11 Aralık 2017 Pazartesi Saat:
01:56
18-05-2017
  

Hz. Ali'ye (a.s) Göre Namaz

Bu makalede, Müminlerin Emiri Ali b. Ebi Talib’e (a.s) göre namazın değerini, şartlarını ve sonuçlarını inceleyeceğiz.

Facebook da Paylaş

 

Bismillahirrahmanirrahim

 

Namaz, dinsel ibadetlerin ve amellerin içinde, özel bir yere ve öneme sahiptir. Namazı tanımak, insanı, onu kılmaya teşvik ederek, bereketli sonuçlarından yararlandırmaktadır. Namazı tanımanın en güzel yolu, masumların (a.s) sünnetlerine ve sözlerine başvurmaktır. Çünkü onlar, namazın sırlarını en güzel bilen ve en güzel bir şekilde de uygulayan kimselerdir.

Bu yazıda, Müminlerin Emiri Ali b. Ebi Talib’e (a.s) göre namazın değerini, şartlarını ve sonuçlarını inceleyeceğiz.

1-Namaz, Din Demektir.

İmam Ali (a.s) Nehc’ül-Belağa’nın yüz birinci hutbesinde, insanın yaratıcısına ulaşmasının en kısa ve en güzel yolunu açıklarken şöyle buyurmaktadır:

“Kuşkusuz, noksanlıklardan münezzeh olan yüce Allah’a ulaşmanın en güzel vesilesi namaz kılmaktır.”

İmam Ali (a.s) bu açıklamasında, İslam dininin emirlerinden biri olan namazı İslam dinine göre namazın değerini göstermek bakımından, dinin tamamı olarak tanıtmıştır.

İmam Ali’nin (a.s) bu açıklamasından, namaz dinin aslından değil de ayrıntılarından olmasına karşın, müslüman olmanın belirtisi olduğu ve de namaz kılmakla, yüce yaratıcıyla bağlantı kurularak öteki dinsel hükümlerin de ayakta kalmasına neden olduğu anlaşılmaktadır. Bu bağlamda, namazı dinin tamamı olarak açıklamıştır.

Bu İmam Ali’nin (a.s) öteki buyruklarında da çeşitli şekillerde dile getirilmiştir. Örnek olarak şunu zikredebiliriz: “Namaz kabul edilirse öteki ameller de kabul edilir, namaz kabul edilmezse öteki ameller de kabul edilmez.”

2-Son Öğüt

İmam Ali (a.s) mübarek ömrünün son günlerinde İmam Hasan’a ve İmam Hüseyin’e, hüküm bakımından en önemli on konuyu açıklamaktadır. Bu açıklama, Nehc’ül-Belağa’nın kırk yedinci mektubunda geniş bir şekilde yer almaktadır. En önemli on konudan birini de şöyle buyurmuştur: “Dininizin direği olan namaz konusunda, Allah’ı hatırlatırım! Allah’ı hatırlatırım!”

Mükemmel bir insanın, ömrünün son anlarında, en sevdiği kişilere karşı, bu konuyu böyle ısrarla vurgulaması, namazın değerini açıkça ortaya koymaktadır.

3-Namaz Allah’a Yakınlaşma Vesilesidir.

Nehc’ül-Belağa’nın yüz otuz birinci kısa sözünde şöyle buyurulmuştur: “Namaz, Allah’tan sakınanların yakınlaşma nedenidir. Hac, zayıfların cihadıdır. Her şeyin zekatı vardır. Bedenin zekatı da oruçtur. Kadının cihadı, kocasına en güzel şekilde davranmasıdır.”[1]

İmam Humeyni’nin (r.a) Gece Namazına İlgisi

İmam Humeyni, bütün olumsuz şartlar karşısında dahi gece namazını terk etmemiştir. Uykusundan gece namazına kalktığı zaman, hiç bir kimseyi uyandırmamak için çok sessiz hareket ederdi. İmam’ın çıkardığı sesten dolayı bir kimsenin uyanmış olmasına ender rastlanmıştır.

İmam Humeyni’yi Tahran’dan Kum şehrine getirdikleri gece (hapisten çıktıktan sonra) geç saatlere kadar, İmam’ın evine gelip gitmişlerdi. Halkın gelip gitmesi kesildikten sonra, aile bireyleri, İmam’ın etrafında toplanmışlardı. Saat, yaklaşık olarak gece bir buçuk idi. Lambaları dinlenmek için söndürdüler.

İmam Humeyni, görüşmelerin verdiği yorgunluğa ve de sabah erkenden halkın görüşmek için hücum edeceğini bilmesine karşın, bir saat sonra gece namazını kılmak için uyanmıştı. Dolayısıyla her şeye rağmen, İmam o gece de gece namazını terk etmemişti.

İmam Humeyni, her zaman hoş kokular kullanırdı. Belki de güzel bir koku sürünmeden namaz kılmamıştır. Hatta gece namazını evin çatısında kıldığı Necef-i Eşref’te de, çatıda bir şişe koku bulundururdu.

4-Namaz, Öteki Amellerin Kabul Nedenidir

İmam Ali (a.s) Peygamber efendimizden (s.a.a) şöyle nakletmiştir: “Namaz, dinin direğidir. İlk bakılacak şey namazdır. Namaz doğru olursa, öteki amellere de bakılacaktır. Namaz doğru olmazsa, öteki amellere de bakılmayacaktır.[2]

5-Namaz, Dinin Temelidir

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Altı şey, dinin temellerindendir: Kesin bir bilgiyle ihlaslı olmak, Müslümanların iyiliğini istemek, namaz kılmak, zekat vermek, hacca gitmek, dünya konusunda zahit olmak[3]

6-En Güzel Amel

İmam Sadık (a.s) İmam Ali’nin (a.s) şöyle buyurduğunu nakletmiştir: “Yüce Allah katında, hiçbir amel, namazdan daha sevimli değildir. Öyleyse, dünya işlerinizin hiçbiri, size namazı unutturmasın. Çünkü yüce Allah çeşitli toplumlar konusunda, “Onlar namazlarından gaflet ederler”[4] şeklinde buyurarak onları kötülemiştir.

7-Devlet Görevlilerine Öğüt

İmam Ali (a.s) namaz konusunda insanların geneli için yaptığı açıklamalara ilave olarak, özellikle devlet görevlilerinin, namazı daha çok önemsemeleri üzerinde de durmuştur.

Mısır’a vali olarak atadığı Muhammed b. Ebi Bekir için yazdığı mektup da şöyle buyurmaktadır: “Namazının nasıl olduğuna bak. Sen bir topluluk için imamlık yapacaksın. Namazı en güzel şekilde kılmalı ve onu hafife olmamalısın. Çünkü bir grup için namaz kıldıran kimsenin namazı eksik olursa, günahı onun üzerinedir. Onların namazında da hiçbir eksiklik olmaz. Dolayısıyla, onlar gibi namazın sevabından yararlanabilmen için, namazını en güzel şekilde kılmalı ve onu korumalısın. Çünkü bu, onların alacağı sevabı azaltmaz.[5]

Aynı şekilde, İmam Ali’ye (a.s) göre namazın öncemini, namaz vakitlerine dikkat etme konusundaki sözlerini ve uygulamalarını (savaş meydanı da olsa) araştırarak kavramak da mümkündür.

1-Namaz Vakitlerine Dikkat Etme Hususunda Israr

“Namazı, kendisi için tayin edilmiş vaktinde kıl. Vaktini, işin olmadığı için öne alıp acele etmeye, meşgul olduğun için de geciktirmeye kalkışma.”[6]

İmam Humeyni (r.a) İle İlgili Bir Anı

“Namaz dinin direğidir” ya da “Namaz, insanı bütün kötülüklerden alıkoyar” sözlerini çok duyduk. Ancak, genellikle bu sözlerin anlamını gerektiği gibi anlayamadık. Namazı, yalnızca bir görev ünvanıyla kılmaktayız. Yaşamın bütün boyutlarını düzenleyebilen ve ilahi isteklerin tamamını kapsayan, namazın hakkına ve vaktine çok az ilgi göstermekteyiz.

İmam Humeyni’nin, namaz hakkı ve namaz vaktine verdiği önem, çok etkileyiciydi. Belki namaz vaktine olan titizlik insanların çoğu için kavranamayacak bir konu olabilir. Ancak insan, bu dereceye yani göklere ve yere egemenlik derecesine ulaşınca, bu konu onun için normal bir hale gelmektedir. Nitekim İmam namaz kılmaya başlayınca, bütün bedeninin namaz kıldığı hissediliyordu.

Her zaman, erkeklerden bir kaç kişi koruma görevi yapıyorlardı. Ancak İmam Humeyni şöyle buyuruyordu: “Şimdi gerek yoktur. Namaz vaktinde, namaz kılınmalıdır.”

Gerçekten, İmam Humeyni’nin o halini benim anlatabilmem olanaksızdır.[7]

2-Savaş Meydanında Namazın İlk Vaktine Önem

Hasan b. Muhammed nakledilmiştir: “İmam Ali (a.s) Sıffin savaşında iki düşman bölüğünün arasında, savaşmakla uğraşırken, aniden güneşe baktı. İbn-i Abbas şöyle sordu:

-Bunun anlamı nedir?

İmam Ali (a.s) şöyle cevap verdi:

-Namazı, vakti girer girmez kılmak için güneşin zevaline bakıyorum.

İbn-i Abbas şöyle dedi:

-Savaşla uğraşırken de mi namaz vakti?

İmam Ali (a.s) şöyle buyurdu:

-Biz onlarla niçin savaşıyoruz? Şüphesiz, bizim onlarla savaşmamızın nedeni namazdır.

İbn-i Abbas şöyle demiştir: Savaşın en şiddetli olduğu gecede dahil, gece namazını hiç terk etmemiştir.[8]

3-Namaz Vaktine Önem Vermeyenleri Kötüleme

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Yüce Allah katında, hiçbir amel, namazdan daha sevimli değildir. Öyleyse, dünya işlerinizin hiçbirisi, namazı vaktinde kılmanıza engel olmasın. Çünkü Allah’ın, “Onlar, namazlarını hafife alırlar” şeklinde buyurarak kötülediği insanlar, namazın vaktine önem vermeyen ve ondan gafil olan insanlardır.[9]

 

Alimler, namazla ilgili konular hakkında, iki ayrı konu olduğunu açıklamışlardır:

-Daha çok fıkıhsal yönü olan namazın doğru olmasının şartları

-Namazın kabul olmasının şartları

Namazın kabul olmasının şartları konusunda, masum İmamlar’dan (a.s) bir çok rivayet nakledilmiştir. İmam Ali’den (a.s) nakledilen rivayetler şöyledir:

1-Elbisenin Helal Olması

“Ne ile namaz kıldığına bak. Onu, helal yoldan elde etmediysen, namazın kabul olmaz.”[10

2-Kalp Huzuru

Hiç biriniz, yorgun ve uykulu bir halde namaz kılmasın ve benliği hakkında düşünmesin. Çünkü, yüce rabbinin huzurunda yer almaktadır. Kulun kıldığı namazlardan, yalnızca kalp huzuruyla kıldığı namazlar kabul edilir.[11]

Yine başka bir yerde de şöyle buyurmuştur:

“Namaz kılarken, kıbleden yüz çevirmek, şeytandandır. Öyleyse, namaz kılarken, kıbleden yüz çevirmekten sakının. Çünkü kul namaza durduğu zaman, yüce Allah ona bakar. Kul, o tarafla bu tarafla ilgilenmeye başlayınca yüce Allah şöyle buyurur: Ey Ademoğlu! Yüzünü kimden çeviriyorsun?

Bunu üç defa tekrar eder. Kul, dördüncü kez yüz çevirince, yüce Allah da ondan yüz çevirir.[12]

Mevlana Celalettin Rumi ibadet lezzeti ve kalp huzuru konusunda şöyle demiştir:

“Şevk olmalı ki itaat meyve versin

Çekirdek olmalı ki ağaç tane versin

Çekirdeksiz tane ne zaman filizlenmiş ki

Cansız suret hayalden başkası değil”

3-Velayet

İlahi önderlik olmaksızın, namazın değerinin olmayacağına ilişkin, Nehc’ül-Belağa’nın kısa sözler bölümünde de şöyle nakledilmiştir:

“Müminlerin Emiri Ali’nin (a.s), haricilerden birinin gece namazı kılması ve Kur’an okuması konusunda, “İman ile olan uyku, şüphe ile kılınan namaz ve edilen duadan daha hayırlıdır” şeklinde buyurmuştur.[13]

Bu bölümde İmam Ali’nin (a.s) namazın etkilerine ilişkin buyurmuş olduğu sözlerin bazılarına değineceğiz.

1-Gururu Yok Etmesi

İmam Ali (a.s) kısa hikmetli sözlerin iki yüz kırk dördüncüsünde, şeri hükümlerin bazılarının sırlarını açıklamıştır. Orada namaz konusunda şöyle buyurmaktadır: “Yüce Allah, imanı şirkten arındırmak, namazı da gururlanmaktan sakındırmak için farz kılmıştır.”[14]

Müminlerin Emiri Ali (a.s), “Kasıa hutbesi” adıyla meşhur olan Nehc’ül-Belağa’nın yüz doksan ikinci hutbesinde, gururlanmanın ve kendini büyük görmenin kötü sonuçlarını açıklayarak, bu kötü sonuçları namazın yok edeceğini belirtip şöyle buyurmuştur: “Yüce Allah, bu (gururlanma ve kötü sonuçlarını yok etme) konulara ilişkin, kulların arasında huzurun sağlanması, gözlerine alçak gönüllülüğün hâkim olması, benliklerinin alçak gönüllülüğü kabul etmesi, kalplerinin yenilgiyi benimsemesi ve kendilerini beğenme duygusunun yok edilmesi için, namaz vasıtasıyla kullarının yüzlerini ve değerli organlarını yere sürerek küçüklük göstermelerini istemiştir.”

Mesnevi’de demirci ustasının demircilik yaparken eski bir elbise giydiğini, ancak onun eski elbise giymesinin halkın gözünde olan değerinden ve öneminden hiçbir şey azaltmadığı yer almıştır. Dolayısıyla insan da gururlanma elbisesini çıkarır, alçak gönüllülük elbisesini giyerse, onun değerinden ve öneminden hiçbir şey azalmayacaktır.

2-Sevinç Kaynağı Olması

İmam Ali’ye (a.s) göre, bayram günü ve sevinç günü kulun amellerinin yüce Allah’ın katında kabul edildiği gündür. Bu bağlamda, İmam Ali (a.s) bazı bayram günlerinde şöyle buyurmuştur:

“Bu bayram, yalnızca yüce Allah’ın orucunu ve ibadetlerini kabul ettiği kişinin bayramıdır. İçinde yüce Allah’a isyanın olmadığı bütün günler, bayram günüdür.”

3-Öteki İşleri Üzerindeki Olumlu Etkileri

İmam Ali (a.s), Mısır valisi Muhammed b. Ebi Bekir için yazdığı Nehc’ül-Belağa’nın yirmi yedinci mektubunda şöyle buyurmaktadır: “Bütün işlerinin, namazına uygun olacağını bilmelisin.”[15]

Bazı metinlerde de bu tümceden sonra şöyle yer almıştır: “Kim namazını zayi ederse, öteki işleri ondan dolayı daha çok zayi olur.”

4-İlahi Rahmetin İnme Nedeni Olması

“Namaz kılan kişi, onu ilahi rahmetten nelerin kuşattığını bir bilseydi, alnını secdeden kaldırmazdı.”

“Namaz, ilahi rahmetin inmesini sağlar”

5-Meleklerle Arkadaşlık

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmaktadır:

“Namaz kılan kişi üç özelliğe sahiptir. Melekler, ayağının altından gökyüzüne kadar yer alırlar. İyilik, baştan aşağı onu sarar. Sağ ve sol tarafından iki melek yer alır. Sonra ne zaman yönelse, yüce Allah ona şöyle buyurur:

Ey Ademoğlu! Benden daha iyi birisine yöneldin mi?

Namaz kılan kişi, kime dua ettiğini ve kiminle sırdaş olduğunu bir bilseydi, asla ondan ayrılmazdı.”[16]

6-Şeytanın Umutsuzluğa Düşmesi

“Kişi, namaza durduğu zaman, şeytan, Allah’ın rahmetinin namaz kılanı kuşattığını görünce kıskanarak bakar.”[17]

7-Namaz Kılanın Elbisesinin Allah’a Dua Etmesi

Namaz kılan kişiye ilave olarak, namaz kılanın elbisesi ve onun etrafında bulunan öteki şeyler de ona eşlik ederek Allah’ı tesbih ederler.

Farsça irfan içerikli edebiyatta şöyle yer almaktadır: Cisimlerin tesbihi, insanların anlayabileceği bir şey değildir. Hatta bu konuyu inkar da etmektedirler. Halbuki cisimler, Allah’ı tesbih etme ve ona ibadet etme konularında uzmandırlar.

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmaktadır: “İnsan namaza durduğu zaman, bedeni, elbisesi ve etrafında olan şeyler de Allah’ı tesbih ederler.[18]

8-Günahları Yok Etmesi

İmam Ali (a.s) namaz kılmanın önemini vurguladıktan sonra cehenneme düşmenin nedenlerinden birinin de namaz kılmamak olduğunu belirterek şöyle buyurmuştur: “Namazı kılınız. Onu koruyunuz. Ona çok özen gösteriniz. Çok namaz kılınız. Onun vesilesiyle Allah’a yaklaşmaya çalışınız. Çünkü namaz, farz bir görev olarak, gece gündüz çeşitli vakitlerde, müminler için belirlenmiştir. Yoksa siz, cehennemliklere “Sizi şu yakıcı ateşe atan nedir?” diye sorulunca “Biz namaz kılanlardan olmadık” derler”[19] şeklinde cevap verdiklerini duymadınız mı?[20] Namaz, sonbahar yaprakları döktüğü gibi, isyan zincirlerini boyunlardan çıkarır. Peygamber (s.a.a) namazı, bir kimsenin kapısının önünde bulunan ve gece gündüz içinde yıkandığı suyu sıcak bir ırmağa benzetmiştir. Kuşkusuz, böyle bir kimsenin bedeninde kirden eser kalmayacaktır.

9-Şeytana Karşı Büyük Bir Kale

“Namaz, şeytanın vesveseleri karşısında kaledir.”[21]

10-Bağışlanma Nedeni Olması

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmaktadır: “Kim namazı, bilinçli bir şekilde hakkını vererek kılarsa bağışlanır.”[22]

İmam Hüseyin (a.s) Kerbela yolunda Hür’ün ordusuyla birlikte cemaat namazı kıldı. Aşura gecesinde de Kufe ordusundan namaz kılmak için fırsat isteyerek şöyle buyurmuştur: “Allah, benim namazı sevdiğimi bilir.”[23]

Tarihçilerin nakline göre, İmam Hüseyin (a.s) ve dostları aşura gecesini namaz, istiğfar ve yüce Alalh’a yalvarma yakarma ile geçirmişlerdir.[24]

Aşura gecesi, İmam Hüseyin’in (a.s) dostlarının namaz, dua ve tövbe gecesiydi. Yine tarihçilerin nakline göre, İmam Hüseyin’in (a.s) dostlarının çadırlarından gelen dua, namaz, yakarış ve Kur’an sesleri arı kovanından gelen sesler gibiydi.[25]

Aşura günü öğle namazı vaktinde de Ebu Semame Saidi, şehitlerin efendisine (a.s) namaz vaktinin girdiğini hatırlatarak “Bu namazı, ilk vaktinde kılarak Allah ile görüşmek istiyorum” dedi. İmam Hüseyin (a.s) gökyüzüne bakarak şöyle buyurdu: “Namazı hatırlattın. Allah seni, namaz kılanlardan ve zikir ehlinden eylesin. Evet, şimdi namazın ilk vaktidir.[26]

Hemen ardından şöyle buyurdu: Onlara, namaz kılabilmemiz için, savaşı bırakmalarını söyleyin.

Said b. Abdullah Hanefi de Aşura gününde namaz şehidi olmuştu. O İmam Hüseyin’i (a.s) önünde durarak okların o mübarek insana isabet etmemesini sağlamıştı. Ona, oldukça çok ok isabet etmişti. İmam Hüseyin’in (a.s) namazı bitince yere düşerek şehit oldu.[27]

Dolayısıyla, İmam Hüseyin’in (a.s) kıyamının aşıkları da namaza önem vererek bütün işlerinin önünde yer almasını sağlamalıdırlar. Özellikle, Hüseyin (a.s) için yas merasimi düzenleyenler, dinsel bir farz olan namazı, müstahap olan bu programlara feda etmemelidirler. Çünkü namaz, İmam Hüseyin’in (a.s) şefaat etme nedeni olacaktır.

 

Muhammet Rahmani Nişaburi
 


[1] Nehc’ül-Belağa, Kısa sözler bölümü, 105

[2] Tehzib’ul-Ahkam, c. 2, s. 237; Vesail’uş-Şia, c. 3, s. 23; Bihar, c. 82, s. 227

[3] Zahit: Kalbi dünyanın geçici süsüne önem vermeyen kişiye denir. Şerh-i Gurer ve Durer, c. 2, s. 166

[4] Maun suresi, 5. ayet

[5] Emali’es-Seduk, s. 29, c. 31, Bu kısım Nehc’ül-Belağa’da yoktur

[6] Nehc’ül-Belağa, 27. mektup

[7] İmam Humeyni’nin Paris’te kaldığı dönemdeki yaşadığı evde, görev yapan bir kadının anısı

[8] Deaim’ul-İslam, c. 2, s. 351; Mustedrek’ul-Vesail, c. 3, s. 98, H. 3114

[9] Hisal, s. 621, H. 10

[10] Beşaret’ul-Mustafa, s. 28

[11] Hisal, s. 13, H. 10

[12] Kurb’ul-İslam, s. 150

[13] Hikmet: 97

[14] Hikmet: 252

[15] Nehc’ül-Belağa, 27. mektup, 15. tümce

[16] Mehasin, c. 1, s. 121

[17] Bihar’ul-Envar, c. 79, s. 207

[18] Bihar’ul-Envar, c. 79, s. 213

[19] Müddessir suresi, 43. ayet

[20] Hutbe: 199

[21] Şerh-i Gurer’ul-Hikem, c. 2, s. 164

[22] Hisal, s. 628, H. 10

[23] Mevsuat-i Kelimat-i İmam Hüseyin, s. 392

[24] Bihar’ul-Envar, c. 45, s. 3

[25] Hayat’ul-İmam Hüseyin b. Ali, c. 3, s. 175

[26] Maktel-i Harezmi, c. 2, s. 17; A’yan’uş-Şia, c. 1, s. 606

[27] Vakiat’ul-Taff, s. 232

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler