16 Haziran 2019 Pazar Saat:
20:14

Hz. Fatıma’yı (sa) Tanımak

09-02-2019 17:13


 

 

 

 

 

 

 

 

Hz. Fatıma’ya (sa) ümmetin vefasızlığı ve reva görülen eziyetten dolayı mübarek ruhunu Rabbine teslim ederken kırgın olarak bu dünyadan ayrılmıştır. Bunun için kendi cenazesini  gece yıkaması, gusül etmesi ve kefenleyip gizli defnetmesi için İmam Ali’ye (as) vasiyet etmiştir.

 

Hz. Fatıma’nın (sa) hem ölümü, hem kabri şerifi gizli tutulmuştur, halada gizlidir. Neden..!!?

 

Hz. Fatıma (sa) aziz babası Hz. Resulüllah’ın (saa) vefatından sonra bir rivayete göre 75, diğer bir rivayete göre ise 95 gün yaşamıştır. Ömür boyu bir hanımın görmediği ve çekmediği tüm acı ve ıztırapları ümmet Hz. Fatıma’ya (sa) bu kısa sürede reva görmüştür. Oysa Hz. Fatıma (sa) daha 18 yaşındaydı.

 

Hz. Resulüllah (saa) ümmetine iki paha biçilmez emanet bırakmaş mıydı?

 

‘’Ben aranızda iki ağır emanet bırakıyorum, Allah’ın Kitabı (Kur’an) ve İtret (Ehlibeyt) imdir’’ diye buyurmamış mıydı?

 

Bu emanetin içinde Fatıma (sa) isminde şahsiyetli bir hanım yok muydu? Resulullah’ın (saa), ‘’Gözümün nuru, kalbimin meyvesi, bedenimin parçası ve babasının annesi dediği Fatıma, ümmetine emanetiydi, ne oldu da ümmet bu emanete sahip çıkamadığı gibi, Resulüllah’ın (saa) vefatından sonra en acı vefasızlığı göstererek verdikleri eziyetle O’nu derinden incittiler.

 

Hz. Fatıma’nın (sa) cenaze işlemleri ümmetin vefasızlığından dolayı, İmam Ali’nin (as) ailesi ve sahabeden birkaç kişinin katılımıyla gecenin karanlığında cenaze namazını kılarak sessizce defnetmiştir. Hz. Fatıma (sa) kendi ölümünde bu ümmetin cenazesi üzerine gelmesine razı olmamıştır. Ümmet için bundan daha acı bir durum olabilir mi?  

 

Hz. Fatıma (sa) masum(e)dir, Kur’an ve hadis literetüründe eşsiz bir makamla müjdelenmiştir. Hz. Resulüllah’ın (saa) Hz. Fatıma (sa) hakkında buyurduğu bu letafetli sözleri her akıl sahibi bir insan için yeterlidir.

 

Hz. Resulüllah (saa) şöyle buyuror:

 

‘’Fatıma (sa) bedenimin bir parçasıdır. Onu rahatsız eden beni rahatsız etmiştir, Onu sevindiren beni sevindirmiştir. Kıyamet günü her kesin soyu kesilir, yanlız benim soyum hariç, benim soyum O’ndan (Fatıma’dan) devam eder.’’

 

‘’Fatıma’yı (sa) inciten herşey beni incitir, O’nu gazaplandıran herşey beni gazaplandırır, O benim bedenimin bir parçasıdır.

 

‘’Fatıma’nın rızası, Allah’ın rızası, gazabı ise Allah’ın gazabıdır.’’

 

‘’O (Fatıma) her iki dünyanın hanım efendisi ve İmran kızı Meryem gibidir. O (Fatıma) kıyamet günü mahşer alanından geçerken arşın derinliklerinden munadi nida eder: “Ey mahşer ehli gözlerinizi kapatın Muhammed (saa) kızı Fatıma mahşerden geçmektedir.’’

 

Özellikle burda belirtilen ‘’İmran kızı Meryem gibidir’’ sözün anlamı şudur. Allah, Hz. Meryem’in eksiksiz ve doğru bir eğitim alması için masum Peygamber Hz. Zekeriya’yı öğretmen ve temiz bir mekânda terbiye edilmesi için ise Mescid-i Aksa’yı seçti.

 

Allah, Hz. Fatıma’nın (sa) nütfesinin temiz oluşması için Hz. Resulüllah’ı (saa) Mirac’a götürdüğünde cennette elma yedirmiştir. Dünyada bütün maddi evrelerden uzaklaşması için ise Hira dağında kırk gün ibadete çekilmesini istemiştir. Cennetten gelen yemeklerle besleyip Hz. Fatıma’nın (sa) nütfesinin oluşmasını sağlamıştır.

 

Beni İsrail ‘’Yahudi hahamları, Mescidi Aksa da Hz. Meryem’i kendilerinin terbiye edeceklerini söyleyip bunu yapmak için çok uğraş verselerde, Hz. Zekariyya Hz. Meryem’i kendisinin eğitip terbiye edeceğini israrla vurgulamıştır. Çünkü Allah, Hz. İsa’nın (as) annesi Hz. Meryem’i masum Peygamber eliyle eksiksiz terbiye edilmesini irade ederek öyle olmasınıda sağlamıştır. Hz. Fatıma’yı (sa) ise Vahyin evinde, Kur’anın bağrında ve Hz. Resulüllah’ın (saa) Nubüvvet terbiyesiyle eğitmiş ve insani kamil olarak yetiştirmiştir..

 

Hz. Fatıma (sa) Nubüvvet ile İmamet makamının arasında ki tek bağdır. Eğer Hz. Fatıma (sa) yaratılmasaydı veya bu makama sahip olmasaydı, Nubüvvet ile İmamet arasında birleştirici ve tamamlayıcı bir bağ asla oluşmayacak ve Nubüvvet’ten sonra İmamet (Velayet) tecelli etmeyecekti.

 

Hz. Fatıma’nın (sa) hayatında verdiği en büyük mücadele, siyasi mücadeleydi, Risalet ve Velayet makamını korumak ve savunmak için hiç bir fedakârlıktan kaçınmadı. Hz. Resulüllah (saa) döneminde Nubüvvet ve Risalet makamına ve tesis ettiği İslama, gerek kâfir ve müşrikler ve gerekse iç münafıklar tarafından vurulmak istenen bütün darbelere karşı Vahyin ve İslamın savunucusu olmuştur.

 

Özellikle Hz. Resulüllah’ın (saa) vefatından sonra Velayet ve İmameti koruma adına İmam Ali’ye (sa) destek olmuş ve gaspedilen velayet ve İmamet makamını canı pahasına savunmuştur.

 

Hz. Fatıma’nın (sa) siyasi mücadelesi hâkim otoriteye karşı o denli etkiliydi ki, tabiri caizse hâkim otoritenin elleri ellerine dolanmış ne yapacaklarını bilmiyorlardı, Hz. Fatıma’yı (sa) nasıl durduracaklarını bilemediklerinden dolayı sindirme hareketine başlamışlardı. Hz. Fatıma (sa) velayeti anlatıp kabul ettirme noktasın da toplumda o kadar etkili olmuştur ki, toplumun tabanında konuşmalar ve homurdanmalar baş göstermiş ve hakkın hak sahibine verilmesi hususunda tartışmalar ortaya çıktığını gören hâkim otorite, erkek ve kadın her kesimden Hz. Fatıma’ dan (sa) irtibatın kesilmesini sağlamış hatta Hz. Fatıma’ya (sa) selam vermesini bile yasaklamışlardı.

 

Bütün bunlara rağmen Hz. Fatıma (sa) mücadelesine devam ederek, İmam Ali’nin (as) mazlumiyetine ve velayetine kendini siper etmiştir. Velayet’in gelecekte güçlü birşekilde tesis edilmesi ve Oniki İmamın Velayetlerini ifa etmeleri için, Allah’ın emri ‘’Hak sahiplerinin hakkını ver’’ ayetinde buyuduğu gibi Fedek bahçesini Hz. Resulüllah (saa) Hz. Fatıma’ya (sa) vermiştir. Halife tarafından “Peygamberden miras kalmaz” teziyle Hz. Fatıma’nın (sa) elinden alındı. Fedek bahçesinin Hz. Fatıma’nın (sa) elinden alınışının felsefesi Velayeti ve İmameti ekonomik olarak zafıtlatıp yok etmekti. Hz. Fatıma’nın (sa) Fedek bahçesini geri almak istemesinin asıl sebebi Velayetin tesisisi içindir.

 

Hz. Fatıma’yı (sa) bu konjonktürde ele aldığımız zaman ümmet neden bu şahsiyetli hanımı tanıyamıyor, bugün ümmetten bir çok insana Hz. Fatıma (sa) kimdir diye sorulduğunda, bir kısmı Hz. Resulüllah’ın (saa) annesi, bir kısmı Hz. Ali’nin (as) annesi, bir kısmı öyle zannediyorum Peygamberimizin kızı ve çoğunluk ise kim olduğunu hiç tanımıyor, yarın bu ümmet kıyamet günü nasıl bu şahsiyetli banudan şefaat diliyecektir.

 

 

Hz. Fatıma’nın (sa) yediği darbelerden dolayı yakalandığı hastalığı esnasında, Medine kadınları Hz. Fatıma’nın (sa) evine gelerek bu yüce hanımın hatrını sorduklarında, onlara verdiği cevap aslında o günkü ve gelecekte İslam ümmetinin durumunu ortaya koymaktadır. Hadis geniş ve detaylı bir hadistir, ben bunları başlık halinde kısa olarak size sunmak istiyorum.

 

Kadınların ya Fatıma (sa) bugün nasılsın ve geceği nasıl sabahladın? Sorularına cevaben şöyle buyurdu:

 

*Allah’a and olsun ki sizin dünyanıza nefret ve erkeklerinize düşman olarak sabahladım, onlar gitmeden önce ahiretleri için öyle kötü ameller hazırlayıp gönderdiler ki, Allah’ın gazabına uğradılar ve Allah’ın azabından asla kurtulamayacaklardır.

 

*Sorumlulukları onların boyunlarına dolanmış halde ve günahın ağırlığı onların sırtlarını kamburlaştırdığı halde gördüm.

 

*Vay olsun onlara Risalet ve Nubüvvet önderinin eliyle yıkılmaz kaya gibi oluşturulan Velayet (Hilafet)’i nasıl da darmadağın ederek onu bir kenara attılar.

 

*Allah’a andolsun eğer insanlar birlikte Velayet’i (Hilafet), Resulüllah’ın (saa) öngördüğü şahsa verselerdi, sapkınlığa düşmezlerdi.

 

*Şimdi gelin onların nasıl bir boş ve heva ve hevese düştüklerini duyun, yaşayıp gördüğünüz her an için zaman ve şartlar önünüze yeni ve aklınıza gelmeyecek barikatlar ve belalar çıkaracağını bilmelisiniz.

 

*Onlar gerçek ve doğru önderleri bıraktılar ve sadece önde gittiğini söyleyenlerin arkasına takıldılar.

 

*Yazıklar olsun onlara! İnsanları hakka davet edenler mi Velayet (Hilafet) makamına layıktır,  yoksa hidayetten nasibini almamış insanlar mı? Hangisine itaat edilmelidir?

 

*Artık gidin kurduğunuz dünyanızda mutlu olun, yaptıklarınıza rıza gösterin ama ürettiğiniz fitnelerin ıstırabını çekmeye hazır olun.

 

Evet! Bindörtyüz yıldır müslümanların kendi elleriyle ürettikleri fitneler ümmeti ne duruma düşürmüştür, bunun kararını ve cevabını ümmetin kendisi vermelidir.

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !