25 Şubat 2018 Pazar Saat:
15:58
06-02-2018
  

Hz. Fatıma Ve Fatimiye

Hz. Ayetullah el-Uzma Vehid Horasani

Facebook da Paylaş



Hz. Ayetullah el-Uzma Vehid Horasani



Rahman Ve Rahim Allah'ın Adıyla


Sıddıka-i Kubra Fatıma Zehra'nın (sa)  şehadet yıldönümü, İslam ümmetinin peygamberine (s.a.a) olan bağlılığını ve dinine edasını gösterme günüdür.

Yüce Allah, o üstün insanı peygamberliğe seçerek hidayet meşalesini yakmıştır ki; ayetlerini tilavet etsin, nefisleri tezkiye etsin, hikmet ve kitabı öğretsin, insanlığı hayvanlık sınırlarından çıkararak üstün kemallere ulaştırsın. Evet, o seçildi ki cehalet, küfür ve şirk karanlıkları yerini ilim, iman ve tevhit aydınlığına bıraksın.

(Ey Peygamber! Biz seni bir şahit, bir müjdeleyici, bir uyarıcı; Allah'ın izniyle kendi yoluna çağıran bir davetçi ve aydınlatıcı bir kandil olarak gönderdik. )

İnsanın yaratılış gayesinin peşinde olan insan fıtratını, âlemin başlangıcı ve kemalin zirvesinin marifet ve imanına ulaştırsın. (Hiç kuşkusuz, son varış Rabbinedir.) İnsanı Allah'ın dışındaki her şeyin bağlılığından özgür kılarak (Ondan başka Allah yoktur)un bereketiyle  (Allah sameddir)in vahidiyet ve tekliğine nail etsin. Sonrasında dinin kurallarıyla insanlığın özlemini çektiği, Medine-i Fazile'yi güzel ahlak ve doğru ameller ile inşa etsin.

Allahu Teâlâ, Resulünün bu ebedi saadet diyarına insanları ulaştırmak için çekmiş olduğu tüm açıların (Hiçbir peygamber benim çektiğim kadar acı çekmedi) karşılığı olarak bu ümmete yakınlarını sevmeyi karar kıldı. (De ki: Sizden, tebliğime karşılık bir ücret istemiyorum, istediğim, ancak yakınlarıma sevgidir.)

Bütün müfessir ve hadisçilerin ortak kabul edip naklettiğine göre; Resulullah'tan (s.a.a) sordular:  "Ey Allah'ın Resulü! Bizlere sevmemiz farz olan yakınların kimlerdir? Resulullah buyurdu: Ali, Fatıma ve onların iki evladıdır."

Eşrefi mahlûkat Allah Resulü'ne (s.a.a) nesep yönünden en yakın olanı hiç şüphesiz Fatıma'dır (sa)  ;hesep yönünden ise Ehlisünnet ve şia'nın ortak kabulüne göre Peygamber efendimiz şöyle buyurmuştur:  "Fatıma benim bir parçamdır." Akl-ı kulün, büyük yaratılışın, imkân âleminin kalbinin, ilkinin ve sonuncusunun efendisinin bir parçasıdır.

Yine şia ve Ehlisünnet şuna inanıyor: Mübahele günü Resulullah (s.a.a) Hüseyin'i kucağına almış, Hasan'ın elinden tutmuştu ve Fatıma Resulullah'ın arkasından, Ali de Fatıma'nın arkasından hareket ediyorlardı. Resulullah bunlara: "Ben dua ettiğimde siz "âmin" deyin" buyurdu. Bu hali gören Necran Hıristiyanlarının din adamı: "Ey Hıristiyan camiası, ben öyle (nurlu) yüzler görüyorum ki, eğer Allah'tan, dağın yerinden oynamasını bile isteseler, Allah onların yüzünün suyu hürmetine o dağı yerinden oynatır; (sakın) bunlarla mübahale etmeyin, yoksa helak olursunuz ve kıyamet gününe kadar artık yeryüzünde bir Hıristiyan bile kalmaz..."

Mübahale gününde Hatem'ul Enbiya'nın arkasında, İmam'ul Ümem'in önünde olan, o iki cihan kadınlarının efendisi; hata ve heva ismeti sayesinde öyle bir makama ulaştı ki Allah Resulü (s.a.a) hakkında şöyle buyurdu: "Yüce Allah senin gazaplandığına gazap eder ve senin hoşnut olduğuna hoşnut olur."

Âlemin, arş, kürsü, levh ve kalemin onun yüzü suyu hürmetine yaratıldığı, en üstün makama ulaştırdığı (Sonra yaklaştı, yakınlaştı. İki yay kadar kaldı araları yahut daha da yakın. Böylece kuluna vahyetmek istediği her şeyi vahyetti) kimse  (O hevasından hiçbir şey konuşmaz) dili ile üç defa şöyle buyurmuştu: "Babası Fatıma'ya kurban olsun."

Madde âlemi onun ismet semasından parlayan ışıklarına temaşa edemez. Lakin mahşer gününde, bütün peygamberlerin ve evliyanın her tarafı aydınlatan nuru, Fatıma'nın (sa) mahşere Peygamber efendimizin önünde gelişiyle, onun nurunun yanında sönük kalacaktır. Zira şia ve Ehlisünnet'in nakline göre şöyle buyrulmuştur: "Burakın üzerinde mahşer sahnesine geleceğim ve Fatıma benim önümde olacaktır."

Ehlisünnet önemli hadis kaynaklarında Resulullah'tan (s.a.a) şöyle nakletmektedir: "Cennete girecek ilk kimse Fatıma'dır."

Bütün peygamberlerden, resullerden, evliya ve vasilerden bile önce Rabbin güven, huzur ve yakınlık diyarına ilk adım atacak olan kimse Fatıma Zehra'dır (sa).

Allah'ın bütün salih kullarının gitmeyi istediği ve tüm nebilerin gireceği cennetin kapısına şöyle yazılmıştır: "Fatıma Allah'ın seçtiği kimsedir."

Buraya kadar aktardığımız, Hz. Fatıma'nın (Allah'ın selamı onun üzerine olsun)  faziletleri, okyanustan bir damla niteliğinde idi, hepsi ve daha fazlası yüce Allah'ın kitabı Kuran'a ve onun resulü Hz. Muhammed'in  (s.a.a) sünnetine dayanmaktadır. Dolayısıyla sadece bir mezhebe has değildir, Allah'ı ve Resulünü kabul eden herkes Kuran ve sünnet karşısında teslim olmalıdır.

Fatıma'yı (sa) bu gibi faziletleriyle daha yakından tanımalı, ona olan sevgiyi çoğaltmalı ve böylece risaletin ücreti olan yakınlara sevgiyi, Resullullah'ın parçası olan Fatıma'ya (sa) göstermelidir. Fatıma'yı tanımak ve sonrasında onu sevmek, hiç şüphesiz Allah ve Resulünü hoşnut edecektir. Zira şöyle buyurdu: "Fatıma benim bedenimin bir parçasıdır, kim onu sevindirirse beni sevindirmiştir ve kim onu üzerse beni üzmüştür."

Şeyh Saduk, İmam Sadık'tan (as) şu sahih hadisi nakletmektedir: "Kıyamet gününde yüce Allah, ilk insandan ve son insana kadar herkesi mahşer sahnesinde toplayacaktır. O esnada bir münadi şöyle nida eder: Gözlerinizi kapatın, başlarınızı yere eğin; Muhammed'in kızı Fatıma geçecektir. Fatıma cennet develerinden bir deveye binerek yetmiş bin meleğin eşliğinde geçer, sonra Hüseyin'in kana bulanmış gömleğini eline alarak şöyle der: Rabbim! Bu benim oğlum Hüseyin'in gömleğidir ve sen ona neler yapıldığını çok iyi bilmektesin. Bunun üzerine Rabbul âleminden nida gelir: Ey Fatıma! Senin razı ve hoşnut olduğun şey benim yanımda da razı olunandır."

Parlak varlığından imamet semasının on bir yıldızı oluşan, tevhid ve adalet hükümetini kuracak olan onun soyundan gelen son masum imam, öyle ki bu hedef bütün peygamberlerin, Âdem'den Hatem'e kadar her nebinin en büyük hedefiydi (dinini bütün dinlere üstün kılmak için Peygamberini hidayet ve hak ile gönderen O'dur) elbette ki böyle bir kimsenin mükâfatı da Rabbin mutlak rızasıdır.

Ne zaman geceleri ibadet mihrabında durarak sabahlara kadar rabbinin ibadetiyle meşgul olsaydı, Allah-u Teâlâ onun ibadet ve ubudiyetiyle iftihar ederdi. Allah ve Allah'ın velisinin yolunda öylesine cihad etmişti ki ölüm anında bedeninden sadece bir şebeh kalmıştı. Sonra evlatlarının gözyaşları, yanık yürekleri ile defnedildi, defnedildi ve gizli kalmasını istediği kabri ile Allah dostlarının yüreklerinde bir ateş bıraktı. İşte böyle bir kimsenin devesinin yuları, mahşer gününde vahyin emininin elinde olacaktır. Cebrail Suhuf, Tevrat, İncil, Zebur ve Kuran'ı yüce Allah'tan alıp; Nuh, İbrahim, Musa, İsa, Davut ve Hz. Muhammed'e verdikten sonra Fatıma'nın devesini çekecektir.

Öyle bir yerde oturacak ki onun içi Allah'ın affı dışı ise Allah'ın rahmetidir. ilkinden sonuncusuna kadar herkesin yaptıkları onun elinde olacaktır. Yüceler yücesi Rab da "Ey Fatıma senin razı olduğun benim razı olduğumdur" tacını Fatıma'nın (sa) başına koyacaktır.

O hazretin şiaları şehadet yıldönümünde bu fırsatı iyi değerlendirmelidirler, Aşura matemi gibi bir yas merasimi ile siyah elbiseler giyerek, camilerde, hüseyniyelerde yapılan toplantılara katılıp, sokaklara dökülüp, o mazlume hazret için gözyaşı dökmelidirler. çyle ki kıyamet gününde (din günün sahibidir)in huzurunda, Fatıma'nın (sa) rızasını kazanarak Rablerinin de rızasını kazansınlar ve böylece ebedi hasrete müptela olmasınlar.

Hz. Zehra'nın matem merasimlerine katılıp, onun hatırası, hedefi ve yolu canlı tutulmalıdır; aksi takdirde kıyamette pişman olunacaktır. "Keşke dünyadayken babası Resulullah'ı, eşi Ali'yi ve evlatlarını hoşnut edebilseydim ve Allah'ın rızasını daha iyi yakalaya bilseydim" dememek için şimdi bu fırsatları iyi değerlendirmek gerek.

Bu makale o üstün, faziletli ve Allah katında büyük makam sahibi Fatımat'uz Zehra'nın (sa)  vasiyetnamesiyle son bulmalıdır.

"Rahman ve rahim Allah'ın adıyla. Bu Resulullah'ın kızı Fatıma'nın vasiyetnamesidir. O, Allah'tan başka bir ilahın olmadığına, Muhammed'in O'nun kulu ve elçisi olduğuna, cennet ve cehennemin hak olduğuna, kıyamet gününün geleceğine ve onun gelmesinde bir şüphe olmadığına tanıklık ediyor. Ya Ali! Ben Muhammed'in kızı Fatıma'yım, dünya ve ahirette seninle olmam için Allah beni seninle evlendirdi. Sen bana başkalarından daha layıksın. Bana gusül verme ve kefenleme işlerini gece yap, bana gece namaz kıl, beni gece defnet ve hiç kimseye haber verme. Seni Allah'a ısmarlıyorum; kıyamet gününe dek evlatlarımı selamlıyorum."

Hz. Zehra'nın vasiyetindeki son cümle hakkında bir hatırlatmada bulunalım:

Birincisi; Fatıma yüce Allah'tan almış olduğu ilim ile tüm geçmişi ve geleceği bilmekteydi ve bu son buyruğunda kıyamet gününe kadar evlatlarının olacağını bildirmiştir.

İkincisi; bu selam Hz. Zehra'nın bütün evlatlarının hatta anne tarafından o hazrete yetişen tüm evlatlarının üzerine büyük bir sorumluluk bırakmaktadır.  O sorumluluk şudur; hakkı zayi edilmiş annelerinin hakkını korumalıdırlar, annelerinin o gece yarısı defnini ve gizli kabrini unutmamalıdırlar ve o hazretin şahadet yıldönümünde dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar matem merasimleri düzenleyip, annelerinin selamının cevabını vermelidirler.

"İnna lillahi ve inna ileyhi raciûn. /Biz Allah'a âidiz ve elbette O'na döneceğiz."

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler