24 Temmuz 2017 Pazartesi Saat:
00:18

Hoşgörüler Mazide Kalmamalı…

01-05-2017 15:17




Hoşgörülü olmak, aslında çok sade bir ifadeyle; birbirimize tolerans göstermemiz, birbirimizi anlamamız, sevmemiz ve saymamızdır. Maalesef yaşadığımız dönemde hoşgörüye olduğundan fazla ihtiyacımız var. Malum ırkçılığın, mezhepçiliğin, tarikatçılığın ve şiddetin en üst seviyeye çıktığı zamandayız. Her bir fert kendinden olmayanı anında dışlıyor, ötekileştiriyor ve çeşitli isimler kullanarak hem insanlık adına suç işliyor ve hem de inanç adına. Bu asla kabul edilebilecek bir durum değildir.

Toplumumuzda da hoşgörüsüzlük en üst seviye ulaşmıştır. Omuz attı diye, laf attı, küfür etti diye birbirimizi öldürüyoruz. Türk, Kürt, Laz, Çerkez hatta bunları aştık bir de İslam adına ocu, bucu tabirleriyle Sünni, Şia, Alevi gibi söylemlerin olduğu çatışma dünyasında hayat mücadelesi veriyoruz. Hiçbir ırk diğer ırkı hoş görmüyor, hiçbir mezhep taraftarı diğerini hoş görmüyor, hiçbir kurum diğer kurumu hoş görmüyor.

İnsan olarak aynı toplumu paylaşan kişiler birbirlerini her türlü ve yönlü kabul etmeleri gerekmektedir. Yani herkesi olduğu gibi kabul etmek zorundayız. Kimseyi inancından dolayı, dilinden veya ırkından dolayı hor görme hakkına sahip değiliz. Eğer bunun tam aksine hareket edildiği takdirde, baskılar ortaya çıkacaktır, insanlar birbirlerine kötü gözle bakacak sevgi ve muhabbet yerine kin ve nefret tohumları ekilecektir. Tüm bunların olmaması için her bir insanın ilk önce kendisi hoş görülü olması gerekmektedir. Ne de güzel buyurmuş yüce yaratan:

 

"Sen af yolunu benimse, uygun olanı emret ve cahillerden yüz çevir." Araf/199


Unutmamak gerekir ki, İslam dininin güzel emirlerinden biri de; Mümin kendisi için sevdiğini kardeşi için de arzular.

İnsanlar her zaman kusurlu olacaktır. Bu kaçınılmaz bir realitedir. Fakat önemli olan bu kusur ve hatadan ders çıkarabilmektir. Her hata yapanı dışlar isek o zaman etrafımızda kimseler kalmayacaktır. Hâlbuki insan sosyal bir varlık olduğu için kendi cinsinden olan diğerlerine ihtiyaç duymaktadır. Toplumlar fert ve bireylerden oluşmaktadır.

Din adına sevgili peygamberimiz de hoşgörüyü emretmiştir. Peygamberimiz ‘Arab’ın Arap olmayana, Arap olmayanın Arab'a üstünlüğü yoktur.’ demiştir.

Kolaylaştırın, güçleştirmeyin. Müjdeleyin, nefret ettirmeyin. Birbirinizle iyi geçinin, ihtilafa düşmeyin. Sana zulmedeni affet. Sana küsene git, sana kötülük yapana iyilik yap. Aleyhine de olsa hakkı söyle. Bu sözleri söyleyen acaba İslam peygamberi değil midir? Peki, her bir Müslüman’ın iddiası peygamber efendimiz gibi yaşamak olduğuna göre o zaman yapması gereken asıl işlerden biri hoşgörü ilkesini benimseyip hayatının her alanında ise pratikte uygulaması gerekecektir. Aksi takdirde her bir Müslüman’ın peygamberimiz gibi yaşıyorum sözleri sadece bir iddiadan öteye geçmeyecektir.

Hepimiz günlük hayatımızda haksızlığa uğrayan ya da başkalarının kötü davranışlarına maruz kalan kişileri gördüğümüzde çok üzülüyoruz. Ama önemli olan bu davranışlardan kendimiz uzak durmamızdır. Herkes davranışlarına çeki düzen verir, birlikte yaşadığı bireylere iyi ve hoşgörülü davranırsa çok önemli bir toplumsal sorun da aşılmış olacaktır. Hiç kuşkusuz dünyamız daha güzel yaşanılası bir yer haline gelecektir. Hem bu dünyamızı güzel yaşamış olacağız ve hem de ahretimize sevap kazanmış olacağız.

 

Ne demişti Şair:

 

'Karekter ve kişiliğin, dostluk ile kardeşliğin, adaletin, eşitliğin, temeli hep hoşgörüde saklanmıştır. Bu sırrı bulabilenler erdemler ülkesine ayak basmıştır. Her kim erdemler ülkesine girmiş ise kamil insan olmuştur. Kamil insan olma ise yüce yaratıcının maksududur.'

 

vesselam..

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
  • zafer ucum   24-06-2017 12:45

    emioglu senen gurur duyuram...Allah razi olsun...