20 Kasım 2017 Pazartesi Saat:
08:01
11-04-2017
  

Hz. Ali’nin (as) Mucizevi Doğumu + Foto

Ali (as) Demek; Kabe'de Doğmak, Mihrapta Şehit Olmak Demektir.

Facebook da Paylaş

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

Özgür Arapoğlu

 

İnsanlık tarihi büyük ve değerli şahsiyetleri bağrında barındırmıştır. Bu şahsiyetler kendi zamanlarının ve ortamlarının üstünde düşünen ve onlara yön veren dehalardır. Bakışlarının ufku diğer insanlardan daha geniş ve düşüncelerin derinliği diğerlerinden çok daha engindir. İnsanlık böylesi şahsiyetlerin karşısında boyun eğer ve çağın ve asrın dehası olarak onların fikir ve düşüncelerinden beslenir. Tabi bu esnada bazı şahsiyetler de zuhur ediyor ki yücelik, azamet ve düşünce ve davranışlarının etkisi belli bir çağa değil çağlara hükmediyor. Bu insanlar sürekli olarak tarihin bağrında parıldayan yıldızlar gibi çağlara ışık saçıyorlar ve diğer insanlar onların ışıklarından aldıkları ilham ile hayat buluyorlar. Böyle insanların düşünce ufukları o kadar yüce ve azimdir ki savundukları inanç ve hayatları boyunca yaptıkları tutum ve davranışlar insanları hayrete düşürür ve her kes onlar gibi olmayı arzular ve her asırda onları yaşantılarında örnek alırlar.

 

Bilimin ilerlemesi, teknolojinin açtığı çığırlar ve günbegün var olan gelişim bu insanların düşüncelerini gölgede bırakamadığı gibi savundukları ve yaşadıkları öğretilerin derinliğini, azametini ve insanlık için olan yarar ve faydalarını daha da ortaya çıkarmaktadır.

 

İşte bu şahsiyetleri ne zaman, ne mekân ve ırk, ne vatan, ne dil kısıtlayamaz. Onların düşünceleri ölümsüz, davranışları kapsayıcı ve hedefleri mükemmel olduğu için insanlığın sorun ve problemlerini de zaman ve mekân üstü olarak bütün çağlara hitap edecek şekilde değerlendirmişlerdir.

 

Bu şahsiyetlerin başında Allah’ın seçtiği yüce Peygamberler gelmektedir. Aynı şekilde peygamberlik mektebinde yetişen ve risalet düşüncesiyle yoğrulan ve nübüvvet madeninden beslenen şahsiyetler de bu gruptadırlar. İşte bu şahsiyetlerden bir tanesi ve hatta başı çekenlerden birisi Hz. Ali bin Ebu Talib aleyhisselam’dır. Hz. Ali (a.s) imanı, adaleti, cesareti, yardım severliği, ibadeti, takvası, öğütleri, buyrukları, davranışları ve sadakatiyle çağlardır dillere destan olan ve dost- düşman, Müslüman- gayri Müslim herkesin adından, yâdından hürmet ve saygıyla söz ettiği ve örnek aldığı eşsiz bir kişiliktir. Arifler onunla hakka vasıl olur, şairler onunla ilham bulup vecde gelir ve derin manalı şiirler ve dizeler oluştururlar. Fesahat ve belagat onun mübarek dudaklarından çıkan ilahi sözler karşısında acze düşer. Adalet onun karşısından boyun eğer ve böyle yüce bir şahsiyetin vasfı olduğundan dolayı kendisiyle gurur duyar. Takva onun vücudunda mana arz eder. Cesaret onun varlığından cesaret alır ve fedakârlık onun yaptıklarıyla anlam kazanır. Öyle ki Peygamber efendimiz (s.a.a) kendisi için eti etimdendir, kanı kanımdandır, ruhu ruhumdandır, Ben ve Ali bir nurdanız, diye buyurmuştur.

 

Hz. Ali’nin (a.s) doğumu da yaşantısı gibi mucize asa ve tarihte emsaline ender rastlanan bir şekilde gerçekleşmiştir. Peygamberimizin (s.a.a) bisetinden on yıl önce, otuzuncu Fil yılında, Recep ayının on üçünde, Cuma günü Mekke’de Kâbe’nin içinde dünya gelen Hz. Ali'nin (as) babası Peygamberimizin amcası olan Hz. Ebu Talib ve annesi ise Esed kızı Fatıma’dır. Hz. Ali ve kardeşleri hem anne ve hem de babadan Haşimi olan ilk kişilerdir.

 

Hz. Ali’nin (as) Kâbe’nin içinde doğumu hususunda Ehli Sünnet  (Murucu’z-Zeheb Mes’udi c.2 s.358, Metalibu’s Suul s: 63, Kifayetu’t-Talib s: 407 vs.) ve Ehli Beyt (Beşaretul Mustafa s: 26, İlamu’l Vera c.1 s: 306, Biharul Envar c. 35 s: 8 vs.)  âlimleri arasında ittifak vardır ve Hz. Ali’den başka Hz. Âdem’den günümüze kadar Kâbe’de doğan hiç bir kimse olmamıştır.

 

Tarih kitaplarında nakledildiği üzere Hz. Ali’nin Kâbe’nin içinde doğumu hakkında olayın canlı tanıklarından İbni Gan’eb şöyle anlatıyor:

 

“Abbas b. Abdulmuttalib ve birkaç kişiyle Kâbe’nin karşısında oturmuş sohbet ediyorduk. Fatıma b. Esed’in doğum sancıları içinde Kâbe’ye yaklaştığı gördük.  Kâbe’ye yöneldi ve şöyle dua etmeye başladı: “ Ey Rabbim! Sana, Peygamberlerine ve onlara gönderdiğin kitaplarına inanıyorum. Ben atam İbrahim’in söylediklerini tasdik ediyorum. Doğrusu O bu evi yükseltti. Öyleyse Kâbe’yi yapanın ve karnımda taşıdığım bu çocuğun hürmetine bana bu doğumu kolaylaştır.”

 

Bu sırada hepimizi hayrete düşüren bir şey oldu. Gözlerimizin önünde Kâbe’nin duvarı yarıldı ve Fatıma b. Esed içeriye girdi ve gözden kayboldu ve yarılan duvar tekrar birleşti. Biz koşarak Kâbe’nin kapısına vardık ve kilidini açmaya çalıştık ancak açamadık. Bu esnada bu olayın sıradan bir olay olmadığını anladık.  Dört gün sonra tekrar Kâbe’nin yarılan yeri açıldı ve Fatıma binti Esed kucağında (nur topu gibi) bir çocukla dışarı çıktı.”

 

Mübarek adının konması hakkında da annesi şöyle diyor:

 

"Ben oğlumun doğumundan sonra Kâbe’den çıkmak istediğimde bir hatıf (gaybten gelen ses) şöyle dedi: ‘‘Ey Fatıma!  Bu bebeğin ismini Ali koy. Çünkü Aliyy’ül A’la (yücelerin yücesi)  olan Allah Teâlâ buyuruyor ki; ‘Ben onun ismini kendi ismimden türettim, edebimle onu edeplendirdim ve en derin bilgilerimi ona öğrettim. O putları benim evimde (Kâbe’de) kıracaktır,  evimin üzerinde ezan okuyacaktır, beni takdis ve temcit edecektir (büyültüp ululayacaktır.)  Onu sevene ve ona uyana ne mutlu. Ona karşı gelip düşmanlık yapana ise yazıklar olsun."

 

Görüldüğü gibi böyle bir şeref ve üstünlük Allah Teâlâ’nın doğumundan itibaren O hazrete karşı olan özel inayet ve lütfünün göstergesidir. İşte bu temiz doğum ve özel inayetin ilk tecellisi tevhit nidalarının Mekke ufuklarında yükselmesiyle bu nidaya ilk cevap veren kişinin Hz. Ali olmasıyla kendini göstermiştir.

 

Bu kutlu doğumun tüm İslam âlemine ve Müslümanlara ve Ehl-i Beyt dostlarına mübarek olmasını diliyoruz. Bu yüce şahsiyetin hayatının çeşitli boyutlarının daha iyi tanınması yönünde çalışmaların yapılmasını ümidiyle! Allah bu dünya ve ahrette bizleri Hz. Ali’den ayırmasın!

 

 

        

 

 

 

 

 

 

 

 

  

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler