20 Temmuz 2018 Cuma Saat:
00:21

İddiaya Cevap!

29-12-2014 13:05



Bir önceki makalenin devamı olarak "Şia’nın da sapıkları var" başlıklı yazıma devam etmek istediğim süreçte, makaleme  istinaden bir mektup aldım. Almış olduğum mektupta Kuran’ın tahrif olduğuna dair birkaç rivayet nakledilmiş ve özellikle günümüz asrına yakın âlimlerden örnekleme yapmışlardır. Şimdi o mektuptan birkaç örnek sunarak yazıma devam etmek istiyorum.



Tarafın iddiası:

Usulü Kâfi Yazarı Merhum Kuleyni kendi kitabında tahrif (eksiltme) yapıldığına dair rivayetler getirmiştir.

İkincisi İmam Humeyni (r.a) El-Kuran adlı eserinde Marifetullah babında şöyle diyor: İçerisinde ki ayetleri ile birlikte Kuranı Kerim zaman içerisinde birçok tahrif eylemlerinden geçerek ulaşmıştır.

Yine İmam Humeyni (r.a) Keşful Esrar eserinde buyuruyor ki: Sahabe için Kuran’dan ayet çıkarmak kolay olmuştur. Müslümanların Yahudilere ve Hıristiyanlara yönelttikleri tahrif suçlaması şüphesiz sahabe üzerinde de sabittir.

İbni Mesud dedi ki: Peygamber (s.a.a) zamanında şöyle okuyorduk: Ey Resul! Rabbinden sana indirileni Ali’nin müminlerin emiri olduğunu tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan O’nun elçiliğini yapmamış olursun. (Maide 67 Celalettin Suyuti Durul Mensur C.2 S.298)


Yukarıda naklettiğim hadisler ve alimlerin görüşleri bana gelen mektuptan alıntıdır. Şimdi iddia edilen görüş ve nakiller üzerinde biraz düşünelim.


Birinci iddiada merhum Kuleyni’nin kuranda tahrif olduğunu söylüyor. Sorum şu; kendiniz mi hadisi veya rivayeti okudunuz veya bir başkasından mı naklediyorsunuz? Neden adres belirtilmemiş. Eğer Kuleyni’nin kitabında hadis olsa bile bu hadisin sahihlik derecesini nasıl anladınız. Sizin ne Arapça bilginiz var ve ne de hadis ilmi veya diraye ilmi hakkında herhangi bir bilgiye sahip değilsiniz. Diğer bir açıdan eğer Kuran tahrif olursa bizler hadislerin doğruluğunu nasıl ispat edebiliriz. Hâlbuki Hz Ali (a.s ) buyurmuştur ki; Bizim sözlerimizi Kuran ile karşılaştırın eğer Kuran ile uyuşmuyorsa bırakın bir kenara.

Şimdi kuranın tahrif olduğunu savunursam hadislerin doğruluğunu nasıl ölçeceğim ve nasıl teşhis edeceğim. Diğer taraftan Hz Peygamber efendimiz (s.a.a) veda haccında bizlere iki ağır emanet olarak Kuran ve Ehlibeyt’i bırakmıştır. Acaba Hz. Peygamber efendimiz (s.a.a) bizlere tahrif olacak bir emanetimi bıraktı? Veya eğer halifeler döneminde farz edelim ki Kuran tahrif edildi. Peki, Hz Ali (a.s) beş yıllık halifelik döneminde acaba her türlü yanlışlığın önünü almayı kendisine farz bile Hz Ali, (a.s) Kuran noktasında müdahale de bulunmadı mı?

Gelelim İmam Humeyni’nin (r.a) sözlerine ki taraf iddiada bulunuyor. Dikkat edecek olur isek birinci nakilde İmam Humeyni (r.a) genel bir ifade kullanmıştır. Yani tahrif anlam bakımından ve lafız bakımından ikiye ayrılmıştır. Acaba İmam Humeyni’nin (r.a) tahriften kasıt (eksilteme ve çoğaltma) lafzı mıdır veya manevi olarak, anlam bakımından mıdır? Bunun izahını siz değerli okuyuculara bırakıyorum. Farz edelim İmam Humeyni’nin (r.a) görüşü lafız açısındandır. Peki, bunca İslam âlimlerinin kahır çoğunluğu hatta sadece Ehlibeyt mektebine mensup âlimler değil belki tüm mezhepleri içeren İslam âlimlerinin ortak görüşü mü akla daha yatkındır?

Gelelim İmam Humeyni’nin (r.a) Keşful esrar kitabındaki sahabe için Kuran’dan ayet çıkarmak kolay olmuştur sözüne; burada yine hatırlatmakta fayda var. Sizin iddianıza göre, sahabeler Hz Ali’nin halifelik döneminden önce bu işleri yani tahrifleri yapmışlardır, o zaman ki Hz Ali (a.s) halife olduğunda mutlaka bu tahrifin önünü alması gerekmez mi? Veya Ehlibeyt imamlarının kendileri yaşadıkları hayatları boyunca, neden Müslümanların ellerinde ki Kuran’ın farklı olduğunu daha açık ifadeler ile beyan etmemiş ve bu durum hakkında en azından özel öğrencileri vasıtasıyla ümmetlerini koruma altına almamışlardır?

Son olarak İbni Mesud’un naklettiği hadise gelince, hem akli olarak ve hem de nakli olarak böyle bir şeyin vuku bulması imkânsızdır. Zira İslam âlimlerinin ortak görüşünün yanı sıra eğer Hz. Ali’nin ismi ayette var idiyse Ehlibeyt imamları oniki kişiden oluşmaktadır. Peki, onların isimleri neden açıklanmamıştır. Hâlbuki Kuran’ı Kerimde Hz Ali (a.s) hakkında üçyüzden fazla ayet nazil olmuştur. Neden o ayetler için isim zikredilmemişte sadece tebliğ ayetinde Ali isminin değiştirildiği kanısına nerden vardınız? Kaldı ki vilayetin kendisinin bir imtihan vesilesi olduğu ve gerçek müminlerin onu derk edeceği ve tanıyacağı birçok rivayet ve hadislerde açıklanmıştır. Örneğin Hz Mehdi’nin(a.s) ismi zikir edilmeden de varlığı ve geleceği ve nasıl hükümet edeceği Kuran ayetleri doğrultusunda beyan edilmiştir. Fakat isim zikir edilmemiştir. Yani kısacası Hz Ali’nin (a.s) imametinin haklılığı için Kuran da isminin olması şart değildir. Eğer böyle bir şarta ihtiyaç yoksa biz cahil halimizle bunu derk edebiliyor isek, Allah Teâlâ münezzehtir, bizim düşüncelerimizden ki, nasıl imam göndereceğini ve açıklayacağını bizden iyi bilmektedir.

Sonuç olarak; İslam âlimlerinin kahır çoğunluğu ister Ehlibeyt mektebine mensup olsun ister diğer mezheplere mensup olsun hepsi Kuran’ı Kerim’in Allah tarafından Hz. Peygamber efendimize (s.a.a) gönderildiğini kabul etmektedir. Kuranı Kerim kendisi ayetinde “biz bu kitabı sana gönderdik ve biz bunu koruyacağız” vadini verdiği apaçık delil ve kanıtlarını ortaya sunmuştur.

Konuyu daha fazla uzatmadan Kuran’ın tahrif olmadığı akli ve nakli delil ve kanıtlar ile ispatlanmıştır. Bu konuyu bir daha ki makalemize bırakıyoruz.



Vesselam



 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
  • seyyid muhammed   25-02-2015 15:35

    bismihi teala.. yetersiz açıklama olmuş.

  • murteza goleli   30-12-2014 00:14

    bu yazinizi okuyan birisi imam humeyni ra nin gercekten kuran konusunda bu supheleri ortaya attigini dusunecektir,… keske imam ra nin sozlerini daha genis aciklasaydiniz, yada bu konuda makalesi olan musa aydin hocamizin makalesini genis bir sekilde buraya yerlestirseydiniz.. selam ve saygilarimla