15 Kasım 2019 Cuma Saat:
18:30
26-08-2019
  

Hz. Peygamber'in Merhamet ve İbadeti

"Gecenin bir kısmında O'na secde et. Gecenin uzun bir kısmında da O'nu tesbih et." (İnsan/26)

Facebook da Paylaş

 

 

 

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

Merhameti

 

"Gerçekten size kendinizden bir Peygamber geldi ki: sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok zor gelir. Sizin üzerinize çok düşkündür. Mü'minlere çok şefkatli ve merhametlidir." (1)

Kesinlikle İslam'ın yüce makamlı Peygamberi (s.a.a.) bütün insanlara şefkatliymiş; ancak Kur'an'ın o hazretin Allah'ın düşmanlarına ve inatçılara doğru sert olmasına dair olan açık ayetlerini ve diğer taraftan ise Kur'an'ın kendisinde de din düşmanları ile sert davranma ve onları dost tutmama gerekliliğini belirten ayetleri gözönünde bulundurursak, görüldüğü kadar, Hz. Muhammed'in (s.a.a.) şefkat ve merhametinin bir kaç derecesi varmış. Bu şefkatin en yüksek derecesi mü'minler için ve mü'minlerin de arasında daha güçlü imanları olanlar ve iman dereceleri yüksek olanlar için daha çokmuş.

Aşağı düzeylerde ise O hazretin rahmeti bütün insanları kapsamaktadır; onlar da Allahın yaratığı oldukları için o hazretin sonsuz merhametinden faydalanırlar. Ancak Allah'ın düşmanları ve inat edenlerin konusu farklıdır. Onlar merhametli bakışı haketmediklerinden fazla hatta Allah'ın öfkesi ve gazabını da hakediyorlar ve Allah için öfkelenmek Hz. Muhammed'in (s.a.a.) sünneti olduğu için onlara doğru şefkatli değil öfkelidir.

 


İslam Peygamberi'nin (s.a.a.) çok muazzam merhametinin mü'minlere özgü olması:

Büyük tefsirci Allame Tabatabai şöyle diyor:

 

"Allah-u Teala sayın Peygamberi (s.a.a.) hakkında buyurdu: Mü'minlere şefkatli ve merhametlidir ve bu ayette kendisi o hazretin şefkat ve merhametini tasdik etmiştir. Böyle bir halde bu şefkatli ve merhametli Peygamber (s.a.a.) kendisi cennette iken onun nimetlerinden faydalanıp cennet bağlarında rahatça yürümesine ancak ona ve peygamberliğine inanan mü'minler ve onun faziletlerine aşık olanların bazılarının cehennemin dibinde zincirler içinde ve ateş içinde olmalarına nasıl razı olabilir? Halbuki onlar Allah'ın Rabb olduğuna, Allahın Resulu'nun (s.a.a.) peygamberliğine ve ona vahiy olan her şeyin hak olduğuna itiraf etmişler ancak suçları budur ki, cahillik onlara musallat olmuş, şeytanın eline düşmüş inat ve isyan etmeden bir sıra suçları işlemişlerdir." (2)

Allah'ın düşmanları ile inatçıların konusu farklıdır. Onlar merhametli bakışı haketmediklerinden fazla hatta Allah'ın öfkesi ve gazabını da hakediyorlar ve Allah için öfkelenmek Hz. Muhammed'in (s.a.a.) sünneti olduğu için onlara doğru şefkatli değil öfkelidir.

Peygamber'in (s.a.a.) kafirler ve inatçılara merhameti:

Beni Temim aşiretinin temsilcileri geldiği zaman bu iki kişi de onlarla birlikte Peygamber'in (s.a.a.) yanına geldiler. Peygamber (s.a.a.) onlara saygı duyup kendi himayeti altına aldı. Peygamber Efendimiz'in (s.a.a.) yanına gelenlerden bir aşiret de Ben-i Amir idi. Amir ibn-i Tufeyl ve Ümmi Lebid ibn-i Rabî'enin kardeşi Erbed ibn-i Kays da onların içindilerdi. Amir ibn-i Erbed dedi ki, ben onu (yani Hz. Muhammed'i) meşgul ederim ve dikkatini kendime çekerim, sen ise aniden kılıcınla ona saldır. Hz. Muhammedin (s.a.a.) yanına gelince Amir dedi: Ey Muhammed! Bana muhabbet ve dostluk et. Peygamber (s.a.a.) buyurdu: Allah'a ve onun Resulüne iman etmeyince bu olanaksızdır. (3)

 

İbadeti


Resulullah (s.a.a.) Hakk'ı mükemmelce tanıyan ve Allah'ın dergâhında gerçek bir kul gibi alnını toprağa koyan ilk kişidir. Kendisi şöyle buyurmuştur:
 

"Büyük Rabbime ikrar eden ilk bendim ve O'nun davetine cevap veren ilk kişi de bendim." (4)

Allah'ın karşısında kullarının en çok tevazu alameti olan namaz Resulullah'ın (s.a.a.) gözünün nuru idi. Kendisi şöyle buyurur: "Namaz benim gözümün nurudur." (5)

Allah'ın Resulü (s.a.a.) geceden sabaha kadar sürekli namaz ve gece ibadetine meşguldü ve bütün gece isitirahat etmezdi. İmam Sadık (a.s.) Peygamber'in (s.a.a.) bu yaşam tarzı hakkında şöyle buyurur:

Peygamber (s.a.a.) yatsı namazını kıldıktan sonra abdestlik suyu ve misvakı başının üstüne koyup üzerini kapatırdı. Biraz yatıp uyur sonra kalkardı. Misvak kullanıp abdest alırdı. Dört rek'at namaz kılıp yatardı. Yine kalkıp misvak kullanırdı ve abdest alırdı. Dört rek'at daha namaz kılardı. Bir daha yatıp ondan sonra vitr namazını kılardı. (6)

O değerli insan bu Kur'an-ı Kerim ayet-i  şerifini uygulardı: 

 

"Gecenin bir kısmında O'na secde et. Gecenin uzun bir kısmında da O'nu tesbih et." (İnsan/26)

Allah özel kullarından gecenin bir kısmını mâbuklarını tesbih etmelerini ve uzun geçen  gecenin diğer kısmını da alınlarını tevazu secdesine koyup kendi mâbudlarına ibadet etmelerini istiyor.

O hazret (s.a.a.) namazı öyle içtenlikle kılardı ki, bütün bağlantılardan kopardı ve tek teveccühü Allah'a doğru idi:

"Namaz vakti gelince o kadar Allah'a teveccüh ederdi ki, sanki o bizi tanımıyor ve biz de onu tanımıyorduk." (4)

 

Resulullah'ın (s.a.a.) namaz vaktinde halinin değişmesi onun Allah'ın karşısında kullluk ve tevâzu göstermesinin en yüksek seviyyede olduğunun alâmeti idi:

 

"Namaza durduğu zaman Hazreti Peygamber'in (saa) yüzü Allah korkusundan değişirdi." (7)

 

 


 

 

 

 

Kaynaklar
 

1- Tevbe Sûresi, Ayet 128

2- el-Mizan Tefsiri tercümesi, cilt 1, s. 270

3- A'lam ul-Vera tercümesi, 186 ve 1871-    Bihar ul-Envar, cilt 16, s. 12

4- Mehcet ul-Beyza, cilt 3, s. 68

5- Vesail uş-şia, cilt 3, s. 196

6- Mehcet ul-Beyza, cilt 1, s. 351

7- Mustedrek ul-Mesail, Mirza Hüseyin Nûri, Al-i Beyt Müessesesi, cilt 4, s. 93

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler
Flag Counter