22 Ağustos 2017 Salı Saat:
18:32
24-07-2017
  

Hz. Masume`den (s.a) Kerametler

Hz. Mehdi (a.s) Hz. Masume`nin (s.a) devamlı ziyaretçilerinden birisidir.

Facebook da Paylaş


 

Ehlader Araştırma Bölümü


İsmet ve taharet ailesinin âşıkları dünyanın dört bir yanından mukaddes Kum şehrine geliyorlar. Ehlibeyt (a.s) Hanedanının kerimesi olan Hz. Masume'nin (s.a) türbesine akın ediyorlar ve bu Al-i Muhammed'in (s.a.a) hareminde maddi ve manevi sorunlarını ve ihtiyaçlarını Hz. Masume'ye (s.a) sunuyorlar. Mahşer gününün şefaatçisi olarak, o büyük şahsiyeti Allah katında vesile kılarak sıkıntılarının giderilmesini ve isteklerinin yerine gelmesini, maddi ve manevi ihtiyaçlarının karşılanmasını yüce Allahtan diliyorlar. Böyle bir yüce makamda Allah'ı duaları çabuk kabul eden olarak görüyorlar.

Yüreği yanan şiilerden bazıları, sıkıntılarıyla bu safalı türbeye gelmişler ve yerine gelmiş hacetler, şifa bulmuş hastalar, verilmiş borçlar, açılan düğümlerle kendi şehir ve vatanlarına dönmüşlerdir. Bu ruhani yolculuğun tatlı ve unutulmaz hatıralarını kendi yüreklerinde gizli tutmuşlar ve hatta kendi yakınları olan çocuklarına bile anlatmamışlardır.

Bundan dolayı Hz. Masume'den (s.a) bizlere yürekten yüreğe ulaşmış olan ve kitapların sayfalarında gizli kalmış, kerametlerden çok az bir kısmıdır.

Annesine Kavuşan Oğul!

Hüccet'ül İslam ve'l Müslimin ibn-ur Rıza Hz. Masume'nin (s.a) türbesi hizmetçilerinden Keşfi'den naklediyor ki, savaş zamanı idi. Bir akşam Irak'lı esirlerden bir grubu Hz. Masume'nin (s.a) türbesine getirmişlerdi. Hz. Masume'nin (s.a) mezarının baş bölümüne demirlerden bir bölüm yapmışlardı ve esirleri buraya getiriyorlardı ki oradan ziyaret etsinler. Bir an esirler dışındaki ziyaretçilerden bir hanımın yüksek sesle çığlıklarını duyduk. Onun çığlıklarından hemen sonra da esirlerden bir genç feryat etti.

Sonradan belli oldu ki bu esir Irak'taki şiilerden birisidir ve askere gittiğinde Irak ordusu tarafından zorla savaşa gönderiliyor ve savaşta İran askerlerine esir düşüyor. Annesi de şii olduğundan Irak'tan ihraç ediliyor ve İran'a geliyor ve Kum şehrine yerleşiyor ve tamamıyla çocuğunun durumundan habersiz kalıyor. Bu anne her akşam Hz. Masume'nin türbesine geliyor ve Hz. Masume'ye (s.a) ‘Bibi can! Ben senden oğlumu istiyorum' diyerek ağlıyor.

O akşamda her akşam olduğu gibi ziyarete gelmiş ve oğlu için dua etmişti. Hz. Masume'den (s.a) yardım istemişti. O anda oğlunu esirlerin içerisinde görüyor ve istek dışı feryat ediyor. Oğlu da annesini görünce feryat ediyor. Hz. Masume'nin (s.a) bu inayetiyle annesi yıllar sonra oğluna kavuşuyor. Bu olaydan sonra birleşmiş milletler tarafından olaya el atılıyor ve kadının oğlu özgür bırakılıp annesine kavuşturuluyor.

Kerim'den Kerime'ye

Hüccet'ül İslam ve'l Müslümin Kazi Zahidi şahit, yirmi yıl önce Hz. Masume'den görülmüş olan bir kerameti şu şekilde anlatıyor: Bundan yirmi yıl önce idi, Hz. Masume'nin (s.a) türbesinde Tevessül duası vardı ve bende bu duaya katılmıştım. Duanın ortasında bir müddet elektrik gitti ve türbe karanlık olmuştu. Elektrik gelip etraf aydınlandığında insanların türbede şah Abbas'ın mezarının olduğu noktaya doğru yöneldiklerini gördüm. Bende o tarafa doğru yöneldim. On yedi – on sekiz yaşlarında bir kız çocuğunun etrafında toplanmışlardı. Belli oldu ki bu kız çocuğu geçirmiş olduğu bir hastalıktan dolayı on yıldır konuşamamaktaydı. Onu şifa bulsun diye Mukaddes Meşhet şehrine götürmüşler ve orada İmam Rıza'ya (s.a) tevessül etmişlerdi. İmam Rıza (a.s) rüya âleminde bunlara Kum şehrine gitmelerini söylüyor. Onlarda Kum şehrine geliyorlar ve Hz. Masume'nin inayetiyle dili çözülüyor ve şifa buluyor.

Hanım! İnayet et!

Seyit Ebulfezl Rezevizade kendi hizmetçisinin arkadaşından şöyle naklediyor: Ayetullah Mer'eşi Necef'i Kum şehrine ilk geldikleri dönemde kızına elçilerin çok gelmesi ve çeyiz hazırlayacak gücü olmadığından dolayı çok tedirgin idi. Bir gün Hz. Masume'nin (s.a) hareminde ona tevessül ederek şöyle diyor: ‘Hanım! Bana inayette bulun!

 Bir gece rüyada Hz. Masume'nin (s.a) hizmetçilerinden birisini görüyor ve o hizmetçi ona şöyle diyor: ‘Hz. Masume'nin (s.a) seninle işi var.' Merhum Necefi'nin kendisi bu konuda şöyle diyor: Rüya âleminde hızlı bir şekilde türbeye koştum. Türbenin Atik kapısından içeriye girmek istediğimde iki hanımın orayı süpürdüklerini gördüm. Birisi daha önce de rüyada görmüş olduğum Hz. Zehra (s.a) idi ve diğer ise Hz. Masume (s.a) idi. Hz. Masume (s.a) bana buyurdu: ‘Ey şehab! Sen Necef'te olduğun zamanda Kum şehrinde olduğun zamanda hep bizim nazarımızda idin. Tedirgin olma. Merhum Necefi diyor: O günden itibaren benim geçimim her gün daha da güzelleşti.

İlmi konuların açıklayıcısı

Büyük Muhaddis Merhum Hacı şeyh Abbas Kummi kendi değerli kitabı ‘Fevaid'ur Razeviyye' kitabında üstatlarından Molla Sadra'nın özelliklerini anlatırken şöyle buyuruyor ‘Molla Sadra bazı sıkıntılarından dolayı kaldığı şiraz şehrinden, ilim ve iman merkezi olan Kum şehrine hicret etti ve Kehek adlı bölgeye yerleşti. Ne zaman ilmi bir konuda bir problem ile karşılaştığında Kehek'ten Kum şehrine Hz. Masume'yi (s.a) ziyarete gelirdi. O mutahhar türbede ilahi fuyuzattan nimetlenir ve ilmi sıkıntılarını orada giderirdi.

Cennet'te arzu edilen Kâbe

‘Envar'ul Muşe'şe'in' kitabının yazarı Seyit Abdurrahim adında birisinden şöyle naklediyor:‘Gördüm ki Kum şehrinin büyük mezarlığında kalabalık bir grup toplanmışlar. Ata binmiş olan büyük bir şahsiyet pazar tarafından dışarı çıktı. Rüyamda bir ses duydum ki ‘O Hz. Mehdi'dir (a.s)' diye bana seslendi. Hz. Mehdi (a.s) Hz. Masume'nin (s.a) türbesinin bahçesine kadar geldi. Attan inip türbeye girdi. Bende onu görebilme arzusuyla türbeye girdim. Türbede o saatte ondan başka hiçbir ziyaretçi yoktu. Mezarı şerifin baş tarafına geldi ve ziyaretle meşgul oldu. Ziyaretini tamamladıktan sonra oradan ayrıldı.'

Hz. Mehdi (a.s) Hz. Masume'nin (s.a) devamlı ziyaretçilerinden birisidir.

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler