası, kendi gönlünde onu başkalarından üstün tutmaz mıydı ve herkesten daha fazla sevmez miydi? Onu gençlerin efendisi, hoş kokusunun Cennet'i saran nadide bir çiçek olduğunu söylerdi. Ağzını ve dişlerini öperek kendi ruhundan onun canına üflerdi, her sabah çiçeklerin kendi hoş kokularını saldığı gibi.'

 

çzellikle İmam Hüseyin (a.s) ve Ehlibeyt hakkında bir çok gazel ve kaside yazan şairlerden bir diğeri ise Pols Selame'dir. Muhammed Rıza Zairi kendi kitabında onun İmam Hüseyin'e (a.s) olan aşkı ve ihlası konusunda şöyle yazıyor: 'Ben çocukluktan Kur'an-ı Kerim ve İslam tarihine aşıktım, ne zaman ki Ali'nin (a.s) ve evladı Hüseyin'in (a.s) şahadetini hatırlarsam içimde hakka yardım ve batıl ile savaşma ateşi alevleniyor. Belki bazıları itiraz ederek, neden bir Hıristiyan İslam tarihini anlatmaya çalışıyor diye bilir. Evet ben bir Hıristiyan'ım, fakat açık görüşlü bir Hıristiyan'ım, dar görüşlü değil. Eğer şii olmak, Ali (a.s) ve onun mutahhar ve Yüce Eehlibeyt'ine (a.s) olan sevgi ise, eğer zulme karşı kıyam ise ve Hüseyin (a.s) ile evlatlarının başına gelenlere acımak ise,  öyle ise beni şii sayabilirsiniz. Eğer şiilik bu ise ben de bir şii'yim.'

 

Selame kendi kitabında kerbela hadisesi ve İmam Hüseyin (a.s) hareketinin başlangıcı, çeşitli aşamaları ve olayını uzunca anlatıyor ve bir bölümde şöyle yazıyor: "çyle bir ağladım ki yastığım ıslandı ve sızlamalarım kalemimde ağladılar. Hüseyin benim gibi bir Hıristiyan'ı ağlattı ve göz yaşlarım gözlerimin ufkunda parladı. Uzaktan ateşe bakan ile odunlarda yanan birinin hali bir değildir."

 

Selame ayrıca "Baba, Oğul, Ruh-ul Kudüs" adlı kitabında Aşura konusunda bir şiir yazarak onu İmam Hüseyin'e (a.s) ithaf ederek şöyle diyor: 'şimir bağırdı: Koşun ve onu öldürün. En aşağılıklarından Zorat bin şerik kirli kılıcını çekti ve Hüseyin'in (a.s) omuz ve boynuna vurdu ve keramet bahçesinden büyük bir dalı devirdi. Hüseyin'in uzun gövdesi bitâb yere düştü. şimir, başını kesmek için koştu, keşke elleri kurusaydı. şimir peygamberin oğlunun mübarek başını kesti ve o parlak günesin ışığını söndürdü. çzerindeki elbiseleri yağmaladılar ve daha sonra atları ile o mutahhar na'şı çiğnediler.'

 

Selame şöyle devam etti: "Günümüzde Arap dünyası kendi kahramanını tanıyıp onu izlemeye muhtaçtır. Fakat Ali'de (a.s) bulunan o cesaret, güçlülük ve liyakat, diğer Arap kahramanlarda görünmüyor. Nitekim Hüseyin'den (a.s) daha cesur hiç kimse zalimlere karşı ayaklanmadı; neden böyle olmasın, zira Ali (a.s) Muhammed (s.a.a) tarafından eğitildi ve Hüseyin'de (a.s) Muhammed'in (s.a.a) ciğer paresidir.'

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler