29 Eylül 2020 Salı Saat:
15:50

Hz. Musa Hangi Firavun Döneminde Yaşamıştır?

04-04-2020 13:21


 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hz. Musa (a.s) döneminde boğulan firavunun kim olduğu hakkında meşhur görüş, bu firavunun II. Ramses olduğudur. Bizler ise şimdi Ehl-i Beyt'in sahih ve muteber hadislerine dayanarak farklı bir görüş ve yeni bir bakış açısı getireceğiz.

 

Allame Meclisî'nin (r.a) Hayatu’l-Kulub kitabındaki hadislerde Hz. Musa dönemiyle ilgili şu bilgiler yer almaktadır:

 

Hz. İbrahim (a.s) ile Hz. Musa (a.s) arasında 500 sene (5 asır) ve Hz. Musa ile Hz. Davud (a.s) arasında 500 sene vardır. İmamlarımızdan gelen muteber hadislerde de Hz. Musa'nın (a.s) vasisi Yuşa b. Nûn (a.s) ile Hz. Davud arasında 400 senelik bir fasıla vardır ki, bu arada on bir başka vasi gelip geçmiştir ve onların sonuncusu Hz. Tâlût'u (a.s) kral olarak atayan Hz. Şemuyel (Samuel)’dir. Güvenilir muhaddislerden Ali ibn-i İbrahim’in (r.a) nakline göre Hz. Davud ile Hz. İsa (a.s) arasında ise 1100 sene (11 asır) vardır. Bu tarihsel verilere de tıpatıp uygundur. Zira Hz. Davud’un (a.s) yaklaşık M. Ö. 1010 senelerinde hükümete geçtiği bilinmektedir. Üstelik Yahudi tarihindeki hesaba göre M. Ö. 962 senesinde ilk olarak inşa edilen Hz. Süleyman'ın mabedinin Mısır'dan çıkışın 480. yılında inşa edildiği kayda değerdir.

 

Hz. Musa (a.s) Mısır'daki döneminin bir mi, iki mi, yoksa bir kaç firavun mu bulunduğu yine tartışmalıdır. Zira Firavunlar aynı sultan ve padişah gibi bir unvan olmakla beraber; Antik Mısır'da hükümdarlara verilen bir isimdir. Ancak biz delilli olarak bir kaç firavunun mevcudiyetini savunuyoruz. Zira muteber rivayette kâhinler Firavuna Hz. Musa doğmadan kehanetlerinde “senin sonun onun eliyle olacak” değil “dininin ve toplumunun helâki onun eliyle olacak” demişlerdir. Bu Hz. Musa döneminde yaşayan firavunun sadece bir kişiden ibaret olmadığını gösterir. Bu firavunlar Mısır'daki kırk yıllık peygamberliği sırasında III. Tuthmosis (M. Ö. 1496-1442), ondan evvel ise II. Tuthmosis (M. Ö. 1509-1496), I. Tuthmosis (M. Ö. 1521-1509) ve I. Amenhotep (M. Ö. 1542-1521) kişileridir.

 

Bu firavunlar arasındaki son üç kişi dede, oğul ve torun münasebetine sahiptir. İlki ise bir çocuk geride bırakmamıştır. Ehl-i Beyt'in (a.s) muteber hadislerinden gördüğümüz kadarıyla Tevrat'taki bilginin aksine Hz. Musa'nın doğumundan sonra onu sarayına alan firavunun bu sırada bir çocuğu yoktur. Tevrat'ta ise Sami kız adlarından birine sahip Bityah adında bir kızı vardır ki, böyle demelerinin sebebi büyük ihtimalle Yahudi bilginlerinin benzer bir addaki bir kıza sahip olan Ramses’le Amenhotep’i karıştırmaları ve tarihi farkında olmadan çarpıtmış olmalarıdır. Tahriften uzak olan Kur'an-ı Kerim'de ise Firavunun eşinden bahsedilir, fakat kızından bahsedilmez.

 

Mısırlı tarihçilere göre, Hz. Asiye’nin tarihi kişiliği İsisnofret'tir. Ancak Asiye bint-i Mezahim adında bu adın ikinci terkibi yoktur. Isisnofret’in Mısırca adı Âset Neferet olarak bilinir. Ancak biz Hz. Asiye'yi, hakkında çok az şey bilinen, firavun ikinci Tuthmosis'in eşi ve oğlu Tuthmosis III. döneminde kraliyet hanımı lakabını ihtiram olarak koruyan İset (Aset) veya Yunanca ismiyle kraliçe İsis olarak görüyoruz.

 

İset kelimesi Mısırca “taht” demektir ve ayrıca eski Mısır tanrıçalarından birinin ismidir. Ancak eski Mısırlılar böyle isimleri çocuklarına da kelimenin manasına teveccühle koyarlardı. Bize göre Kur'an'da “imraetu fir'avn” (Firavunun eşi) geçmesinin sebebi, oğlu döneminde bu lakabı korumuş olması ve Hz. Musa (a.s) dönemindeki diğer firavunlardan ikisinin eşi olmasıdır ki, bunlardan ikincisi olan Tuthmosis II tarihte sabittir.

 

İlk firavun birinci Amenhotep'in ise ilk eşinin ölümünden sonra evlenmediği düşünülmektedir ki, büyük ihtimalle bu da, İset'in o dönemdeki hayatı ile ilgili bir bilginin elimize ulaşmamış olmasındandır. Nitekim bazı Mısır bilimcileri bu varsayıma kuşkuyla yaklaşmaktadır. Kaynaklardan delilimiz Hayatu’l-Kulub'daki Hz. Asiye'nin şehadeti ile ilgili detaylı bilgi veren ve olayı anlatan muteber hadislerde, onun kendisini şehit eden firavunun eşi olduğunun veya ona koca olarak hitap ettiğinin belirtilmemesidir. Dolayısıyla öyle bir algı yanlış bir algıdır. İset’in oğlu Tuthmosis III döneminde öldüğü bilinmektedir.

 

Yine Firavunun veziri Haman'ın ise Amunuser olduğunu düşünüyoruz. Zira bu vezir Tuthmosis'in hâkimiyetinin beşinci senesinde vezir olarak atanmış ve Hz. Musa dönemine kadar vezirliğini korumuştur. Bu vezir Amenhotep'in onuncu senesinde doğduğuna göre Hz. Musa'dan üç yaş küçüktür ve Hz. Musa elçiliğe atandığında kendisi 50 yaşındadır. Hayatı ise M. Ö. 1532- M. Ö. 1467/1466 seneleri arasındadır. Bu konu ile ilgili Firavun ordusunu seferber edince artık rivayetlerde Haman'dan haber olmaması dikkat çekicidir. Yani Haman Hz. Musa'nın Mısır'daki peygamberliğinin on beşinci yılında ölmüştür. Firavunun inşaat işçilerini çalıştırdığı için kendisine bu görevi eski firavunlardan Keops döneminde üstlenen meslektaşı vezir Hemiunu’ya atfen Haman lakabı verilmiş olması ihtimal dâhilindedir. Yani bu lakap Mısır’ın Kıptî krallarına verilen firavun lakabındaki gibi vezirlik ve inşaat müdürlüğünü bir arada gören kimselere Kur'an tarafından verilmiş bir lakap olabilir. Ancak kendi adında da Haman adına benzerlik söz konusudur.

 

Sihirbazların Hz. Musa’ya (a.s) karşı mücadele edip sonunda ona iman ettikleri ziynet günü ise büyük ihtimalle Sed bayramıdır. Bu bayram eski Mısır’da Firavunun hâkimiyetinin sürmesinin simgesi olarak kutlanıyordu. Sihirbazların Hz. Musa ile mücadelede kazanacaklarına dair Firavunun izzetine yemin etmeleri bu bayramda Firavunun özel bir rolü olduğunu göstermektedir.

 

Hz. Musa'nın dokuz mucizesi ve Mısırlıların yaşadıkları doğal afetlerle ilgili Ipuwer papirüsünü delil göstermek yeterli olacaktır diye düşünüyoruz. Eğer faraza bu papirüs Hz. Musa'nın yaşadığı zamana ait olmasa bile, onda anlatılan olayların Kur'an ve Tevrat'ın anlatımına uygun olarak Mısır’da gerçekleştiğine dair bir belge konumundadır. Benzeri olayların bir kaç sefer yaşanması mümkün olsa da, kutsal metinlerle orada yazanlar arasında dikkat çekici bir benzerlik söz konusudur.

 

İmam Zeynelabidin'in (a.s) Peygamberimiz Efendimize (s.a.a) dayandırdığı uzun ve sahih bir rivayete göre Hz. Musa'nın nesebi kendi dilinden nakledildiği şekilde Musa bin İmran bin Kâhis bin Lâvi bin Yakup'tur. Bu Tevrat'a da uygundur. Oysa tarihçi ve müfessirler İmran'ı Kahis oğlu Yishar’ın oğlu olarak bilirler. Ancak Yishar gerçekte Hz. Musa’nın amcası, İmran'ın kardeşi ve Karun'un babasıdır.

 

Hz. Musa (a.s) hadise göre Mısır'a resul olarak döndüğünde 50 küsür yaşlarında idi. Bu Amenhotep döneminde çocukluğunu geçirdiğine delalet eden hadislere bakılırsa tarihe daha uygundur. Ama Tevrat'taki 40 yaş bu farza uygun değildir. Dolayısıyla 50 ve bir kaç yaş dersek, şu sonuç çıkar:

 

* M. Ö. 1535

Hz. Musa'nın doğumu

* M. Ö. 1492

Hz. Musa'nın Mısır'dan Medyen'e gitmesi

* M. Ö. 1482

Hz. Musa'nın Mısır’da risaletinin başlangıcı

* M. Ö. 1442

Tuthmosis'in boğulması ve Ben-i İsrail'in Mısır’dan çıkışı

* M. Ö. 1409

Hz. Musa’nın (a.s) vefatı (hadislere göre 126 senelik ömürden sonra)

 

Hadise göre Firavunun boğulması Rebiülevvel ayında ve Çarşamba günü gerçekleşmiştir. Tuthmosis'in gömülmesi 11 Mart günüdür. Dolayısıyla Firavunun boğulması M. Ö. 1442 senesinin Ocak’ın sonu ile  Şubat ayının sonu arasında gerçekleşmiştir. Zira bu dönem Rebiülevvel ayına denk gelmektedir.

 

 

 

 

 

Makale aşağıdaki kaynaklardan uyarlanmıştır

[1] Hayat ul-Kulub Allame Meclisi 13. Bap

[2] Kur'an-ı Kerim

[3] Wikipedia (Almanca)

[4] Takvim çevirici, Calendar Converter:

http://reptile.fisek.com.tr/t.htm

[5] Bithiah. (n.d.). Hitchcock's Bible Names Dictionary. Retrieved January 28, 2008, from Dictionary.com website: 

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
  • Ali Rıza Akbulut   24-06-2020 20:44

    Nur us-Sekaleyn c.1 s. 253'te Ali ibn-i İbrahim'in Hz. İsa ile Davud arasında 1100 sene ve Hz. Musa ile Davud arasında 500 sene fasıla bulunduğu geçer. Hz. Yuşa'nın on bir vasisi olduğunu diyen rivayetlere göre Yuşa ile Davud arasında 400 sene vardır. Bunları yaklaşık rakam olarak görmek gerekir. Sonuç olarak Hz. Musa M. Ö. 16. asırda doğmuş olmalıdır. Hz. Davud'un M.Ö. 11. asrın sonlarında hükümete geçtiğini biliyoruz. Hadislerle uyuşan birinci husus bu. Sonuçta kaynak ve mesnet olmadıktan sonra herkes dilediği görüşü ortaya atabilir. Bu yüzden ben Ehl-i Beyt kaynaklarıyla karşılaştırarak tarihe baktım, bu konuyla ilgili Hristiyan yazarların yazılarını inceledim ve böylelikle ilk adımı attım. Onlar da, boğulan Firavun'un Beni İsrail'in İbrani olarak Sami kavimlerden hizmet gören III. Tuthmosis olduğunu, İsrailoğullarının Mısır'dan çıkan Habiru'lardan olduğunu söylediler. Dediklerine göre, Hiksos döneminden kalma Habirulardan (İsrailoğulları dışındaki İbraniler veya köleler) bir kısmı konumlarını II. Ramses dönemine değin koruduğu için Tevrat'ı yazanlar bu ikisini karıştırmışlardır. Özellikle hadiste Hz. Musa zamanındaki Firavun'un bir çocuğu bulunmamasından hareketle, bu kralın kendisinden geriye evlat bırakmayan I. Amenhotep olduğu kanısına vardım. İkinci uygun tarafı bu. Hz. Asiye'yi kraliçe İset olarak, vezir Haman'ı ise Tuthmosis'in veziri Amenuser olarak gördüm. Muteber hadise göre Hz. Musa Mısır'dan çıkarken doksan yıldan fazla yaşamıştı. Bu da ikinci uygunluk. Çünkü aksi takdirde Amenhutep zamanına tarihlenmesi zor olurdu. bu vezirin hadislerde İsrailoğullarının Mısır'dan çıkışı bölümünde adı geçmiyordu. Demek ki çıkıştan önce ölmüş olması lazımdı. Tarihçiler Asiye'yi Aset Neferet olarak görüyordu. Dolayısıyla Asiye ya İsisnofret, ya da İset olacaktı. Başka uygun bir isme rastlanmıyor da ondan Ben de hadisleri İsisnofretten önceye rahatça uyarlayabildiğim için onun İset olduğunu belirttim.

  • atakan   14-06-2020 05:03

    kurandaki bir ayette , firavun , musa'nın tanrısına ulaşmak için çamuru pişirin ve bir kule yapın der. mısırda çamur ilk hanedanların döneminde yapı malzemesi olarak kullanılmıştır. daha geç dönemlerde kireçtaşı gibi kayaçlar kullanılır. bu da gösteriyor ki Hz musa ilk hanedan zamanlarında yaşamış , yani mö 5000-7000 arası .

  • Musa Kâzım Soylu   12-06-2020 18:42

    Hz.Musa en çok dev heykelin inşa edildiği Mısır'ın en zengin çağında Amenhotep 3 döneminde sarayda büyümüştür. Oğlu Akhenaton ile mücadele etmiştir. Son dönemdeki bilimsel araştırmalar bunu doğrulamaktadır.

  • Ahmet Azer   09-06-2020 17:42

    Güvenilir muhaddislerden Ali ibn-i İbrahim’in (r.a) nakline göre Hz. Davud ile Hz. İsa (a.s) arasında ise 1100 sene (11 asır) vardır. Bu tarihsel verilere de tıpatıp uygundur. Bu ifadenizi doğrulayan hiçbir kaynak bulamadım. Üstelik mevcut kaynaklarla çok çelişkili. Akhenaton için hükümdarlı süresi MÖ 1353/1351 ile 1336/1334 arası olarak görünmektedir. Üstelik Hz Musa ve Hz Davud için verdiğiniz tarihler de birbirine uymuyor. Arada geçen asırlar vasi sayıları olabilir mi.. Kaynakçayı paylaşabilir misiniz.

  • b haci   07-04-2020 10:08

    vay ali riza kardesim eline saglik, tarihi kaynak vererek bu calisman icin allah razi olsun, ehlibeyt as hadislerinden yola cikarak rüya ve hislerini ispatlama yerine hadislerden tarihi yorum cikarmak insallah batili shiilerin islama kattigi güzellik olacaktir