17 Ekim 2017 Salı Saat:
03:48
22-09-2017
  

Hüseyni Kervanın Yol Güzergahı

Kufeliler bizleri yar ve yaversiz bıraktılar. Kim isterse geri dönebilir...

Facebook da Paylaş

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

Hazırlayan; Hasan BEDEL

 

İmam Hüseyin'in (a.s) aslında Medine'den Kufe'ye doğru olan ama Kerbela'da kana bulanan ve oradan da Şam ve tekrar Medine ile noktalanan mukaddes yolculuğunu iki kısma ayırabiliriz;

 

1- Medine'den Kerbela'ya

2- Kufe'den Şam'a

 

Aşağıda İmam Hüseyin'in (as) Medine'den Kerbela'ya değin kat ettiği menziller zikredilmektedir;

 

Seffah: 9 Zilhicce 60 (13 Eylül 680) Çarşamba

 

      İmam Hüseyin, Irak'a gitmesine karşı çıkan Mekke ahalisine şöyle buyurdu: "Allah Resulü'nü (saa) rüyamda gördüm ve önemli bir göreve memur kılındım ve artık bu görevi mutlaka takip etmeliyim."

Ayrıca Seffah'ta ünlü Arap Şair Ferezdak Hz. Hüseyin ile mülakat eder ve İmam ona Kufe’deki durumu sorunca: "Halkın kalbi seninle, kılıçları ise Ben-i Ümeyye iledir." sözü üzerine Hazret tekrar yola revan olur.

 

Zatu'l A'rak: 14 Zilhicce 60 (18 Eylül 680) Pazartesi

 

      Bu menzilde Hz. Zeyneb'in eşi Abdullah ibn-i Cafer, o sırada Mekke'de bulunan Medine valisi Amr ibn-i Said'ten Hz. Hüseyin için amanname alır ve onu İmam'a sunar. Amannamenin içeriği şu şekildedir: "Ben senin için oluşabilecek tefrika ve ayrılıkların önüne geçmeyi ve senin helak olmanı önlemek arzusundayım. İşte benim korktuğum budur. Onun için benim yanıma (Medine'ye) geri dön ve âmânda ol."

 

Hazret'in (as) verdiği cevap ise şu şekildedir: "Allah yoluna davet eden, güzel ameller işleyen ve ben Müslümanlardanım diyen birisi asla Allah ve Resulü'nden ayrılmaz. Eğer yazdığın bu mektupta benim iyiliğimi arzu ediyorsan, Allah seni mükâfatlandırsın."

 

Bunun üzerine Abdullah ibn-i Cafer, oğulları A'vn ve Muhammed'i İmam'ın (as) yanında düşmanlara karşı savaşmaları için bırakır ve kendisi de mektupla beraber Mekke'ye geri döner.

 

El-Hacir: 15 Zilhicce 60 (19 Eylül 680) Salı

 

      İmam Hüseyin (as) bazı Kufe ahalisinin önde gelenlerine bir mektup yazar ve bunu Kays ibn-i Mushir aracılığı ile yollar. Mektubun içeriği şu şekildedir: "Müslim ibn-i Akil'in yazmış olduğu mektup elime ulaştı. Bize yardım için toplandığınız ve bizim hak talebimiz için yanımızda olduğunuz yazmaktadır. Allah bundan ötürü sizleri mükâfatlandırsın ve zafere ulaştırsın... Elçim olan Kays size ulaştığında işlerinizi biraz daha sıkılaştırın ve organize olun. Bilin ki kısa bir süre sonra sizin yanınızda olacağım."

 

Ama Kays ibn-i Mushir Kufe'ye varmadan yakalanıp, öldürülür.

 

Salabiyye: 22 Zilhicce 60 (26 Eylül 680) Salı

 

      İmam ve yanındakiler akşamüstü bu menzile ulaşırlar. Burada İmam Hüseyin kaynakların aktardığına göre rüya görür ve oğlu Ali Ekber ile bu rüyayı paylaşır.

 

Zübale: 23 Zilhicce 60 (27 Eylül 680) Çarşamba

 

      Burada Müslim ibn-i Akil ve Hani ibn-i Urve'nin şehit edildiği haberleri kendilerine iletilir. İmam, "İnna lillah ve inna ileyhi raci'un" dedikten sonra şöyle devam eder: "Artık bu hayatın onlardan sonra bir manası kalmadı." Hem İmam Hüseyin hem de İmam'a eşlik edenler ağlamaya başlalarlar.

 

Bu acı haberden sonra İmam'a eşlik eden bazı kimseler artık işin ciddiyetini ve Hüseyin (a.s) ile hareket etmenin sonucunda dünya malının kendilerine erişmeyeceğini anlayınca kafileden ayrıldılar.

 

İmam burada şöyle buyurur: "Kufeliler bizleri yar ve yaversiz bıraktılar. Kim isterse geri dönebilir ve kimsenin boynunda da bir hakkımız yoktur."

 

Şeraf (Zü Hüsem): 26 Zilhicce 60 (30 Eylül 680) Cumartesi

 

      Hazret (a.s), Şeraf adlı bu konaklama yerinde sabah erkenden yola revan olacaklarını ve yanlarına depolaya bildikleri kadar su almaları emrini verir. Öğle vakti yol üzerinde bir ordu ile karşılaşırlar ve İmam (a.s) daha seri davranarak Zü Hüsem'de konuşlanır. Askerlerine, gelen düşman ordusunu ve hatta atlarını sulamalarını emreder.

 

Daha sonra hem İmam'ın askerleri hem de Hür ibn-i Riyahi'nin ordusu İmam Hüseyin'in ardı sıra cemaat namazına dururlar.

 

Hz. Hüseyin (as) Kufe'ye gitmeye izin vermeyeceklerini anlayınca geri dönmek için hazırlıklara başlar ama ordu komutanı Hür ibn-i Riyahi buna izin vermez. Hazret şöyle buyur: "Anan yasına otursun senin! Ne istiyorsun?"  Hür ibn-i Riyahi kendisinin ancak bir memur olduğunu ve kendisini Ubeydullah ibn-i Ziyad'ın yanına götürmekle görevlendirildiğini söyler.

 

Beyza: 27 Zilhicce 60 (01 Kasım 680) Pazar

 

      İmam Hüseyin'in ordusu Hür ibn-i Riyahi'nin askerleri kontrolünde bu noktaya kadar ilerlerler.

 

Uzeybu'l Hicanat: 28 Zilhicce 60 (02 Kasım 680) Pazartesi

 

      Kufe'den gelen bazı kimseler Hz. Hüseyin'e Kufe'de olup bitenleri detayları ile anlattılar. Kufe'nin önde gelenlerinin oldukça yüksek meblağlar karşılığında sözlerinden döndüğünü ve artık sana karşı düşman saflarında olduklarını, halkın hala kalplerinin seninle beraber olduğunu ama korktukları için kılıçlarının senin üzerine olduklarını dile getirdiler.

 

Neyneva: 02 Muharrem 61 (05 Ekim 680) Perşembe

 

      Neyneva, Hür ibn-i Riyahi'nin artık İmam Hüseyin'i burada bekletme emri aldığı kurak ve susuz bir bölgenin adıdır. İmam, konaklamak için biraz daha uygun bir mekân ararken bir öncekine nazaran daha iyi bir yere gelir ve buranın neresi olduğunu sorar ve "Kerbela" cevabını alınca da ağlamaya başlar ve şöyle buyurur: "Artık inin. Burası bizim kanımızın döküleceği ve toprağa verileceğimiz yerdir. İnsanlar bizim kabirlerimizi burada ziyaret edecekler. İşte ceddim Resulullah'ın bana haberini verdiği yer burasıdır."

 

Burada Muharrem ayının 10. gününe yani daha sonra İslam literatürüne "Aşura Günü" olarak girecek olan günün öğle vaktine kadar binbir zulümle kalınır. Muharremin 7. günü Fırat nehrinin suları Peygamber Efendimizin ailesine yasaklanır ve ardından tarihe damgasını vuran "Kerbela Faciası" vuku bulur.

 

Bu elim verici hadisenin ardından ikinci yolculuk Kufe'den Şam'a doğrudur. Yezid'in emri ile kısa sürecek normal mesir yerine uzun ve daha meşakkatli olan Hz. Peygamber'in (saa) ailesinin şehir şehir dolaştırılacağı yolculuk başlar.

 

Tikrit: Kufe'den sonraki ilk belirgin durak Tikrit'tir. Burada bölge halkı Yezid'in ordusunu sevinçle karşılar.

 

Lina: Nispeten küçük bir şehir olan Lina halkı şehre girer girmez lanetler yağdırırlar.

 

Dir Rahib: Hristiyan din adamının Yezid'in ordusuna konaklama imkanı sunduğu ve İmam Hüseyin'in mübarek başlarının bir gece kilisede kendi yanında kalması için ordu komutanına para verdiği şehirdir.

 

Musul: Halk olup biteni öğrenir öğrenmez yasa bürünür ve Yezid ordusunu şehirden kovarlar.

 

Nuseybin: Nuseybin ahalisi Yezid'in ordusunun geldiğini duyunca şehri süsler ve İmam'ın başını şehir meydanına asarlar.

 

Urfa: Bölge halkı oldukça müteessir olur ve Yezid ordusunu taşlamaya başlar.

 

Sibur: Halk gözyaşları içerisinde küfür ordusunu şehirden kovar.

 

Hums: Hükümet yetkilileri Yezid ordusunu saygıyla karşılar ama halk onları protesto eder.

 

Ba'lebek: Halk çok sevinçlidir. Ümmü Gülsüm de halkı bu davranışından dolayı kınar ve beddua eder.

 

Şam: Hz. Rukayye'nin vefatı ve İmam Zeyne'labidin'in (a.s) Yezid'in sarayı olan Mescid-i Ben-i Ümeyye'deki tarihi konuşması.

 

 

  

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler